Son Haberler
Anasayfa » Kitap Tanıtımı-Önerileri » Ayrıntılarda gizli tarih

Ayrıntılarda gizli tarih

Cemil Koçak, Geçmiş Ayrıntıda Saklıdır’da yanlış tarihçiliğe işaret etmekle yetinmeyip, doğru tarihçiliğin metodolojisini de ortaya koyuyor. Yazar eleştirel bakışıyla, günümüzde tarihçiliğin artık masa başında, devletin ideolojik uhdesinde yapılmasının imkânsız olduğunu hatırlatıyor.

GEÇMİŞ AYRINTIDA SAKLIDIR, CEMİL KOÇAK, TİMAŞ, 384 SAYFA

Tarih, Türkiye’de resmi ideolojinin kamusal alanıdır ve  ‘olanın’ değil ‘olması gerekenin’ ideolojik yorumundan türemiştir. Bu kamusal alan devletin legallik tanıdığı kültürel, siyasal, sosyal, etnik, dinsel… katmanlardan oluşur. ‘Kamusal alan’ kavramsallaştırmasının özünde bir alanın belirlenmesi kadar, dışında kalan alanları gettolaştırmak gibi güçlü bir ima da vardır. Uluslaşma süreci, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kendisini resmi tarih anlatımıyla inşa etmiştir. Çünkü bu süreç, tarihin doğal akışına yönelmiş radikal bir müdahaledir. Bu günah bagajı ancak egemen bir söyleme dönüşerek kendisini temize çekebileceğinden, resmi tarih egemen bir söylem olarak dolaşıma girer. Diğer ülkelerde, resmi tarih çok daha erken bir aşamada çözülüp inandırıcılığı yitirmesine rağmen bizde hâlâ direncini ve inandırıcılığını sürdürüyor. Çünkü bizim resmi tarihimiz çifte zırhlarla kuşanmıştır; bir yandan kendisini kamusallaştırarak (Türklük) bir yandan da kişi kültü etrafında dokunulmaz kılmıştır.

Bir ‘kaynak kritiği’

Cumhuriyetle birlikte kurulan, anlatılan tarih, onca çelişkisine, zaafına rağmen toplumun görece çok farklı kesimleri tarafından aynı inandırıcılıkla kabul edilebiliyorsa; bu bizim tarihe bakışımız kadar kendimize bakışımızı da zorunlu kılmaz mı? “İçeriği ilk temin eden güç” olarak devlet, sadece kendi kurumsal anlatısını değil, insanlarının da anlatısını kurmuştur. Korkunç derecede provokatif ve didaktik olan bu anlatı bir süre sonra adeta biyolojik bir kimlik kazanmışçasına “ihtiyaç duyulan kudret olarak” insanların kanında akmaya başlamıştır. 10. Yıl Marşı’nda ifade edilen “On yılda, on milyon genç yarattık her yaştan” sözü, bu anlatının kendi başarısını daha çok erken bir dönemde gördüğünü pırıl pırıl bir mutlulukla söylerken, kat ettiği mesafeyi elbette ki doğru bir biçimde saptamıştı. Ama hesaptaki küçük ayrıntı, şeytan niyetine, işleri altüst etmiştir; salt aynı tarihe körü körüne inandırılarak, topluluklardan bir ‘ulus’ çıkartmak mümkün değildir.

