Son Haberler
Anasayfa » .Atatürk bir diktatördü; » Atatürkün Din Eğitimini Yasaklayan Kanunu Tevhid-i Tedrisat ;

Atatürkün Din Eğitimini Yasaklayan Kanunu Tevhid-i Tedrisat ;

Atatürkün Din Eğitimini Yasaklayan Kanunu Tevhid-i Tedrisat ;1928-1950 yılları arasındaki eğitim kitaplarından Allah, …Kur’an ve Peygamber kelimeleri dâhi çıkarılmıştı!din eğitimi yasaklanmıştı ..

Başlangıçta isteğe bağlı bir ders haline getirilmiş olan din dersi; ortaokullarda 1930’da, öğretmen okullarında 1931’de, şehir ilkokullarında 1933’de, köy ilkokullarında 1939’da tamamen müfredettan çıkarıldı. Tüm bu gelişmeler sonucu 1939-1948 yılları arasında din derslerinin hiç yer almadığı bir örgün eğitim deneyimi yaşandı.

Kaynak; Zeynep Nevzatoğlu, Basında Din Eğitimi-Öğretimi Laiklik Tartışmaları (1945-1960), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2006]

Dini eğitimin önünü kapatan o meşhur kanun orjinal metniyle aşağıda verilmiştir.

TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU
Kanun Numarası : 430
Kabul Tarihi : 3/3/1340
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih: 6/3/1340 Sayı: 63
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 5 Sayfa: 322
Madde 1 – Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur.
Madde 2 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir.
Madde 3 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir.

Madde 4 – Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de aynı mektepler küşat edecektir.

Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisatı umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaai Milliyeye merbut olan askeri rüşti ve idadilerle Sıhhiye Vekaletine merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve heyeti talimiyeleri ile beraber Maarif Vekaletine raptolunmuştur. Mezkür rüşti ve idadilerde bulunan heyeti talimiyelerin ciheti irtibatları atiyen ait olduğu Vekaletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir.

(Ek: 22/4/1341 – 637/1 md.) Mektebi Harbiyeden menşe teşkil eden askeri liseler bütçe ve kadrolariyle Müdafaai Milliye Vekaletine devrolunmuştur.

Madde 6 – İşbu kanun tarihi neşrinden muteberdir.
Madde 7 – İşbu kanunun icrayı ahkamına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

430 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE;
Kanun No
Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler
Yürürlüğe giriş tarihi
637

29/4/1341

Günümüzdeki din özgürlüklerinin temeli 1950 tek parti iktidarı sonrası  Adnan Menderes partisi sağlamıştır vs. ..

1928-1950 yılları arasındaki eğitim kitaplarından Allah, …Kur’an ve Peygamber kelimeleri dâhi çıkarılmıştı!

din eğitimi yasaklanmıştı ..

Hatta 1939’da, “Allah, Muhammed ve Kur’an lafızlarının Türk Gençliği üzerinde menfi te’siri tespit edilmiştir!” denilerek Radyo’da telaffuzları bile yasaklandı, Tanrı, Yalvaç ve Kitap denildi.

Bu ülkede yüzlerce yıllık Alfabe’den Latin Alfabesi’ne geçiş dâhi, Kemalist Diktatörlük tarafından tartışmaya açılmamıştır!

Şimdi birisi çıkmış diyor ki; ”  M. Kemal omasaydı

Yahu hele sen, bırak 10-15 senelik tartışmayı, Lozan’daki rakı sofralarında İngilizler’in verdiği 10-15 sayfalık talimatnamelere uygun olarak, Türkiye’deki Diktatörler’in 10-15 dakikada kurdukları Öğütüm Sistemi’ni eleştir, sonra ne idüğüne, ne dediğine bakarız!…

Yoksa, ‘Atatürkçülük Diktatörlüğü’nü eleştirmeye kalibresi ve kalitesi yetmeyen bir kimsenin, sözlerine itibar edilmez. Fatih TEZCAN (Gazeteci-Yazar)

