Son Haberler
Anasayfa » Genel » Atatürkcü bi adamın sözlerinden kesitler-Din ve Devletin ayrılması Müslümanlıkta imkansızdır Çünkü ;

Atatürkcü bi adamın sözlerinden kesitler-Din ve Devletin ayrılması Müslümanlıkta imkansızdır Çünkü ;

RRRRRRRRRRRR

10365827_786572078066025_5140050751840326843_n (1)RRRRRRRRRRRR

1901749_688866671198971_4163460847184396833_n31901749_688866671198971_4163460847184396833_n3

M.Kemal Diyor Ki;Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor.Laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışanlara fırsat vermeyiniz.

Kaynak; M.Kemal , Nutuk, 1927

Mustafa Kemal’in Şeriat’e Çağ dışı demesi; Allah’ın kanunlarına (şeriat’a) çağ dışı dediği ve laikliği getiriyoruz dediği sayfa;

”Şeriat demek kanun demektir. Şeriat hükümleri demek kanun hükümleri demekten başka bir şey değildir ve olamaz. Başka türlüsü çağdaş hukuk anlayışı ile bağdaştırılamaz.Bu böyle olunca, şeriat hükümleri deyimiyle anlam ve kavramın büsbütün başka bir şey olması gerekir.”ilk Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nu hazırlayanlara (islam hukuku’nun kaldırılması için) bizzat başkanlık ediyorum.

Kaynak; M.Kemal , Nutuk, 1927-Teşkilat-ı Esasiye Kanunu

Cevap; Ateizmi (dinsizliği) Laiklik diye yutturmaya çalışıyorlar..Prof.Dr. Mehmet Çelik

Din ve Devletin ayrılması Müslümanlıkta(kuranda) imkansızdır. Çünkü din, insanların 24 saatini ayarlar. Sadece devletle olan ilişkilerini değil, özel hayatlarını, nasıl yiyip içeceklerini, karı koca arasındaki ilişkileri ve devletle (ceza hukukunu vs) olan ilişkiyi ayarlar. Devlet ile din iç içe geçmiştir. Devletin görevi insanların dini ibadetini hazırlayabilmektir. “Müslümanlıkta vahiy (kuran-ı kerim) kamusal ve özel hayatı düzenler; bu nedenle devletle dinin ayrılışının teorik reçeteleri yoktur.”

Kaynak; Prof. Dr. İlber Ortaylı,- Tarihin İzinde

Laikliğı din düşmanlığı olarak kullanan ve bu kelimenin gölgesi altında islamiyeti yıkmaya çalışan bir kâfirin, cahilliğini, ahmaklığını anlatmaya lüzum yokdur.

İslamiyetde, (b)ilim, ahlak, doğruluk, adalet üzerine dayanan demokratik devletler kurulmuşdur. Devleti, siyaset canbazlarının elinde oyuncak olmaktan korumaktadır. Kapitalistler, diktatörler ve komünist uşakları, böyle bir serbest sistemi, kendi zulm, işkence ve ahlâksızlıkları için, bir zincir, bir köstek gibi görürler. Kâtiller, hırsızlar, namûssuzlar, adâleti, cezâ kanûnlarını, kendileri için bir zincir olarak görür. Laikliğı din düşmanlığı olarak kullanan ve bu kelimenin gölgesi altında islamiyeti yıkmaya çalışan bir kâfirin, cahilliğini, ahmaklığını anlatmaya lüzum yokdur. Bu adam, din ile devleti birbirinden ayırmayı değil, dini yok etmeyi istemektedir. Devletin, milletin, gelişmesini, ilimden, bilim/fenden, çalışmakdan, ahlakdan beklemeyip de, bütün bu erdemleri temsîl eden islâmiyeti yok etmekde arayan ve batının ahlaksızlığına, pisliğine ve egoistliğine imrenen bir kara kafada, akıl ve ilim bulunmadığı gibi, ahlak yoksunu olduğu da anlaşılmaktadır.

Evet, yaşamak şartları değişdi. Bilim/Fen ve sanat ilerledi. Fakat, yanlış, fena kanûnlar diye taş atdıkları (şeriat)  onları hangi buluşlardan men’ etdi? Yol yapmayın, tren işletmeyin, gemi yapmayın, madenlerinizi yer altında bırakın, yahud bunların işletme hakkını komünistlere, kapitalistlere satın, kâfirlerle ticâret yapmayın, makine, teknik, uçak, elektrik ve radyo gavur îcadıdır. Bunları sakın öğrenmeyin. Para kazanmayın, futbol maçlarında birbirinizi öldürün mü dedi? Haşa, islâmiyet ahlâka,  verdiği önem kadar, sanatda, teknikde de çalışmayı ve kâfirlerin bulduklarını da araşdırmayı, öğrenmeyi önemle emr etmekdedir.

Kaynak; Hüseyin Hilmi Işık Kimyadaki Buluşu ve Yazdığı Kitaplarla Tanınan Yirminci Yüzyıla damgasını Vurmuş Olan Bir Bilim Adamı ve İslam Alimidir. Eczacı, Matematik, ve Kimya,Ögretmeni ve Türkiyenin İlk Yüksek (profesyonel ) Kimya Mühendisi. Hakikat Kitapevi

Elbette ingiliz, (yahud,hırıstyan vs,) şeriata karşı olacak,Elbette rum şeriata karşı olacak, elbette sırp şeriata,Kurana,islama karşı olacak, elbette rus şeriata karşı olacak bazıları gene aklı başında olanlar imana gelebiliyor.Peki sen müslüman oğlu müslüman kızımüslüman sana ne oluyor sen onlara ne uyuyorsun sen kafirmisin,Müşrikmisin, sırpmısın, rusmusun,ingilizmisin, amerikalımısın sen kurana nasıl düşman olursun , sen ALLAH’a nasıl düşman olursun. 

