Son Haberler
Anasayfa » Kemalizm ve Atatürkçülük İlerlemeye Manidir; » Bakın Milli Eğitim’in genel amaçlarının birinci maddesi ; Atatürk inkılap ve ilkelerine bağlılık.Yani ideolojik eğitim (zorunlu atatürkçülük dersi )“ çocuklara gardiyanlık yapan bir kurumdur” insan haklarına aykırıdır.

Bakın Milli Eğitim’in genel amaçlarının birinci maddesi ; Atatürk inkılap ve ilkelerine bağlılık.Yani ideolojik eğitim (zorunlu atatürkçülük dersi )“ çocuklara gardiyanlık yapan bir kurumdur” insan haklarına aykırıdır.

Bakın Milli Eğitim’in genel amaçlarının birinci maddesi ; Atatürk inkılap ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine (Atatürk milliyetçiliği milliyetçilik demek değildir. İsimleri benziyorsa da, birbirinden başka, büsbütün ayrıdırlar.iman ile ateizm gibidirler) bağlı temel ilkelere dayanan demokratik, laik bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar yetiştirmek… Amaç budur.Milli Eğitim Yasası söyler bu amacı. Peki ne oldu ideolojik eğitimin yanlışlığına, sorgulayan gençlik yetiştirmeye ne oldu ? bu eğitim anlayışıyla çocuklara resmi ideoloji ”Atatürk İlke ve inkilapları” empoze edilir. Verilen eğitim sistemi tepeden tırnağa bu doğrultuda şekillenmiştir. Bu sistemle çocukların beyinleri birer sömürge haline getirilmiştir. (BY KİMYACI)

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi;

Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yüksek öğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır. 2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir. 3. Çocuklara verilecek eğitimin türünü seçmek, öncelikle ana ve babanın hakkıdır.

Kaynak;  http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/203-208.pdf

Mevcut eğitim sistemi bireyleri ve toplumu aptallaştırıyor.Sanayi toplumu için tasarlanmış,kapitalist (laik ve demokratik sitemlerin temeli) eğitim sistemi çocuğun kişilik, yetenek ve yaratıcılığının biraz daha erezyona uğramasına neden oluyor. Çocuklar küçükken bizi yaptıklarıyla şaşırtıp hayran bırakırken büyüdükçe bunun azalması dikkatinizi çekmedi mi ? Biz halbuki yaşına göre ileri bir şey yaptı sandığımız için şaşkınlık duyduğumuzu düşünüp olayı kapatıyoruz. Ana okul çocuğuna “bir tuğlanın kaç çeşit kullanımı olabilir?” diye sorduğunuzda 200 den fazla kullanım alanı sayarken bu lisede 10’a düşüyor.

(GUILFORD DENEYİ)

“Hiçbir zaman okulumun eğitimimi engellemesine izin vermedim.” – Mark Twain

Öğrenmeme engel olan tek şey eğitimimdir A. Einstein Einstein dedigi gibi Öğrenmeye engel olan şey birilerinin yazdıkları ,ezberletdikleri ve empoze ettikleridir bu aslında insanda bir şekilde öğrenme sürecini bitiren çarpık bir durumdur.

Öğrenmenize engel olan tek şey sana zorla verilen Kemalist eğitimdir.

ÖĞRENMENİZE ENGEL OLAN ŞEY SİZE EMPOZE EDİLMİŞ BİRİLERİN KAFASINA GÖRE YAZDIĞI BELGESİZ (ATMASYON) KİTAPLARA KONU EDİLEN KÖLE YETİŞTİRME PROGRAMLARI OLAN KEMALİST İDEOLOJİK EĞİTİM SİSTEMİDİR…

İnsanlarda Aldıkları eğitime ögetime ve kültüre göre inançlar oluşur her insanda inancın esaretine mahkum olur.