Allah denmesinin Kuran ve Ezan’ın yasaklanması

“M. Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede dinimizi yaşayabiliyoruz” diyenlere kapak olsun. (Kur’an okutmak bile yasaktı)

4 Ocak 1932 tarihinde yayınlanan bir talimatnamede; Harf Devrimi Kanunu’na aykırı olarak Arap harfleriyle eğitim yapmak için gizli veya aleni dershane açanların ve bu dershanelerde eğitim verenlerin, Türk Ceza Kanunu’nun 526’ıncı maddesi gereğince üç aya kadar hafif hapis veya 10 liradan 200 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiş.[1]

1 Kasım 1935 ve 30 Kasım 1936 tarihleri arasında çeşitli illerde 35 kişi gizli bir surette Arap harfleri ile tedrisat (öğretim) yapmak suçundan yakalanıp adliyeye sevk edilmişlerdir.[2]

1937 yılında Gaziantep’te 50 yaşlarındaki bir kadının kendi evinde gizlice eski usül Arap harfleri ile çocuk okuttuğu haber alınmış ve suçüstü (!) yakalanarak, aramada ele geçen kitaplarla birlikte mevcuden mahkemeye sevk edilmiştir.

Ele geçen ve M. Kemal’in döneminde “suç” teşkil eden kitaplar ve bazı eşyalar ise şunlardır:

3 adet Mevlüt, 5 Tebareke Cüz’ü, 25 Amme Cüz’ü*, 1 Kadesemiallah, 7 Kur’an-ı Kerim, 10 Elif Cüz’ü, 2 Minder, 1 sıra, 1 sopa.[3]

Benzer şekilde, Arapça namaz sûresi okutmak veya Arapça tedrisatta (öğretimde) bulunmak suçundan 1938 yılı içerisinde; Çankırı’da bir şahıs[4], Kastamonu’da bir kadın,[5] Isparta’da muhtelif şahıslar,[6] Bursa’da bir şahıs,[7] Rize’de,[8] Erzurum’da[9] ve Çorum’da[10] bazı şahıslar hakkında işlem yapılmıştır.

Amme Cüz’ü: Namaz Sureleri denilen kısa Sureleri içinde bulunduran Kur’an-ı Kerim’in son 20 sayfasına verilen isimdir

Kaynak; 1;Halim Alyot, Türkiye’de Zabıta, Tarihi Gelişim ve Bugünkü Durum, Kanaat Basımevi, Ankara, 1947, sayfa 937. 2; Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Ankara, Dosya. 13217–11, Kardeks 1964; Dâhiliye Vekâletinin (İçişleri Bakanlığının) Maarif Vekâletine (Eğitim Bakanlığına) yazdığı 12.1.1937 tarih ve 368 sayılı yazı.
3;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596; Gaziantep Valiliğinin Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) yazdığı 31.12.1937 tarih ve 1481 sayılı yazı.4;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 595; Çankırı Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) gönderilen 3.1.1938 tarih ve 21 sayılı yazı.5;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–5, Kardeks 597; Kastamonu Vali Vekili N. A. Keskin imzası ile Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) gönderilen 10.1.1938 tarih ve Em.1/37 sayılı yazı.6;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–8, Kardeks 906; Isparta Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) gönderilen 10.1.1938 tarih ve 26837/48 sayılı yazı.
7;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–12, Kardeks 287. Bursa Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) gönderilen 20.1.1938 tarih ve 175 sayılı yazı.8;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–13, Kardeks 3109; Rize Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine (İçişleri Bakanlığına) gönderilen 29.1.1938 tarih ve 1087 sayılı yazı.9;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–15, Kardeks 3118; Dâhiliye Vekâleti (İçişleri Bakanı) Şükrü Kaya imzasıyla Maarif Vekâletine (Eğitim Bakanlığına) gönderilen 21.2.1938 tarih ve 7872 sayılı yazı.10;Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–14, Kardeks 3119; Dâhiliye Vekâleti (İçişleri Bakanı) Şükrü Kaya imzasıyla Adliye ve Maarif Vekâletlerine (Adalet ve Eğitim Bakanlığına) gönderilen 25.2.1938 tarih ve 8778 sayılı yazı.