Kaynak; Prof. Dr. Mahmud Esad Cosan 

Diktatörler, faşist idareciler geçici heyecan (demogojji sözlerle, konuşarak,) vererek dindarları aldatmışlardır.

Siyaset gayesi ile konuşan her zaman görülmüşdür. Bunlar,cahil ve sapık (hain) kimseler olup, her asırda müslümanları şaşırtmışlar, islamiyete ve millete zararlı olmuşlardır. demogojji sözlerle, heyecânlı hikâyelerle konuşarak, dinleyicileri köksüz ve geçici bir tesir altına alabilen birer , konferanscı olmuşlardır. Siyasî partilerin, diktatörlerin, faşist idareciler geçici heyecan vererek dindarları aldatmışlardır. İslâmiyete karşı olan câhiller, müslimânları aldatmak, masumların îmanını çalmak için, (İngiliz üsulü) ile, yanî yalan ile, iftira ile, alçakca hücüm ediyorlar. Çok def’a, müslüman şekline girip abdestsiz, gusulsüz namaz kılarak, câmi’ yapılırken para vererek, müslümân görünüyorlar. Yalanlarına, hîle ve uydurmalarına inandırmaya çalışıyorlar.

Kaynak; Hüseyin Hilmi Işık Kimyadaki Buluşu ve Yazdığı Kitaplarla Tanınan Yirminci Yüzyıla damgasını Vurmuş Olan Bir Bilim Adamı ve İslam Alimidir. Eczacı, Matematik, ve Kimya,Ögretmeni ve Türkiyenin İlk Yüksek (profesyonel ) Kimya Mühendisi. Hakikat Kitapevi

Laik olmasa demokrasi olmazmış. Kimse konuşamazmış. Sorarım bunu diyen gafillere: Osmanlının en müstebit olduğu iddia edilen Abdülhamid zamanında Padişaha galiz hakaret edenlere dokunulmuyordu. Bu hürriyeti de mi Laikler sağladı?

Ne demiş; Balkanlardaki bazı Hıristiyan gruplara, kiliselerde yaptıkları ayinlerde papazlar tarafından şöyle dua ettiriliyor: “Ya Rab! Bize de Osmanlı hâkimiyetinin altına girmeyi nasip et ki, dinimizi huzur içinde yaşayalım.”

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, “Bilinmeyen Osmanlı”, s:144

Siyaset ile din ikiz kardeş gibidir. ne siyasetsiz din olur .ne dinsiz siyaset olur. “Bir kimse Din ile Devlet islerinin ayri olduguna inanirsa ve bu inanc icinde Allah icin Kabeye gidip Hac farizasini yerine getirirken Kabenin duvarinin dibinde ölse bile, o bu inancı sebebiyle KAFİR olarak ölür.( İslam hukukuna karşı,) Müslümanları aldatan böyle iki yüzlüler Müslüman olduğunu söyler, namaz kılar, hacca gitse (ve benzeri buna,) (Zındık) denir.

Kaynak; İmam gazali -İhyâ-ül’ ulûm Cilt 1

Şeria’tı kabul etmeyen müslüman değildir.;Bir kimse: “Gel beraber gidip Şeriat’a danışalım” derse öteki kişi de “Gitmem,” derse kâfir olur. Çünkü Şeriat’ı reddetmiş oluyor. Yine bir kimse: “Şeriat ve benzeri müesseselerin bana bir faydası yoktur, bana şeriatın hükmü geçmez,” derse kâfir olur.bir kimsenin yanında Şeriat’tan bahsedilse ve bilerek bu söze karşı gelirse, yahut bu Şeriat kötüdür, derse kâfir olur.” [İmam azam -Fıkh-ı Ekber Şerhi]

Biri diğerine, gel şeriat’a gidelim dese, o dahî, ben ne yapayım dese, kâfir olur. şeriat’ı beğenmeyen, kötüleyen kimse kâfir olur. [Cennet Yolu – Muhammed İznik Rahmetullahi aley]

Ne demiş; Biri, Allah’ın emirlerini/hükümlerini hiçe sayarak onları toplumun yaşamından kaldırmak, emirlerini yasaklamak, haram kıldıklarını da (zinayı, içkiyi, kumarı,fuhşu,dinsizliği) serbest bırakmak ve onlara imkanlar tanımakla;Allah’ın emir ve yasakları böyleyken bunların aksini yapan, Allah ve Resülüne savaş açan Allah ve resülüne karşı savaş açmış olup; Ayet-i kerimelerdeki hükümlere göre: Ya kafirdir, Ya Zalimdir, Ya da fasıktırlar. [Behcet-ül-fetâvâ ]

Hz.muhammed (s.a.s) kanun koyma konusunda ilk kaynağın Allah’ın Kitabı Kuran daha sonra Allah’ın Peygamberinin sünneti olduğu bildirmiştir ….bu ikisine karşı veya bunlara ilgisiz bir karar kanun geçerli meşru değildir ….Kuran kerimde devlet nasıl kurulacağına dair ayet kerime var. hükümet hanği kanunları uygulacağına dair hükümler var. Allah tealanın hükümleri esas madddeleri ,ceza kanunları dururken başka (roma hukuku ) ülkelerden kanun alanlar ( örnek türkiye anayasası ) yani din ve devlet işleri ayrı diyenler kafirlerin ta kendileridir. ben söylemiyorum kuranı kerim söylüyor. Adam dünya işlerini bize bırak ALLAH ahiret işlerine baksın deyip şirk (kuranı kerime göre müşrik oluyor) koşuyor. Buna dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması diyoruz Ben Hem Elhamdülillah Müslümanım , Hem Laik’im Diyen İnsan Vallahi KAFİR Olur Billahi KAFİR OLur…|| Allah c.c. der ki: “Kim benim indirdiğim hükümler ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (maide ayeti kerimesi ) || Laiklik der ki: “Din ve devlet işleri ayrı tutulur” Bu yolda ölürsek bir görevi başarmak için öleceğiz. Ölsek de, Hakkı söyleyeceğiz ama mutlaka Hakkı söyleteceğiz.. .

