Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları (sayfa 4)

Kategori Arşivi: Köşe Yazıları

Osmanlının referansı İslâmdır

Osmanlı Devleti etnisiteye (ırk kalıplarına) değil, İslâmi kurallara bağlıdır, İslâm her alanda belirleyicidir. Şeyhülislâmlar padişahları bu açıdan denetlemekte, en küçük bir sapma gördükleri an müdahale etmektedirler. Meselâ Zembilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selim gibi öfkeli bir padişaha fermanını geri aldırabilmiş, Kırkçeşme Suyunu Kâğıthaneye getiren Kanuniyi ise, Yeni kanunlar yaparak (böylece Kuran dışı kanun yapılmasına kadar gidebilecek bir çığır açarak) hayatı ... Devamını Oku »

Harf devriminin en önemli amacı…

H. Ritter şöyle diyor: “Lâtin yazısın­dan beş defa kısa ve harikulâde müsait olan Arap yazısı okuma yazmayı kolaylaştırdığı için İslâm âlimleri sayısız eser vermiştir (Classicisme et Declin culturel dans l’histoire de Islâm, Paris 1957, s. 178-179). Prof. Osman Turan da aynı konuda şu görüşleri dillendiriyor: “Gerçekten İslâm harfleri şakulî, ufkî ve inkinaî olduğundan onunla bir metnin yazılması ve okunması, zaman ... Devamını Oku »

TARİHİMİZ YAĞMALANDI MI

Yapılan İnkılaplardan Sonraki Durum...

Önce ruhlarımız yağmalandı.Köklerimizden koparıldık. …Hafızasız kaldık.Biz aldatılmış bir nesiliz. Evde dinlediklerimiz bir türlü, okulda duyduklarımız bambaşka türlüydü. Evde konuşanlar,okuldakilerden korkarlardı.Bu korku ile ürkektiler,hep çekingen davranırlardı.Onların,adeta gizlice dinledikleri yaşlı insanlar vardı.O dönemin çocukları olan bizler,bu küskün neslin aralarındaki sohbetlere,büyük bir merakla kulak misafiri olurduk.Konuşmalarını bütünüyle anlayamasak da;haşlanmış,taşlanmış ve dışlanmış insanları dinlediğimizi çok net hissederdik. Bizler çocuk yaşımıza rağmen çok merak ederdik: ... Devamını Oku »

Daha cumhuriyet yokken Osmanlı çok partiye geçti

Daha cumhuriyet yokken Osmanlı çok partiye geçti

Tarihçi Ali Satan, Türklerin yirminci yüzyıla 1908’deki II. Meşrutiyetle başladığını belirterek, “Osmanlı cumhuriyetten önce çok partili hayata geçmiş. Muhalefet partileri ve muhalif basın mevcut. 1918’e kadar meşrutiyet döneminde Türkiye çok partili dönemi yaşıyor. Cumhuriyetle birlikte tek partili hayata dönüyor” dedi. Daha cumhuriyet yokken, Osmanlı çok partiye geçmişti Türkiye’nin bölgesinde güçlenmesi Halifelik tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Kimine göre halifelik devam etseydi ... Devamını Oku »

Bilinmeyen Atatürk

Atatürk üzerine yazılanları dikkatle okuyorum. Çok defa görüyorum ki, Atatürk Türkiye’de yeteri kadar tanınmıyor. Eğer göğüslerimize Atatürk rozeti takmak, şuraya buraya “Atam izindeyiz!” diye yazmaksa, sonra Anıtkabir’e koşmaksa, saygı duruşunda bulunmaksa… alacağımız numara 10 üzerinden 10’dur. Eğer Atatürkçülük Atatürk’ü okumaksa, anlamaksa ve O’nun ifadesiyle: “Türkiye’yi çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak için çalışmaksa, kafa yormaksa”… Vah bize, vahlar bize! Ben, Atatürk üzerine ... Devamını Oku »

Bir “dış politika dâhisi”nin Oniki Ada sınavı

İkinci Dünya Savaşı sona ererken, Almanya saflarında dövüşen İtalya, savaş sonunda nasılsa elinden çıkacağını bildiği adaları, Almanya’nın tavsiyesi üzerine Türkiye’ye teklif etti… Adalar yakın zamana kadar zaten bizim toprağımızdı. Tarihi referanslarımız sağlamdı. Osmanlı asırlarında bu uğurda on binlerce şehit vermiştik. Sadece Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 50 bine yakın şehidimiz vardı. Başta Rodos olmak üzere, adaların fethi uğruna ölmüşlerdi. Ancak kendisine ... Devamını Oku »

Atanız Kafatasçı ve İslam Karşıtı mıydı?

Radikal gazetesinden Ezgi Başaran’ın Zafer Toprak ile gerçekleştirdiği röportaj resmi ideolojik öğretiler açısından ciddi tartışma konularını ihtiva ediyor. Toprak’ın bu hafta okurla buluşan ‘Darwin… ’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji’ kitabı üzerinden sürdürülen görüşme epeyce ufuk açıcı. Her ne kadar Prof. Toprak bazı soruları ‘bilimsel’ bazı soruları da 5816 sayılı kanuni engel dolayısıyla cevaplayamamış olsa da röportaj okunmadan geçilebilecek gibi değil. ... Devamını Oku »

En asil duygunun tarihçiliğinden apolojetik tarih yazımına

Erken Cumhuriyet siyasetlerini meşrulaştırma amaçlı bahane bulucu (apolojetik) tarih yazıcılığının popülerleşmesi, uzun yıllar altınçağcılığı tarihçilik olarak algılamış bir toplumda olumlu bir adım olarak görülebilir. Buna karşılık bahane bulucu tarihçiliğin de ciddî sorunlara yol açtığını unutmamak gerekir Toplumumuzda Erken Cumhuriyet dönemini kutsayan altınçağcı tarihçiliğin uzun süren egemenliği sonrasında, apolojetik (bahane bulucu) tarih yazımının yaygınlık kazanmaya başlaması önemli bir gelişmedir. Bahane bulucu ... Devamını Oku »

S:İlber Ortaylı II.Abdülhamid için “Son evrensel imparator, dünyanın son hükümdarı” der. Buna katılabilir miyiz?

C: Evet fazlasıyla… II. Abdülhamid hem bizim tarihimiz hem de Avrupa tarihi açısından büyük bir değerdir. Dönemine mührünü vurmuş… bir hükümdardır. Bir reform ve yatırım hükümdarıdır. Fakat meşrutî yönetimi askıya alması, bütün bu başarılarının örtmüş, adeta gölgede bırakmıştır. Bundan dolayı muasırları, kendisini anlayamamışlardır. Kendisinin ve döneminin doğru bir şekilde anlaşılması için, yıllar sonra hakkında doktora tezlerinin ve araştırmaların yapılması gerekiyordu. Böyle ... Devamını Oku »