Son Haberler
Anasayfa » Genel » Askeri Plan Nihayet Devrede

Askeri Plan Nihayet Devrede

Askeri Plan Nihayet DevredeM.kemal,9 Ocak 1920 tarihinde kolordulara yazdığı telgrafla askeri ve siyasi kararlarımızı bir kere daha vurgulamıştı.Aldığımız, karara göre İstanbul Hükümeti,bağımsızlığı ihlal eden bir barışı kabul eder ve ya işgale uğrarsa geçici bir hükümet kurulacak;M.Kemal başkomutanlığı alacakv e aynı zamanda Batı Cephesi Komutanlığını’da üslenecekti.Karagahı Afyon’da bulunacak,Ali Fuat Genelkurmay Başkanı olacak;ben de Doğu Bölgesini denizden,güneyden veya doğudan gelecek tehlikelere karşı koruyacak,yani Doğu Cephesi Komutanı olacaktım Plandan anlaışılcağı üzre mevcut kuvvetlerimiz iki eşit kısma ayrılcak,Batı’yı M.Kemal,Doğu’yu da ben yönetçektim.

İstiklal Savaşının kesin kararını tespit eden bu planın kolordulara açıklanışı ve onu takip eden haberler bizi çok sevindirdi.14 Ocak günü İstanbul’da Meclisi Mebusan açıldı.20 Ocak’ta da İsmet Bey’in Ankara’ya geldiğini,M.Kemal ile birlikte bana yazdıkları bir telgraftan öğrendim.Ben de bu haberlere sevindiğimi,Eğer İsmet Bey,Rauf Orbay Bey’de yerine geldyse daha fazla sevineceğimi bildirdim.M.Kemal bana İsmet Bey’in ‘en nazik ve önemli bir döneme girdiğimizi dikkate alarak bizi değerli mesasisinden den yararlandırmak ve bu dönemin inkişafına kadar Tmesili Heyetinde bulunmak üzre’’geldiğini haber verdi. –

Ne var ki bu sevincim çok üzün sürmedi.İki gün sonra M.Kemal’den gelen şifreli telgraftan,İnigilizlerin hükümete bir nota vererek Savaş Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nı istifaya mecbur ettiklerini ve ,İsmet Bey’in İstanbul’a dönmesini istediklerini,bunun üzerine İsmet Bey’in de döndüğünü öğrenerek üzüldüm.Dahası,İngilizlerin Temsil Heyeti’ne kadar diş geçirebildiklerinden dolayı da kendilerine üzüntülerimi bildirdim.Temsil Heyeti,demek hala İngilizlerin sözünü dinliyodu.

M.Kemal ise 6 Şubat 1920’de başlayan ve devam eden telgraflarda durumu peş peşe şöyle açıklıyordu: 2 – ‘’Diğer cephelerde bir şey yapmak imkanı yok.Elverişli olmayan barış şartlarına karşı silahla direniş imkanını gösteren tek cephe,Kafkas Cephesidir.Türkiye Kafkasya’dan Bolşevik istilasını kolaylayıp onunla hereket birliği yapmakla Batı’dan Doğu’ya doğru Anadolu,Suriye,Irak,İran ve Hindistan kıyılarını müthiş bir surette açmış olacaktır.Bu açık kapıları kapamak için İtilaf Kuvvetleri’nin taarruzu harekat stratejisini yapacak kuvvetleri süratle tedarik edemezler’’ diyor ve İtilaf Devletleri bir Kafkas Seddi yapmaya çalıştıkları söyledikten sonra bu plan başarılı olursa Türkiye için direniş imkanı esasından yıkılmış olur diye asıl tehlikeyi gösteriyordu.Şöyle yazıyordu:

