Son Haberler
Anasayfa » Genel » 150 LİKLER HAİN DEĞİL KAMAL PAŞAYA MUHALEFET RİSKİ OLANLARDI..

150 LİKLER HAİN DEĞİL KAMAL PAŞAYA MUHALEFET RİSKİ OLANLARDI..

150 LİKLER HAİN DEĞİL KAMAL PAŞAYA MUHALEFET RİSKİ OLANLARDI..Lozan antlaşmasının hükümlerinden biride antlaşmayı kabul edenlerin bir genel af çıkartması yönündeydi.Ancak antlaşmayı kabul eden Ankara’nın bu affa şimdilik yanaşma derdi yoktu, çünkü içerdeki muhalifleri temizlemek amacını taşıyorlardı.İlk başlarda 600- 300 kişilik olarak çok önceleri hazırlanan hain listesi Lozan dayatması nedeniyle en az karla 150’ye indirilmiş ve bir af görüntüsü verilmeye çalışılmıştı.

Peki kimler bu listeden çıkarıldı da geriye sadece 150 kişi kalmıştı?

Rıza Nur hatıratında sadece adedi belirlediğini, isimlerin ise Mustafa Kemal tarafından kararlaştırıldığını söylemiştir.Bu durumun geçerliliği kanımca vardır çünkü, bu liste hain oldukları ispata gerek duyulmayanlardan arınmış bir liste görüntüsündeydi ve Mustafa Kemal’in asıl maksadına uyan bir listeydi.

Mustafa Kemal bu listeyle hem listeye alınmayan muhaliflerden hem de listeye alınan ilerde muhalif olabilecek kişilerden kurtulmuş olacaktı.Dolayısıyla bu son listenin büyük çoğunluğu ilerde muhalif olması düşünülen kişilerden müteşekkildi.Asıl amaç eskiden hainlik yapanlar ve mutlak cezası olacaklardan çok, ilerde muhalif olabilecekleri bertaraf etmekti.

Cumhuriyet tarihine “Yüzellilikler” diye geçen kişilerin listesine baktığımızda bunların Mustafa Kemal’in otoritesini beğenmeyen yada gelecekte ona muhalefet edebilecek kişiler olduğu hemen görülmektedir.

Atatürk’e muhalif olmak neden hainlik olarak algılandı?

Bu listenin hazırlanması konusu bir gizli oturumda tartışılırken Dahiliye Vekili Fethi Bey’in Hıyanet-i Vataniye de bulunan kişiler ile birlikte muhalif kişi ve gazeteleri de beraber anması sonucu huhalefette olmak vatan hainliği olarak algılanmış ve bugüne kadar da böyle devam etmiş oldu.

İzmir Çerkes Kongresi ile Çerkes Ethem ve avanesi ibareleri listede direk göze çarpan sınıflandırmalardı.

Ancak, 150’den fazla olduğu düşünülen kişileri nasıl bu listeye sığdırabilecekleri konusunda baya bir zorlanmışlardı.Kendilerinden geçmiş bir halde hazırladıkları liste 149’da kalmış (23 Nisan 1924), onanmak üzere önüne gelen listeye Mustafa Kemal ayak üstü köylü gazetesi sahibi Refet’i de katmış ve listeyi 1 Haziran 1924’te onamış oldu.

Sonra ki iş Ankara hükümeti’nin ordusundan bile faal olarak görev alan İstiklal Mahkemelerine kalmıştı.Listeye alınanlar direk tasfiye edilecek, listeye sokamadıkları ise 1925 yılında Lozan Antlaşmasının maddelerine aykırı olarak çalışmaya meydan verecek Tahrir-i Sükun kanunu ile İstiklal Mahkemelerinde cezaya çarptırılacaklardı.(Bunların çoğunluğu muhalif basın organlarından kişilerdi.)

Oysa bu listeler Lozan’dan çok önceleri hazırlanmaya başlamıştı. Bunlar içinde kimler yoktu ki? Sevr ve Mondros Antlaşmalarını imzalayanlar sanırım bu durumdan bihaberlerdi. Özellikle Rauf Orbay’ın sonu merak konusuydu?

Rauf Bey böyle bir listenin hazırlandığı haberi kendisine ulaşınca direk karşı çıkar.Zaten buna gerek kalmayacaktı çünkü öncede bahsettiğim gibi, hükümet için geçmişte kötülük yapanlar değil, gelecekte yapabilecekler önemliydi.

Listeye alınan bir Kürt’ün adı konusunda yaşanan tartışma çok ilginçtir ve Çerkes Ethem konusunda bizlere ipucu vermektedir. İsimler vekillere sunulurken Denizcilik Bakanı Kürt Hamdi’nin adı geçer. Listeyi okuyan Ferit Bey : “İsterseniz bu Kürt adını kaldıralım.Hamdi Paşa diyelim” der, ancak vekillerden “hayır, hayır” sesleri gelir.(Soysal İlhami-150 likler-sf.43)

Listeye Müslüman olmayan grupların,kişilerin girip giremeyeceği konusu bile tartışma konusu olur.Vekillerin Lozan’ı pek anlamadıkları buradan belli oluyordu.

Sonuçta 86’sı Çerkesler’den oluşan liste Mustafa Kemal’in onayıyla 7 Haziran 1924’te Resmi gazetede yayınlanır.

Google Aramaları

  • kamla pasaya

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*