Peki bu fasit daireden kurtuluşunuzu ve prangalara vurulmuş zihninizi nasıl özgürleştireceğinizi merak ediyor musunuz?

Öncelikle size öğretilen resmi tarihi, siyasal aktörleri, sizi Allah’tan koparan laikizmi bir tarafa atın..

Sonra yukarıda zikrettiğimiz konuları hiçbir duygusal ketlerinize(ön yargınıza) takılmadan açık yüreklilikle ve sabırla okuyun, okuyun belgeli olmasına özenle dikkat edin sitemizde bu gerçek tarihle ilgili yığınla yazı ve belge var sabredin, biraz daha sabır..Acaba diyor musunuz?

Ardından siyasal aktörleri dosdoğru hakkettikleri yere koyun gerçekte kimlermiş ve ne yapmışlar yine belgeli ve kaynaklı olmasına özenle dikkat!

Bütün bu yazılar ve belgeler sitemizde mevcut şimdi bazı şeyler belirginleşmeye başladı değil mi?

İyi düşün ve kararını ver bu yolun sonunu çok iyi düşün..düşün..düşün..(BY KİMYACI)

Sistemin, düzenin kölesi! Ivan Illich eğitimi değil mevcut eğitim sistemini eleştirmektedir,
 
Öğrenciler zorunlu bir müfredata uymak zorunda bırakılmamalı, bir diploma ve benzeri belgeler nedeniyle bir ayrım yapılmamalıdır. Ayrıca halk da, gerileyici bir vergilendirme yoluyla, büyük bir eğiticiler ordusu ve binalardan oluşan dev bir profesyonel aygıtı beslemek zorunda bırakılmamalıdır. günümüzdeki eğitim sisteminde okuldaki eğitim, öğretilen konu odaklı bir yapıya sahiptir. pasif konumda bulunan öğrenen, sadece okulun verdiği ile yetinmekte zorunda bırakılmaktadır, öğretim hedefleri okul kurumu tarafından belirlenir. (kitapta Avusturyalı filozof ve toplum eleştirmeni. illich’in önerdiği) eğitim sisteminde ise, bireyin istediği bilgiye kolaylıkla ulaşabileceği bir iletişim ağını kurması gerektiğidir. (yazarın savunduğu sistemin günümüz teknolojisiyle yapılandırılmasının mümkün olduğu söylenebilir.)  eğitim sistemleri, yetenek gelişimine yeterli önemi vermeyen, istenilen bilgiden çok sistemin zorunlu koştuğu bilginin öğrenildiği, bireysel ihtiyaçları göz ardı eden, kısıtlayıcı ve köreltici bir hal almıştır.  eğitimin amacı yetenek geliştirme merkezleri, modern eğitim araçları, serbest profesyonel eğitimciler ve partnerli eğitim unsurlarının üzerine inşa etmektedir.

(Ivan Illich: Okulsuz Toplum)

zorunlu kitle eğitimine neden karsı çıkılması gerektiğine dair önemli kitap; “alternatif eğitim-hayatın okulsuzlaştırılması;

Bir özgürleşme eylemi olması gereken eğitim, düşüncelerimizi ders kitaplarına ve birilerinin direktiflerine, bedenlerimizi sınıfların, okulların içine, sıraların arkasına hapsederek, sistemin talimatlarına göre yasayan ve düşünen insanlar yarattı. okullar öylesine benimsendiler, asil işlevleri öylesine ört bas edildi ki, tüm aileler çocuklarının bu hapishanelerin gönüllü tutukluları olmaları için her yolu dener oldular. ailelerin isteksiz olduğu durumlarda ise devlet üstüne düşeni yaptı.

(“deschooling our lives” adlı eseriyle matt hern)

Zorunlu eğitim insanların anlama isteği ve bilme iradesi önünde duvarlar örüyor.