(“Timurtaş Uçar Diyanet -Din görevlisi)

Laik: Fr. Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan. Devlet işlerini dinden ayrı tutan. (Kaynak: Türk dil kurumu Türkçe sözlük cilt 2. Sayfa 1449)Laik: (Lat. Fr.s.fel.) Dünya işlerini dinişlerinden ayıran, lâdinî. Seküler. 2.Dini olmayan, dinsiz. 3.Dine karşı olan, din karşıtı. 4.(i.) Lâik görüşe sahip kimse.

Laikleşmek: 1. Laik hâle gelmek. 2. Dinsizleşmek.

Laikleştirilmek: 1.Laik hâle getirilmek. 2. Dinsizleştirilmek. (Büyük Türkçe Sözlük Sayfa 709 D. Mehmet DOĞAN Bahar yayınları 11. Baskı Ekim 1996 (İz)

Türk dil kurumu sözlüğünde Şeriat’ın anlamı: Kur’an da ki ayetlerden, peygamberin sözlerinden çıkarılan, dini temellere dayanan Müslümanlık kanunları, İslâm hukuku’dur. TDK : http://tdkterim.gov.tr/bts

Din hususunda apaçık bir Şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine (duygu,düşünce) uyma. (Kur-an’ı Kerim Casiye suresi 18.ayet)

Şeriatçı: Dinin esaslarını sadece dini hayata değil, hukuki, iktisadi ve siyasi düzenlemede geçerli kılmak isteyen kimsedir. (kaynak: Türk dil kurumu Türkçe sözlük cilt 2. sayfa 2087 9. Baskı Ankara1998)

Büyük Türkçe sözlükte Şeriat: 1.Yol, geniş yol, doğru yol. 2. Kaynak. 3. Yüce Allah’ın, kulları için koyduğu din. 4. İlâhi kanun (yüce Allah’ın, kanunu ile ilgili, hükümlerinin bütünü (Büyük Türkçe sözlük, sayfa 1023 D. Mehmet DOGAN bahar yayınları 11. baskı)

İlköğretim Türkçe sözlükte Şeriat: 1.Allah’ın buyruklarının tümü. İslâm hukuku, bu buyrukları esas alan yönetim biçimi. (İlköğretim Türkçe sözlük sayfa 421 Şerif Benekçi- Damla yayınları)

Tc .Diyanet Kur’an meallerinde Şeriat’ın Anlamı:

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=1244

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=126

İnsanlara kitap ve terâzî gönderdik ki, bunlarla adaleti yerine getirsinler .(hadid 25)

Kafir kimdir; Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta  kendileridir (maide 44)Hâkim, vâlî, kumandan ve herhangi bir âmir Allah’ın indirdiği hükümler ile hareket etmeli,yaptırmalı ve yapmalıdır. Böyle olan kimse, bu dünyada, Allahü teâlânın halîfesi olmuştur.  (İslam Ahlakı-Muhammed Hadimi Rahmetullahi aleyh)

Laiklik Yalanı; Cumhuriyet ilan ediyorsun ve diyorsun ki ;’Ben laik bir devlet kuruyorum’ deselerdi acaba kaç tanesi sağ kalırdı o gün?Gel ulan, derlerdi o zaman sana, gel sana göstereyim o devleti!…”

Türkiye Cumhuriyeti’ bir İslâm Cumhuriyeti (devleti) olarak teşekkül etti, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na 1923’te “Devletin dini Din-i İslâm’dır” ibaresinin ilave edilmesinden de bunu görelebilirsiniz. “Yeni kurulan devlet neyin nesiydi? Bunu izah etmek lazımdı. ‘Ben laik bir devlet kuruyorum’ deselerdi acaba kaç tanesi sağ kalırdı o gün? (yani hepsi idam edilirdi) İstiklâl Harbi’nin ertesinde Cumhuriyet ilan ediyorsun ve diyorsun ki ‘Ben laik (dinsiz,dini referans almayan) demokratik insan haklarına saygılı bir devlet kurdum!’ ‘Gel ulan, derlerdi o zaman sana, gel sana göstereyim o devleti!…” Bu manada laiklik prensibinin resmiyet kazanmasının ancak 1937’de (kademe ,kademe aldatttılar bizi -buna ilmi siyaset derler) Altıok’un Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na sokulmasıyla birlikte vuku buldu. 1918 -1923 yılında kâfirliği belli olan kâfirlerin bize yapmak istediği şeyi bugün Müslümanmış gibi görünen kâfirler yapmak istiyor.”

– “Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda İslam cumhuriyeti olması gerekiyordu, 86 yılımızı feda ettik. 1928 yılında İslam harflerinin değiştiği sene ‘devletin dini İslamdır’ hükmü anayasadan çıkarıldı. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin dini İslamdır’ yazacak olduğu halde ‘Neden İslam harflerini kaldırdınız?’ sorusuna cevap verilemezdi.”

Müşrik inancının modern zamanlarda yaygınlaşmasında laiklik özel bir görev üstlenmiş durumdadır.Laik Değilim Çünkü Müşrik Değilim

[ İsmet Özel, Türk, şair, yazar ve düşünür- İstiklal Marşı Derneği’nin kurucusu ve hâlen genel başkanıdır.]

