Son Haberler
Anasayfa » .Atatürk bir diktatördü; » Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i İngilizlerin kışkırttığı”nı okur dururuz. Gelgelelim, bu efsanenin pek bir temeli yoktur.

Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i İngilizlerin kışkırttığı”nı okur dururuz. Gelgelelim, bu efsanenin pek bir temeli yoktur.

Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i İngilizlerin kışkırttığı”nı okur dururuz. Bu, bize yine devlet tarafından belletilen “iç düşmanları kullanan dış mihraklar” ezberinin “kurucu efsane”sidir. Gelgelelim, bu efsanenin pek bir temeli yoktur.

Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i İngilizlerin kışkırttığı”nı okur dururuz. Bu, bize yine devlet tarafından belletilen “iç düşmanları kullanan dış mihraklar” ezberinin “kurucu efsane”sidir. Gelgelelim, bu efsanenin pek bir temeli yoktur. Çünkü gerçekte Şeyh Said’in İngilizler adına hareket ettiğini, onlardan aktif destek aldığını gösteren hiç bir delil yoktur elde. Dr. Yaşar Kalafat’ın isyan hakkındaki kitabında belirttiği gibi “bu konuda çeşitli iddialar ortaya atılmışsa da İngiltere’nin isyandaki yeri hakkında belgelere dayalı kesin bilgiler ortaya konulamamaktadır.” Kaynak; Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, s. 179

“Şeyh Said ve yargılanan diğer şeyhler, amaçlarının ‘Kürtlük’ olmadığını, ‘din uğruna kıyam.ettiklerini’ söylemişlerdi. Gerçekten de ayaklanmanın kökeninde dinsel duygular yer almaktaydı. Türk-Kürt çelişkisi söz konusu bile değildi. Çelişki,laik devlet ile Nakşibendi tarikatı arasındaydı 13 Şubat 1925’te Şeyh Said önderliğinde doğrudan rejimi hedef alan bir isyan patlak verir. Her ne kadar, resmi söylem tarafından bu isyanın bir Kürt hareketi veya İngilizlerin kışkırtmasıyla patlak veren Türkiye Cumhuriyetine yönelik provakatif bir eylem olduğu kanaati yerleştirilmeye çalışılmışsa da, isyan liderin ve mensuplarının İslamî toplumsal sistem dışında bir taleplerini söz konusu olmadığı ve isyanlarında “dış mihrak” teorisinin geçersiz olduğu açıkça bilinmektedir. Bu konuda, dönemin başbakanı olan İsmet İnönü’nün açıklamaları konunun en önemli delillerinden birisini teşkil eder. İsmet İnönü söz konusu isyanla ilgili olarak şu tespitlerini dile getirir: “Şeyh Sait, hareket esnasında dini kurtarmak davasını açıktan ortaya atmış bulunuyor. “Hilafet kalkmıtır, din tehlikededir, dini kurtarmak lazımdır.” Davaları bu. Şeyh Sait, isyan hareketini böylece bütün memlekete milli bir hareket olarak değil, dini bir hareket olarak gösteriyor.. Şeyh Sait isyanını doğrudan doğruya İngilizlerin hazırladığı veya meydana çıkardığı hakkında kesin deliller bulunmuyor.” Kaynak;  Cumhuriyet, 17,18 Şubat 1925 -Uğur Mumcu, Halklar Kardeştir, Milliyet Gazetesi, 03 Mart 1992, sayfa
“Şeyh Said ayaklanmasında, cumhuriyetçiler ile şeriatçılar çarpıştılar. Çatışmadaki `etnik´ renk, olayın toplumbilim açısından özünü saptıramaz. Bilimsel yaklaşım, etnik ayrımın da altını çizmekle birlikte, tarihsel dönüşümün cumhuriyetçi-şeriatçı çelişkisini öne çıkarmak zorundadır.Ilhan Selçuk (Gazeteci-Yazar)

1925 yılında çıkan Şeyh Said ayaklanmasında, dava bağımsız devlet sorunudeğildir. Şeyh Said’in ihtilal değil, istekler beyannamesi ele geçmeden, kendisi idamedilmiştir. Bu belge, bildiğimiz bir devlet kuruluşundadır. Içinde sadece, İslami beraberliğin neden ihmal edildiği anlatılır ve kendilerinin devlete sadakatleri hikayeedilir.”

Murad Bardakçı (Tarihçi)

“Şeyh Said’in Ingilizlerin adamı ve müstakil Kürtlük ideali peşinde olduğu şeni biryalandır. Öyle olsaydı ilk başarılarının ardından cenup [güney] istikametinde sınıradoğru sarkar, Irak Kürtleri ve Ingilizlerle irtibat kurar ve davasına, gerilerini veyardım kaynaklarını sağlamış olarak bellibaşlı bir çevre içinde girişirdi. Bu vaziyette,Türk hükümetinin dine karşı tavrı da, kendi devletinin nizamını kurmak varken onufazla alakalandırmamak gerekirdi. O, dini zedelenmeye doğru giden bir Türk gibihareket etti ve neticelerini hiç düşünmeden kendi öz hükümetini, Ankara’yıtoslamaya davrandı. Bu davranışın sakameti [yanlışlığı] yanında samimiyeti açıktırve Şeyh Said’e, Mahkeme’de verdiği cevaptan da anlaşılacağı gibi, Kürtlük gayretive Ingilizlerle irtibat zilleti isnat etmek vicdansızlıktır.. Bütün bu hadiselerin seyri degösterir ki, Şeyh Said dış ve yabancı desteklerle alakalı olmaksızın sırf kendi başınave sadece inancı uğrunda hareket etmektedir.”

