Son Haberler
Anasayfa » Belgeler » Metin Köse -Aynadaki Kemalizm Kitabının Özeti;

Metin Köse -Aynadaki Kemalizm Kitabının Özeti;

Metin Köse -Aynadaki Kemalizm Kitabının Özeti;

10616500_683426241743014_240096249021098848_n

Kamal Atatürk nasıl bir şahsiyet? inanç dünyası, düşünce yapısı, yaşam biçimi nasıl? Nasıl bir devlet adamı ve bir asker? Geliniz bu sorulara cevap arayalım.

Mustafa Kemal ve Kemalizm hakkında yazılmış yüzlerce, binlerce kitap olmasına rağmen neden bu kitapçığı yazmak ihtiyacını hissettim? Bir tek nedeni var, okuru düşünmeye, bir başka açıdan düşünmeye davet etmek.

İnsanımız, bilhassa gençler bu konularda düşünmeye başladığı an, ülkemizde çok şeyin hatta her şeyin değişeceğine inanıyorum.Kemalizm nedir? Bu soruya cevap vermeden önce, adına ideoloji uydurulan lideri, Kamal Atatük’ü tanımamız gerekir.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M.KEMAL KANUNLA KORUNUYOR;

Gelelim bugüne…M.Kemalin manevi şahsiyeti (kim olduğu-yapıp ettikleri) günümüzde bile kalemle değil kılıçla, yasalarla, yasaklarla korunmaktadır. Aslında bu bir ayıp, ama bu ayıp M.Kemalin değil Kemalistlerin, Atatürk’ün değil Atatürkçülerin  ayıbı. Atatürkçü geçinirler, Atatürk’ten geçinirler ama içlerinden, onu fikren savunacak birtek mütefekkir, bir tek sosyolog, bir tek hukukçu, bilim adamı çıkmadı.

Bu böyle devam etmeli mi, etmemeli, edemez. Şu yasakçı, zorba zihniyet yasal yollardan tasfiye edilmeli. Ülkemiz bir özgürlükler ülkesi haline getirilmeli. Atatürk bir tabu olmaktan çıkarılmalı, eleştirilmeli, artıları-eksileri, günahı-sevabıyla gerçek Atatürk ortaya konmalı ve tarihe havale edilmeli.

Olanları günümüze taşıyalım, kavga konusu yapalım istemiyoruz. Ama bilelim, sorgulayalım, vicdanımızda yargılayalım ve de affedelim istiyoruz. …[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Kısa Bir Karakter Tahlili ;

M. Kemal Erzurum’dan Padişah Vahdettin’e uzun bir telgraf çeker, Padişahı aşırı derecede över, altına da “Kulları Mustafa Kemal” imzasını atar.

Çektiği başka bir telgrafta, “sizin ayağınızın tozuna yüzümü sürmeye hasretim” der. (Taraf, 12 Kasım 2009, Neşe Düzel ’in Taha Akyol’la yaptığı röportaj)[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

 

M,Kemal Hiçbir Zaman Seçimle İktidara Gelemedi;

M.Kemal’in kurduğu parti, Cumhuriyet Halk Fırkası hiçbir zaman seçimle iktidara gelemedi.,gelemiyor, neden?Kimse kem küm etmesin.Milletimiz K.Atatürk’ün fikirlerini,en azından büyük bir kısmını ve partisinin politikalarını kabullenmedi.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Düşünce Yapısı:Düşünce dünyası çelişkilerle dolu. Bu çelişkileri Atilla İlhan “ Hangi Atatürk” Taha Akyol “Ama Hangi Atatürk?” adlı eserinde ayrıntılarıyla ortaya koydular. Bu özette bir örnek vermekle yetineceğiz K. Atatürk Millet Meclisinde demokrat: “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” Çankaya’da ise ”… İçeri girer girmez M. Kemal politikacıların fesatlığı yüzünden kasırga gibi patladı: “Demokrasi çok kişinin, ama zihni karmakarışık aptal kişilerin yönetimidir. Tek sağlıklı hükümet tarzı, tek adamın mutlak hükümdarlığıdır.” (H.C. Armstrong. Bozkurt S: 120)

