Son Haberler
Anasayfa » Yakın Tarih Yazı Dizileri » İzmir Suikasti mi?… O da Ne?… İzmir Suikastı 1

İzmir Suikasti mi?… O da Ne?… İzmir Suikastı 1

Ankara, Kâzım Karabekir Paşa’nın liderliğinde kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Partisi ile kendisini gösteren köklü muhalefeti, Şeyh Said ayaklanmasını bahane ederek sindirmişti. Lâkin bu muhalefet hareketinin başını çekenlere ciddi bir gözdağı vermek gerekmekteydi. İşte kısaca “İzmir Suikasti” diye adlandırılan garip ve bir o kadar da sahipsiz olay bahane edilerek yakalandı.

Resmî tarihin “İzmir Suikastı” olarak nitelediği hadisenin gerçek yüzünü, üzerinden bu kadar yıl geçmiş olmasına rağmen halâ bilmiyoruz. Birçok tarihi hakikat gibi, bu hadisenin gerçek yüzünü öğrenebilmemiz için de, galiba Kemalistlerin tarih üzerine koyduğu 70 yıllık ipoteğin kalkması gerekecek.
 
Mustafa Kemal Paşa’ya, İzmir gezisi sırasında bir suikast yapılacağı haberini ilk veren İzmir Valisi Kâzım Dirik’tir. Tarih 14 Haziran 1926. Valinin çektiği bu gizli telgrafa rağmen, Mustafa Kemal Paşa İzmir’e geldi. Suikast haberi kamuoyuna ancak 18 Haziran günü ‘resmi bir tebliğle’ duyuruldu. Resmi açıklamaya göre suikast, plan tatbik edildikten sonra, suikastçıları Yunanistan’a kaçırmak için anlaşılan Giritli Şevki’nin, olayı İzmir Valisine ihbarı üzerine ortaya çıkmıştı.
 
İstiklal Mahkemesi hemen harekete geçti. Muhalifleri ve hatta ileride muhalefete geçmesi muhtemel olanları toplamaya başladı. Tabi bu olayda da eski sistem aynen çalışıyordu: Önce iktidarın sesi olan basın yukarıdan aldığı işaret istikametinde hedef gösteriyordu. Bunun ardından İstiklal Mahkemesi hedef gösterilen bu insanları tutukluyordu. Daha sonra yine aynı basın, mevcut ‘suç’ ile bu potansiyel suçlular arasındaki ilişkiyi açıklıyordu. Sonrası herkesçe malum…

Bu sıra takip edilerek hadise ile uzaktan yakından hiç alâkası olmayan eski Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucularının tümü tutuklandı. Milli Mücadele tarihinin kahraman ismi Kâzım Karabekir Paşa’nın hadiselerden habersiz bir biçimde evinde otururken polis karakolunun amiri tarafından çay içmek bahanesiyle karakola çağırılarak tutuklanmasına karşı çıkan Başbakan İsmet İnönü’de az kalsın tutuklanıyordu. Mustafa Kemal Paşa malum mahkemenin başkanı Kılıç Ali’yi çağırarak emir verdi ve mahkeme bu kararından vazgeçti.(1)

Suikast tertibi bir iç hesaplaşmadan kaynaklanıyordu. Başını ise Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey çekiyordu. Bu insanlar Mustafa Kemal Paşanın “Dikdatör” olacağı fikr-i sabitinden hareketle onu öldürerek “milleti ondan kurtarmayı” akıllarına koymuşlardı. Suikastın diğer planlayıcıları olarak mahkeme listesinde Sarı Efe Edip Bey, Laz İsmail Bey, Gürcü Yusuf Bey, Çopur Hilmi Bey, eski Lazistan Mebusu Necati Bey, İzmit Mebusu Şükrü Bey gibi isimler bulunuyordu.(2)
 
Bu isimlerin suikast planıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri olabilirdi. Lâkin listede bunlarla beraber 49 isim daha vardı ki, onların tek suçu Mustafa Kemal Paşa’ya muhalif olmaktı. Bu muhalifler iki grupta değerlendirilebilirdi. Birinci grup, kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları, ikinci grup da eski ittihatçılardı.
 
Mahkeme başladığında olayın üzerine yıkılmaya çalışıldığı Şükrü Bey, mahkemeden avukat tutma izni istedi. Bu haklı talep üzerine İstiklal Mahkemesi isimli bu çetenin başkanı Kılıç Ali’nin cevabı hukuk tarihine geçecek cinstendir:
 
“İstiklal Mahkemeleri, dava vekillerinin cambazlığına gelmez. Mahkememizin derecatı yoktur.”(3)
 
Mahkemenin hukuk anlayışına ve ciddiyetine bakınız ki, olayın hemen ardından tutuklattığı birçok isim, dokunulmazlığı bulunan milletvekilleridir. Bunların milletvekilliği dokunulmazlığının usulen kaldırılmasına bile gerek görülmemiştir. Dahası, avukat tutmalarına müsaade edilmeyen sanıkların kendi savunmalarını yapmaya kalkmaları dahi sorun olmuştur. Meselâ o sıralar İzmir-Çeşme’de bulunan Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa’nın kendisini avukatsız bir biçimde kendi kendine savunmasına müsaade edilmesine kızmıştır. Paşa o günlerde Ankara’dan Çeşme’ye gelmiş ve mahkemeyi oradan idare etmiştir. Mahkeme üyeleri Karabekir Paşanın kendi savunmasını yapmasına müsaade edince acilen Çeşme’de bir balo tertip ettirip mahkeme üyelerini buraya çağırtmış, burada kendilerini sert bir biçimde azarlamıştır.(4)
 
İstiklal Mahkemesi, İttihat ve Terakkicileri ipe gönderecek bir delil olmadığını bildiğinden, onların davalarının Ankara’da görülmesini kararlaştırdı.
 
