Son Haberler
Anasayfa » Genel » M.Kemal’in Şahsiyet ve Fikirleri

M.Kemal’in Şahsiyet ve Fikirleri

M.Kemal'in Şahsiyet ve FikirleriM.Kemal’in hayat ve icraatı birbirinden tamamen farklı iki safha arz eder.Bunların birincisi TÜRK-YUNAN Harbi’nin zaferle neticelenmesine kadar olan devre,ikincisi ise ondan sonrasıdır.M.Kemal,hayatının birinci devresinde hiç olmazsa sözleri itbariyle fevkalade dindar bir insan olarak görünmektedir.Bu güne kadar O’nu dindar göstermek gayreti güdenleerin hepsi de delillerini,bu birinci devreden gösterirler.Hakikaten, O’nu dindar gösterebilmek için,hayatının bu birinci devresine ait olmaz üzre elde sonsuz delil mevcuttur.Biz bunları,başka bir eserimizde bol bol zikrettiğimiz cihetle (Sarıklı Mücahidler)kastediliyor.Burada tekrarına lüzum gösrmüyoruz.Yanlız şu kadarını ifade edelim ki,bu devreye aid olmak üzre elde sadece iki fotoğrafı mevcuttur.
Bunların biri,Meclis’in önünde bir dua fotoğrafı ile yine Meclis’in bahçesinde sırf hocalarla çektirdiği eli tesbihli diğer bir fotoğrafıdır.O’nu dindar göstermeye çalışanlar ortaya başka bir resim koyamamaktadırlar.Halbuki ondan sonra tam on beş sene daha yaşamıştır.İkinci devresinde ise,tamamen aksine beyan ve davranışlarda bulunmuştur.Bu hususu göstermek için bu eserin birinci cildinde Kazım Karabekir ve emsali şahsiyetlere atfen bir hayli izahat vermiş bulunmaktayım.Hatta artık solcu bir dergide bu husuta yayınlanmış olan el yazıları(2000’e doğru Dergisi) da bu gerçeği ispata kafidir.Üstelik O’nun din aleyhtarı sözlerini beğenerek nakleden,hakkında yazılmış yerli ve yabancı pek çok eser mevcuttur.(Arı İnan – Düşünceleri İle Atatürk,Zeynep Korkmaz – Atatürk ve Türk Dili-Belgeler)Bu itibarla biz burada gedikli kemalist ve din aleyhtarı Falih Rıfkı Atay’ın bir-iki sözüne işaretle ikitafa etmek isityoruz:”M.Kemal Selanik’te ”Vatan ve Hürriyet” Cemiyetinin ”İttihad ve Terakki”içine katıldığını görmüştür.(Babanız Atatürk-Falif Rıfkı)
Halbuki zavallı Sultan Vahidüddin O’nu ”İttihatçı aleyhtarı” sandığı için fevkalade selahiyetleriyle techiz ederek Anadolu’ya göndermişti.Esasen bu sebepledir ki,Selanik’ten Sultan 2.Abdülhamid’i devirmek için gelen ‘Hareket Ordusu’nun erkan-ı harpleri(kurmay subayları) arasında,O’da vardı.Falih Rıfkı uydurmuyosa O’nun hırsına şöyle işaret ediyor;”M.Kemal’in Selanik’te hayatı şöyle idi:Akşamları bir gazinoda kendine inanan büyük-küçük rütbeli arkadaşları ile buluşur,geç vakte kadar askerlik ve memleket işlerini konuşurdu.Daima sofrasının başında idi.Bunu da yanlız zekasına,bilgisine,çalışmasına ve güzel,tatlı,samimi konuşma değerine borçlu idi.Ne kadar geç kalsalar,en önce vazifesi başında bulunan yine O idi.Orduda parlamk,başarılar kazanmka ve bu haklı şöhretle ilerleyerek memlektte büyük vazifeler görmek hırsı içinde idi.
Bir akşam otururken arkadaşlardan birine;”Seni ordu komutanı yapacağım!..” Bir başkasına:”Seni Büyükelçi!…” Bir üçünsüne:”Seni sadrazam yapacağım!..” demesi üzerine içlerinden biri:”Ya sen ne olacaksın? diye sorunca:”Bu tayinleri yapabilecek mevkiin sahibi!” cevabını vermişti.(Falih Rıfkı-age s;28) Daha sonra aynı mahiyette olmak üzre:”Arıbırnu’nda durum nazikleşince Ataütrk,İsitanbul’daki Başkomutanla bile doğrudan doğruya telgraflaşıyordu.Gelibolu kuvvetleri komutanı ALman generalinin karargahı ise,çok uzaklarda idi.Muharebeler arasında M.Kemal’i telefonla aradı.Sordu;”Durumu nasıl görüyorsunuz? Nasıl bir tedbir düşünüyorsunuz?” ”Durumu nasıl gördüğümü çoktan bildirmiştim.Tedibrlere gelince,şimdiye kadar alınacak olanlar alınmıştır.Şimdi alınacak tek tedbir vardır” ”Nedir bu tedibr” ”Emrinizdeki kuvvetleri,emrime veriniz” Komutan,alaylı bir dille;”Çok gelmez mi? dedi.
M.Kemal olanca ciddiliğiyle cevap verdi:”Az gelir!..”(Falih Rıfkı – Babanız Atatürk) Falih Rıfkı Atay,O’nun din hakkındaki görüşlerini de şöyle anlatmaktadır;Kemalizm, aslında büyük ve esaslı bir din reformudur. Tanrı, bir peygambere verdiği şeriatı, ikinci bir peygamberde değiştirmekle, hatta Kur’anın bir ayetindeki emrini başka bir ayette kaldırmakla hükümlerin toplum evrimini izlemesi gerektiğini göstermiştir. Fıkıh’da buna nesih diyoruz. Muhammed, son peygamber olduğuna göre, O’ndan sonra nesih hakkı insan aklına kalmıştır. Onun için İslam bilginleri, “zamanla hükümlerin değişeceği” içtihadında bulunmuşlardır. Mustafa Kemal’in yaptığı işte bu nesih hakkını kullanmaktı.İslamda bütün şer’i meseleler iki büyük bölüme ayrılmıştır: Birinci bölüm, ahreti ilgilendirir ki ibadetlerdir: Oruç, namaz, hac, zekat! İkinci bölüm, dünyayı ilgilendirir ki bunlar da nikah ve aileye ait hükümlerle muamelat denen mal, borç, dava ilişkileri ve ukubat denen ceza hükümleridir. Kemalizm, ibadetler dışındaki bütün ayet hükümlerini kaldırmıştır.