İlim ve akıl Atatürk’ün ilkesi olabilir mi? (tabiki) Olamaz Yaptıklarının birçoğunun ilim ve akılla izahı mümkün değil. Evrensel Osmanlı Devletini yıktı, bir ulus devlet, kavim (küçük) cumhuriyeti kurdu.Türkleri laikleştirip (dinsizleştirip) yozlaştırmanın, Kürtleri asimile etmenin, Hilafeti (islam birliği-islam hukukunu)kaldırmanın, Kuran alfabesini yasaklayıp Latin alfabesini almanın, fötr şapka için (binlerce) insanları asmanın, milletimizin gönlünde yüz yıllarca kapanmayacak derin yaralar açtığını ve açacağını düşünmedi. Zorunlu kültür değişiminin doğuracağı psiko-sosyal sakınca, sorun ve sonuçları göremedi. Göremezdi çünkü sofrasında bir tek bilim adamı, sosyolog yoktu.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M.Kemal, iddia edildiği gibi köhne bir gemiyle değil, padişahın emriyle, o günün en modern gemisiyle İstanbul’dan ayrıldı. Maiyetinde yeteri kadar subay, er ve emrinde bir otomobil vardı. Tabii çantası da altın doluydu.19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktı, Erzurum’a gitti. Kongreyi o toplamadı. K.Karabekir Paşa bir ay önce Trabzon üzerinden Erzurum’a gitmiş kongreyi hazırlamış idi. Yani M.Kemal hazır kongreye gitti.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M. Kemal, Erzurum’dan Padişah Vahdettin’e uzun bir telgraf çekti, Padişahı aşırı derecede övdü ve altına da “Kulları Mustafa Kemal” imzasını attı. Başka bir telgrafta, daha önce bahsettiğimiz gibi, “sizin ayağınızın tozuna yüzümü sürmeye hasretim” dedi. Kongrelerde ve Millet Meclisinin açıldığı gün: Vatanı, Milleti, Hilafet ve Saltanatı koruyacağına dair yemin etti. Çünkü zayıftı. (gücü iktidarı ele geçirince) Kuvvetlenince de Vahideddin’e hain dedi, alçak dedi.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M. Kemal İngiliz ilişkileri önemli. Bilim adamları bu konuyu derinlemesine incelemeli, kamuoyunu aydılatmalıdır. İngiliz Valisi Mustafa Kemal

Mütareke döneminde Türkiyede gazetecilik yapan, İngiliz istihbaratıyla içli dışlı oldugu bilinen Price anılarında,M.Kemal,in kendisine İngilizlerin Anadolu vilayetlerinden birinde vali olmak istediğini,bunu söylerken yanındaRıfat veya REFET adlı bir generalin daha bulunduğunu, bu isteği Albay Heyvud ‘a aktardığını,fakat Albayın bu isteğe itibar etmediğini belirtir. [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M.Kemal Cumhuriyetle beraber silah arkadaşlarını tasfiye etti.1925 yılında M.Kemal’in yanında,Milli Mücadeleye beraber başladıkları silah arkadaşlarından bir tek kişi göremezsiniz.Onları tasfiye etti, ülkemizi sofra arkadaşlarıyla birlikte yönetti. Kimler bu sofra arkadaşları? K.Karabekir paşanın tabiriyle 25-30 kişilik, papyon kravatlı, Allahsız, tufeyli (asalak) [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Neden Mustafa Kemal değil de Kamal Atatürk?Çünkü nüfus kağıdında öyle yazılı idi.

Neden Atatürk? M. Kemal’den önce Türk yok mu idi? Maksatları Türk’ü M. Kemal ile başlatmak, İslam tarihini, Osmanlı tarihini unutturmaktı.Türkmenistan Cumhurbaşkanı Tümken Başı da soyadının, M.Kemal’den ilham alarak Atatürkmen olmasını istedi. Yanındakiler “olmaz” dediler, siz Türkmenlerin atası değil başkanısınız.Sofra arkadaşları M.Kamal’in soyadını Atatürk koydular. Bununla da yetinmedi; Mustafa’yı İslami, Kemal’i de Osmanlı olduğu için beğenmedi, nüfus kâğıdına Kamal Atatürk yazdırdılar. 1934’den itibaren Gazi Mustafa Kemal Paşa diye biri yok Kamal Atatürk var. [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Kamal’in Zohar’a göre anlamı şu imiş: Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasına sebep olan Büyük Melek כמאל (kamal (camael) [Aktaran: Twet; Tarihçi,Türkolog ,Mustafa Armağan -7EKİM 2012 25;22]

Not: Zohar Aramice ,Tevrat’ın (yahudi dininin) mistik yorumu olan bir grup kitaptan oluşur.

M.Kemal Türkiye radyolarında Kur’an, mevlit, Türk sanat ve halk müziği okunması yasaklandı. İnsanımız anlamadığı, sevmediği Batı müziğini dinlemek zorunda kaldı, daha doğrusu dinlemedi. Latin alfabesini, Yahudi şapkasını, Katolik takvimini almaya devrim dedi, zorla uyguladı. Aslında bunların hiç biri devrim değil. Bir hareketin devrim olması için temelinde fikir, arkasında halkın olması gerekir. Devrim denen şeyler yapılmadan önce, onların gerekli olduğuna dair yazılmış bir tek kitap, bir tek makale var mı? Yok. Peki, bunların neresi devrim? Hayır, buların hepsi devrim değil darbeyle gerçekleşti.