Arapça (kuran dersi) ders veren karı koca yakalandı.

Evlerini mektep haline getiren karı koca «Maksadımız yardımdı» diyor

-Ne münasebet efendim. Biz ders vermiyor, sadece yardım ediyorduk. Maksat ve gayemiz bildiğimizi bilmeyenlere öğretmek…
Emniyet Birinci Şube Müdürlüğü memurları, çocuklara Arap harfleriyle (kuran dersi) ders veren ve evlerini mektep haline getiren Zihni Uçaner adında biri ile karısı Münire Uçaneri suçüstü yakalamış ve son de- Devamı sa.7sü.2de
…12.12.1954, Milliyet –

Halkının % 95’i müslüman olan bir ülkede, İslâm dini tedrisatı ortadan kaldırılmış oluyordu.

İslâm medreselerinde, hikmet-i tabiiyye (evren bilimleri) adıyla fizik, kimya, biyoloji ve astronomi okutulduğu gibi; matematik de mantığın temeli olarak okutulurdu. Ayrıca kelâm ve fıkıh ilmi çerçevesinde hikmet-i şer’iyye adıyla da dinî emir ve yasakların sebepleri üzerinde durulurdu.

Medrese yanında modern tarzda İlâhiyat Fakültesi, 1900 senesinde Dârülfünûn’a (İstanbul Üniversitesi) bağlı olarak kuruldu. 4 yıllık bu fakültede tefsir, hadîs, hadîs usulü, fıkıh, fıkıh usulü, kelâm, İslâm tarihi okutulurdu. 1913’te ahlâk, tasav­vuf, dinler tarihi, Arap edebiyatı ve felsefe de ilâve edildi. 1924’te medreseler, 9 sene sonra da İlahiyat Fakültesi kapatıldı. Yerine talebesi olmayan İslâm Tetkikleri Enstitüsü kuruldu. Böylece ahalisinin % 95’i müslüman olan bir ülkede, İslâm dini tedrisatı ortadan kaldırılmış oluyordu.

Demokrasiye geçildikten sonra İnönü, dindarların (cenaze yıkayacak cami imamı kalmamıştı o derece yani)Demokrat Parti’ye rağbet etmesini önlemek maksadıyla devlet eliyle dinî tedrisata izin verdi. İmam-Hatib Mektebi yanında, 1949’da Ankara’da bir İlahiyat Fakültesi kuruldu. Hoca kadrosuna, eski ulemadan ziyade, dinî ve ilmî ciheti zayıf, fakat inkılâba sadakati müseccel (dinsiz) kimseler getirildi. Kur’an-ı kerim ve İslâm dini esasları, tefsir, ha­dîs, İslâm hukuku, kelâm ve mezhepler tarihi, tasavvuf tarihi, felsefe-mantık, İslâm felsefesi, dinler tarihi, İslâm tarihi, din psikolojisi, din sosyolojisi, İslâm sa­natları tarihi, Arapça, Farsça, klasik dinî Türkçe metinler, paleografi, pedagoji gibi bir ilahiyat fakültesi için elzem dersler konuldu. Tek Parti Hükümeti’nin arzusu da muhtemelen felsefe yardımıyla, dinî gelenek ve prensiplerin, yeniden dizaynı idi.