Catherine baker kitabı; Zorunlu Eğitim çocuklara gardiyanlık yapan bir kurumdur;”biz o kadar ozguruz ki, bize zorla eğitim verilmesi ve bizlere bir takim yanlış bilgilerin empoze edilmesine karsiyiz” Catherine Baker

KELİMEYE DİKKAT;

Catherine Baker kitabın adı “eğitime hayır” değil, “zorunlu eğitime hayır”dır. kurumsal, tek yönelimli (bkz: tevhid-i tedrisat) ve kitlesel eğitimin ne tür süreçlerle ne tür özneler yaratmaya meyyal olduğunu ortaya koyma niyetiyle yazılmıştır. cehalet propagandası değildir. bu sloganı kullananlar da bir çırpıda “insanları karanlığa gömmeye çalışmak”la suçlanamazlar. günün değerlerini evrensel zannetme yanılgısına düşmediğimizde, herkesin öğrenmeye en açık yıllarını önceden belirlenmiş süreçlerle ve dört duvar arasında geçirmek zorunda olmasını o kadar da “normal” karşılamayabiliriz.
Catherine Baker kitabında esas olarak, ‘ZORUNLU’ eğitimi , devletin kendine köle yetiştirmek için organize ettiği bir kurum olduğunu, yetişkinlerin,bu köle eğitiminden başarıyla geçtikleri için bunun farkına varamadıklarını anlatıyor. (Catherine Baker kitabının özeti – Zorunlu Eğitime Hayır)

Devletin ideolojik aygıtları; Organik aydın!

louis althusser yirminci yüzyıl filozofları içinde kabul edilen bilgi kuramcısı; kuhn’un paradigmasına benzeyen problematik (sorunsal) kavramının atası; antonio gramsci’nin hegamonya teorisine eklemelerde bulunmuştur. gramsci’nin hegomonik iktidar kurma esnasında ki gerekleri iki ayrı araç olarak geliştirmiştir. bunlar “devlet bastırıcı aygıtları”, “devletin ideolojik aygıtları”‘dır.

devlet, bu araçları kullanarak ideolojisinin ve yaşayış biçiminin halk tarafından doğal karşılanmasını arzular. bunun için halkı ikna etmeye çalışır. burada çok önemli nokta bu işlemi yaparken devlet, aydınlara ihtiyaç duyar, hocalara, gazetecilere… bu aydınlar sistem içinde hazır olurlar ve ikna ederler, yazılarıyla, davranışlarıyla, dersleriyle. böyle aydınlara, organik aydın denir.

(Louis althusser -Devletin ideolojik aygıtları)

Eğitim Esareti ;

Zorunlu Eğitim Devlet (sistemini)  kendi geleceğini teminat altına almak için en tehlikeli güç olan genç insanları oyalamak ve hapsetmek adına keşfetmiş olduğu sistemdir zorunlu eğitim. Eğitim hakkı insani bir haktır söylemi ise kitlelere uydurulmuş en büyük yalandır. Sabahtan akşama kadar hapsedilen ve belge ödülü gösterilerek bir sürü gereksiz bilgi dayatılan okullar, devletin yarı açık ceza evleridir. Hal böyle olunca eğitim hakkı lakırtısı şöyle olmalı; Yarı açık ceza evi her çocuğun insani hakkıdır. Böyle söyleyince pek de insani gelmedi sanırım. Öğrenebilme özgürlüğüne dayalı, okul denilen hapishanelerin olmadığı, düşünen, sorgulayan bireylerin olduğu toplum, sistemlerin içindeki yok edici güç haline gelecektir. soyutlanmış bireyleri bilgi kirliliği bombardımanına tutarak etkisizleştirmektir. Sahte ödüller, sahte aşamalar koyarak sürekli bir yarış halinde belge alma konusunda onları yarıştırarak mallaştırma politikası devletlerin eğitim politikasıdır.Filozof ve bilginlerin yoğun olarak yaşadığı yüzyıllar da zorunlu eğitim, hatta devlet güdümünde herhangi bir eğitimin olmayışı gayet manidardır. Tek tipleştirme amaçlı her bireye standart eğitim adı altında dayatma uygulanması zeki ve yetenekli bireyleri başarısız hale getirerek düzen dışına itilmesine neden olmaktadır.Farkındalığı geliştirip öğrenme özgürlüğümüzü hayata geçirerek merak konularımızı geliştirmeliyiz. (bilim adamı, hugh everett )