[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

O günün yönetimi İnönü-Peker ekibi tekke, türbe, tarikatları yasakladı.Türbeleri yasaklayan zihniyet Atalarına eski Yunan tapınaklarına benzeyen mezar yaptırdı. 1925-50 arasında insanımız dinine, tarihine, kültürüne yabancılaştırıldı. Mimaride yabancılaşmanın en somut örneği anıtkabirdir.Bu zevat, yukarda anlattığımız; akılla bilimle izahı mümkün olmayan ilkel uygulamalar ile Milletimizi devletine dargın, kırgın, küskün hale getirdi, ülkemizi geri bıraktı.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Bizi Kemalizm Geri Bıraktı ; Birazcık bilim ve teknoloji tarihi okuyan herkes bilir ki, bütün dünyada otomotiv sanayii 1930’larda, elektronik sanayii  ise 1960’larda kuruldu ve gelişti.

1930 ‘lar da Kemalist takım fötr şapka içininsanlarımızı asmakla meşguldü. 1960’da Kemalist subaylar darbe yaptı, milletimizin sevdiği Başbakan Adanan Menderes’i ve iki bakanını astı.

Kendileriyle konuşsanız ,”para mı vardı, mühendis mi vardı ki neyle otomotiv sanayii kurulacaktı” derler.

Oysa parada vardı, mühendis de… Para yoktu da o gününün en pahalı yatı; kapı kolları ve muslukları altından Savarona yatı ne ile satın alındı? Beylere Çankaya dar geldi, sofrayı denizde kurmak istediler ama mümkün olmadı, Kamal Atatürk hastalandı ve öldü.Nuri Demirağ 1934 yılında İstanbul’da uçak fabrikası kurdu,1937 de uçak üretti ve memleketi Sivas’a kadar da uçtu. İnönü hükümeti onu desteklemek yerine köstekledi, iflas ettirdi, çünkü Demirağ onların zihniyetinde değildi..[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Fabrika kurmak inanç ister, ilim ister. Bu insanlarda ne inanç vardı nede ilim. Bol bol heykel diktiler. Dikilen her heykel M.Kemal’i itibardan düşürdü.Müslüman bir toplumda bir liderin heykelini dikmek ona itibar kazandırmaz, kaybettirir. Dikilen her heykel Atatürk’e itibar kaybettirdi. Bütün bu heykeller, devlet eliyle, kanun yoluyla sökülmeli, bir vadiye monte edilmeli, yirminci asrın simgesi olarak teşhir edilmeli..[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

İnsanımız başından beri anlattığımız bu (atatürk inkilaplarını) icraatlar kabul etmedi. Adapazarı, Bolu, Düzce, Konya, Yozgat, Ağrı’da isyanlar çıktı. Ve bu isyanlar kanlı bir şekilde bastırıldı. Hele dersim. Dersimde isyan falanda olmadı buna rağmen, kimine göre onbin, kimine göre de elli bin masum insan kırıldı, kurşunlandı, yok edildi. Sonra milletimiz tepkisini demokratik yoldan koyma gereğini duydu.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M.Kemal’i ve Kamal Atatürk’ü kısaca tanıdık. Gelelim baştaki soruya, Kemalizm ya da Atatürkçülük nedir?

Kimine göre din; ”Kemalizm Türk’ün Dinidir.”(TDK Türkçe Sözlük, din tanımı 1946 basım)

Kimine göre çağdaş yaşam biçimi: Kadın, kahkaha içki ve dans..[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

O olmasaydı diyenlere ; Sormak gerekir. M.Kemal Güney illerimize gitmedi, asker de göndermedi, Fransızlar namusumuzu kirletebildi mi? Hayır, asla. Doğu illerimizi Rus destekli Ermeniler istila etti. K.Karabekir Paşa yıldırım hızıyla baskın yaptı Doğu illerimizi bir ayda Ermenilerden temizledi.Batıda ise, en zayıf düşman Yunanlılar güzel yurdumuzu kırk ay, tam kırk ay çiğnedi. Halk liderleri Güney illerimizi beş ayda, K.Karabekir Paşa Doğu illerimizi bir ayda temizledi. İ.İnönü komutasındaki nizami ordu, dünkü eyaletimiz Yunanlıyı ancak kırk ayda yenebildi.Öyle sanıyorum Egeli kardeşlerimiz oyalanmış. Eğer onlara da Güneye dendiği gibi, silahlanın topraklarınızı ve namusunuzu koruyun dense idi, Ege bölgesinin efeleri, kızanları Palikaryayı değil kırk ay, kırk günde denize dökerdi.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Çerkez Ethem olayı İsmet Paşa Çerkez Ethem’in cesur, yiğit gençlerini düşmanı ezmek için değil, iç  isyanları bastırmak için kullandı. Sonra da Çerkez Ethem’i itibardan düşürmek için, “Ethem Yunanlılara sığındı” yalanını yaydı. Ethem Kaf dağına çıktı, orada kayboldu, dese idi daha inandırıcı olurdu. Çerkez Ethem Şeyh Şamil’in torunudur, Kaf dağına çıkar, kurda kuşa yem olur ama Yunan’a sığınmaz.

Eğer Yunan’a sığınsaydı mezarı Atina da olurdu,Ürdün de değil.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Bizim talebelik yıllarımız; Vahideddin  vatana ihanet etti,M.Kemal köhne bir gemiyle İstanbul’dan kaçtı ,Samsun’a çıktı, Erzurum’a geçti, Kongreleri topladı ve vatanı kurtardı…edebiyatıyla geçti.

