Son Haberler
Anasayfa » Genel » Kemalistler İttihatçılardan Gayrileri Değildir

Kemalistler İttihatçılardan Gayrileri Değildir

Kemalistler İttihatçılardan Gayrileri DeğildirKonuyu biraz açıklayalım:

Aralarındaki ittifak ve memleket evlatları arasında kendi fikirlerine uyup uymamalarına göre ayrım yaparak bir kısmına hiddet edip, diğer kısmını sevmelerinden de anlaşıldığı gibi, Kemalistler, İttihatçılardan gayrileri değildir. Hâlâ daha önce ilan edilen anayasa ile İslâm şeriatını bağdaştıramıyorlar. Avrupalıların bu meşrutî İslâm devletine güven duyabileceğinden de emin olamıyorlar. Mutlak hürriyet ile mukayyed dinin arasının bulunmasının mümkün olmadığını anlayamıyorlar.

Dinî hükümlerin, laik Avrupa yönetimi biçimlerine aykırılığı ve memleket içindeki heva ve zulümlerine engel teşkil etmesi nedeniyle, dini omuzlarından atılması gerekli ağır ve sıkıntı verici bir yük olarak görüyorlar.

Dini, hep omuzlarından atılması zorunlu bir yük olarak görüyorlardı. Meşrutiyetin getirdiği mutlak hürriyet gereği birçok eylemlere kalkışıyorlar ancak karşılarında dini buluyorlardı. Çünkü onların hürriyet ve medeniyeti Avrupa’da gördükleri her şeyi, iyisiyle-kötüsüyle, adım adım izlemekti. Ayrıca ülke içindeki tuğyan ve zulümlerin karşısına da gene din dikiliyor, onların mutlak hürriyet ve istibdatlarını engelliyordu.

İşte çoktandır, Türk başkentinde dinin konumu böyle…

Kendi vatanında ve Avrupa eğitimi görmüş evlatları arasında garip!

Bunların siyasî bir parti haline gelmeleri ve zahirlerinin İttihatçı, bâtınlarının ise Mason olarak tecelli etmesinden sonra durum daha vahim boyutlara varmıştır.

(Masonluk, Yahudi amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş gizli bir cemiyettir. Amaçları doğrultusunda ülke liderlerini masonlaştırarak hedefleri doğrultusunda bir maşa olarak kullanır. İsrail büyük Mason locası açılışı münasebetiyle düzenlenen törende konuşan İsrail baş hahamı şöyle diyordu:

“Mason kardeşlerim! Çalışmalarınız sayesinde hedefimize hızla yaklaşıyoruz. Amacımız yeryüzünde sadece tek bir dinin kalmasıdır. Bunun dışındaki dinler bâtıl ve asılsız hurafelerdir. İnsanlar arasında tefrika ve ayrım yapmaktadırlar. İslâmiyet ve Hıristiyanlığın yıkılıp, bu dinlere inananların bâtıl inançlarından temizleneceği gün yakındır. Böylece tüm insanlık hak ve hakikat aydınlığına kavuşacaktır.”

bkz., Gizli Dünya Hükümeti, Sipritoviç.)

Bununla beraber İttihatçılar siyasî yaşamları boyunca, açıkça dine cephe alamamışlar, buna cür’et edememişlerdir. Ancak savaş yıllarının o karışık günlerinde, dine karşı tutumlarını açığa vurmuşlar, bu kabilden olarak şer’î mahkemeleri şeyhülislâmlıktan alarak, adalet bakanlığına bağlamışlardır. Halk, bu olayı esefle karşılamıştı.

Savaştan galip çıkmaları halinde, zaferlerinden aldıkları cesaret ve coşku ile dine açıktan cephe alacakları kesindi. Ama ne var ki savaştan mağlup ve zelil olarak çıktılar.

Savaş ve yenilginin sorumlusu İttihatçılar, İzmir’in fethine kadar bir müddet gözden kayboldular. Düşmanlara bağışladıkları toprakların yüzde biri bile olmayan İzmir’in fethi, sanki onların geçmiş tüm günah ve hatalarının kefareti olmuştu. Kıyamete kadar harcayarak, bitiremeyecekleri bir şerefe nail olmuşlardı!

Böylece, omuzlarında varlığını hep hissettikleri din yükünden artık kurtulabileceklerdi. İzmir’in fethi onlara bu cür’eti vermişti. Bu fetih, sanki onların geçmiş ve gelecek tüm günahlarının kefareti olacaktı!

Bu kutsal hitap sanki kendileri için söylenmişti:

“İstediklerini yapsınlar, çünkü onlar Bedir ehlidirler.”

HİLAFETİN ILGASI – MUSTAFA SABRİ EFENDİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*