Kaldı ki insan aklı nesih hakkını farzlar üzerine de götürebilir; zekat, kazanış ve gelir vergilerinin bulunmadığı bir devrin mirasıdır. Hac, Kabe’den faydalanan Mekkelilerin müslümanlığını sağlamak için konmuştur ve bu döviz çağında Hicaz dışındaki hiçbir yabancı müslüman halkı buna zorlanamaz. Namaz şekli de iskemle olmayan entarili halkın yaşayışına uygundur. Pantolon, etek ve hele başkasının ayağı değen yere yüz değdirmeyi yasak eden hijyen devrinde yürüyemez. Cenaze namazını neden ayakta kılıyoruz? Camiin dışında olduğu için! Bugünkü hijyen anlayışına göre Camiin içi ile dışı arasında fark yoktur.

Atatürk ibadet devrimine ezan ve namazı Türkçeleştirmekle başlamıştı. Gerçekte verdiği ilk emir ezan ve namazın Türkçeleşmesi idi. Muhafazakarların sözcülüğünü yapan İnönü, Atatürk’e yalvarmış, önce ezanı Türkçeleştirelim, sonra namaza sıra gelir, demişti. Arkadan dil ve Kur’an metni meseleleri çıkıp namazın Türkçeleşmesi gecikti idi. Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağında da şüphe yoktu.
(Atay, Falih Rıfkı, 1961, Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar)

İşte kemalistiliğinden hiç kimsenin şüphe edemeyeceği bir kimse olarak Faih Rıfkı Atay’ın kaleminden(muıhalif Rıza Nur’un kaleminden değil),M.Kemal’in şahsiyet ve fikirleri,kısaca bundan ibarettir.
KAYNAK:Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri – Kadir Mısıroğlu Cilt 2

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*