Yeni yeni bilgiler, belgeler ortaya çıkıyor, öğreniyoruz ki bunların hepsi yalan. Koca bir millet 90 yıldır kandırılmış.Birincisi Padişah Vahideddin vatan haini değil, vatansever bir insan. Kendisi”vatanımı kurtarmak için kalkan olmadım ama paratoner oldum, bütün yıldırımları, şimşekleri, musibetleri üzerime çektim, komutanlara imkan hazırladım”der.M.Kemal’i görevlendirir.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

1. Mecliste Irak, Suriye ve Filistin (ve diğer islam ülkleri)halkları M. Kemal’e heyet gönderdi, Gelin bölünmeyelim, yine beraber olalım. Ama federasyon olsun, iç işlerimizde serbest olalım, dış işlerinde size bağlı kalalım… Dediler. M.Kemal hepsini reddetti. Çünkü gelen heyetler, biz Halifemizin gölgesinde yaşamak istiyoruz, diyorlardı.(Kutsal Topraklarda Siyonistler ve Masonlar-Mim Kemal Öke,s414-415)

Aslolan değerleri korumaktı. Model yani sistemler değişebilir, Osmanlı Devleti daha sağlıklı kurulabilirdi. Fakat ihanet imkan vermedi,600 yıllık Devlet-i Ali Osmaniyi yıktı.

Bu (Mkemal ve ekibi) ekip Hilafeti,(islam birliği-avrupa birliği gibi) bütün İslam âlemini İstanbul’a bağlayan yüce kurumu kaldırdı. Günümüzde Katoliklerin Papa’sı, Ortodoksların patriği, Yahudilerin hahambaşı var ama Müslümanların Halifesi yok. Ve Müslümanlar “neden yok? deme hak ve özgürlüğüne sahip değiller.

M.kemal Korumak için yemin ettiği Hilafet ve Saltanatı kaldırır, Devlet-i Ali Osmaniyi yıkar.

M.kemal Millet Meclisinin açıldığı gün,”Makam-ı Hilafet ve Saltanatın, vatan ve milletin istiklal ve istihlasından başka bir gaye takip etmeyeceğine vallahi”diye yemin eder. Çünkü zayıftır.

Kuvvetlenince de Padişaha alçak der, hain der. Hanedanı; Osman Bey’in, Fatih’in torunlarını; dedelerinin fethettiği topraklardan sürer. Hanedan gurbet elde, aç-biilaç perişan olur.

[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Resmi tarihi okursanız, sanırsınız ki Çanakkale Harbini M. Kemal kazandı. Hayır. Çanakkale Muharebesinde başkomutan bizzat Padişah  kendisi idi: Çanakkale’de Osmanlı’nın iki ordusu savaştı.1.ordu ve 5. Ordu iki orduda 6 paşa, 70 tane de üst düzey komutanı vardı. İçlerinden biri de Yarbay Mustafa Kemal Beydi.

Muhteşem zaferi bir yarbaya izafe etmek, en azından diğer komutanlara haksızlık değil mi? [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Osmanlı Devletini yıktı, bir ulus devlet, kavim cumhuriyeti kurdu.Tükler tarihte 16 devlet kurdu. Bunlardan sadece bir tanesinin adı Türk idi, Göktürk Devleti. Diğerlerinin hepsinin adı, hanedan adı: Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar… Doğrusuda bu. Siz, kurduğunuz devlete kendi kavminizin ya da ırkınızın adını verirseniz başka kavimden olanları yönetemezsiniz, kabul etmezler.Osman Bey kurduğu devletin adını Osmanlı değil de Türk Devleti dese idi, değil cihan devleti kurmak Anadolu’da bile birliği sağlayamazdı. Osman Bey âlim bir insan değildi, okuma yazma bildiği bile tartışmalı, ama arif bir insandı.Bakınız, üst kimlik sorunu bile çözülemiyor. Türk milleti mi, TC vatandaşlığı mı? Tartışılıp duruyor. Oysa biz İslam milleti, Muhammed ümmeti, değişik kavimler(Türk, Kürt, Arap) Osmanlı bayrağı altında birleşmiştik. Bizim üst kimliğimiz Osmanlı idi.Atatürk’ün danışmanları sofra arkadaşları bunları düşünmedi veya maksatlı bir şekilde yanlış yönlendirildi.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M.kemal’i, neden sevmiyoruz diyenler!

