Son Haberler
Anasayfa » Atatürk milliyetçi miydi? » Atatürk İnkılapları “Kültür Emperyalizmi”dir.

Atatürk İnkılapları “Kültür Emperyalizmi”dir.

Atatürk İnkılapları “Kültür Emperyalizmi”dir.Nihat Atsız’ın ifadesiyle Millet ve vatan haini olmak için mutlaka askeri sırları çalarak para ile düşmana satmak icab etmez. Kendi milletinin düşmanlarına hayranlık beslemek, onların davasını gütmek, kendi kültür ve mazisini inkar etmek de hainliktir.

“Kültür Emperyalizmi, bir milletin kendi harsını,(kültürünü) kendi kültürünü başka milletler üzerinde denemesi, ve o milletin zihnini, beynini, duygularını, ahlâkını, yaşayışını iptal etmesi, kendine benzemez hâle getirmesi demektir. Bu emperyalizme mahkûm edilen millet, başka milletlerin değer hükümlerine, başka milletlerin ahlâk anlayışına, başka milletlerin dil zevkine, sanat zevkine kapılıp kendini köreltmiş olur.”

Kaynak; Ahmet Kabaklı, Kültür Emperyalizmi, Türk Edebiyatı Vakfı, İstanbul, s. 41.

Ve anlatır, Kültür Emperyalizmi’nin daha çok hangi yolları ve kafaları kullanarak bir milletin hafızasına yerleştiğini ve bir müddet sonra onu kemire kemire nasıl yokettiğini: “Askerî, siyasî, iktisâdî sömürgecilikten farklı olarak kültür emperyalizmi, dışarıdaki mütecaviz kuvvetlerin veya paranın, tekniğin zoruyla değil, doğruca o milletin kaderine hükmeden yabancı ruhlu, kaypak zihniyetli şahsiyetsiz liderlerin, idarecilerin, para şımarığı zenginlerin ve ana millete lâyık olmayan aydın!ların gönüllü gayretleri ile gelir.
Ahmet Kabaklı, Kültür Emperyalizmi, s. 23.

“Düşmanımı dost yaparak, onu yok ederim.” (A. Lincoln)

Bir Çin atasözünde, “Yüz savaş kazanmak hüner değil, asıl hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır” denir. (shf. 65)

Kaynak;Prof nevzat tarhan psikolık savaş gri propaganda timaş yayınları)

Millet ve vatan haini olmak için mutlaka askeri sırları çalarak para ile düşmana satmak icab etmez. Kendi milletinin düşmanlarına hayranlık beslemek, onların davasını gütmek, kendi kültür ve mazisini inkar etmek de hainliktir.
Kaynak; Nihal Atsız -Makaleler-Bütün Eserleri

“Emperyalizm, bir ülkeyi ele geçirmeden önce, orada yaşayan insanların ve kitlelerin kafalarını ve gönüllerini kazanmak ister. Güçlü ve sinsi bir propaganda ile o ülkenin sinemalarına, ekranlarına, plâklarına, kitabçı vitrinlerine sızar, milletin “millî ve mukaddes zevklerini” çökerterek kendisi gibi duymaya ve düşünmeye zorlar. Bu, o kadar ısrarla tekrarlanır ki, yavaş yavaş kitleler arasında «yabancılaşma belirtileri» ortaya çıkmaya başlar, sonra farklı «cepheler» teşekkül eder.”

Kaynak; Diyalektiğimi ve estetiğimiz Burak Yayınevi. İstanbul 1994, s. 193.

“Bir ülkeyi ele geçirmek zor değildir. O ülkede halkın güvendiği, sözüne inandığı, peşinden gittiği adamlar vardır. Askeri işgalin başladığı gün bunları garnizona toplarsınız, geri kalan halk yığınları posadır. O ülkeyi en az elli yıl istediğiniz gibi yönetirsiniz…” [Lord Cromer – Alıntı: “Bennett; Atatürk’e Nasıl Vize Verdim” – Nezih Uzel]

