Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları (sayfa 30)

Kategori Arşivi: Köşe Yazıları

Unutmadık ve unutmayacağız

İttihad ve terakki çetelerinin entrikalarla kurduğu hain kapitalist ve sosyalist şeytani düzenlerin Müslüman ülkeleri işgalinden beri tam yüz elli yıldır çok canlar verildi. Çok ocaklar söndü. Çok yuvalar dağıldı. Musul, Kerkük ve Balkanlar gibi en verimli toprakları kaybettik. Koskoca Cihan Devleti Osmanlı’yı yıkan bu masonik sabataist çetenin başımıza musallat ettiği bu çarpık ve bozuk düzen, işe Allah’a savaşla başladı. Bu ... Devamını Oku »

Atatürk demokrat mıydı?

Soruyu tersten sorarsanız gerçeğe daha çabuk ulaşırsınız: “Atatürk diktatör müydü?” şeklinde bir ahmak tartışmasına gireceğinize, “Atatürk demokrat mıydı?” diye sorunuz. Hayır, değildi. Bunun “iyi” ya da “kötü” olarak yorumlanması, adı üstünde, yoruma kalmış bir meseledir. “O devirde başka çare yoktu” gibi gerekçeler yalnızca yorumdur. Atatürk bir askerdi. Bir askerin demokrat olması, eğitimine, yetişme tarzına, mesleğine aykırıdır. Atatürk demokrat değildi. Muhalefetin ... Devamını Oku »

Meğer maça gitmişmiş!

Biz şaka edelim dedik, bazı arkadaşlar kaka etmeye karar vermişler… Haberi verenler, hem Hürriyet’i hem SABAH’ı mahvedecek bir gazete çıkarmak amacıyla bir araya gelen ama “şimdilik Internet’le idare eden” arkadaşlar… Hani Ardahan’ın bir köyünde her yılın belli günlerinin belli saatlerinde dağa gölge düşüyormuş, düşen gölge Atatürk’e benziyormuş, bu olay şenliklerle kutlanıyormuş ve “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye sloganlar atılıyormuş ya… Biz de dedik ki, Almanya maçında da gölge belirsin, hem ... Devamını Oku »

Ya Atatürk Sabiha Sultan ile evlenmiş olsaydı?

Ben Meral Okay’ın yerinde olsam, televizyonlarda reytingleri alt üst eden Muhteşem Yüzyıl’dan sonra bir de “Osmanlı’nın Bitiş Yılları” adında bir esere imza atarım. Çünkü en az Sultan Süleyman’lı yıllar kadar ilginç o çöküş yılları. S ultan Vahidettin’in torunu Neslişah üzerinden anlatmaya çalıştığı o günleri birbirinden enteresan, şaşırtıcı anekdotlar eşliğinde bize aktaran Murat Bardakçı’ya teşekkürü borç biliriz efendim. İyi bir kitap ... Devamını Oku »

Seküler Kutsallık

Geçmişimizi tarihselleştirme yerine altın çağdaşlaştırmamız ve ulus-devlet kurucumuzu da insanlaştırmayarak kültleştirmemizin yarattığı en önemli sorun, bu tercihlerin doğal sonucu olarak kuruluş sürecinin “her şeyin mükemmel olduğu” bir dönem, kurucunun ise “hatadan münezzeh” bir lider olarak kutsanmasıdır. Bunun neticesinde ise resmî ideoloji “din” niteliği kazanmakta, ulus-devletin kuruluş dönemi “asrı saadet” olarak kavramsallaştırılmakta, kurucu lider ise “insanüstü” bir kişiliğe büründürülmektedir. Bu açıdan ... Devamını Oku »

Eleştirinin bedeli

Ankara’ya muhalif gazetecileri İzmit’e çağıran Atatürk “Artık padişahlık bitti, cumhuriyet var… Bizi eleştirin ki doğruları bulalım” demiş. Onlar da kendilerine verilen eleştiri görevini yerine getirmişler. Ve 1924 sonunda Takrir-i Sükun Kanunu ile hepsi tutuklanmış. Bereket bir af çıkartılmış ve hapislerden, sürgünlerden kurtulmuşlar. Mehmet Barlas – Sabah (14.11.2011) Devamını Oku »

‘İT’leşen Türkçe

Canım politika yazmak istemiyor bugün. Pek Ataç-vârî bir cümle, pardon tümce oldu. Tek eksiği tümcenin sonundaki tilcik. Ataç “bugün” yazmaz “büğün” yazardı ama o kadar kusur da oluversin. Bu arada bir soru daha: Nurullah Ataç acabâ “pardon” yerine ne diyordu? Ama büğün Ataç’dan değil kendimden sözedeceğim sizlere. Edeceğim etmesine de gerçekden hayrân olduğum bir davranışını da zikretdikden sonra: Ataç, bütün ... Devamını Oku »

Padişahlık geliyor savulun!

Muhalefet çevrelerine sorarsanız, iktidar “cumhuriyeti ortadan kaldırıp padişahlık ilan etmeye” hazırlanıyor! Deprem bahanesiyle cumhuriyet bayramı törenleri yapılmamış ama Abdülmecid için anma töreni yapılacak… Başbakanla “Birinci Recep” diye dalga geçtik, etkili olmadı, bir de bu yolla orduyu kışkırtmayı deneyelim arkadaşlar, gerçi orduyu kışkırtmanın modası geçti ama darbe yaptıramasak da hiç olmazsa bizim safları sıklaştırırız! (Bu bize gene de seçim kazandırmaz ama ... Devamını Oku »

VAHDETTİN KALSAYDI ANKARA`NIN NİYETİ ONU İDAM ETMEKTİ

Sultan Vahdettin’in yurtdışına kaçtığını değil, “kaçırıldığını” düşünüyorum. Çünkü baskılar, tehditler, sarayın çevresinde tabanca atmalar vs. ile zaten İstanbul’da yaşaması fiilen imkânsız halegetirilmişti. Amaç, kendiliğinden kaçmasını sağlamaktı. Fakat nereye? Nitekim 17 Kasım 1922 sabah saat 6′da HMS Malaya adlı savaş gemisiyle yola çıktıktan sonra haber alıp Yıldız Sarayı’na gelen Ankara hükümeti temsilcisi Refet (Bele) Paşa’nın, o sırada ağlamakta olan Vahdettin’in yaverlerinden ... Devamını Oku »