Şunu belirteyim K.Atatürk’ü sevmeyenler, özel yaşamından dolayı, rakı içtiği için sevmiyor değiller. Bizim insanımız özellikle Müslümanlar bu tür bireysel zaafların üzerinde durmazlar.(Günah ayrı, inkâr ayrıdır. İnkâr eden, beğenmeyen dinden çıkar.m.kemal adıtürk amentüyü inkar ediyor.islam düşmanlığı yapıyor. bu inceliği iyi anlamak gerekir. günahlar şahsidir ve kul ile Allah arasındadır. ) K.Atatürk kurucu liderdir. Her milletin kurucu lideri toplumun ortak paydasıdır. Herkes Onu sever, sayar. Ama Atatürk öleli 75 yıl oldu, hala manevi şahsiyeti korunmak zorunda kalıyor. Üstelik kalemle değil, kanunla korunmaktadır. Neden? Çünkü sofra arkadaşları milletimizin sevmediği, istemediği, hatta nefret ettiği ne varsa hepsini onun (emperyalistlerin) adına yaptı.[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

M. Kemal’in Bütün bu heykeller, devlet eliyle, kanun yoluyla sökülmeli, bir vadiye monte edilmeli, yirminci asrın simgesi olarak teşhir edilmeli.  [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Şu konuyu aydınlatmam gerekir.Bağzı okurlarım diyor di bütün dünyanın sevdiği taktir ettiği Atatük’ü sen neden kötülüyorsunHayır,ben kimseyi kötülemiyorum.Bir liderin her söylediğini tastik etmek,her yaptığını takdir etmek dalkavukluktur.Bugün bilimadamı,gazeteci kılıklı binlerce Atatük dalkavuğu var.Kusura bakmayın ben onlardan biri olamam.Kimse kendini kandırmasın Atatürk bütün dünyanın sevdiği taktir ettiği bir lider değil.Milli mücadele yıllarında islam alemi severdi,daha sonra onları sukut-u hayale uğrattı.

Emperyalistlerin sevmesi önemli değil.Onlar kendilerine,kendi zihniyetlerine ve çıkarlarına hizmet eden herkesi sever ve taktir ederler.Önemli olan ,lideri başkalarının değil kendi halkının sevmesi ve taktir etmesidir.

Bir kısmı sinkaflı küfrediyor. Onları adam hesabına katmıyorum.Bir kısmı tehdit ediyor. Onlara, Rahmetli Erdem Beyazıt’ın diliyle cevabım: Bize ne uzak, bize ne yakın ölüm Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm.

[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

1925-50 arasında düşünmek büyük suçtu. Düşünen insanlar kaçtı. Kaçamayanlar ya asıldı, ya başları taşla ezildi, ya zindanda çürütüldü; ya da cansızlaştırıldı, susturuldu.

Misal mi istiyorsunuz, binlerce verebilirim. Ancak burada birkaç örnek yeterli: Sağlık Bakanı Dr. Rıza Nur, yazar Halide Edip Adıvar, Amiral Rauf Orbay, Millî şairimiz M.Akif Ersoy kaçtı. Maliye Nazırı Cavit Bey, İskilipli Atıf Hoca asıldı. Yazar Sebahattin Ali’nin başı taşla ezildi. Şair Nazım Hikmet, Necip Fazıl ve dalkavukluğu kabul etmeyen tüm yazarlar zindanda çürüdü. Asmaktan korktukları Kazım Karabekir, Cafer Tayyar Eğilmez… Gibi Paşalar cansızlaştırıldı, susturuldu.

Şunu kesinlikle iddia ve ispat ederim ki fikir özgürlüğü, inanç hürriyeti, temel insan hakları bakımından Osmanlı dönemi, 1950 öncesi Cumhuriyet döneminden kat kat ilerdedir. Nazım Hikmet kimsenin camını kırmadı, sırf düşüncesinden dolayı 35 yıla mahkûm oldu. Aynı suçu işleyen (fikir suçu) Namık Kemal, onların kızıl sultan dedikleri Abdülhamit döneminde iki yıla mahkûm oldu. Bu konularda çok konuşulabilir, yazılabilir. Ama bu iki örnek bile yeterli. [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Milli Mücadelede M.Kemal cephede savaşmadı, Ankara’da siyaset yaptı.

Sakarya Muharebesinde bir kez cepheye gitti, attan düştü kaburgası kırıldı. Çadırda istirahat etti. M.Kemal Paşa Suriye cephesinde 7.orduyu bir tek kurşun atmadan geri çekerken Halil Kut Paşa Irak cephesinde muhteşem bir zafer kazandı: Başkomutan dâhil 13 general, 480 subay ve oniki bin İngiliz askerini esir aldı. Onları kurtarmaya gelen otuz bin kişilik bir İngiliz tümenini de yok etti.

Halil Kut Paşa kim bilen var mı? Sanmıyorum. Eğer bu muhteşem zaferi Halil Paşa değil de M.Kemal Paşa kazansa idi, herkes bilirdi, lise talebelerine kelime kilime ezberlettirilir idi.