‘’Eğer bu direniş yıkılırsa,siyasi varlıklarını tamamen kaybedebilecek olan Anadolu Türkleri,İtilaf Devletlerinin subayları yönetimde sömürge askerleri olarak ordular kurcak ve bu defa Bolşevik istilasının durdurulmasını temin için ter dökecekleridr.Bu halde İtilaf Devletlerine tam itaat sağlamak Türkler için kendini feda etmekten kurtulmak olmayacaktır.Dolayısıtla Kafkasya Seddinin yapılmasını,Türkiye’nin hazin mahvoluş projesi sayıp bu seddi,İitlaf Devletleri yaptığı için en son vasıtalara başvurmak ve bu uğurda her türlü tehlikelere göze aldırmak mecburiyetindeyiz’’

– Daha da önemlisi,M.Kemal İstanbul’da tereddüt içindeki hükümetin İtilaf devletlerine vakit kazandırdığını söylüyor,bunun için Doğu cephesinde resmi ve gayri resmi seferberlik yaparak kafkas seddini arkadan yıkmak amacıyhla yığınağa başlamak,yani Kafkas Hükümetleriyle ve özellikle Azerbeycan,Dağıştan gibi Müslüman hükümetleriyle hemen temasa geçerek İtilaf planına karşı karakrarını,durumlarını analmak gerektiğini söylüyor;Kafkas Milletleri bize set olmaya karar verdikleri halde,taarruz hareketimizi birleştirmek için Bolşeviklerle anlaşmak gerektği üzerinde duruyordu.

Bunun arkasında da İtilaf Devletlerine zaman kazandırmadan,bir an önce benim Doğu hareketine girişmemi istiyordu. Ne gariptir ki Erzurum’daki İngiliz Yarbayı Rawli,nson’da bu günlerde beni,hemem hemen aynı açıklamayı yaparak Kafkasya taarruzuna teşvik ediyordu.Ancak asıl maksadı,uzakta bulunan Bolşevik orduları gelmeden İngilizlerle takviye edilmiş bulunan Ermeni ve Gürcü ordularına bizi mağlup ettirmek ve böylece Doğu’yu kolayca işgal ederek,aynı zamanda İstabul’daki Meclisi Mebusanı ve ona dayanan hükümeti suçlu sayarak onlara karşı da istedğini yapmaktı.(Nitekim 16 Mart 1920’de masum oldukları halde dahi mecburen İtilaf’ın istediklerini yapmak zorunda kalacaklardı.) 3 – M.Kemal,bana harekete geçmek gerektiğini söylüyordu ama biliyordum ki,Şubay ve Mart ,Doğu’nun en dehşetli kar fırtınalarının hüküm sürdğü aylardı.Eksi 30 dereceye kadar inen dondurucu soğukların Enver’in Sarıkamış’taki ordusunu ve Murat Nehri kuzeyindeki kolordularını ne feci hale koyduğunun üzerinden çok vakit de geçmemişti.

Diğer önemli bir mesele de,bu kararın,Sivas’ta Temsil Heyeti ve komuatanların imzaladıkları kararlara hiç uymaması ve Meclis-i Mebusan’ın toplanalı sadece 19 gün olmasaydı.Yani İstanbul’da bir Meclis vardı.Meclis orada açıkken böyle bir kararı vermek ne kadar doğruydu?Biz ise Meclis kapatılıp hükümete el konursa geçici bir hükümet kurulmasını onaylamıştık. 14 Şubat’taki cevabımda,Temsil Heyeti’nin görüşlerini 4 madde halinde reddettim.Bu mevsimde harekatın yapılamayacağını,Bolşevikler Kafkaslar ve Azerbeycan’ı geçmeden girişilecek hareketin bizi zamanından önce İtilaf Devletleri’ne ezdirmek anlamına geleceğini ve sonuçta ülkeyi perişan edeceğini yazdım.Böyle bir harekete şimdi girişmenin bize zerre kadar karı olmayıp başarısız olursak yok olmamız kaçınılmazdır,dedim.