Demokrat Parti zamanında (1959), daha gelenekçi bir görüntü veren İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü kuruldu. Zamanla bunların sayısı arttı. 1980 ihtilâlinden sonra hepsi ilâhiyat fakültesine dönüştürüldü; 1971’de kurulan ve istikbal va’deden Erzurum İslâmî İlimler Fakültesi de kapatıldı. Şu anda bile Türkiye’de münhasıran İslâm dininin öğretildiği müstakil ve muhtar (otonom) maarif müesseseleri bulunmamaktadır. İmam-Hatibler teknik mektep olarak görülmekte; ilahiyatlar ise, üniversel teoloji tahsili vermektedir. İlahiyatlar, teoloji fakültesi hüviyetiyle var olmalı, bunun yanında Avrupa’nın ileri demokrasilerinde olduğu gibi, tamamen devletten müstakil dinî tahsil müesseseleri bulunmalıdır. Bunları dinî cemaatler kurup yürütebilir. Ama buna da resmî ideoloji ne der, bilinmez.Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
1923,1950 yılları arası ; mekteblerden Kur’ân-ı kerîm ve din dersleri kaldırıldı. Allahü teâlânın, sevgili Peygamberimizin ve islâm âlimlerinin isimleri söylenmez oldu. Hiçbir hocamız din bilgisi vermiyordu. Birkaç sene önce, berâber oruc tutduğumuz, namâz kıldığımız arkadaşlarım, öğretmenlerin ve gazetelerin iftirâlarına aldanarak, ibâdetden vazgeçdiler.

Bunlardan bir kısmı, isimlerini siper edinip, müslimân görünerek, fen (aydın , yazar , milletvekili, asker vs) adamı, kalem sâhibi ve din âlimi, hattâ müslimânların hâmîsi şekline girip, temiz gençlerin îmânlarını çalmaya koyuldular. Kötülükleri hüner şeklinde, îmânsızlığı moda şeklinde gösterdiler. Dîni, îmânı olanlara softa, gerici denildi. Din bilgilerine, islâmın kıymetli kitâblarına, irticâ’, gericilik ve te’assub diyenler oldu. Kendilerinde bulunan ahlâksızlık ve şerefsizlikleri, müslimânlara, islâm büyüklerine atf ve isnâd ederek, o temiz insanları kötülemeğe, evlâdları babalarından soğutmağa uğraşdılar. Târîhimize de dil uzatıp, parlak ve şerefli sahîfelerini karartmaya, temiz yazılarını lekelemeğe, vak’a ve vesîkaları değişdirmeğe kalkışdılar. Böylece, gençleri dinden, îmândan ayırmağa, islâmiyyeti ve müslimânları yok etmeğe çalışdılar.Kaynak; Kıdemli Albay Hüseyin Hilmi Işık

13 Ağustos 1956, ortaokullara din derslerinin yeniden konduğu tarihtir…

Önemli bir gelişmedir: Çünkü tek parti rejiminin (1924-1950) okullarında din dersleri yoktu. Tedricen (tepki almamak için olmalı) azaltıla azaltıla tümden kaldırılmıştı.kuranların dinle araları iyi olmadığı için, doğal olarak dersleriyle de araları iyi değildi.3 Mart 1924’de “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” (Öğretim Birliği Yasası) çıkarıldı (430 sayılı kanun). Amaç “cemaat okulları”nı kapatıp eğitimi tümüyle hükümete (Milli Eğitim Bakanlığı vasıtasıyla) bağlamak ve böylece din eğitimini engellemekti Tek parti (CHP) önce din eğitimini denetim altına alacak, sonra da tamamen ortadan kaldıracaktı.

Kaynak; Tarihçi-Yavuz Bahadıroğlu -Yeni Akit

Lozan’dan (1923-1950) sonra Türkiye’de islami eğitim ve öğretim yasaklandı. Tck’nın 163 maddesine göre islamiyetle meşgul olan veya ibadet eden her müslüman hakkında soruşturma açılabilirdi. kuran-ı kerimin, basılmasını, satılmasını ve okutulmasının yasaklandığı bir devir.

Kaynak; M.Necati Bursalı,Yakın tarihin din mazlumları-7, baskıs.278,279

 

Atatürk bir diktatördü-Tüm Linkler ;

http://yakintarihimiz.org/ataturk-bir-diktatordu-tum-linkler.html

Google Aramaları

  • atatürkün serefsizlikleri
  • 430 nolu yasa
  • 430 nolu yasa Kuran
  • 430 numaralı yasa
  • atatürk dini yasakladı mı
  • 430 numaralı yasa kuran
  • 430 nolu yasa nedir
  • 3 Mart 1924 tarihinde 430 numaralı yasa
  • ataturk zamanında dinle ilgili yasaklar
  • 1923 ten sonra islamda yasaklamalar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*