İslam dinini bilmiyenlerin bazısı ise, milletin sağlam imanını, ilme ve akla dayanarak bozamayacaklarını, islama hucum ettikçe, kendi yüz karalarının meydana çıkdığını görerek, hile, yalan yoluna sapıyor. Müslüman görünüp ve müslümanlığı beğenici ve meth edici yaldızlı(demogojji) yazılar yazıp, fakat, bu yazıları ve sözleri arasında müslümanlığın esas ve temel meselelerini, sanki müslümânlık değilmiş gibi ele alıp kötülüyorlar. Okuyucuları ve dinleyicileri bunlardan soğutmaya ve ayırmaya çalışıyorlar. Allahü tealânın emr etdiği ibâdetlerin(şeriat) şekillerini uygunsuz görerek, böyle olacağına, şöyle olsaydı, dahâ iyi olurdu diyorlar. Birşeyi bilmemek, insanlar için kusûr ise de, anlamadığına karışmak, ayrıca pek gülünç ve acınacak bir hâl oluyor. Böyle câhilleri, akllı sanarak, sözlerini dinleyen ve inanan müslümânlar ise, bunlardan dahâ zavallı ve dahâ ahmakdır.Böyle kafirlere (ateist-mason-yahudi) denir. Bunlardan müslüman görünenlere (Zındık) ve (Fen yobazı) denir.Bu fen yobazlarına aldanmamalıdır.

Kaynak; (1911 -2001) Hüseyin Hilmi Işık Kimyadaki Buluşu ve Yazdığı Kitaplarla Tanınan Yirminci Yüzyıla damgasını Vurmuş Olan Bir Bilim Adamı ve İslam Alimidir. Eczacı, Matematik, ve Kimya,Ögretmeni ve Türkiyenin İlk Yüksek (profesyonel ) Kimya Mühendisi. Hakikat Kitapevi

Halide Edip Adıvar . Türkiye’de  Şark ,Garp ve Amerika Tesisleri adlı eserinde; Laikliği bizdeki tatbikatını şikayetle der ki;

Sizdeki (Türkiye’deki) Laiklik nihayet islam dinini kaldıracak ve hepiniz hrıstiyan olacaksınız der.

Kaynak; Halide Edip Adıvar -Türkiye’de  Şark ,Garp ve Amerika Tesisleri

Ne demiş; İslamiyet baştanbaşa bir hukuk sistemidir. Her olayın cezası bildirilmiştir. Hırsızlık edenin, içki içenin, zina edenin, gaspın, adam öldürmenin insanları yaralamanın, yaralamanın, cezaları, akla ne geliyorsa hepsinin cezası bildirilmiştir. Ceza hukukunda olduğu gibi, diğer hukukta da, mesela miras hukukunda, evlilik hukukunda da her şey inceden inceye detayına kadar bildirilmiştir. Nikâh ve boşanma şekilleri, alışveriş bilgileri, ekonomi, kâr oranları, müşteriyi kandırmanın cezası, işçi ve işveren hakları, ana baba ve evlat hakkı, karı koca ve arkadaş hakkı, komşu hakkı, gayrimüslimlerin hatta hayvanların hakları hep bildirilmiştirOsmanlı  Devletinin dini, (İslamiyet) idi. Anayasa mahkemesi, yargıtay, Kanunlar ve bütün sosyal işler ve fertlerin güzel ahlakları, hep İslam dini ile yönetiliyordu.. Halifeler Her işlerinde İslamiyet’e uydular.

Kaynak; Mehmet ali demirbaş Teolog- İlahiyatcı

Dini Siyaset- Hilafet: Allah’ın elçisinin haber verdiği şer’i (ayet ve sünnet) kanunlar dairesinde devletin idare edilmesidir. Dini kurallar insanın dünyevi ve dini davranışlarını düzenlediği kadar devlet hayatında tutulması gereken yolu da gösterir. İslam idarecileri devleti yönetirken, önce şeriat hüküm ve kaidelerine, sonra filozofların (içtihat;akli kaideleri) ortaya koydukları etik prensiplere uymaya çalışmaktadırlar. “şer’i (islam) aklın” gereğine göre bütün insanları sevk ve idare etmektir. Hilafet, dinin korunması ve dünyanın dini siyasetle idare edilmesi için şeriat sahibi Hz. Muhammed’e vekil ve vekalettir. [İbni Haldun -Mukaddime ]Filozofların(laik,seküler, dini referans almayan,akli kaideler) ileri sürdükleri siyaset biçimi gerçekle ilgisizdir. İdare eden bir otorite olmaksızın, insanların barış ve huzur içinde yaşaması şeklindeki bir sistemdir.(krş. Anarşizm,Suç) böyle bir sistemin gerçekleşebilmesi için her bir ferdin erdem ve bilgi sahibi olması gerekir ki, pratikte bu gerçekleşmesi uzak bir ihtimaldir. Nitekim filozoflar da bu gerçeği kabul ederler. (fakat uygulamazlar;) Kaynak; 1; Gürkan, Ülker “Hukuk Sosyolojisi Açısından İbni Haldun” 2; Stowasser, Barbara İbn Haldun’un Tarih Felsefesi: Devletlerin ve Uygarlıkların Yükselişi ve Çöküşü”

Laiklik Nedir?  Kemalist -Avukat Faik Muzaffer Amaç Anlatıyor;

Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Bunun için Meclis’te Kur’an’a aykırı kanunlar yapılır, mahkemelerinde Allah’ın buyruğuna (ayet ve sünnet) aykırı yargılar verilir. Böyle bir devlette, din kurullarına bağlılıklarını ne savcılar ileri sürebilir, ne de yargıçlar. Öğretmen için de durum böyledir. Bilimsel görüşü aşılamak ve Atatürk devrimlerine bağlı yurttaşlar yetiştirmekle görevli bulunan öğretmenler, bu kutsal görevlerini yerine getirirlerken on dört asır önce konmuş olan din inançlarını hesaba katmazlar. Bunun tersini arzulayanlar, yirminci yüzyılda orta çağ kafası taşıyan fosillerdir. Muzaffer Faik Amaç’ın savunması:“Sayın yargıç; Öğrencilerin dini duygularına dokunur sözler söyleyerek görevini kötüye kullanmaktan sanık bulunuyorum.Sayın yargıç ; Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Bunun için Meclis’te Kur’an’a aykırı kanunlar yapılır, mahkemelerinde Allah’ın buyruğuna aykırı yargılar verilir. Böyle bir devlette, din kurullarına bağlılıklarını ne savcılar ileri sürebilir, ne de yargıçlar. Öğretmen için de durum böyledir. Bilimsel görüşü aşılamak ve Atatürk devrimlerine bağlı yurttaşlar yetiştirmekle görevli bulunan öğretmenler, bu kutsal görevlerini yerine getirirlerken ondört asır önce konmuş olan din inançlarını hesaba katmazlar. Bunun tersini arzulayanlar, yirminci yüzyılda ortaçağ kafası taşıyan fosillerdir.Söz gelişi, Kur’an’da Bakara suresinin 276. ayetinde Allah, faizi haram kılmıştır. Oysa, 2279 sayılı kanun faizden para kazanmak işini düzenlemektedir. Maide suresinin 38. ayetinde, Allah, hırsızlık edenin elini kesin diye buyurmuştur; oysa ceza kanunumuz, bu buyruğa aykırı olarak, hırsızın sadece hapsedilmesi yargısını koymuştur. Bakara suresinin kısas’ı emreden 179. ayeti, laik Türkiye Cumhuriyeti kanunlarıyla hükümsüz bırakılmıştır.İstenirse daha da çoğaltılabilecek olan bu türlü örneklerden açıkça anlaşılmaktadır ki, kanunlarımızın bir çoğunda, Kur’an’ın buyruklarına aykırı yargılar vardır.Çünkü milletin biricik ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi, Kur’an’ın buyruklarıyla bağlı değildir. Bundan, zorunlu olarak çıkan sonuç şudur: Kanunları yürütmekle görevli olan hükümet de din karşısında tam bir bağımsızlığa sahip bulunmaktadır.Memurlar, kanunların kendilerine yükledikleri görevleri yapabilmek için dini inançların dışında kalmak zorundadırlar. Söz gelişi, Kur’an’daki buyruklara aykırı laik kanunların uygulanmasını isteyip de kısas ayetinin uygulanmamasını isteyen bir cumhuriyet savcısı, din inançlarının dışına çıkmış sayılmaz mı? Savcı, bir yandan Kur’an’ın buyruklarının bırakılıp ona aykırı olan laik kanunların uygulanmalarını isterken; öte yandan da Kur’an’ın hiç bir ayetinin hiç eskiyemeyeceğini, bu ayetlerin bugün için de yürürlükte olduğunu, yarın için de yürürlükte kalacağını söylerse, bu savcının içtenliğine inanılır mı? Kur’an buyruklarının hiç bir zaman eskimeyeceğine inanan bir kimse, o buyruklar yerine başkalarının konmasını isteyebilir mi? Duruşmalarda şer’i hükümler yerine, laik kanunların uygulanmasını isteyen bir cumhuriyet savcısı, bu isteğiyle kullar eliyle, yapılmış olan kanunların Allah kelamı olan ayetlere üstünlüğünü dolaylı bir şekilde ileri sürmüş ve din duygularını incitmiş sayılmaz mı? Suçluların, Kur’an’ın yargılarına göre değil, laik ceza kanununa göre cezalandırılmalarına karar veren laik Türk yargıcı da yargıçlık görevini yerine getirirken din inançlarına uygun hareket ettiğini ileri sürebilir mi? Din karşısındaki bu bağımsızlık, eğitim kurumları için de zorunludur. İlk, orta, lise ya da yüksek okullarda ders okutanlar, din inançlarının dışına çıkmadıkça görevlerini yerine getirmiş sayılamazlar.İlkokul beşinci sınıf tarih kitabının 203. sayfasında şu cümleler vardır:‘Eskiden din ile dünya işleri birbirinden ayrı tutulmazdı. Cumhuriyetin en büyük iyiliklerinden biri din ile dünya işlerini birbirinden ayırmış olmasıdır.’Laik Türk okullarında laiklik ilkesinin pek tabii bir sonucu olarak öğrencilere aşılanan bu fikir gerçek bir Müslümanın din duygularını incitecektir. Çünkü İslam dini, hem dünyaya, hem ahirete ilişkin buyrukları kapsamaktadır. Oysa ilk okul tarih kitabından aldığımız bu cümlede, dinin dünya hayatına karışmaması gerektiği anlatılmaktadır. Bu cümle ile, Kur’an’ın dünyaya ilişkin buyruklarının bugün artık eskimiş olduğu, uygulanmasının yararlı değil, zararlı olacağı fikri aşılanmış olmuyor mu? Bu fikir bir Müslümanın din duygularını incitmez mi? Tarih kitabının bu cümlesi Kur’an’daki şu ayetlere aykırı değil midir?