Zorunlu eğitim paradoksunun hiç tartışılmıyor oluşu. Bilindiği üzere kapitalist (laik,demokratik sistemin temeli) sistemde eğitimin temel amacı sistemin temel amaçlarına uygun(her gün kapitalist -laik sistemi yenileyen-meşrulaştıran)bireyler yetiştirmektir. (Prof,Fikret Başkaya)

Satılmışların çağı;

“Yaşadığımız çağ, akademik kapitalizm.” Yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini akademisyenlere söylettirdikleri çağdayız.. Yani satılmış insanların çağı. Satılmış bilim insanlarının çağındayız.”

Prof. Dr. Kenan Demirkol

Bugün yaşadığımız bütün çarpıklıkların kökü yakın tarihimizde yatıyor. Zaten bu yüzden yakın tarihimizi öğrenmemiz, bütün gerçekleri bilmemiz, bunları açıkça tartışmamız engelleniyor. Geçmişimiz, özellikle de yakın tarihimiz, eğitimin her aşamasında sansürleniyor, çarpıtılıyor. Gerçeklerin üstü yalanlarla örtülmeye çalışılıyor. Oysa, bugün bir türlü çözemediğimiz temel sorunlarımızın kaynağını, bu ülkede ordunun ve yargının konumunu, Atatürkçülük ideolojisiyle ‘tek parti’ ideolojisinin ilişkisini ancak yakın tarihimizi bildiğimizde açıkça görebiliriz ve düğümleri çözebiliriz. [Prof. Dr. Mete Tunçay / 2010 – Neşe Düzel röportaj]

İnkılap Buradan Başlayacaktır ;

“Yedi yaşındaki çocuğun beynini: ’’Falan kurtarıcımızdır, ona tapacaksınız; filan yaşatıcınızdır,onu alkışlayacaksınız’’ diye yeryüzünün şahit olmadığı korkunç taassup (belgesiz , kaynaksız , atmasyon) telkinleriyle çürütmeye çalışan, bütün bir gençlik dimağının ateşlerini matematik ve fizik formüllerini ezberletmekle söndüren ve bunların yanında bir masal tarihi, bir sözde inkılap felsefesi ve bir sürü şarap ve oğlan beyitleriyle; iradesiz, mecalsiz ve şaşkın bırakan terbiyeye (eğitim sistemine) veda etmeliyiz. Bu, bütün bir memleket meselesidir. İnkılâp buradan başlayacaktır !!!”

[Dr. Nurettin Topçu yazar, akademisyen ve fikir adamı.]

8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı, sayfa 36-40.Yazarını söylemeyeceğim. Başlığı: “Devlet Kurucusu ve Devrimci Atatürk.”Yahu dersimiz inkılap tarihi mi?Türkçe dersinde türkçe öğretmek gerekmez mi? En güzel metinlerle, en usta yazarlarla çocuklarımızı tanıştırmak, onlara dil ve edebiyat zevki vermek bu dersin asıl işi değil mi?

Peki bu neyin nesi?Bu ideolojik “eği-tim” faslı! Yani beyin yıkama faslı.

(.Mehmet Doğan-Türk yazar ve gazeteci.)

”BİZDEKİ EĞİTİMİN AMACI” Yök Kanunu’nun girişi “1- Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlılık…”Gerisini yazmaya bile gerek yok, birinci amacı bu olan bir (ilk öğretim lise,) üniversiteden çıkacak insanların “özgür düşünceli” bireyler olması mümkün mü sizce? Zaten bizdeki eğitimin amacı, “özgür düşünceli birey” değil, itaatkâr bir sürüye, öğrendiği ezberleri tekrar eden koyunlar yetiştirmektir. Cumhuriyet’in eğitim anlayışı ve amacı da budur.

