Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları (sayfa 20)

Kategori Arşivi: Köşe Yazıları

Frakla Hutbe

Sıra Türkçe hutbeye geldiğinde ise tarihler, 5 şubat 1932’yi, yani ramazan ayının son cuma gününü göstermektedir.. İstanbul Süleymaniye Camiinde okunacak Türkçe hutbe içinse, hafız Sadettin Kaynak seçilmiştir.. Ramazan’ın son cuma günü olması hasebiyle de Süleymaniye camii hınca hınç doludur.. Mustafa Kemal sadettin kaynağa, “haydi bakalım, Türkçe hutbeyi de Süleymaniye camii’nde mukabele ile oku! Amma okuyacağını evvela tertib et, bir göreyim” ... Devamını Oku »

OSMANLILARDA VAKIFLARIN ŞARTLARINI KİMSE DEĞİŞTİREMEZDİ

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci Ders kitaplarına bile girmiş bir iddia var: Güya Sultan Fatih, bazı vakıflara el koymuş. Bunları devlet hazinesine zapt etmiş. Hatta bunu padişahların gerektiğinde şerî hukuka uymadıklarına delil gösteriyorlar. Halbuki devlet, vakıflara el koyamaz. Hususi mülkiyete ilişemez. Osmanlılarda devlet her şeyin üstünde değildir. Devlet, dinin devamı ve ferdlerin mutluluğu için vardır Vakıf, şahıslar tarafından ve mülk ... Devamını Oku »

Atatürk’ün maaşı

Atatürk zamanindaki para degerini karsilastirabilmek için, kıyaslama yapmak gerekecek. Hesapları altın üzerinden yapacağım. Reşat altını (Reşat lira diye de bilinir) ile hesaplama yapacağım. Reşat altını 7.20 gram ağırlığında. Hala bile alım satımı bulunan bu altının bugünkü adet fiyatı 640 TL civarında. Şimdi bu iki temel bilgiyi paylaştıktan sonra 23 Nisan 1920’den sondaki milletvekili ve reisicumhur maaşlarına bakalım. İlk Meclis’in temeli Meclis-i ... Devamını Oku »

Abdülhamid Han ve Peygamber Efendimizin Üzüntüsü!

2. Abdülhamid’in (radıyallahu anh) tahtan indirilmesi ve Peygamberimizin (sallallahu aleyhi vesellem) üzüntüsü İmam-ı Rabbani hazretlerinin torunlarından, son devir İslam büyüklerinden Ebül Hasen Zeydi, 1974’te Hindistan’da basılan “Faruki Makamatı Ahyar” kitabında şunu anlatmaktadır: Babam, Peygamber Efendimizi rü’yada görmüş. Çok üzüntülü imiş. Üzüntülerinin sebebini sorduğunda da Efendimiz, “Türkler, benim halifemi bugün makamından ayırdılar. Bunun cezasını çok acı çekeceklerdir” buyurmuş… Batılı devletler, sömürgeleri ... Devamını Oku »

Önce astılar sonra şapka giydirdiler!

Atıf Hoca’yı astıktan sonra şapka giydirdiler. 4 Şubat 1926 Perşembe sabahı. Görevli ‘Muhammed Atıf’ diye bağırdı. Hoca ağır adımlarla, dualar mırıldanarak sehpaya yürüdü. Kılıç Ali’nin öfkesi ise bitmemişti. Atıf Hoca’yı astıktan sonra şapka giydirdiler Muharrem Çoşkun’un haber 2 Şubat 1926 günü, mahkemede müdde-i umumi (savcı) Necip Ali(Küçüka) bey tarafından okunan iddianamede tek idam isteği, Babaeski müftüsü Ali Rıza efendi hakkındaydı. ... Devamını Oku »

Ethem–İsmet çekişmesinin perde arkası

M. Kemal ve Albay ısmet Beyle yıldızının barışmadığı açıkça anlaşılan Çerkez Ethem Hadisesi, birkaç hafta boyunca Meclis’in ve ülkenin en önemli meselesi haline getirildi. 1920 yılı sonu ile 1921 yılı başlarında yaşanan bu hazin gaile, Çerkez Ethem’in vatanını terk etmesi ve hudut haricine gitmesiyle neticelendi. Ethem Bey, gitmeden evvel kendi komutasındaki Kuvvâ–i Seyyâre birliklerinin Millî Kuvvetlerle çatışmamasını tembihledi, hatta gidip onlara ... Devamını Oku »

Mitolojik Bir Figür Olarak Atatürk

Geçenlerde CHP’nin bir toplantısında “Cumhuriyet’in dediği olur” yazılı bir afiş asıldığı yer aldı. SHP lideri Murat Karayalçın ise Cumhuriyet’in değil halkın dediği olur diyor. “Ben Atatürkçüyüm!” diyenlerin sayısı artıyor mu? Bilemiyoruz. AK Parti halen birinci parti, Atatürk’ün partisi olan CHP’nin oyları da azalıyorsa Atatürkçüler sayıca artıyor olabilir mi? Belki de Atatürkçüler hızla örgütlendikleri, kendi aralarında bölünüp yeni yeni örgütler kurdukları ... Devamını Oku »

Allahu Ekber, hıçkıra hıçkıra ağlattı

“Yükselen ezan sesleri ile millet hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Kimse camiye girmek istemiyordu. Yarım saat süren ezanı iliklerine kadar gözyaşları içinde duymak, yudumlamak istiyorlardı.” 1950 yılının 16 Haziran’ı, yakın tarihimizin kırılma anlarından biridir. Türkiye, 1932 yılından beri “Tanrı uludur, Tanrı uludur” şeklinde okunan Türkçe ezanı o gün resmen bırakıp Arapça ezana dönecektir. Gerçi yapılan yasa değişikliğinde Türkçe ezan okumak yasaklanmış değildir, ... Devamını Oku »

Yunanlılardan harb tazminatı alınmaması

Yunanlılar, 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmelerinden 8 Eylül 1922’de denize dökülmelerine kadar, 3 yıl 3 ay 25 gün bu güzel yurdumuzu işgal ederek kirletmişlerdir. Bu müddet zarfında Yunan ordusu, tarihte eşine ender rastlanan bir hunharlık, iğrençlik, alçaklık ve vahşet tabloları sergilemiştir. Yunanlılar, İzmir, Manisa, Eskişehir, Bursa, Aydın, Bilecik, Uşak, Balıkesir başta olmak üzere birçok ili ve ilçeyi, yüzlerce köyü ... Devamını Oku »