‘Yoksa kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmına inanmıyor musunuz? Artık bunları işleyenlerin dünya diriliğinde cezası rüsvaydık, kıyamet gününde de azapların en ağırına uğratılmaktır.’‘Her kim Allah’ın inzal ettiği ile hükmetmezse, onlar kafirlerdir.’Görülüyor ki, bir Müslüman, Kur’an’ı bir bütün olarak almak, onun her buyruğunu kabul etmek zorundadır. Hükümler zamanla değişir anlamına gelen, zaman ile ahkam tagay yur eder, kuralı, Kur’an’da açıkça yazılı olan buyruklar hiç bir zaman değiştirilemez. Kur’an buyruklarının değiştirilemeyeceğini, eskiler, mevridi nasta içtihada mesaj yoktur, kuralı ile anlatmışlardır. Kur’an’ın ahirete ilişkin buyruklarını alıp, dünyaya ilişkin buyruklarını hiçe saymak, yani din ile dünya işlerini ayrı tutmak, İslam dininin temel inançlarına aykırıdır. Oysa ilk okul tarih kitabı din ile dünya işlerini ayrı tutmamış olmasını bir gerilik, bunun ayrılmasını da ilerlemek olarak göstermekte ve öğrenciye bu fikri aşılamaktır. Bu fikir, öğrencilerin din duygularını kötülemez mi? Atatürk devrimini ve hele laiklik ilkesini değerlendirmek için bu türlü din inançlarının kötülenmesi zorunlu değil midir?Öğrenci, bir yandan Kur’an’ın buyruklarının kesin doğruluğuna inansın, bu buyrukların hiç bir zaman eskimeyeceğini kabul etsin, Allah kelamı olan Kur’an buyruklarının kullar eliyle değiştirilmeyeceği fikri onda egemen olsun; öte yandan da Kur’an’daki ayetler yerine, şer’i hukuk yerine laik hukuk kurallarının konmasını bir ilerleme olarak nitelendirsin, bu mümkün müdür?Çelişkisiz düşünen ve düşündüğünü söylemekten kaçınmayan herkes kabul etmek zorundadır ki, ya Kur’an’daki ceza ve hukuk kuralları bugünün ihtiyaçlarına da uygundur ve uygulanmasında yarar vardır; öyleyse şer’i hukuku bırakıp laik hukuku kabul etmekle yanlış bir yol tutulmuştur, ya da Kur’an’ın dünyaya ilişkin buyrukları artık eskimiştir, bugünün ihtiyaçlarına uymamaktadır.İşte bu ancak ikinci ihtimali kabul edersek, laiklik ilkesini benimsemek mümkün olacaktır.Her yurttaş bu iki şıktan birini seçmek ve benimsemek zorundadır. Ya Atatürk devrimini benimseyecektir, öyleyse Kur’an’daki dünya ile ilgili ayetlerin artık eskimiş olduğunu ve kullar eliyle yapılan kanunları Allah kelamı ile bu ayetlere üstünlüğünü kabul ve itiraf etmiş, böylece de dini inançlarını kötülemiş bulunacaktır. Ya da Kur’an’ın hiç bir ayetinin hiç bir zaman eskimeyeceğini, kullar eliyle yapılan kanunların hiç bir zaman Allah kelamı olan ayetlerin yerini tutmayacağını söyleyecek ve böyle olunca da Atatürk devriminin temeli olan laiklik ilkesini kötülemiş bulunacaktır.Hem onu, hem de ötekini kabul etmeye imkan yoktur.Hırsızlık edenin eli kesilir, ya da kesilmez. Bir üçüncü ihtimali düşünmek mantık bakımından imkansızdır. Hırsızlık edenin elini kesersek, Kur’an’ın buyruğunu yerine getirmiş; ama yüzyıllarca geriye gitmiş oluruz. Hırsızlık edenin elini kesmezsek, kullar eliyle yapılmış olan kanunların Allah kelamından daha yararlı olduğunu dolaylı bir şekilde ileri sürmüş sayılacağımızdan, din inançlarını kötülemiş oluruz.Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin laik okullarında ders okutan bir felsefe öğretmeninden ne beklenirdi? Eski Konya Millet Vekili ve Şeri’iyye Vekili Mehmet Vehbi efendinin, Hulasatül Beyan fi Tefsiril Kur’an adlı kitabındaki şu satırları öğrencilere okuyup bunların doğruluğunu ileri sürmeğe mi kalkışmalıydı:‘Kısas ayetinin hükmü bir zamandan beri ihmal olunup katil hakkındaki şer’i cezaya karşı Adliye Ceza Mahkemelerinin katil cinayetini irtikap eden kimseye vermiş oldukları hapis cezasıyla yetinildiğinden hapishaneler taburlar teşkil edeceğinden erbabı cinayetle dolmakta; ve millet de hapishanelerdeki bu insanları beslemeğe mecbur kaldıkları cihetle ayrıca zarara uğramaktadır… İşte bu beyan olunan fenalığın başlıca sebebi, bu ayetin hükmü olan kısasın esasını ihmale ve ecnebi kanunlarından alınan bir takım ahkamla amel edebilmekte bulunulmasıdır.”Evet, Mehmet Vehbi efendi ve onun gibiler böyle düşünüyor, böyle yazıyorlar. Atatürk rejimine bağlı yurttaşlar yetiştirmekle görevli bulunan laik felsefe öğretmeni de böyle mi düşünmeliydi? O da öğrencilerine böyle mi söylemeliydi?Beni, Bakanlığa şikayet eden altı tüccar ve onları kışkırtan Diyarbakır Müftüsü Halil’e sorarım:Kur’an’ın, Maide suresinin 44. ayeti şöyle demiyor mu: ‘Her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerdir.’Bugün laik Türk mahkemelerinde Kur’an’ın dünya ile ilgili buyruklarına göre mi hüküm veriliyor? Kur’an’ın buyrukları yerine laik ceza kanunu ve Türk Medeni Kanunu’yla hükmolunmuyor mu? Her yurttaşın uymakla yükümlü olduğu kanunlar arasında Kur’an’ın buyruklarına aykırı kanunlar yok mu? Kanunları yapan Büyük Millet Meclisi’nde Müslüman olmayan milletvekilleri de yok mu? Oysa, Kur’an’ın Nisa suresinin 59. ayeti: ‘Ey iman edenler, Allah’a, Peygamber’e ve sizden olan ülül (idarecilere )emre itaat edin’ demiyor mü?Diyanet İşleri Başkanlığının çıkardığı Kur’an Dili adlı kitapta “müminlerden olmayan ulul emre itaat dince vacip kılınmamıştır” diye bir cümle yok mu?Bu durum karşısında, Türkiye Cumhuriyetinin laik kanunlarından Kur’an buyruklarına aykırı olanlara Müslüman yurttaşlar uymasınlar mı? Sayın Müftü Halil, Müslüman yurttaşlara böyle bir öğütte bulunabilir mi? Ve kendisi de bu kanunlara uymakla yükümlü değil mi?Sayın yargıç;Huzurunuzda da tekrar ediyorum:Dinin esasları, devletin sosyal düzenine aykırıdır. Dinin esasları, devletin iktisadi düzenine aykırıdır.Dinin esasları, devletin siyasal düzenine aykırıdır.Dinin esasları, devletin hukuk düzenine aykırıdır.Bu apaçık gerçekleri söylemenin suç olduğunu sananlar, beni değil, Büyük Millet Meclisini suçlamış olurlar. Çünkü, dinin esaslarının bugünkü devletin sosyal, siyasal, iktisadi ve hukuki temel düzenine aykırı olduğunu söyleyen, Büyük Millet Meclisi’nin ta kendisidir.Evet sayın yargıç; Ben, öğrencilerime, Kur’an’ın dünya hayatına ilişkin buyrukları eskimiştir, artık bununla iş görülemez, dedim. Çünkü Atatürk devrimine ve bu devrimin temeli olan laiklik ilkesine bağlı yurttaşlar yetiştirmekle görevli bulunan bir felsefe öğretmeninin bu fikrin tersini kabul etmesini ve söylemesini imkansız bulanlardanım.Sayın yargıç; Şimdiye kadar söylediklerimi özetliyorum:Ben, derslerimde öğrencilerime, Atatürk devriminin ilkelerini kavratmak ve onlarla bilim görüşünü aşılamak için bütün gücümle çalıştım. Bu çalışmam sonucunda öğrencilerin din duyguları incinmişse, bunun birinci nedenini dinsel inançlarla bilim arasındaki aykırılıklarda aramak gerekir. Bunun ikinci nedenini de 14 yüzyıl önce konmuş olan dinsel hukuk kuralları ile laik Türkiye Cumhuriyeti’nin laik hukuku arasındaki derin ve kesin aykırılıklarda aramak gerekir.Laik bir devlette, devlet işleri görülürken bu işlerin dinin esaslarına uygun olup olmadığı hiç araştırılmaz. Söz gelişi, Büyük Millet Meclisi Kur’an’a aykırı kanunlar koymuştur ve koyacaktır. Savcılar, laik kanunların uygulanmasını isterlerken, din kurallarına bağlılıklarını ileri sürmezler.Yargıçlara gelince: Maide suresinin 44. ayetinde ‘Her kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, onlar kafirdirler’ deniyor. Oysa laik Türk yargıcı Allah’ın indirdiğiyle değil, aslı Italya’dan alınan ve bir çok bakımdan Kur’an’a aykırı olan Türk Ceza Kanunu’yla, gene aslı Isviçre’den alınmış olan Medeni Kanun’la hüküm veriyor.Sonuç çıkarmayı gerekli görmeden bilinenleri tekrarlıyorum:Laik Türk yargıcı, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmiyor! Halbuki Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerdir. Öğretmenler için de durum böyledir.Meclisinde Allah’ın buyruklarına aykırı kanunlar yapılan, mahkemelerinde Kur’an’a aykırı hükümler verilen ve ders kitaplarında Kur’an: Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitap, diye tanımlanan laik bir devlette öğretmenlerin öğrencilerine; Kur’an’ın dünya hayatına ilişkin buyrukları eskimiştir, artık onunla iş görülemez, demeleri suç sayılabilir mi?Sayın yargıç; Şimdiye kadarki savunmalarımdan anlaşılıyor ki, bu dava, suçlunun cezasız kalmaması gibi yüksek bir duygudan doğmuş değildir. Bu dava, laiklik ilkesini benimsemeyenlerin yarattığı bir davadır. Bu dava, okulların medreseleşmesini arzulayanların düzenledikleri bir davadır. Bu davada karşınızda yargılanan bir fert değildir. Bu davada cezalandırılması istenen Faik Muzaffer değildir. Bu davada laiklik ilkesinin ta kendisi sanık sandalyesindedir. 20. yüzyılın ortasında, altıncı yüzyılın hayali ve özlemiyle yaşayanlar yanlış kapı çalmışlardır. Laiklik ilkesinin cezalandırılacağı yer, laik Türk Mahkemesi değildir ve olamaz.Sayın Yargıç;Bu devrim davasında vereceğiniz kararın ne olacağından hiç kuşkum yoktur. Bunun için kararınızı büyük bir güven ve rahatlık içinde beklemekteyim.

