Son Haberler
Anasayfa » Genel » M.Kemali Anadolu’ya Ben Gönderdim

M.Kemali Anadolu’ya Ben Gönderdim

M.Kemali Anadolu'ya Ben GönderdimÖzetle kendisine İstiklal Savaşı yapmanın gereği ve planımı bildirerek Anadolu’ya gelmesini teklif ettim.Mustafa Kemal bana şu cevabı verdi: ”Bu da bir fikirdir.Durum günden güne size hak verdiriyor.Size başarılar dilerim.” Ben bunun bir fikir değil,kesin bir karar olduğunu şu şekilde anlattım: ”Ordu ve halk bu fikir etrafında muhakkak toplanacaktır.Doğu’da milli hükümet esaslarını kurduktan sonra siz Batı’ya yönelirsiniz.Doğu komutanlığı görevinin de ben üslenirim.Eğer gelmeyecekseniz hareketimi ona göre planlıyayım Biraz düşündü ve ”İyi olayım,sizinle buluşmaya çalışırım” vaadinde bulundu.

Ben Doğu’da milli hükümet esasını kurarken M.Kemal’in İstanbul’da bir padişah hükümetinde herjhangi bir bakanlık görevi alarak en değerli arkadaşları da etrafında toplaması ihtimali beni pek düşündürmüştü.En önemlisi,buna engel olması için şahsımdan fedakarlık yaparak fikrimin gerçekleşmesi için kendisini Doğu’ya davetle milli hareketin başına geçmesini teklif ettim.İsmetten öğrendiğime göre kendisi de M.Kemal ile birlikte İstanbul’da kurulacak bir kabinede bakan olmak peşindeymiş.

Bunun hikayesi de şöyle: İsmet benim haberim olmadan M.Kemal ile bir toplantıda iken,Ahmet Rıza Bey veya İzzet Paşa bakanlığında bir kabine yapmak girşiminde bulunmuştu.Bunu haber aldığım zaman bana haber vermeden ve görüşümü sormadan böyle olumsuz işlerde bulunmasının faydasız olduğunu, dahası,şahsını yıpratacağını,bir daha İstanbul’da hiçbir girişimde bulunmamasını ve Anadolu’da milli oluşumun başaına geçmesini,benim ise tek başıma da kalsam uğraşacağımı;fakat halkın bizimle geleceğini,durumun içinden başka türlü çıkmak imkanı bulunmadığını açıkladım.

Rauf Bey kendisine nerede ne görev verilirse hazır olduğunu zaten her zaman söylerdi.Öte yandan İsmet Bey bana hala İaşe Bakanlığı’nı teklif ediyordu.Kendisine esasen hiçbir kuvvete dayanmayan bir kabineye girmenin şahsen hayal kırıklığı olacağını,İaşe Bakanlığı’nın ise açlıktan ölenlere ağıt yakmak anlamına geleceğini söyledim. İsmet diyordu ki: ‘’Açlık diyosun,acaba açlıktan koca İstanbul’da kim ölmüş? Kendisine dedim ki: Hangi evin kapısını çalıp da halini sorduk?Düşün:Benim evim bile aç! Sonradan uygulamada bu planlar tehlikeli görülmüş ve bazı değişikliklere uğramıştır. Büyük Zaferden sonra Saltanat kaldırılmış,Hilafet ise yine Osmanlı hanedanına bırakılmıştır.Bu fikir de bana ait olup 1922 Ekim’inde trenle Ankara’dan Bursa’ya seyehat ederken M.kemale bizzat ben teklif etmiştim.Hatta o sırada yanımızda Refet Bele de vardı.

Kaynak:Karabekir Gözüyle Yakın Tarihimiz – Mustafa Armağan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*