Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları » Atatürk’ün Bursa Nutku’nun mahiyeti nedir?

Atatürk’ün Bursa Nutku’nun mahiyeti nedir?

Güya 1 Şubat 1933’te Bursa’da Ulu Cami’den çıkan cemaatin bir kısmı, İstanbul’da bazı camilerde Arapça ezan okunduğu halde Bursa’da neden okunmadığını valiye sormaya giderler. Emniyet Müdürü vs. paniğe kapılıp Ankara’ya, Ankara da o sırada İzmir’de bir yurt gezisinde bulunan Atatürk’e telgraf uçurup ‘Bursa’da irticaî kalkışma’nın başladığı mesajını verirler. Atatürk derhal Bursa’ya gelir. İncelemeleri sonucunda önemli bir mesele olmadığını anlar ve Anadolu Ajansı’na meselenin ‘din’ değil, ‘dil’ meselesi olduğunu belirtir.

Buraya kadar okuyup da, “Ee ne var bunda?” dediniz muhtemelen. Türkiye’de, ateş olmayan yerden duman çıkarmak hususunda emsalsiz yeteneğe sahip basın varken çok ekmek çıkar bundan.

Güya 6 Şubat gecesi Gazi, Bursa’da şimdi Atatürk Köşkü olarak bilinen binada bir konuşma yapar ve konuşmasında “Görevini yapmayan kolluk kuvvetleri karşısında Türk gençliğinin bizzat harekete geçmesi gerektiğini” ifade eder. Bu, devrimlerin bekçisi olan gençliği sokaklara dökülmeye, anarşiye, kanun ve nizam tanımazlığa çağıran kışkırtıcı bir konuşmadır.

1958’de “Ulus” gazetesinde çıktığından bu yana, tam yarım asırdır vardı-yoktu diye tartıştığımız bu sözde nutuk hakkındaki görüşüm şudur:

Atatürk’ün Bursa Nutku yoktur!

Kanıtlarımı metodolojik ve olgusal olmak üzere iki düzeyde ifade edeyim:

Metodolojik kanıtlar şunlar:

1) Nutuk, kalabalık bir topluluk önünde yapılan bir konuşmadır. Halbuki Bursa Nutku’nun 13-14 kişilik bir içki sofrasında söylendiği rivayet edilmektedir. Dolayısıyla bir kere bu bir ‘nutuk’ olamaz.

2) Atatürk gibi kanun ve hukuka son derece titizlenen bir devlet adamının gençliği sokağa dökecek ve polis, savcı, hakim vs. devlet görevlilerini dinlememeye sevk edecek bir konuşma yapması kendisiyle çelişmesi demektir. Nitekim Mahmut Goloğlu’nun dikkatimizi çektiği gibi 2,5 ay sonra meydana gelen Razgrad Olayı’nda (Bulgarlar Türk mezarlığına tecavüzde bulunmuşlardı) gençliği yatıştırıcı bir dille konuşan ve kanunlara uymaya çağıran da Atatürk’ten başkası değildi. Dolayısıyla kanunlara uyulması hususunda bu denli titiz birinin halkı sokağa dökecek Maovarî bir konuşma yapması mümkün değildir.
Olgusal açısından bakarsak Bursa Nutku’nun sahteliğini şu kanıtlardan anlayabiliriz:

1) Atatürk’ün bütün söz ve yazışmalarını toplayan resmi yayınlarda bu nutka yer verilmemiştir. Mesela “Söylev ve Demeçler”de yoktur.

2) Atatürk’ün yaptığı her konuşmanın kaydedildiği Nöbet Defteri’nde bu toplantının kaydı bulunmamaktadır.

3) Bursa Nutku bu kadar önemli bir konuşma idiyse neden o günlerde basına yansımamıştır da, ilk olarak söylendiğinden 14 yıl sonra, yazanın da pek emin olmadığı ve kimden duyduğunu belirtmediği bir kitapta karşımıza çıkmıştır?

4) Nutku aktaran Rıza Ruşen Yücer’i Atatürk’ün çevresinden kimse tanımamaktadır. Farz edelim ki, bir şekilde o grubun arasına katıldı gazetecimiz, notunu tuttu. Ancak bu nota çıkışta el konulur ve ertesi gün Atatürk’ün onayından geçerse kendisine iade edilirdi. Kaldı ki, Atatürk, içki sofrasında konuşulanlar orada kalacaktır emrini vermiştir. Bu yüzden de onun onaylamadığı sözler yok hükmünde sayılırdı. Onaylanmış olsaydı zaten birkaç gün içinde basına yansımış olurdu.

5) Nutkun gerçekliği hususunda en ciddi kanıtlardan biri, Atatürk’ün 2. yaveri Cevdet Tolgay’ın Aralık 1966’da Milliyet’te çıkan yazısıdır. Ancak bu yazıda önemli bir hata göze çarpmaktadır. Burada konuşmanın yapıldığı tarih, 6 Şubat akşamı olarak verilmektedir. Ancak Atatürk’ü Mudanya’dan İstanbul’a götüren Gülcemal vapurunun seyir defterinde o akşam 19.30’da hareket edildiği yazılıdır. Bursa-Mudanya arasının o tarihlerde 60-70 dakikada alındığı ve vapura binmeden önce selamlaşma vs. ile yarım saate yakın bir sürenin geçtiği hesaba katılırsa Atatürk’ün köşkten en erken 17.45-18.00 civarında ayrılması söz konusudur. Sofranın en az 1-1,5 saat açık kalması gerekir ki, bu durumda saat 16 civarında akşam yemeğine oturulduğu sonucu çıkar. Halbuki Atatürk’ün en yakınında bulunanlar, mesela Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Hikmet Bayur o saatlerde Atatürk’ün asla akşam yemeği yemediğini söylemişlerdir ki, bu durumda o sofranın da gerçek dışı olduğu sonucu çıkmaktadır.

Son sözü, Atatürkçülüğünden kuşku duyulmayacak bir isme, Falih Rıfkı Atay’ın 10 Nisan 1967 tarihli savcılık ifadesine bırakayım:

“Bursa Nutku diye Atatürk’ün söylediği bir nutuk yoktur… Bursa gazetecisinin yazdıkları kulak rivayetleridir. Atatürk son derece nizamcı ve devlet otoritecisi idi. Memlekette anarşi havası yaratmak kasdı vardır. Atatürk bu kasda alet edilmek istenmiştir.”

Mustafa ArmağanZaman (24 Ağustos 2008) (http://www.mustafaarmagan.com.tr)

Google Aramaları

  • BURSA NUTKU gerçek mi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*