[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Ordunun başında İzmir’e ilk giren komutan kim? Şu ismi: “Nurettin Paşa (veya “Sakallı” Nurettin Paşa)” İzmirliler bir bilse herhalde altından heykellerini yaparlar. Ordunun başında İzmir’e ilk giren komutan kim? Şu ismi:

Ordunun başında İzmir’e ilk giren komutan kim? M. Kemal mi? Hayır. İsmet Paşa mı? O da değil. İzmir’e ilk giren komutan şapkaya karşı çıktığı için M. Kemal’in azarlayıp Millet Meclisinden kovduğu (General) Nureddin Paşa idi. (namı diğer sakallı nurettin paşa) [Aynadaki Kemalizm – Metin Köse] 1925-50 arası dönemde düşünmek büyük suçtu.Farklı düşünenin hain, muhalefetin ise düşman ilan edildiği ve acımasızca ezildiği bir dönem.    1925-50 arası dönemde düşünmek büyük suçtu.Farklı düşünenin hain, muhalefetin ise düşman ilan edildiği ve acımasızca ezildiği bir dönem.

İddia Ediyorum

İddia ve ispat ederim ki fikir özgürlüğü, inanç hürriyeti, temel insan hakları bakımından Osmanlı dönemi, 1950 öncesi Cumhuriyet döneminden çok çok ilerde idi.

Osmanlının ilk yılarında, Çelebi Mehmet döneminde Simavna Kadısı Şeyh Bedreddin, bugünkü komünizme benzer fikirler ortaya atar.”Yârin yanağından gayri her şey ortak olmalı “der. Bununla da yetinmez, onbeşbin kişilik bir ordu ile devlete isyan eder. İsyan bastırılır, Şeyh Bedreddin yakalanır, yargılanır ve idam edilir. AmaVaridat adlı eseri Osmanlı tarihinin hiçbir döneminde yasaklanmaz.

İki büyük şair, Namık Kemal ve Nazım Hikmet aynı suçu işledi, fikir suçu. N.Kemal Fransız İhtilal’ inden mülhem şiirler yazdı. N.Hikmet’de Bolşevik ihtifalinden ..Namık Kemal Abdülhamit döneminde iki yıla, Nazım Hikmet ise M.Kemal döneminde 35 yıla mahkûm oldu. N.Kemal ‘in şiirleri hiçbir zaman yasaklanmadı. N.Hikmet’in şiirleri 90’lı yıllara kadar gizli gizli okunurdu.

Osmanlı Şeriat Devleti, Hıristiyan tebaası için Heybeli Ada’da bir ruhban okulu açtı. Laik Türkiye Cumhuriyeti kapattı.

Bu dönem, sosyal demokrat bilim adamı, Doç,Fikret Başkaya’nın ifadesiyle: Farklı düşünenin hain, muhalefetin ise düşman telakki edildiği ve acımasızca ezildiği bir dönem.

Düşünmek büyük suç;

1925-50 arası dönemde düşünmek büyük suçtu. Düşünen insanlar kaçtı. Kaçamayanların kimi asıldı, kimi iple boğuldu, kiminin başı taşla ezildi, kimi zindanda çürütüldü; kimide cansızlaştırıldı, susturuldu. Örnek mi istiyorsunuz, binlerce verebilirim.  Burada birkaç örnek yeterli:

Amiral Rauf Orbay, Dr. Rıza Nur, yazar Halide Edip Adıvar ve eşi Adnan Adıvar, M.Akif Ersoy kaçtı. Maliye Nazırı Cavit Bey, İskilipli Atıf Hoca asıldı. Şapka, bir şapka için yüzlerce insan asılır

Erzurum’da bir kadın, Şal Hatun, fötr şapkayı görünce, “aman ne çirkin, leğen gibi” der, bu söz üzerine asılır.

Millet Meclisinin en yiğit, cesur üyesi Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey M.Kemal’’in koruması Topal Osman tarafından iple boğulur. Akabinde Topal Osman da öldürülür, çünkü konuşması istenmez. Bütün cephelerde savaşmış, onbir yerinden yaralanmış Erzurum mebusu Deli Halid Paşa meclis içinde arkadan vurularak öldürülür. Faili meşhurdu ama meçhul kalır. Yazar Sabahattin Ali’nin başı taşla ezilir

Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Kemal Tahir gibi dalkavukluğu reddeden şair ve yazarlar zindanda çürütülür. Ordu içindeki itibarlarından dolayı Asmaktan çekindikleri Kazım Karabekir, Cafer Tayyar… gibi Paşalar cansızlaştırılır, susturulur.

[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

 

Milli Mücadelede; Mehmetçik, din davam etsin, devlet baki kalsın, vatan ve namus kurtulsun diye can verdi, oluk oluk kan akıttı. Milli Mücadelede; Mehmetçik, din davam etsin, devlet baki kalsın, vatan ve namus kurtulsun diye can verdi, oluk oluk kan akıttı.

Hilafet Niçin Kaldırıldı;

Balkan Harbinde, Birinci Dünya Savaşında, Milli Mücadelede; Mehmetçik, din davam etsin, devlet baki kalsın, vatan ve namus kurtulsun diye can verdi, oluk oluk kan akıttı.

Harpten sonra ise geride kalanlar vatanı Mehmetçiğin ideallerine değil, düşmanın zihniyetine göre şekillendirdi. Bütün İslam âlemini İstanbul’a bağlayan yüce kurumu, Hilafeti kaldırdı.