Suikast tertibi sanıkları bazılarının böyle bir suçlamayı şiddetle reddetmelerine rağmen idamla cezalandırıldı. Karar günü savunma sırası paşalara gelince, paşalar savunma yapmayı reddettiler. Mahkeme reisi Kılıç Ali kararın açıklanmasını ertesi güne erteledi. İzmir Suikastı hikâyesi üzerine çaplı ve müstakil bir eseri bulunan Feridun Kandemir’in üzerine basarak vurguladığı gibi, karar çok önceden verilmişti. İşin bundan sonrası yalnızca formalitelerin tamamlanmasından ibaretti.(5)
 
İzmir Suikastı davasında 13 kişi idama mahkum oldu ve 13-14 Temmuz geceleri  asıldılar. Paşalar ise sebebi halâ bilinmeyen bir sebepten dolayı ipten kurtulup serbest bırakıldılar. Mustafa Kemal Paşa’ya bakılırsa, paşaları ipten arkadaşı Ali Fuat Paşa’nın hatırına kendisi kurtarmıştı. 18 Mart 1927 akşamı bir çilingir sofrasında, yanındaki Ali Fuat Paşaya; “Paşaları senin hatırın için affettirdim.” Demişti.(6)
 
İsmet Paşa’nın ağzına bakılırsa paşaları Mustafa Kemal değil kendisi affettirmişti. Hatıralarında, Karabekir beraat ettikten sonra, çete reisi Kılıç Ali’nin “İsmet Paşa’ya dua edin.” Dediğini kendisi nakleder.(7)
 
Bu iki rivayet de sahiplerinden menkul olduğu için ihtiyatla karşılanmalı. Fakat bir üçüncü rivayet var ki, bu resmi tarihçilerce anlatılmadığı için sanki diğerlerine göre daha muteber ve doğru kabul edilmelidir. Bu rivayet Kâzım Karabekir Paşa’nın damadı Prof. Dr. Faruk Özerengin’e ait. O da Kayın pederinden not almış.
 
Birinci Bölümün Sonu.

İkinci Bölümhttp://yakintarihimiz.org/bu-bir-zulumdur-izmir-suikasti-2.html

Ahmet Anapalı – habervakti (05 Aralık 2010) 

Kaynaklar:              

1-     Hakimiyet-i Milliye, 21 Haziran 1926, Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş ve Sonrası, s.418.

2-     Hakimiyet-i Milliye, 26 Haziran 1926.

3-     Hakimiyet-i Milliye, 27-30  Haziran 1926.

4-     Kılıç Ali, İstiklal Mahkemeleri Hatıraları, s.67, Fahrettin Altay, a.g.e., s.240,

5-     Feridun Kandemir, İzmir Suikastının İç Yüzü, 1/104-109.

6-     Ergün Aybars, İstiklal Mahkemeleri, 2/213.

7-     İsmet İnönü, Hatıralar, s. 213.

Google Aramaları

  • izmir suıkastının iç yüzü
  • ahmet anapalı yazıları
  • ahmet anapalı kimdir
  • izmir suikasti özet
  • ahmet anapalı atatürk
  • izmir suikastinin kilit ismi
  • ahmet anapali tarihci yorumlari
  • izmir suikasti gerçek yüzü
  • izmir suik
  • fahrettin altay 10 yıl savaş ve sonrası

2 yorum

  1. Kemal Usal Karagözoğlu

    Atatürk, içki masası yandaşları ve yardakçıları; dünyada eşi enderi görülmemiş bir seri olaya imza atmışlar. Savaşın gerçek büyük kahramanları, savaşcıları ve gazileri ömürlerinin son senelerini istirahat ve huzur içinde geçirip bir oh çekememişlerdir. Ne acı, ne hüzünlü ve ne kahredici savaş sonu.

    Sakallı Nurettin Paşaya kini yüzünden onun damatları Eşref ve Abdullah Alpdoğan paşalar ve eşleri Memduha ve Semiha hanımlarda Atatürk ve etrafından çok çekdiler. Hem de nasıl !

    Eşref paşa harakiri yaparak intahar etmeyi kurtuluş olarak seçti ve arkasında acılar içinde koskoca bir aile, annemi, babamı bırakarak…Ağabeyi ve bacanağı olan Abdullah paşadan öğrendikten sonra niçin banyo dairesinin sürekli kilitli ve önünden geçmenin, oynamanın biz çocuklara yasak olduğunu anladım.

    Eşref paşa o banyoda sabah ezanı ile birlikte karnını deşerek intahar etmişdi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*