Geçmişiniz İtinayla Temizlenir yapıtıyla Türk tarihçiliğinin ideolojik karakterinin dökümünü yapan Cemil Koçak, Geçmiş Ayrıntıda Saklıdır adlı yeni kitabında sadece yanlış tarihçiliğe işaret etmekle yetinmeyip, doğru tarihçiliğin metodolojisini de ortaya koyuyor. Kitap, farklı zamanlarda, birçoğu Tarih ve Toplum dergisinde yer bulmuş yazıların toplamından oluşuyor. Koçak, tarihçiler için kaynak kitap olan yapıtlar etrafında yazdığı bu yazıları bir “kaynak kritiği” biçiminde değerlendiriyor ve kitabın öyle görülmesini istiyor. Uzun sunuş yazısında Koçak, tarihçiliğimizin önündeki engelleri, kör kuyuları gösterirken, iyi bir tarihçilik için bir nitelik standardı da ortaya koyuyor. Koçak’ın da işaret ettiği gibi iyi tarihçilik sadece metodolojik doğrulukla değil, sabırlı ve yıpratıcı bir işçiliğin yanında, yansız ve sahici bir ‘vicdanla’ mümkündür. Söz konusu olan tarihçilikse, bütün bilimsel yöntemlere rağmen vicdanın rolü hiçbir zaman küçülmez.  Çünkü kaynakların, yöntemlerin yargıları tayin gücü son kertede vicdana yaslanır. Türkiye’de tarihçiliğin bilimsel ölçütler (doğrulanabilirlik- yanlışlanamazlık) yerine ideolojik ölçütlere yaslı olması (dost-hasım) son kertede vicdan karşısında alınmış bir tedbirdir. Koçak, iyi bir tarihçiliğin en çok dürüstlük nosyonuna yaslı olmasını ‘belge fetişizmi’ üzerine yaptığı şu yorumla ortaya koyar: “Eğer hepimizin bildiği bir konuda hiçbir belge bulamazsak, bildiğimizin doğru olmadığı sonucuna mı varmalıyız, yoksa ısrarla bu konuda belge aramaya devam mı etmeliyiz, yoksa bu konuda özellikle belge bulunmamasının bir anlamı olduğunu mu düşünmeliyiz?”

İttihatçı ideolojinin çalkantıları

Belge bölümünden sonra Koçak, “Anılar” başlığını açıyor ve Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’ndeki birçok kataloğa değiniyor; ama bunların çoğunun iyi bir tarihçinin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu söylüyor. Zira hepsinin içinde CHP kataloğunun tarihçilik için en bakir ve heyecan verici dosyalar içerdiğini belirtiyor. Elhak öyledir, çünkü CHP resmi ideolojinin kurucu gücü olarak hem bu ideolojiyi kurumsallaştırmış hem de kayıt altına almıştır. Koçak, anılardan sonra günlükler, mektuplar, biyografiler, otobiyografiler, fotoğraflar, kullanılan dil, kartpostallar, pullar gibi materyalleri kaynak kritiğine tabi tutuyor. Geçmişi ayrıntılar üzerinden açarken, söze İttihat ve Terakki Partisi’nin tarihi ile başlayıp İsmet İnönü dönemi sonrasına kadar geliyor. Koçak, İttihatçı ideolojinin çalkantılarını, çöküşünü, aldığı biçimleri yeniden okuyor.

Madunları tarihe yeniden çağıran Ranajit Guha: “Devlet kendisini kurumsallaştırarak zamana karşı durur.” der. Zaman, suyla aynı karaktere sahiptir. Önce sızar, çatlatır, sonra da parçalar ve döker. Bugün elimizde teyel dikişleri atmaya başlayan bir resmi tarih anlatısı var. Koçak, Geçmiş Ayrıntıda Saklıdır’da bu sökükleri gösterirken, günümüzde tarihçiliğin artık masa başında, devletin ideolojik uhdesinde yapılmasının imkânsız olduğunu da söylüyor. Haksız mı?

MEHMET ÖZTUNÇ, KİTAPZAMANI (Bölüm: Tarih, Sayı: 73)

Google Aramaları

  • gizli tarih
  • gizlenen tarihimiz
  • bu en yakın geçmişin tarihi ve özellikle yakın ve gizli geçmişin tarihidir
  • gizli tarihimiz
  • daha gizli yakın türktarihi
  • dünya tarihini ayrıntısıyla alan kitaplar
  • gizli yakın tarih
  • tarih günlük olayların ayrıntılarında gizlidir
  • tarihi ayrıntılar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*