Bugün Katoliklerin Papa’sı, Ortodoksların patriği, Yahudilerin hahambaşı var ama Müslümanların Halifesi yok. Ve Müslümanlar “neden yok? Deme hak ve özgürlüğüne sahip değiller. Kimileri diyor ki, Cumhuriyet sahabe dönemi uygulamalarına meşrutiyetten daha yakın. Eğer M.Kemal Hilafeti kaldırmak yerine ehil bir kişiyi, söz gelimi Mehmet Akif’i çağırsa” Akif Bey, artık Saltanat dönemi bitti. Siz yedi yıl için Halifesiniz. Yedi yıldan sonra Halifeyi dünya Müslümanlarının temsilcileri seçecek “dese idi yukarıdaki sözün bir anlamı ve önemi olurdu. Ama O,kurumu kaldırdı.

Neden? 17 Kasım 1919 da İngiliz temsilcisi Yarbay Rawlinson Kazım Karabekir’e; “Cumhuriyet idaresine geçin, İstanbul’u başkent olmaktan çıkartın,  size yardım ederiz.” diyordu. Rawlinson mutlaka bu konuyu M.Kemal ile de görüşmüştür.

Cumhuriyet idaresine geçmek; Saltanatı ve Hilafeti kaldırmak, Osmanlı Devletini yıkmak demekti. İstanbul’u başkent olmaktan çıkarmak ise Osmanlı’nın bütün izlerini yok etmek anlamına gelir. Ankara’daki yönetim Bay Rawlinson’a, Cumhuriyet idaresi o kadar iyi ise siz neden geçmiyorsunuz, neden krallığı kaldırmıyorsunuz, neden küçük bir ulus devleti olmak yerine Büyük Britanya imparatorluğu olmakta ısrar ediyorsunuz, neden Londra’yı başkent olmaktan çıkarmıyorsunuz…? Demedi. İngiliz temsilcisinin taleplerini aynen kabul etti; Hilafeti ve Saltanatı kaldırdı,  İstanbul’u başkent olmaktan çıkardı ve de Cumhuriyeti kurdu.

Bu, emperyalizmin taleplerine teslimiyet hareketi, milletimize, doksan yıldır, antiemperyalist mücadele gibi sunulmaktadır. Ne hazin!

Devrim Değil Darbe -5-

Harpten sonra ise geride kalanlar Vatanı Mehmetçiğin ideallerine değil, düşmanın zihniyetine göre şekillendirdi demiş idik devam edelim.

Kürtleri asimile etmek Türkleştirmek; Türkleri laikleştirip yozlaştırmak istedi. Asimilasyon ve yozlaştırma insani değildir, İslami değildir, zulümdür.

Milletimizin bin yıldır kullandığı”Kur’an alfabesini”yasakladı. Latin alfabesini kabul etti. Güya okuma yazma oranı artacak, kalkınacak idik. Alakası yok. Güney Amerika Ülkelerinin hepsi Latin Alfabesi kullanır. Hepside geri kalmış durumda.

Şu bir gerçek, harf inkılâbının bir tek gayesi vardı: Milletimizi dininden, tarihinden, kültüründen koparmak. Başarabildiler mi? Kısmen başardılar.

Şapka, fötr şapka için yüzlerce insanımızı astı, yüz binlercesini de aşağıladı.(H.C.Armstrong Bozkurt s:205)   Türkiye radyolarında Kur’an, mevlit, Türk sanat ve halk müziği okunması yasaklandı. İnsanımız anlamadığı, sevmediği Batı müziğini dinlemek zorunda kaldı, daha doğrusu dinlemedi.

Latin alfabesini, Yahudi şapkasını, Katolik takvimini almaya devrim dedi, zorla uyguladı. Aslında bunların hiç biri devrim değil. Bir hareketin devrim olması için temelinde fikir, arkasında halkın olması gerekir. Devrim denen şeyler yapılmadan önce, onların gerekli olduğuna dair yazılmış bir tek kitap, bir tek makale var mı? Yok. Peki, bunların neresi devrim? Hayır, buların hepsi devrim değil darbeyle gerçekleşti.

Bakıyorum Atatürk’ün her yerde kalpaklı fotoğrafı var. Kalpaklı M.Kemal bir Osmanlı paşası. Atatürk fötr şapka giydi giymeyenler asıldı, kesildi. Atatürk’ün fötr şapkalı fotoğraflarının asılması gerekir. Ama asmıyorlar, çünkü çirkin. Bu çirkinlikler adına kaç nesil feda edildi.

O günün yönetimi İnönü-Peker ekibi tekke, türbe, tarikatları yasakladı.

Türbeleri yasaklayan zihniyet Atalarına eski Yunan tapınaklarına benzeyen mezar yaptırdı. 1925-50 arasında insanımız dinine, tarihine, kültürüne yabancılaştırıldı. Mimaride yabancılaşmanın en somut örneği anıtkabirdir. Bu zevat, yukarda anlattığımız; akılla bilimle izahı mümkün olmayan ilkel uygulamalar ile Milletimizi devletine dargın, kırgın, küskün hale getirdi, ülkemizi geri bıraktı.

[Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

 

 

30 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi imzalanır. Ordular göstermelik de olsa terhis edilir. 6.Ordu komutanı Ali İhsan Paşa Padişahla görüşmek ister, İstanbul’a gelir. Haydarpaşa Garı İngilizlerin kontrolündedir. Ali İhsan Paşayı trenden iner inmez yakalar, apar topar Malta Adasına sürgüne gönderirler. Aynı ay içinde 7. Ordu komutanı M. Kemal Paşa gelir, rahatlıkla trenden iner, Boğazı geçer, Pera Palas’a yerleşir. Acaba diyorum, paşanın birini apar topar sürgüne gönderen müstevli güç neden diğerine dokunmadı? [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm] Kemalistler ya hiç tarih bilmiyor ya da milletimizi tanımıyor. M.Kemal Güney illerimize gitmedi, asker de göndermedi, Fransızlar namusumuzu kirletebildi mi? Hayır, asla. Kemalistler ya hiç tarih bilmiyor ya da milletimizi tanımıyor. M.Kemal Güney illerimize gitmedi, asker de göndermedi, Fransızlar namusumuzu kirletebildi mi? Hayır, asla. KeMalist  diyorlarki;

Kimileri diyor ki, M.Kemal olmasaydı Yunanlılar yurdumuzu tamamen işgal eder. Ezanı susturur, camileri kapatır; anamızın, bacımızın, karımızın, kızımızın ırzına tecavüz ederdi. Bütün bunları Atatürk önledi.

Bu insanlar ya hiç tarih bilmiyor ya da milletimizi tanımıyor. Her milletin tarihinde zaferde var, yenilgi de. Daha önce bahsettik Napolyon 1805 yılında bütün Rusya’yı istila etti, Moskova’yı işgal etti ve de yaktı.

Almanlar 2. Dünya Harbinde bütün Avrupa’yı istila ettiler.

Osmanlı ordusu İngiliz, Fransız, İtalyan ve Rus ittifakına karşı, Türkiye’nin yirmi misli toprağı tam dört yıl savundu. Yine de yenildik, her çıkışın bir inişi vardır, eyaletlerimizi kaybettik

Yurdumuz Güneyde Fransızlar, Doğuda Ermeniler, Batıda de Yunanlılar tarafından işgal edildi.

Fransızlar önce Maraş’a girdi. Maraşlının toprağını aldı, ekmeğini aldı. Maraşlı sustu. Ankara’dan yardım istedi. Ankara yardım göndermedi. Fransızlara harp ilanı olur “dedi, göndermedi. Yani Ankara Fransızlardan korktu.

O sırada bir Fransız askeri hamamdan çıkan bir kadının çarşafını yırttı; Sütçü İmam “namusumuza dokundurmayız” dedi, Fransız’ı öldürdü. Toprak gitti, ekmek gitti ama namusa dokunulamazdı. Bütün Maraşlı silaha sarıldı. Fransızlar bir gecede Maraş’ı boşalttılar. Değilse Maraş onlara mezar olurdu. Aynı durum Antep’de ve Urfada’da da oldu.

Sütçü İmam’ın imanı, Antepli Şahin’in cesareti, Urfalı Ali Saip Bey’in kuşatmacı dehası birleşti; Güney illerimizi en kuvvetli düşman Fransızlardan beş ayda temizledi.

Sormak gerekir. M.Kemal Güney illerimize gitmedi, asker de göndermedi, Fransızlar namusumuzu kirletebildi mi? Hayır, asla.

Doğu illerimizi Rus destekli Ermeniler istila etti. K.Karabekir Paşa yıldırım hızıyla baskın yaptı Doğu illerimizi bir ayda Ermenilerden temizledi.

Batıda ise, en zayıf düşman Yunanlılar güzel yurdumuzu kırk ay, tam kırk ay çiğnedi.

Halk liderleri Güney illerimizi beş ayda, K.Karabekir Paşa Doğu illerimizi bir ayda temizledi. İ.İnönü komutasındaki nizami ordu, dünkü eyaletimiz Yunanlıyı ancak kırk ayda yenebildi.

Öyle sanıyorum Egeli kardeşlerimiz oyalanmış. Eğer onlara da Güneye dendiği gibi, silahlanın topraklarınızı ve namusunuzu koruyun dense idi, Ege bölgesinin efeleri, kızanları Palikaryayı değil kırk ay, kırk günde denize dökerdi.

Eğer, palikarya, namusumuza tecavüze kalksaydı, başta İzmir, bütün Batı Anadolu illerimiz Maraş olur, Anadolu Yunanlıya mezar olurdu. Bundan hiç kimse kuşku duymasın.    [Metin Köse – Aynadaki Kemalizm]

Google Aramaları

  • metin köse aynadaki kemalizm
  • M Kemal Diyor ki; “Demokrasi çok kişinin ama zihni karmakarışık aptal kişilerin yönetimidir
  • meti köşe aynadaki kemalizm
  • metin köşe aynadaki kemalizm kitabı yazarı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*