(Okullarda Atatürk Yalanları”- Ahmet Altan -Taraf gazetesi – )

“Atatürk ilke ve inkılapları”Bu bir ders falan değildir.Bu bir ideoloji propagandası saatidir.Bu derste yakın tarihimiz öğretilmez.Bu derste beyin yıkanır.

Fakat birtakım zavallılar bu dersi kâğıt üzerinde en önemli ders saymışlar, her öğrenciye, ama her öğrenciye zorunlu tutmuşlardır. Hem de “son sınıfa” koymuşlar, yirmi sekiz hastanın hayatını da kurtarsan, bu dersten geçemezsen doktor olamayacaksın yani…Bu derste tartışma yoktur. Soru da sorulamaz.Kazık kadar olmuş, üniversite son sınıfa gelmiş insanlar, lisede okuduklarını aynen tekrarlarlar. Evet evet, “daha üst düzeyde” falan değil, lise programının tıpkısının aynısını…malum öyküler.Bu. Hepsi bu. Lise bile değil, ilkokul düzeyinde tarih.Tartışma olmadığı gibi, sorgulama olmadığı gibi, doğru dürüst “öğrenme” de yok.

[Engin Ardıç -Araştırmacı Tarihçi-Yazar-Gazeteci]

Bizler Müslümanlar olarak Kemalist eğitim sistemini (zorunlu atatürkçülük dersi) kabul etmiyoruz. Çocuklarımız devletin değil bizim çocuklarımızdır. Devletin zorla, inancımız ve değerlerimizle zıtlık teşkil eden düşünce ve ideolojileri çocuklarımıza dayatmasını kabul edemeyiz. Bizim de vergilerimizle yapılan ortak mekanlar olan devlet okulları Atatürkçülük dahil hiç bir ideoloji ve dinin dayatılmadığı özgürlük adaları haline gelsin ve orlarlar din ve ideoloji dersleri seçmeli olarak yer alsın.Kemalizm ve Atatürkçülük dersi , Kur’an ve Sahih Sünnete dayalı İslam dersi, hatta Yahudilik ve Hıristiyanlık dersi seçmeli dersler olarak milli eğitim müfredatına konularak herkesin özgürce inancını öğrenmesine olanak verilmelidir. Özgür bıraksınlar insanları! Hatta şunu teklif ediyoruz: Kemalistler açsınlar Nutuk evlerini/Kurslarını Kemalistlerin çocukları Nutuk’u ezberlesinler. Ve biz kesinlikle onlara karışmayız, ama onlar da dinimize karışmasınlar ve bize kendi dinlerini/ideolojilerini dayatmasınlar.  Kur’anı anlama, yaşama ve yayma sorumluluğumuzu yerine getirmemize engel olmasınlar.Bizler müslümanlar olarak zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, darbeciliğe, çeteciliğe, Kemalizm’e, sömürüye, tepeden inmeciliğe karşıyız. Hakkı, adaleti, özgürlüğü, tevhidi (dini) savunan ve bu uğurda her bedeli ödemeye kararlı müslümanlarız. Hiç kimseye zorla inancımızı dayatmaya çalışmıyoruz, ama başkalarının da ideolojisini ve anlayışını bize dayatmasına rıza gösteremeyiz. Kimseye zulüm ve hakaret etmeyiz, ama kimsenin de bize zulmetmesine rıza gösteremeyiz. Hiç kimse bizlerden Kur’ani ilkelerden vazgeçmemizi, taviz vermemizi bekleyemez. Bizim kavgayla, çatışmayla, haksızlıkla, zulümle işimiz olmaz. Herkesle iyi komşu olmak isteriz. Bizim dinimiz bize onların dini onlaradır. (Siyaset Bilimci – Mehmet Pamak, Özgür-Der)

“Türk Millî Eğitim ideolojisi Kemalist siyasal bir öğreti temelinde yapılandırılmıştır”

Zorunlu din dersine (eğitime) dem vuran insanlar (kemalistler) Türkiye’deki eğitimin ideolojik dayatmasından bahsediyor mu ? Aslında ben bu konuda yazmayı da planlıyordum ama yeri gelmişken değineyim.