İslâm düşmanlığı, zulm, istibdât, hîle ve ihanet üzerine kurulmuş olan İngiliz İmperatorluğu, Kanada ve Avustralya ile Asyada (türkiye) ve Afrikada kırk memleketi kültür emperyalizmi ve kuvvet yolu ile işgâl ederek, ingiliz sömürgesi yapdı. İğrenç ingiliz politikası gereği olarak önce bu ülkelerin dilleri, dinleri, örf ve âdetleri tahrib edildi. Sonra da yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürüldü. Her türlü direnme kanlı bir şekilde basdırıldı. İslâm dînini öğreten bütün medrese ve mektebleri de kapatdılar. Halka doğru yolu gösterebilecek bütün âlimleri ve din adamlarını, hattâ talebeleri bile öldürdüler. Yeni nesillerin dinsiz yetişmesi için de İslâm dînini öğreten kitâbları imhâ etdiler. İngilizlerle yahudiler, yalanlarla, iftirâlarla ve para, mevki’ vaat ederek, müslüman evlatlarını aldatıp, Osmanlı İslâm devletini yıktılar. Gençler arasına dinsizlik (laiklik) modasını yaydılar.Kadınların, kızların açık (tesettürsüz) gezmelerine, fuhşa, içkiye, ahlâksızlığa, dinsizliğe, ilericilik dediler. İslâm âlimlerini, islâm bilgilerini yok ettiler.( islamın ögretilmesi yaşanılmasına verdiği zarar manasında) İngiliz câsûsları, masonlar din adamı şekline girerek, islâmın güzel ahlâkını, ibâdetleri bozdular. İslâmiyet gitti. Yalnız adı kaldı. İttihâdcılar (laikler ,kemalistler ) zamanında, kanûn yapanlar, beyler, pâşalar da, islâm düşmanı oldu. İslâmı yıkıcı kanûnlar çıkardılar. Dîne, îmana bağlılık, suç oldu. Bir çok müslümanı astılar, kestiler, Dînin emirlerini yaymaya, haramlardan sakınmaya bölücülük denildi. Emr-i mâruf yapanlara, yâni islâmiyeti doğru olarak söyleyenlere, yazanlara rejim düşmanı denildi. Elhamdülillah! misyonerlerin, bu hücûmları şimdi kalmadı. Azîz yurdumuzda, islâm güneşi yeniden parlıyor. Düşmanların yalanları, ihânetleri meydana çıktı. Hakîkî din bilgileri serbestçe yazılıyor. Şimdi her müslümanın bu hürriyete Şükretmesi, ecdadımızın, uğrunda canlarını feda ettikleri, mukaddes dînimizi, doğru olarak öğrenmeye çalışması lâzımdır. Evlatlarımıza, dînimizi öğretmezsek, islamiyete uymaya alıştırmazsak, pusuda bekliyen düşmanlar ve bunlara satılmış olan ahmaklar, tekrar hücûm ederek, yavrularımızı aldatacaklardır. Bütün Avrupa, Amerika milletleri, öldükten sonra, tekrar dirilmeye, Cennetin, Cehennemin var olduğuna inanıyor. Kiliseleri, havraları, her hafta dolup taşıyor. Mekteplerinde, din dersleri, mecbûrî okutuluyor. Avrupalılara, Amerikalılara, akıllı, ilerici, medenî diyerek, yalan, içki, kumar, fuhuş ve zinâ yapmakta, onları taklît etmekle öğünen kimse, (kemalist,laik) onlar gibi inanmayınca yalancı olmuyor mu?Biz müslümanlar, hıristiyanlara câhil, ahmak ve gerici diyoruz. Çünkü onlar, Îsâ aleyhisselâmda ve annesinde ülûhiyyet sıfatı bulunduğuna da inanıp, onu put yapmışlar. Ona tapınıyor. Müşrik oluyorlar. Dünya işlerinde, Muhammed aleyhisselâmın dinine uygun olarak çalışanları, Allahü teâlânın nîmetlerine kavuşarak, rahat ve huzur içinde yaşıyorlar ise de, bu yüce Peygambere ve dinine inanmadıkları için, Cehennemde sonsuz yanacaklardır.

Kaynak; Kıdemli Albay Hüseyin Hilmi Işık -Hakikat kitapevi

600.000 kelimelik veya sembollük “kültürel bir kafes” tarzında çepeçevre insanlığın etrafına örülen bu “kültürel ağ”ın iplikleri veya zincirleri, Batı’nın kendi kültür ve medeniyet köklerine göre yapılandırdığı tüm “modern bilim” dallarından tarihe, felsefeden teknolojiye, dinden mitolojiye, sanattan siyasete, ahlâktan eğlenceye, basından eğitime, tıbtan spora, artık aklınıza gelebilecek her sahada sımsıkı dokunarak, bu ZİHİN KONTROLCÜ VE YÖNLENDİRMECİLERİ tarafından üzerimize atılıyor.”

1920’li yıllarda “globalci-batıcılar” istediğini elde edemedi; tarih kitablarına “mandacılar” diye ayıblanarak yazıldı. İktidarı “ulusalcı-batıcılar” ele geçirdi. Peki ne değişti?.. Neticeye bakarsak: Hiç!.. İngilizler ve ABD eliyle Batılılaştırılacaktık; yeni “Türk” devletinin eliyle Batılılaştırıldık, paryalaştırıldık. “Giydiler çıkardıkları çizmeleri emperyalistlerin…” (S-M.-Aydınlık Savaşçıları)

Kemalizmi de, Özalizm, Tayyibizm (ve gülenizm) ve uzantılarını da sadece emperyalist plânlara uygulama alanı açan birer paravanadan ibaret görüyor ve “ulusalcı-küreselci” kutublaşmasının gerçekliğine inanmıyoruz.

İşin özü şu: Dün, Batılı emperyalistler kendi çıkarları doğrultusunda “ulus devlet” modelini dayattı; bugün, yine kendi çıkarları doğrultusunda onu tasfiye ediyor. Bu, onların “tavşana kaç, tazıya tut” politikasıdır. Bize gelince… Başyücelik modeli (türk-islam birliği) ve ümmet bütünlüğü idealinden başkasını tanımıyoruz, tanımayız!

Ve nihayet:

– “her şey

aydınlığa çıkmak için

her şey

MUTLAK BİR için”(S-M -Aydınlık Savaşçıları)

Google Aramaları

  • globalciler ile ulusalcular
  • atatürk inkılap karikatür
  • kültür emperyalizmi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*