Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları » İSMET İNÖNÜ’YÜ TARİHTEN ÇIKARAN BOLULU VEKİL

İSMET İNÖNÜ’YÜ TARİHTEN ÇIKARAN BOLULU VEKİL

Demokrat Parti’den iki dönem Bolu Milletvekilliği yapan tarihçi – yazar Zuhuri Danışman, 1952 yılında Türkiye’nin konuştuğu bir isim oldu. Neden mi? Okullarda okutulmak üzere yazdığı kitapta İsmet İnönü ismi hiçbir şekilde yer almayınca kızılca kıyamet koptu. Ne Kurtuluş Savaşı’nda, ne İnönü muharebelerinde, ne de TC Başbakanı olarak İnönü adı geçmeyince, şimşekleri üzerine çeken Danışman o dönemde kendini Meclis’te “Yaşayan adamların isimleri tarihte yazılamaz. Vatana hizmet mi etmiştir, hıyanet mi etmiştir, 40 – 50 sene geçtikten sonra millet hükmünü versin” sözleriyle savundu.

Ebru EYVAZOĞLU, http://www.boludetay.com (28 Mart 2012)

Bolu tarihini karıştırdıkça geçmişteki ilginç gelişmeler de gün yüzüne çıkıyor. Öyle ki Bolu’da 1950-1954 yıllarında iki defa Demokrat Parti Milletvekilliği yapan, ismi Zuhuri Danışman olan, Bolulu bir tarihçi olduğunu kaçımız biliyor?

Rahmetli Milletvekili Zuhuri Danışman 1902 yılında Bolu’da doğmuş bir tarihçi-yazar. İlk ve orta öğrenimin Bolu’da tamamlamış. Giresun, Gaziantep, Bolu ve Ankara’da öğretmen­lik ve iki devre Bolu milletvekilliği (1950-1954) yapmış bir isim. Zuhuri Danışman Yayınevi’ni kurmuş ve 1971 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiş. Mezarı da şu an da Zincirlikuyu Mezarlığında bulunuyor.

Zuhuri Danışman her şeyden önce 20. yüzyıl tarihi roman yazarlarından biri. Tarihi eserler de yayınlaşmış bir araştırmacı aynı zamanda. 1953’te Cellat Çeşmesi, 1957’de Lala Mustafa Paşa, 1958’de Balak Gazi, Peçeli İmparatoriçe ve Kahramanlar adlı romanları yayınlanmış. Ayrıca Evliya Çelebi Seyahatnamesi (10 cilt), 2. Koçi Bey Risalesi, 3. Nâimâ Tarihi gibi eserlerin yanında Üskübî Hara­beleri (1934), Çamlar ve Göller Ülkesi (1935), İşitilme­miş Hikâyeler (1939) adlı eserleri edebiyattaki yerini almış. İlkokul ve ortaokullar için hazırlanmış tarih kitapları da var.

“İNÖNÜ’NÜN ADI, KURTULUŞ SAVAŞI TARİHİ’NDEN ÇIKARILMIŞ”

Zuhuri Danışman’ı böylece tanıdıktan sonra asıl onu ünlü yapan şey ise Altan Öymen’in “Öfkeli Yıllar”da anlattığı olay… İddiaya göre Zuhuri Danışman okullarda okutulmak üzere yazdığı tarih kitabından İsmet İnönü’yü çıkarıyor. Bundan sonra da kızılca kıyamet kopuyor. Gazeteler 1951 yılında gerçekleşen bu olayla ilgili günlerce makaleler yayınlıyor.

Altan Öymen ‘Öfkeli Yıllar’da diyor ki: “…Demokrat Partili bir Bolu milletvekili vardı. Adı Zuhuri Danışman’dı. Daha önce eğitimciydi. Tarih öğretmenliği yapıyordu. Okullar için bir tarih kitabı yazmış, kitap Milli Eğitim Bakanlığı’nca yardımcı kitap olarak kabul edilmişti. Ama sayfalarını karıştıran öğrenci velileri, hayretler içinde şunu görmüşlerdi: İsmet İnönü’nün adı, Kurtuluş Savaşı Tarihi’nden çıkarılmıştı. İnönü muharebelerinin adıyla birlikte… Lozan’ın barış müzakerecisi de, Atatürk döneminin 14 yıllık başbakanı da, Cumhuriyet tarihi ikinci cumhurbaşkanı da yok sayılmıştı. Muhalefet basını, kitabı ‘Zuhuri tarihi’ diye nitelendirdi….”

