Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: Yavuz Bahadıroğlu yazıları

Etiket Arşivi: Yavuz Bahadıroğlu yazıları

Osmanlı’nın güç kaynağı nedir? – Yavuz Bahadıroğlu

Sık sık, yüz yıllar evvel Fatih’in Rum azınlıklara tanıdığı insanca hak ve hürriyetlere hasret bırakılan, başları örtülü olarak okumak gibi en tabiî haklarını kullanamaz hale getirilen, dünya demokrasi tarihini Yunan mitolojisi, yahut Ergenekon efsanesi okur gibi bir masal âlemine dalma duygusuyla okumaya mahkûm edilen yeni neslin, bu meyanda hepimizin, Fatih döneminden, bilhassa da Fatih’in mânevî dünyasından öğrenecek çok şeyimiz vardır. ... Devamını Oku »

Atatürk’ü Dindar Göstermeye Çalışanlar Var

Tarihi sevdiren adam Tarihçi yazar Yavuz Bahadıroğlu Yeni Akit gazetesindeki köşesinde Atatürk ile ilgili anlatılan ve hikayeleştirilen tarihi bir konuyu tarihi belgeleriyle ortaya koydu ve “Yakın Tarihin Yalanlarını” bir kez daha tescilledi. “Bir kuyruklu yalan daha!” başlıklı yazısında Bahadıroğlu, Atatürk’ün başrolde olduğu tarihi bir kurgunun yalan olduğunu tarih, kanun ve belgeleri açıklayarak masaya yatırdı. Yavuz Bahadıroğlunun O yazısı ; İnternette ... Devamını Oku »

Şapka inkılâbında kaç kişi asıldı? [Yavuz Bahadıroğlu]

Şapka inkılâbında kaç kişi asıldı – Yavuz Bahadıroğlu

Şapka Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane’de sert direnişler yaşandı. Ama hepsi çok şiddetli, hatta vahim bir şekilde bastırıldı… Mesela Trabzon’un Of İlçesi, Hamidiye Zırhlısı tarafından bombalandı. “Bizim uşaklar”ın, “Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuk, vergi de vereceğuk” diye aman dilemeleri meşhurdur. Oysa, şapkadan başka bir başlık giymekte direnmenin cezası, ... Devamını Oku »

Bize neler oldu böyle?

Bize neler oldu böyle? Eskiden “dindar Müslüman” olmak bize yetiyordu. Tüm hayatımızı buna göre ya-şıyorduk. Makamımız, mevkiimiz ve paramızla değil, takvamızla fark ediliyorduk. Paraya ve sair iktidar nimetlerine kavuştuktan sonra, “ötekiler”e (dinde hassas olmayan kesimlere) benzemeye başladık… Kılık-kıyafet, sakal-bıyık, moda, marka ve gösteriş tutkusu aynı… Defileler bile yapıyor, “moda” dergileri” çıkarıyor, televizyonlarımızı büyük ölçü-de “menhiyat”a kullanıyoruz. Gerçek şu ki, dindar ... Devamını Oku »

İslâm Âlemi neden karışık?

“Osmanlı’da ilim” olmadığını söyleyenler, hezeyan içindedir. Eritre ve Sudan’dan Polonya’ya, oradan Çek ve Slovakya’ya, oradan Fas’a, Doğu Hindistan’a kadar, yirmi milyon kilometrekareyi aşkın bir coğrafyada yaşayan, her anlamda bir birinden çok farklı milletleri yüzlerce yıl barış içinde yönetebilmek için öncelikle ilme, irfana, bilgiye, teknolojiye sahip olmak lâzım… Osmanlı’da bunlardan daha fazlası vardı… Ahlâk, fazilet, şefkat, maharet, adalet, hikmet, feraset, tevazu ... Devamını Oku »

O olmasaydı diyenler beri gelsin

O olmasaydı diyenler beri gelsin

O olmasaydı diyenler beri gelsin “O olmasaydı” derdi Başöğretmenim, “hepimiz İngiltere’nin kölesi olacaktık!” “O olmasaydı” derdi Başöğretmenim, “İngilizler ezanı kaldıracak, Kur’an eğitimini yasaklayacaktı!” “O olmasaydı” derdi Başöğretmenim, “camiler kiliseye çevrilecekti.” “O olmasaydı zulüm altında inim inim inleyecektik!” “O” Atatürk’tü… 19 Mayıs 1919′da Çürük Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmış, oradan Amasya’ya, sonra Erzurum’a gitmiş, Misak-ı Milli sınırları Sivas’ta çizilmiş, vatanı kurtarıp ... Devamını Oku »

Padişahlara iftira atmak

Bazılarının ya akademik titrine ya da oyunculuk/ mankenlik şöhretine sığınarak bilmedikleri konularda ahkâm kesmeleri, neredeyse moda haline geldi Böyle şeyler sadece gelişmemiş beyinlerin itibar gördüğü ülkelerde olur. Tabii ülkemizde de oluyor. Arkeolog, siyaset konuşuyor Komedyen, dini hüküm veriyor Mülkiyeli, mezheplerden dem vuruyor Osmanlıca dahi bilmeyen, dolayısıyla bu anlamda okur-yazar olmayan siyasalcı, en bilgiç tavrını takınarak tarih anlatıyor Eski manken, çoktan ... Devamını Oku »

23 Nisan’da hangi Meclis toplandı?

Seçimle iş başına gelen son Meclis-i Mebusan (Osmanlı’nın son parlamentosu) 12 Ocak 1920’de ilk toplantısını yaptı. Fakat 16 Mart 1920’de Başkent işgal edildi ve parlamento, işgal güçlerinin baskısıyla, 11 Nisan 1920’de resmen kapatıldı. Ama kapatıldıktan sadece 12 gün sonra, 23 Nisan 1920’de Ankara’da “Büyük Millet Meclisi” adıyla toplanarak tekrar faaliyete geçti. Şu halde bize “Cumhuriyet Meclisi” olarak anlatılan ilk Meclis, ... Devamını Oku »