Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » İdamı babamla öğrendim!

İdamı babamla öğrendim!

5 yaşındayken 27 Mayıs 1960 darbesinde babası idam edilen Nilgün Polatkan, 52 yıldır bitmeyen dramını anlattı.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin üzerinden 52 yıl geçti. 52 yıl önce bugün gerçekleştirilen darbenin millet ruhunda açtığı yara ise kanamaya devam ediyor. Cuntanın, dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile birlikte idam ettiği üçüncü isim olan Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın kızı Nilgün Polatkan ile darbe günü ve sonrasında yaşananları konuştuk.

Nilgün Polatkan

27 Mayıs gününü hatırlıyor musunuz, zihninizde nasıl bir fotoğraf kaldı?

Darbe olduğu zaman 5 yaşındaydım. Biz o zaman Ankara’da iki katlı mebus evlerinde kalıyorduk. 27 Mayıs gününe dair şöyle bir görüntü var aklımda; evin etrafını yan yana duran ve elinde tüfekler olan askerlerce sarılmıştı. Eve sürekli askerler girip çıkıyordu. Ne olduğunu anlayacak yaşta değildik tabi.

Askerlerin size karşı tutumu nasıldı?

Çok kötüydü. Günlerce eve askerler girip çıktı. Askerler eve girip çıktıkça annem 11 yaşındaki ablamla beni o ortamdan korumaya çalışıyordu ancak o da kendinde değildi zaten. Günlerce evin altını üstüne çevirdiler. Bir şey bulamadılar tabii. Hatta annem anlatıyor, bir gün asker “Buldum! Buldum!” diye bağırarak komutanın yanına koşuyor. Meğerse elinde süs eşyası ve özel hediyelik olarak yapılan ve babama bir yurtdışı seyahatinde hediye edilen bir bıçak bulmuş. Belge bilgi bulamayınca işte o tür şeylerle delil bulmaya çalışıyorlardı. Zaten sonraki yargılama safhasında da aynı tiyatro devam etti. Uydurma suçlamalar ortaya attılar.

Askerlerin tutumunun kötü olduğunu söylediniz, ne yapıyorlardı mesela?

Bir örnek vereyim; darbenin üzerinden birkaç gün geçmişti. Annem komşumuz Demokrat Partili Hamdi Bozbağ’ın evine gitmişti. Ben, 11 yaşındaki ablam, bir de Hamdi Bozbağ’ın 7 ve 11 yaşındaki iki çocuğu da bizim evdeydik. O sırada eve askerler geldi. Annemi evde bulamayınca nerede olduğunu sorular. Biz de komşuda olduğunu söyledik. Askerler Hamdi Bozbağ’ın 11 yaşındaki kızının sırtına namluyu dayayıp önüne kattılar “bize evi göster” diye.

Sırtında namlunun soğukluğunu hisseden 11 yaşındaki bir çocuğun ve buna şahit olan biz diğer çocukların yaşayabileceği korkuyu hayal edebiliyor musunuz? Biz bu travmaların etkisinden hayat boyu kurtulamadık. Ablam o günlerde yaşadıklarının etkisi ile sonradan kanser oldu vefat etti. Ben de o günlerde hafızama kazınan bu olayların tesiriyle hayatım boyunca askerlerden hep nefret ettim.

Hasan Polatkan

Babanızı daha sonra görebildiniz mi?

İki defa Yassıada’ya görüşmeye götürdüler bizi. Babamın iki askerin arasında geldiğini hatırlıyorum. Annemin sonra anlattığına göre bizim geleceğimizi haber vermemişler kendisine. Neyle karşılaşacağını bilmeden biz karşısına çıkmışız yani. Çok eziyet çektirmişler, çok. Görüşme boyunca da yanımızda askerler vardı zaten.

Babanızın asıldığını nasıl öğrendiniz?

Babamın ölümünü hatırlamıyorum, ben o zaman küçüktüm, kimseye bir şey soramıyorsunuz. Sorsanız da geçiştiriyorlar. Size net bir şey söylemiyor. Yani çocuksunuz “babam neden eve gelmiyor?” diye düşünüyorsunuz lâkin kimse net bir şey de söylemiyor. 61’de idamlar olmuş, okula başlayacağım ama beni okula götüren yok. Annem bunalımda. Evde sürekli bir kargaşa var. İdam nedir, onu bile bilmiyorsunuz. Ben babamın idam edildiğini yıllar sonra anlayabildim.

Hasan Polatkan İdamı

Bu durum sonraki yıllarda hayatınızı nasıl etkiledi?

Yaşadığımız travma ömür boyu takip etti aslında. Ablam sınavla girilen okullara bile sırf soyadından dolayı alınmadı. Çok şeyler yaşadık. Okula başladığımızda ‘Yurttaşlık Bilgisi’ diye bir ders vardı. O derste darbe övülüyor, idamlar haklı gösteriliyor, bizim babalarımız da kötüleniyordu. 27 Mayıs’ın bir bayram olarak kutlanmasına şahit olarak büyüdük. Bizim babamızın ölümünü başkaları sevinçle kutluyordu. Neyse ki Kenan Evren kaldırdı bu bayramı.

Evren kendi darbesi varken başka bir darbenin bayram olarak kutlanmasını kabullenememiş olabilir mi? 

(Gülümsüyor) Olabilir ama netice de kaldırdı. Bir de o dönemde Halk Partili komşularımızın sevinçlerini unutamıyoruz. Annem hep anlatır, komşumuz olan CHP’li vekil aileleri darbeyi coşkuyla karşılamıştı. Darbede de idamlarda da İsmet İnönü ve Halk Partisi’nin rolü vardı. Zaten bu yüzden Halk Partisi’nden hayatım boyunca hep nefret ettim. Oğlum Hasan Polatkan’a da söyledim ‘Halk Partisine oy verirsen hakkımı helal etmiyorum’ dedim.

Geriye dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?

Büyük bir acı ve kayıp. Türkiye darbe günü 50 yıl geriye gitti. Tüm yatırımları durdurdular. Demokrat Parti döneminde başlatılan hamleler kesintiye uğradı.

Kimlerden destek gördünüz?

Kendini Demokrat Parti’nin devamı olarak görenlerden görmedik. Süleyman Demirel yıldönümlerinde bir taziye telgrafı çekerdi o kadar. Bülent Ecevit bile mezarların taşınmasıyla ilgili girişimde bulundu ancak Demirel bulunmadı. Bu konuda asıl cesur adımları atanları da millet biliyor zaten. Mezarını yıllar sonra ancak Turgut Özal taşıdı. Özal cesurdu. Şimdiki başbakan da öyle cesur.

MELİK DUVAKLITÜRKİYE (27.05.2012) 

Google Aramaları

  • hasan polatkan
  • 60 darbesinde asılanlar
  • nilgun polatkan
  • 1960 darbesinde asılanlar
  • 1960 darbesinde idam edilenler
  • darbede asılanlar
  • 27 mayıs darbesi asılanlar
  • 1960 darbesi asılanlar
  • hasan polatkan idam resimleri
  • 1960 darbesi idam edilenler

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*