Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları (sayfa 30)

Kategori Arşivi: Köşe Yazıları

Ya Atatürk Sabiha Sultan ile evlenmiş olsaydı?

Ben Meral Okay’ın yerinde olsam, televizyonlarda reytingleri alt üst eden Muhteşem Yüzyıl’dan sonra bir de “Osmanlı’nın Bitiş Yılları” adında bir esere imza atarım. Çünkü en az Sultan Süleyman’lı yıllar kadar ilginç o çöküş yılları. S ultan Vahidettin’in torunu Neslişah üzerinden anlatmaya çalıştığı o günleri birbirinden enteresan, şaşırtıcı anekdotlar eşliğinde bize aktaran Murat Bardakçı’ya teşekkürü borç biliriz efendim. İyi bir kitap ... Devamını Oku »

Seküler Kutsallık

Geçmişimizi tarihselleştirme yerine altın çağdaşlaştırmamız ve ulus-devlet kurucumuzu da insanlaştırmayarak kültleştirmemizin yarattığı en önemli sorun, bu tercihlerin doğal sonucu olarak kuruluş sürecinin “her şeyin mükemmel olduğu” bir dönem, kurucunun ise “hatadan münezzeh” bir lider olarak kutsanmasıdır. Bunun neticesinde ise resmî ideoloji “din” niteliği kazanmakta, ulus-devletin kuruluş dönemi “asrı saadet” olarak kavramsallaştırılmakta, kurucu lider ise “insanüstü” bir kişiliğe büründürülmektedir. Bu açıdan ... Devamını Oku »

Eleştirinin bedeli

Ankara’ya muhalif gazetecileri İzmit’e çağıran Atatürk “Artık padişahlık bitti, cumhuriyet var… Bizi eleştirin ki doğruları bulalım” demiş. Onlar da kendilerine verilen eleştiri görevini yerine getirmişler. Ve 1924 sonunda Takrir-i Sükun Kanunu ile hepsi tutuklanmış. Bereket bir af çıkartılmış ve hapislerden, sürgünlerden kurtulmuşlar. Mehmet Barlas – Sabah (14.11.2011) Devamını Oku »

‘İT’leşen Türkçe

Canım politika yazmak istemiyor bugün. Pek Ataç-vârî bir cümle, pardon tümce oldu. Tek eksiği tümcenin sonundaki tilcik. Ataç “bugün” yazmaz “büğün” yazardı ama o kadar kusur da oluversin. Bu arada bir soru daha: Nurullah Ataç acabâ “pardon” yerine ne diyordu? Ama büğün Ataç’dan değil kendimden sözedeceğim sizlere. Edeceğim etmesine de gerçekden hayrân olduğum bir davranışını da zikretdikden sonra: Ataç, bütün ... Devamını Oku »

Padişahlık geliyor savulun!

Muhalefet çevrelerine sorarsanız, iktidar “cumhuriyeti ortadan kaldırıp padişahlık ilan etmeye” hazırlanıyor! Deprem bahanesiyle cumhuriyet bayramı törenleri yapılmamış ama Abdülmecid için anma töreni yapılacak… Başbakanla “Birinci Recep” diye dalga geçtik, etkili olmadı, bir de bu yolla orduyu kışkırtmayı deneyelim arkadaşlar, gerçi orduyu kışkırtmanın modası geçti ama darbe yaptıramasak da hiç olmazsa bizim safları sıklaştırırız! (Bu bize gene de seçim kazandırmaz ama ... Devamını Oku »

VAHDETTİN KALSAYDI ANKARA`NIN NİYETİ ONU İDAM ETMEKTİ

Sultan Vahdettin’in yurtdışına kaçtığını değil, “kaçırıldığını” düşünüyorum. Çünkü baskılar, tehditler, sarayın çevresinde tabanca atmalar vs. ile zaten İstanbul’da yaşaması fiilen imkânsız halegetirilmişti. Amaç, kendiliğinden kaçmasını sağlamaktı. Fakat nereye? Nitekim 17 Kasım 1922 sabah saat 6′da HMS Malaya adlı savaş gemisiyle yola çıktıktan sonra haber alıp Yıldız Sarayı’na gelen Ankara hükümeti temsilcisi Refet (Bele) Paşa’nın, o sırada ağlamakta olan Vahdettin’in yaverlerinden ... Devamını Oku »

Kemalizmin akıl yürütme kuralları

CHP’lilerin Dersim katliamı karşısındaki tepkilerinin biraz “akıl dışı” olduğunu hemen herkes görüyordur sanırım. Öyle ya, Atatürk’ün ülkedeki her şeye hakim olduğu bir devirde dev bir askeri operasyon yapılacak, bombaların bir kısmını Atatürk’ün manevi kızı atacak, ama “Atatürk’ün bu işten haberi yoktu” diye tutturacaksınız. Partiniz içinden “bu mümkün değil” diyen yani “kral çıplak” demeye cesaret eden yegane şahsa karşı da bir ... Devamını Oku »

Birinci Cumhuriyet Dersim’dir…

‘Neden’ diye soranlar çıkabilir. Bu soruyu soranlara ‘Birinci Meclis’ zabıtlarını okumalarını öneririz. Görecekler ki, Birinci Cumhuriyet’te hiçbir zaman ‘hukukun üstünlüğü’ geçerli olmamış. Geçmişe dönüp bir bakalım. Muhalif milletvekillerinden Ali Şükrü Bey 27 Mart 1923’te ortadan kaybolur. Ali Şükrü Bey’in sırra kadem basmasının ardından, Hüseyin Avni Bey, Meclis kürsüsünden olayı açıklar ve şunları söyler: “Efendiler bu şerefli kürsü bugün elim bir ... Devamını Oku »

Bir alaca karanlık kuşağı: Yakın tarih

Sayın Ecevit, “Sultan Vahdettin hain değildi, Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderen odur” şeklinde bir beyanla “malumu ilân” edince, yakın tarih ister istemez tekrar gündemimize girdi… Ama bilinen sebeplerden dolayı yakın tarih konusunda tarihçinin vicdanı özgür değildir. Yine de Sultan Vahdettin’in “hain” olmadığını söyleyen tarihçilerin sayısında son yıllar itibariyle artma olmuştur. Türkiye özgürleştikçe gerçekler daha da su yüzüne çıkacaktır. Tabii ki Sultan ... Devamını Oku »