(Dipnot; Faik Muzaffer Amaç hem felsefe ögretmeni hem hukukçudur)

KAYNAK; LAİKLİK İLKESİ SANIK SANDALYESİNDE FAİK MUZAFFER AMAÇ 30 SAYFA, BARIŞ YAY., 1966, 1. BASKI YAZARINDAN İTHAFLI , İMZALI;

Daha fazla bilgi için şu linklere bakabilirsiniz;

Atatürk’ün Kurduğu Kurum ve Kuruluşlar ve Bunların Listesi;http://yakintarihimiz.org/ataturkun-kurdugu-kurum-ve-kuruluslar-ve-bunlarin-listesi.html

Bir insan hem Müslüman, hemde Atatürkçü neden olamaz?Ayetler Eşliğinde Okumanız yeterli (okuduğunda ne demek istediğimi anlayacaksın).Bizim ülkemizin kanunları (hakimleri) Allah’ın indirdiği ile mi hükmediliyor? Hayır!Allah’ın indirdiği ile hükmedilmemize engel olan şey nedir? Laiklik! Laikliği kim getirdi? Atatürk!Sonuç:http://yakintarihimiz.org/bir-insan-hem-musluman-hemde-ataturkcu-neden-olamazayetler-esliginde-okumaniz-yeterli-okudugunda-ne-demek-istedigimi-anlayacaksin.html

Din ve Devletin ayrılması Müslümanlıkta imkansızdır Çünkü ;(okuduğunda ne demek istediğimi anlayacaksın).

http://yakintarihimiz.org/din-ve-devletin-ayrilmasi-muslumanlikta-imkansizdir-cunku.html

Laikler Konferansta Şeriatı Eleştirirken:

http://yakintarihimiz.org/laikler-konferansta-seriati-elestirirken.html

Bizde laiklik; din-devlet ayrışması değil, devletin dini kontrol etmesidir.Peki, ’Türkiye laiktir, laik kalacak’ diyenler laikliğin anlamını biliyorlar mı?Bilgi diyorsanız… Bilmezler! Ne tarihi bilirler, ne toplumu tanırlar? din hakkında yorum yapmak isteyen laik ‘aydın’lara biraz Kuran.,Kelam, (teoloji) Hadis, Siyer, Fıkıh (islam hukuku) okumalarını salık vermek durumundayız.?http://yakintarihimiz.org/bizde-laiklik-din-devlet-ayrismasi-degil-devletin-dini-kontrol-etmesidir-peki-turkiye-laiktir-laik-kalacak-diyenler-laikligin-anlamini-biliyorlar-mibilgi-diyorsaniz-bil.html

Bazılarına Şeriat Denildiğinde Tavana Vururlar, Kesin Bir Ön Yargı İle Asla Derler. Gerçekten Nedir Bu Şeriat? Eklemek Gerekir ki; Bazıları Şeriatı Temsil Eden Ülke Olarak,Çoğunlukla İranı Gösterir?http://yakintarihimiz.org/bazilarina-seriat-denildiginde-tavana-vururlar-kesin-bir-on-yargi-ile-asla-derler-gercekten-nedir-bu-seriat-seriat-gelirse-bizi-kesicekmi-ozgurlugumuze-hakkimiza-kilitmi-vuracak.html

Halifeye itaat etmek farzdır. Allaha ve Peygambere itaat etmek farz olduğu gibi;

http://yakintarihimiz.org/m-kemal-pasa-hilafet-ve-saltanata-islam-devletine-islam-birligi-islamiyete-seriata-devlete-bagli-kalacagina-kuran-i-kerim-uzerine-ettigi-yemine-ihanet-etti.html

“Laiklik için kemalistler 600.000 (altı yüz bin) ilim (islam alimi) ehlini öldürdüler.”

http://yakintarihimiz.org/laiklik-icin-kemalistler-600-000-alti-yuz-bin-ilim-islam-alimi-ehlini-oldurduler-m-akif-ersoy.html

Türkiye’de katı laiklik ve ateizmden kaynaklanan sözde “Atatürkcülük” söylemlerinin arkasında “Mason çevreleri”nin rolü vardır.Türkiye’de görünüşte Müslüman ama gerçekte gizli Yahudi olan Sabetaycılar’ın yönetimdeki etkinlikleridir. http://yakintarihimiz.org/turkiyedeki-yahudiler-ve-masonlar-tum-linkler-2.html

Atatürk İnkılaplarının Amaçları;

Atatürk İnkılapları Çağdaşlaşma Değil İslam Düşmanlığıdır.

http://yakintarihimiz.org/ataturk-inkilaplari-cagdaslasma-degil-islam-dusmanligidir.html

Atatürk devrimleri dine karşı yaptı ;

http://yakintarihimiz.org/ataturk-devrimleri-dine-karsi-yapti-ataturk-islami-yok-etmek-istedi-ama-basaramadi.html

Mustafa Kemal Türk Milletinin düşmanıdır.

http://yakintarihimiz.org/mustafa-kemal-turk-milletinin-dusmanidir.html

Mustafa Kemal Türk (ve müslüman) Degil ki Atatürk Olsun-Tüm LinklerDaha fazla bilgi için şu linklere bakabilirsiniz;http://yakintarihimiz.org/mustafa-kemal-turk-ve-musluman-degil-ki-ataturk-olsun-tum-linkler.html

Atatürk inkılâplarının ne derece millî olduğunu sorgulamak istiyoruz-Tüm Linkler ;

http://yakintarihimiz.org/ataturk-inkilaplari-ne-kadar-milli-idi-tum-linkler.html

Google Aramaları

  • imam gazali laiklik
  • imam gazali din ve devlet
  • din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına ne denir
  • din ile devleti ayıran
  • osmanli dinsiz devlet
  • Kuran-ı Kerim de devlet adamıni seçerken
  • din isi ayri devlet isi ayri diyenler
  • din ve devlet işleri ile ilgili ayetler
  • imamı gazali laiklik
  • din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*