Bakın Milli Eğitim’in genel amaçlarının birinci maddesi ; Atatürk inkılap ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine (Atatürk milliyetçiliği milliyetçilik demek değildir. İsimleri benziyorsa da, birbirinden başka, büsbütün ayrıdırlar.iman ile ateizm gibidirler) bağlı ; temel ilkelere dayanan demokratik, laik bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar yetiştirmek… Amaç budur. bu eğitim anlayışıyla çocuklara resmi ideoloji  ”ATATÜRK YALANLARI” empoze edilir. Verilen eğitim sistemi tepeden tırnağa bu doğrultuda şekillenmiştir. Bu  sistemle çocukların beyinleri birer sömürge haline getirilmiştir.

Milli Eğitim Yasası söyler bu amacı. Peki ne oldu ideolojik eğitimin yanlışlığına, sorgulayan gençlik yetiştirmeye ne oldu ? İlerici, akılcı gençlik yetiştirecektik ne oldu ? Senin Milli Eğitiminin ilk amacı Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı birey yetiştirmek diyor. Tartışma konusu bu da değil. Konu şu eğer bunlar yanlış şeylerse neden bunlara bağlı birey yetiştiriyorsun, ben malmıyım ki ilk amacın (Atatürk ilke ve inkılaprına) beni buna bağlı yetiştirmek, ben göremiyor muyum Atatürk ilke ve inkılaplarının doğruluğunu ? Yoksa sen beni (Atatürk ilke ve inkılaplarına) doğruyu yanlışı görecek ve ayırt edip karar verebilecek şekilde yetiştirmek yerine biz baştan belirleyelim onlar bunlara bağlı yetişsinler derdinde misin ? Ne oldu peki o çok anlatılan özgür, sorgulayan gençliğe ? Acaba  kemalistler bu konudan da biyerde bahsetmiş midir hiç ? Bahsetmesini geçtim farkında mıdır ? Farkında olmamasını da geçtim farkına varsa anlatır mı ? Gözümde insanların neye inandığı hangi partili oldukları, kaç model arabaya bindikleri, gece yatağa kimi attıkları zerre önemli değil insanlardan sadece samimiyet bekliyorum. Ama bu insanlarda en son bulunacak şey sanırım samimiyet.

Eğitimin dindar (zorunlu yani resmi eğitim) nesil yetiştirme gibi bir amacı da olamaz. Birileri kendi oluşturdukları inançları,ideolojileri, doğrultusunda nesiller yetiştirmek isterken, diğerleri de Atatürkçü,laik nesil yetiştirmek istiyor.

Kemalistler Benim neye inanacağıma karar veremezsin, bunu sen belirleyemezsin diyor. bunları söylerken ”zorunlu din dersleri” meselesine atıfta bulunuyorlar. Ama gözden kaçan bir nokta varki eğitimin dinsiz nesil yetiştirme gibi bir amacı da olamaz. Birileri kendi oluşturdukları inançları doğrultusunda nesiller yetiştirmek isterken, diğerleri (kemalistlerde) de dinsiz , laik, Atatürkçü nesil yetiştirmek istiyor.(BY KİMYACI)

 

 

Google Aramaları

  • ataturk ilke ve inkilaplari yok ediliyor facebook
  • milli eğitimin genel amacları ne demek istiyor bize
  • zorunlu kitle eğitimi nedir

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*