Şeyh Said, Istiklal Mahkemesi savunmasında şu açıklamalarda bulunmuştur:

“Kıyamımızın [direnişimizin] sebebi şeriat meselesi… Hükümet şeriatın bir kısmını kaldırdı. Bunun iadesine sebep olursak sevaba nail olurduk diyordum…

Şeriatın ahkamı [hükümleri] icra edilmezse kıyam [direniş] vacip [gerekli] olur. Kitap [Kur’an], kıyam vaciptir diyor, seriatı icra ettireceksin diyor. Ahkamı şer’iyye [şeriat hükümleri]; katil, zina,(genelevleri) müskirat [içkiler] gibi ahvali men ediyor… Imam [devlet başkanı] şeriat ahkamını icra etmezse, bu isyanın cevazına [izin] delildir. Vakta ki vuku buldu, iste şeriat da vaciptir diyor, hiç olmazsa günahkar olmayız dedim. Bütün hattı harekatımızı Kur’an-ı Azimüşşan’dan istihraç ediyoruz [çıkarıyoruz]…

Kaynak; Necip Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları

Şeyh Said’i isyana icbar ettiler. Gözdağı vermek için. Şartları öyle hazırladılar.Ama Şeyh Said Kürtçü değildir. Şeyh Said kurbandır. Aferin iyi yaptı diyemem,onun hareketiyle zulmün ceberruti gücü sabit oldu; başkaları isyan etmemektemazur oldu. Ama hesap yanlışı yaptı, bu kadar insanın öldürülmesine sebep oldu.Yalnız şarka, onu ezerek gözdağı vermek istediler.” Kadir Mısıroğlu (tarihçi)

Dr. Rıza Nur (Tarihçi ve ilk Milli Eğitim Bakanı): “Şeyh Said gayet dindar bir adammış. Medreseler ve tekkelerin ilgası, şapka giydirileceği şayiası bu adamı tehyic etmişti [heyecanlandırmıştı]. Isyan etti. Resmi tahkikat asla milli bir Kürt isyanı olmadığını göstermiştir. Ben bunu orada Istiklal Mahkemesi reisliğini yapan Ali Saib’e de sordum. O da `asla Kürtlük meselesi yoktur, sırf dindir´ dedi.” Kaynak;  Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, cild 4, Istanbul 1967, sayfa 1324.

Devrin şahin başvekili İsmet İnönü de ““Şeyh Said, harekat esnasında dini kurtarmak davasını açıktan ortaya atmış bulunuyor. `Hilafet kalkmıştır, din tehlikededir, dini kurtarmak lazımdır.´ Davaları, bu. Şeyh Said, isyan hareketini, böylece bütün memlekete milli bir hareket olarak değil, bir din hareketi olarak gösteriyor. Her tarafı harekete geçirmek sevdasındadır.Şeyh Sait isyanını doğrudan doğruya İngilizlerin hazırladığı veya meydana çıkardığı hakkında kesin deliller bulunamamıştır” itirafında bulunur. Kaynak; Ismet Inönü, Hatıralar, 2.Kitap, Bilgi Yayınevi, Ankara 1987, sayfa 202.

Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i İngilizlerin kışkırttığı”nı okur dururuz. Bu, bize yine devlet tarafından belletilen “iç düşmanları kullanan dış mihraklar” ezberinin “kurucu efsane”sidir. Gelgelelim, bu efsanenin pek bir temeli yoktur. Çünkü gerçekte Şeyh Said’in İngilizler adına hareket ettiğini, onlardan aktif destek aldığını gösteren hiç bir delil yoktur elde. Dr. Yaşar Kalafat’ın isyan hakkındaki kitabında belirttiği gibi “bu konuda çeşitli iddialar ortaya atılmışsa da İngiltere’nin isyandaki yeri hakkında belgelere dayalı kesin bilgiler ortaya konulamamaktadır.” Kaynak; Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, s. 179

Aslında isyanın kaynağı “dış”ta değil “iç”tedir. En büyük sebep de, Ankara’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki “Müslüman kardeşliği” temasını bırakarak birden bire laikçi ve ırkçı kesilmesidir. Kırılma noktası, Şeyh Said isyanından on ay önce Ankara’da alınan iki karardır: Medreselerin yasaklanması ve Hilafetin kaldırılması. Ve olay, “iç düşmanları kullanan dış mihraklar” meselesi değil, “Jakobence (diktatör) politikalarla kendini halkını küstüren Ankara” meselesiydi.

Kaynak; Mustafa Akyol-Gayri Resmi Yakın Tarih

 

Google Aramaları

  • şeyh sait efsaneleri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*