TBMM’DE KENDİNİ SAVUNMUŞ

Ancak olay günümüze kadar böyle bilinirken Zuhuri Danışman TBMM’de konu ile ilgili söz alarak olayı açıklıyor. 25 Şubat 1952 TBMM Tutanaklarında da Zuhuri Danışman’ın savunması şu şekilde yer alıyor:

“ZUHURİ DANIŞMAN (Bolu) —Muhterem arkadaşlar, aylardır hakkımda devam eden tezvirat ve iftira yağmuru karşısında, Halk Partisi sözcüsü arkadaşa bana bu hususta cevap vermeye fırsat vermesinden dolayı çok teşekkür ederim.

Geçen sene okul kitaplarının serbest olarak yazılmasına karar verilerek keyfiyet resmen ilân edildi. Bendeniz de tarihle meşgul olmuş 30 yıllık bir öğretmen olduğum için bir kitap yazdım ve bu kitabı diğer müfredat programına uygun olarak vekâlete takdim ettim. Vekâletçe okundu ve tasvip edildi. Bastırabilirsiniz ve mekteplerde okutabilirsiniz diye bana iade edildi. Ben de bu tarih kitabını İstanbul’da bir kitap şirketine sattım. Kitap basılırken İstanbul’da değildim. Ancak üç kere gittim, «mise en paje» ve sairesine baktım. Binaenaleyh kitap o şirket tarafından tabedilmiştir. Fakat günün birinde Bolu’dan Ankara’ya döndüğüm zaman Ulus ve Akşam gazetelerinde kitabım hakkında ve İnönü’yü tarihten çıkardığım şeklinde birçok yazılar yazıldığını gördüm.

Arkadaşlar; ben İnönü’nün, medih ve zem ifade etmemek üzere, objektif bir tercümei halini kitabımın 192’nci sayfasında aynen yazmıştım. Bunda ne medih ve ne de zem vardı. Olamazdı, çünkü ben bir tarihçiyim, objektif olmak mecburiyetindeyim. Onun için ancak hayatını yazdım. Kitap vekâlete verilmiş. Fakat asıl mesele şu: Buraya geldiğim vakit İnönü kitaptan çıkarılmış velvelesi karşısında Maarif Vekâletine gittim. Kitap henüz piyasaya çıkmadığına göre bunu nasıl elde ettiklerini de hayretle karşıladım. Bakanlıkta kitabı aradım, vekil beyle görüştüm, baktık hakikaten kitapta bu bahis yok. Derhal İstanbul’a gittim, kitapçıları gördüm.

KİTAP YAYINEVİNDEN NOKSAN ÇIKMIŞ

Netice şuraya vardı: Halen bu 192 nci sayfanın müsveddesi Millî Eğitim Bakanlığının İstanbul kütüphanesindedir ve üzerinde, bu sayfa çıksın diye tek bir kelime ve bir işaret yoktur. Ayni şirket on, on bir kitabı bastığı için beş altı yüz lira vermek suretiyle musahhih tutmuş. Benim kitabımı da bu musahhih tashih eliyor. Bu arada 192 nci sayfa bir sui tesadüf eseri olacak, bilmiyorum nasıl olmuş, bu 192 nci sayfadaki bir kelimeyi musahhih okuyamamış, noksan kalmış, nasıl olsa kendisi buraya geliyor, sorarım demiş, sayfaları ayırmış. Fakat ayrıca on bir kitapla meşgul olduğu için o sayfaları ayırdığı yerde unutmuş ve kitap bu suretle noksan çıkmış.

