Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: Mustafa Akyol

Etiket Arşivi: Mustafa Akyol

Eğer 1923′te Halka Sorulsaydı…

Birçok aydın, Kürt meselesinin  Türkiye’nin “demokrasi sorunu”nun bir parçası olduğunu  ve ancak demokratikleşme ile çözülebileceğini  düşünüyor. İyi ama zaten sorunumuz da bir türlü demokratikleşememiz. Çünkü bu konuda ülkede bir “konsensüs” yok. Jakoben seçkinler, “Cumhuriyet”i korumak için demokrasinin bazen rafa kaldırılmasında yarar olduğunu ileri sürüyor. Zaten bu görüşü sık sık eyleme de geçiriyorlar. Bu zihniyetin kökeni ise, malum, Tek Parti dönemine ... Devamını Oku »

İslam Öncesi Türkler Medeniydi’ ·

Türkiye’de uzun zamandır tekrarlanıp duran bir hikaye vardır: İslam öncesi Türkler gayet medeni ve kültürlü bir “millet” iken, İslam’la birlikte bu kültür gölgede kalmış, Şaman Türkler zamanla “Araplaşmış” ve bu yüzden de gerilemişlerdir. Yıllardır orda-burda karşıma çıkan bu masala, bir kaç gün önce hem Can Dündar’ın sütununda alıntılanan 1930′lardan kalma bir tarih kitabında hem de Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki konuşmam sonrasındaki soru-cevap ... Devamını Oku »

Kürt sorununu Kemalizm üretti

Mustafa Akyol’dan, Yeni Asya gazetesine çok önemli tespitler Türkiye’nin rejimini “Yakın Tarih” kitabının yazarı Mustafa Akyol’la konuştuk. Kemalistlerin bazı kesimlerinde “Bugüne kadar millete eziyet ettik. Acaba onlar da bize kötülük eder mi?” korkusu var mı? Bazı kesimlerinde var, ancak bazı kesimlerinde ise her şeye rağmen halka kötülük ettikleri kanaati yok. İnsanları bazı politikalarla karanlıktan aydınlığa çıkardıklarını düşünüyorlar. “M. Kemal’den ne ... Devamını Oku »

Osmanlıca temel ders olmalı

Tarihe açılmak “Dünyaya açılmak” kadar gerekli bir şey daha var Türkiye için: “Tarihe açılmak.” Daha doğrusu, tarihiyle arasına dikilmiş olan demirden duvarı aşmak. Kastettiğim duvar, “harf inkılabı” ve onu da aşan totaliter çapıyla “dil devrimi”. Bu öyle bir bariyer ki, bugün ortalama bir Türk genci, dedesinin yazdığı bir metni anlayamıyor. Üç önceki kuşağın yazdıklarının ise tek kelimesini bile okuyamıyor; çünkü ... Devamını Oku »

Nefretin Nefret Doğurması

Militaristlerin zannettiğinin aksine, dünyanın her yerinde edinilen her tecrübe, şiddetin hürmet ve sevgi değil, nefret doğurduğunu, nefretin de yeni nefretlere gebe olduğunu ortaya koyuyor. Zira militarist zihniyetin öfke ve nefreti de, Dersim İsyanı’nda onbinlerce insanın öldürülmesiyle dahi sona ermedi. Mustafa Akyol, Kürt milliyetçisi Naci Kutlay’ın, ‘Kürtler’ adlı kitabında, Dersim İsyanı’nın ardından bölgedeki Kürt çocuklarına Türkçe öğretmek üzere kurulan okullardan bahsederken, ... Devamını Oku »

Atatürk Kürt Meselesinde Yanıldı

Diyarbakır’da yayınlanan “Diyarbekir” isimli gazetenin 6 Eylül 1932 tarihli sayısında, Atatürk’ten şu alıntı yapılıyordu: “Diyaribekirli, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.” Atatürk bu sözü bir Diyarbakırlı gazeteciye söylemişti. Bahsettiği “ırk”ın “Oğuz Türkü” olduğunu da vurgulamıştı. Gazeteci, Atatürk’ten duyduklarını özetleyerek şöyle yazıyordu: “Ben Türk elinin kahraman bir bucağındanım, yazık ki oraya Bekir ... Devamını Oku »

Kemalizm niçin laikliğe aykırıdır?

Hürriyet’in koyu Kemalist yazarı Özdemir İnce, “Türban fesadı” başlıklı bir yazı yazdı. İçinde, “Türban, kahverengi faşist gömleği gibi, gamalı haç gibi bir simgedir” gibi bir laf etti ki, apaçık bir hakaret olan bu lafı irdelemeye gerek görmedim. Çünkü kanımca siyasetten ziyade psikiyatrinin ilgi alanına giriyor.Fakat aynı yazıdaki başka bir ifade kayda değerdi, çünkü Türkiye’de 80 yıldır hüküm süren tuhaf laiklik anlayışını ... Devamını Oku »

Kemalist linç kültürü

Bir yazı yazdım, duymadığım hakaret kalmadı. Geçen pazartesi bu sütunda yayınlanan “Gençliğe Hitabe de kaldırılmalı” başlıklı yazımdan söz ediyorum. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin; “iç ve dış düşmanlar” fikri aşılayan, “zinde kuvvetler”e meşruiyet veren, dahası “asil kan” vurgusu yapan “sorunlu bir metin” olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştim: “Gençliğe Hitabe, Atatürk’ün kendi siyasi şartlarını yansıtan ama bugüne yol gösteremeyecek tarihsel bir metin olarak ... Devamını Oku »

Dogmalarla Savaşan Atatürk Nasıl Dogma Oldu?

Türkiye’deki makul Atatürkçülerin bir süredir kendi kendilerine sordukları bir soru var: Yaşadığı dönemde “dogmalarla savaşmış”, bunların yerine “akıl ve bilimi” hakim kılmaya çalışmış olan Atatürk, nasıl oldu da bugün başlı başına bir dogma haline geldi? Bu soruyu soranlar, genellikle bu durumun büyük bir tezat, tatsız bir sürpriz, anlaşılmaz bir paradoks olduğunu da sözlerine ekliyorlar. “Ne kadar tuhaf, değil mi” diye ... Devamını Oku »