Bana göre olayların gelişmesini beklemek gerekirdi.Zaten Birinci Dünya Savaşı’nda Alman planına kapılarak, Enver ve arkadaşlarının eliyle zamansız ve şartlar olgunlaşmadan savaşa girmemiş miydik? Bunun zararını hala ödemiyor muyduk? – Arkasından şunları yazdım: ‘’22 Ocak’ta Temsil Heyeti düşüncelerime tamamen mutabık olduğunu bildirmişken,Kafkasya’da İtilaf Devletlerinin vehim ve şüpheyi gerektiren bir kudreti ve sevk edilmiş yani bir kıtası bile yokken,bu sefer bunun tersi bir teklif buyurmalarındaki sebep ve farkın nereden ilham alındığının aydınlatılması özellikle istirham ederim.’’

Ayrıca M.Kemal’e şunu da yazdım: ’Eğer bolşevizm amaç ve pratiğe dayalı vakitsiz en ufak bir harekete başlarsak,İstanbul’da planlı ve geniş tutuklamalar yapılarak hükümet tamamen İngiliz planını uygulamaya amade birçok hain ve casuslar şebekesinin yeni ikitidarına,yani Damat Ferit Paşa’ya teslim olunacaktır.’’
M.Kemal,cevabında Temsil Heyeti adına çok dikkatli davrandığını,güvenilir kaynaklardan alınan bilgilerin bile başka kaynaklardan doğrulanmadıkça kullanılmadığına inanılmasını rica etti. Nutuk’ta nedense bu önemli haberleşmelerinizden hiç söz edilmemiştir.

Nutuk’ta sayfa 247’deki İsmet bEy’in 3 Mart’ta verdiği bilgiler de gösteriyor ki, İngilizler bir taraftan Temsil Heyetini bir aracı marifetiyle Bolşeviklerle birleşmeye teşvik ederken,ki bunu M.Kemal’in Amasya toplantısı zamanında görmüştük,diğer taraftan da İstanbul’da bir komplo hazırlıyordu. Planları şuydu: Bizi Kafkaslarda harekete geçirmeye başarılırsa,kış ortasında başımıza gelecek belalar bir tarafta dursun,Damat Ferit Ferid’i iş başına getirerek bizim Bolşevik olduğumuzu ilan ettirecek,ardından da elyhimize fetva çıkartarak milli hareketimizi Bolşeviklik gibi göstereklerdi.Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olacaklar,hem halkı aleyhimize çevirecekler,hem de işgallerini istedikleri gibi yapacaklardı.

Bunları yazduktan bir ay sonta 16 Mart’ta İngilizler İstanbul’u işgal etmişlerdi ama işgalden sonra dahi M.Kemal hala bana Doğu taarruzunun uygulanmasının mümkün olup olmadığını sormaya devam ediyordu. Yine ‘’plan’’ımıza dönüyorum. Hatırlayalım.Planımız gereğince ne yapılacaktı?İstanbul Hükümeti felce uğrayıcında Anakara’da geçici bir hükümet tekili için Temsil Heyeti girişiminde bulunacak,M.Kemal Başkomutan ve Batı Cephesi Komutanı olarak Afyon’daki karargahına gidecek,kendisine plandaki kuvvetler ve yetki verilcekti. İşte gün o gündü.İngilizler İstanbul’a el koymuşlar,meclise girmişler ve hükümeti felç etmişlerdi.

Planı yürürlüğe koymanın tam zamanıydı.Şimdi değilse ne zaman harekete geçecekti? 16 Mart 1920 günü (işgalin olduğu günü) M.Kemal’e yazdığım cevapta İstanbul’daki durumun netleşmediğini,Bolşevik ordularının da Kafkas dağlarına gelmediğini,Bolşeviklerin Nisan’dan önce donanmalarını Volga Nehri’nden Hazar Denizi’ne indirmeyeceklerini ve Kafkasya’da bu tarihten önce harekata başlamayacaklarını söyledim.Bölgemde ve özellikle Sarıkamış çevresinde çok fazla kar olduğundan Nisan ortasından önce büyük bir harekatın yapılmasının çok zor olacağından söz ettim.Hazırlık yaparak beklmemiz gerekiyor,dedim.

Google Aramaları

  • rauf orbay yakın tarihimiz
  • rauf orbay fotoğraf arşivi
  • rauf orbay yakon tarihimiz
  • rauf orbayın hatıraları yakın tarihimiz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*