“YAŞAYAN ADAMLARIN TARİHİ TARAFSIZ YAZILAMAZ”

Acaba Cumhuriyet Halk Partisi yazarları bunu hiç okumamışlar mıdır? Okumamalarına imkân yoktur. Okudukları halde Ulus Gazetesinin bugün çıkan makalesinde Hüseyin Cahit aynı bahsi ele alıp benden bahsederek devam etmektedir. Ben evvela bir üzüntü duyduydum, fakat bu üzüntüm bilâhara geçti ve hiç üzülmedim. (Üzülme üzülme sesleri) Sebebi şu arkadaşlar; her şeyden evvel arkadaşlarıma şunu arzedeyim ki, yaşayan adamların esasen tarihe geçmemesi tabiî bir şeydir ve ilmî bir görüştür, bütün -dünyaca kabul edilmiştir.

Çünkü yaşayan şahıslar tarihe girdiği takdirde onun lehinde, aleyhinde konuşulacağından, onunla alâkalı şahıslar da mevzuubahis edileceğinden tam ve objektif bir ilmî kanaatin tahassül etmesine imkân görülememektedir. Yaşıyan adamların tarihi tarafsız yazılamaz. Binaenaleyh mektep kitaplarıma, her hangi bir tesire ve yanlışlığa meydan vermemek için, yaşayan devir girmemelidir. O sıralarda meseleyi tavzih için bu hususları belirtir mahiyette bâzı şeyler yazmıştım.

“VATANA HİZMET Mİ ETMİŞTİR, HIYANET Mİ ETMİŞTİR, 40 – 50 SENE GEÇTİKTEN SONRA MİLLET HÜKMÜNÜ VERSİN”

ZUHURİ DANIŞMAN (Devamla) — Ben burada münakaşanın neticesini söylüyorum. Yaşayan adam tarihe girsin mi, girmesin mi? Ben sizin zannettiğiniz gibi bunu suiniyetle söylemedim. Petain yaşıyan adamdır, mevzu budur, yoksa vatana hizmet mi etmiştir, hiyanet mi etmiştir, bunun leh ve aleyhinde konuşanlar vardır. Nihayet, petain tarihe geçmesin, aradan 40 – 50 sene geçtikten sonra millet hükmünü versin, tarihçiler, tarihe yazsın denilmiş ve Fransız Hükümeti ismini çıkarmıştır. Bu hareket ne ona karşı olan düşmanlıktan, ne de başka

bir şeydendir, yaşıyanları tarihe yazmamaktır, şüphesiz en doğrusu da budur.

Şimdi arkadaşlar bu kadarcık izahtan sonra şu noktayı tebellür ettirerek sözlerime son vereceğim. Beş, altı aydan beri, bu tavzih edilmesine rağmen, yersiz hücumlar devam etmektedir, o kadar ki, hemen her gün. Bunların hiçbirine şimdiye kadar cevap vermedim.

Niye cevap vermedim? Ben bir tarih hocası olduğum için, okuduğum bir vakıa beni cevap vermekten vazgeçirdi. Onu size de arzedeyim: Meşhur ve büyük Yunan Devlet adamlarından

Perikles, bu ismi hepiniz biliyorsunuz, Atina’yı çok yükseltti ve Atina’yı yüksek bir memleket haline getirdi. Bütün Atinalıların sevdiği Perikles, bir gün Agora’dan çıkmış evine gidiyormuş, nasılsa bir adam arkasından çıkmış Perikles’e küfretmiş, adamın canı öyle istemiş, Perikles dönmüş bakmış, tanımıyor. Yersiz bir hücum olduğu için cevap vermeyerek yürümüş fakat öteki adam evine kadar, yarım saat müddetle Perikles’i takip etmiş. Perikles eve girmiş ve hizmetçisini çağırmış, zannetmeyin ki arkadaşlar kendisini takip edeni dövdürecektir? Hayır arkadaşlar kendisi, hizmetçisine (şu kapıda gördüğünüz arkadaş Agora’dan buraya gelinceye kadar çok yorulmuştur. Karanlık da olmuştur. Belki düşer, yolunu kaybeder, bir fener verin.) işte arkadaşlar ben bana hücum edenlere cevap vermektense doğru yolu göstermek için fener vermeyi tercih ettim. (Bravo sesleri, alkışlar)…”

Google Aramaları

  • mustafa armağan
  • zuhuri danışman kimdir
  • Zuhuri
  • Boludaismetinonu
  • cellat çeşmesi zuhuri danışman
  • ismet inönü M kemal okul arkadaşı
  • peçeli imparatoriçe özet
  • Zuhisi danışman

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*