Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları » Çekirge yiyerek Peygamberimizin mezarını korumuştuk

Çekirge yiyerek Peygamberimizin mezarını korumuştuk

Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa ise Türk tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Medine müdafaamız da tarihimizin en şerefli sayfalarındandır. Süleyman Beyoğlu, Fahreddin Paşa üzerine arşiv belgelerine dayalı önemli bir doktora tezi hazırlamıştır. Birol Ülker de bir yazısında Fahreddin Paşa’nın Medine’deki müdafaasını ve çekirge hikâyesini teferruatlı anlatır.
MUKADDES EMANETLER

Mekke Şerifi Hüseyin’in isyan hazırlığına girişmesi üzerine 28 Mayıs 1916’da Fahreddin Paşa Medine’ye gönderildi. Fahreddin Paşa asilerden önce Medine’ye ulaşarak savunma tedbirlerini aldı. Şerif Hüseyin, 3 Haziran’da Medine çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip etti. 5-6 Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdıysa da geri püskürtüldü. Fahreddin Paşa şehri savunurken ilk iş olarak, Medine’de bulunan Hazreti Peygamberimizin mukaddes emanetlerini İstanbul’a göndermişti.

Fahreddin Paşa, Medine’de bulunduğu süre içerisinde halkla iç içe olarak bölgedeki Araplar’ı yanına çekti. Mekke’deyse Vali Galib Paşa’nın beceriksizliği yüzünden büyüyen isyan sonucunda şehir asilerin eline geçmişti Medine dışındaki şehirler kısa sürede asiler tarafından işgal edildi. Fahreddin Paşa ise kısıtlı imkânlarına rağmen bölgeyi savunmaya devam etti.

ÇEKİRGE TAVASI

Hicaz demiryolunun Medine’ye yakın olan Müdevvere İstasyonu’nun asiler tarafından ele geçirilmesinden sonra Medine Kalesi kuşatıldı. Fahreddin Paşa çölün ortasında çevresiyle irtibatı kesilmiş bir kaleyi savunmaya başladı.
Yardım alınamadığı için açlık, susuzluk ve hastalıklar baş göstermeye başlamıştı. Fahreddin Paşa, bu şartlar üzerine 7 Haziran 1918’de çekirge yenmesiyle ilgili bir tebliğ yayınladı:

“Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Yalnız tüyü yok. O da serçe gibi kanatlı uçuyor. Bitkilerle besleniyor, temiz ve taze şeyler yiyor. Hem de tiryaki ve keyif sahibi, tütün ve limondan pek zevk alıyor. Bedevilerin başlıca gıdası çekirgedir. Bedeviler sağlamlıklarını ve zindeliklerini yedikleri çekirgelere borçludurlar”

Çekirgeleri doktorlara tetkik ve tahlil ettirdiğini söyleyen Fahreddin Paşa çekirgenin özelliklerini övdükten sonra dört çeşit de çekirge yemeği tarif etmişti.

PAŞAYI BAĞLAYIP MEDİNE’Yİ TESLİM ETTİLER

Bu arada mağlubiyeti kabul eden Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalamıştı. Mütareke şartlarına göre Medine’yi teslim etmesi istenen Fahreddin Paşa bunu kabul etmedi. Mondros’tan sonra 72 gün daha Medine’yi savundu.

Fahreddin Paşa teslim olmayacaktı. Bunun üzerine İstanbul, paşayı komutanlıktan aldı. Yerine atanan Albay Ali Necib Bey teslim görüşmelerini yürüttü. Ancak İngilizler ve Araplar, Fahreddin Paşa’nın teslim olmasını şart koştular. Bunun üzerine komutan vekili Ali Necib Bey, İngilizler’le paşayı teslim etmek için anlaştı.

Ali Necib Bey ve yanındakiler, Peygamberimizin türbesinin yakınlarında bir yerde bekleyip, teslim olmayan Fahreddin Paşa’nın, yanına gittiler. Hatırını sormaya geldiklerini zanneden Fahreddin Paşa’nın gözüne kül atıktan sonra üzerine atlayarak bağlayıp, 10 Ocak 1919’da İngilizler’e teslim ettiler. Fahreddin Paşa bu hadiseyi ‘hayatımın en acı günü’ diye anlatır.

Çöl Kaplanı Afganistan elçisi 

Asıl adı Ömer Fahreddin olan Medine savunucusu 1868’de Rusçuk’ta doğdu. 1891’de kurmay okulunu bitirerek kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Balkan savaşlarında ve Birinci Dünya Savaşı’da çeşitli cephelerde görev yaptı. Medine müdafaasından dolayı Çöl Kaplanı diye anıldı. 27 Ocak 1919’da savaş esiri olarak Mısır’a götürüldü. 5 Ağustos 1919’da da Malta’ya sürgün edilip, burada 2 yıl 33 gün tutuklu kaldı.

Malta’da İngilizler’in baskısına rağmen “Ben bu elbiseyi Harbiye’den mezun olduğumdan beri hiç çıkarmadım” diyerek subay elbiselerini giymeye devam etti. Sürgündeyken, işgal kuvvetleri tarafından kurdurulan Nemrud Mustafa mahkemesince ölüme mahkûm edildi.

Ankara hükümetinin çabalarıyla 8 Nisan 1921’de Malta’dan kurtuldu. Bir süre Rusya’da faaliyet gösterdikten sonra Anadolu’ya döndü. 9 Kasım 1921’de Afganistan elçiliğine tayin edildi. Elçiliği döneminde Türk-Afgan dostluğunu geliştirdi. 12 Mayıs 1926’da Türkiye’ye döndü. Askeri Yargıtay Divanı’nda çalıştı. 5 Şubat 1936’da tümgeneral rütbesinden emekli oldu. 22 Kasım 1948’de kalp krizinden vefat etti. Aşiyan mezarlığında toprağa verildi.

“Ya Resulullah ben seni bırakamam”

Fahreddin Paşa, kuşatma başlamadan evvel kaleyi tahliye etmesini teklif eden İstanbul hükümetine; “Medine Kalesi’nden Türk bayrağını ben kendi elimle indiremem, Eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya başka bir kumandan gönderin” cevabını vermiş ve İngilizler’le Araplar’a teslim olmaktansa Hazreti Peygamber’in mezarını havaya uçurarak kendisini feda edeceğine dair yemin etmişti.

Kuşatma sırasında Ravza-i Mutahhara’da, yani Peygamberimizin mezarında devamlı olarak dua eden Fahreddin Paşa duygularını şöyle ifade ediyordu:

“Kalk! Kalk ya Muhammed!.. Allah’ın Resulü kalk! Ve sana inanan, senin için burada çarpışanlara görün!… Allah’ın yardımını bize ulaştır!” 2 Nisan 1918 cuma günü Harem-i Şerif’te hutbe okuyan Fahreddin Paşa, Türk sancağını göğsüne sarmış, sağ kolunu Peygamber Efendimizin mezarına doğru uzatarak yüksek bir sesle ‘Ya Resulullah ben seni bırakamam’ diye haykırmıştı.

Erhan Afyoncu, BUGÜN (25 Mart 2012)

Google Aramaları

  • medinede cekirge
  • çekirge yiyen paşa
  • mekke çekirge
  • şerif hüseyin peygamberimizin mezarını yıkmaya kalktımı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*