Son Haberler
Anasayfa » Köşe Yazıları » Mehmet Akif II.Meclis’e niçin aday gösterilmedi?

Mehmet Akif II.Meclis’e niçin aday gösterilmedi?

 Mehmet Akif Ersoy, bir aksiyon adamıydı.

Akif bir dert adamı, bir çile dükkanı, bir asalet abidesi ve bir derviş yürekli müslümandı.

Bu memleketin haykıran sesiydi. Şairdi, yazardı, memurdu, vekildi, imamdı, alimdi, şairdi, hocaydı, arifti, gazeteciydi ve üst seviyede bir entelektüeldi.

Mehmet Akif Ersoy bu memleketin en zor ve çetin günlerinde cepheden cepheye, meydandan meydana koşan, vaazlarıyla, yazılarıyla, şiirleriyle yüreğiyle vatan savunmasına destek veren merdane bir kişilik olmasına karşın daha sonra sudan sebeplerle dışarıda bırakılmıştır.

İlk mecliste vekil, cumhuriyetten sonra yani ikinci meclisin inşasından sonra işsiz, aşsız ve parasız  bir Mehmet Akif portresi karşımıza çıkar.

Bunun sebeplerini araştırdığımızda karşımıza gerçekten de çok ilginç bilgiler çıkıyor.

Bilindiği üzere ilk TBMM kurucu bir meclisti. Bu kurucu meclisin vekilleri arasında Burdur milletvekili sıfatıyla Mehmet Akif Ersoy da bulunuyordu. Meclis’in “İrşat” yani MEB komisyonu başkanıydı.

Kurtuluş Mücadelesi başlamadan önce İstanbul Darülfünun’unda hoca olarak görev yapıyor bir yandan da Sebilüreşad Dergisinde yazılar yazıyordu. Osmanlının en önemli kurumlarının başında gelen Dârü’l- Hikmeti’l- İslamiye’de Baş Kâtipti. Üstad Bediüzzaman ile en zor günlerde vatanın selameti için hükümler vermeye ve kararlar almaya çalıştılar.

Kurtuluş savaşı başladığında bu görevinden istifa edip Anadolu’ya geçen  ve her türlü meşakkate, baskıya ve acıya göğüs gerip vatanın selamete kavuşması için canhıraş bir gayretle çalışan bu gönül erinin dünyalık hiçbir arzusu ve isteği yoktur vatan savunmasından başka.

Cumhuriyetin ilanından sonra ikinci meclisin oluşturulması ilk meclis kadar asil olmayacaktır. Zira artık meclise girecek milletvekilleri arasında kıyasıya bir rekabet baş göstermiştir.

Ne yazık ki bu meclise Mehmet Akif Ersoy aday gösterilip atanmaz!

Görünüşte bu meclisin seçimle kurulduğu yanılgısı vardır ancak gerçekte bu meclis bir nevi atanma ile kurulmuş bir meclistir.

Zaten o dönemde meclise giren vekillerin temsil ettikleri illere baktığımızda bir çok vekilin kendileriyle hiç de uzaktan yakından alakası olmayan illerden vekil olduklarını görüyoruz.

Bu vekillerin kimi sanatçı, yazar, şair, toprak ağası, kanaat önderi, asker, bürokrattı. Ciddi bir tartışma ve ikilik söz konusuydu. Bir takım entrikalar da baş göstermişti. Mesela Akif’in en yakın arkadaşlarından  Trabzon milletvekili Ali Şükrü bey, Topal Osman tarafından öldürüldü. Kısa zaman sonra Akif’in canı kadar önemsediği “Sebilüreşad Dergisi” kapatıldı.

Bu konuda görüşlerine başvurduğumuz Mehmet Akif Ersoy Vakfı Başkanı Mehmet Cemal Çiftçigüzeli konuyla ilgili olarak çok ilginç bilgiler verdi:

“Mustafa Kemal Atatürk’e türlü yalakalıklar yapan bir takım kimseler, Mehmet Akif aleyhinde inanılmaz dedikodular yapıyor ve hatta iftiralar atmaya varıncaya kadar ileri gidiyorlardı. Hatta bu konuyla ilgili olarak Yavuz Bülent Bakiler’in “yalaka milletvekilleri” adında bir de konuyla ilgili kitabı vardır. İşte bu yalaka vekiller, Akif’in devrimci değil, ıslahatçı olduğunu, softa olduğunu dillendiriyor ve Atatürk’ü yanlış yönlendiriyorlardı. Ancak bu kadar iftira ve karalamalara karşın Mustafa Kemal Atatürk Mehmet Akif hakkında tek bir olumsuz cümle kurmamıştır ve bu gerçekten de çok ilginçtir!

 “ Cânı, cânanı,bütün varımı alsın da Huda
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ”

Diyen bir şairin ülkesini adeta sürgüne gider gibi terk etmesinin sebepleri bir “şapka inkılabıyla” açıklanamayacak kadar girifttir! Bana göre Akif’in Mısır’a gidişinin üç sebebi vardır:

Birincisi Akif işsizdir. Daha önce görev yaptığı İstanbul üniversitesindeki görevine bile iade edilmemiştir! İşsizdir, parasızdır, borçları vardır. Vekillikten sonraki maaşı bile bağlanmamıştır!

İkinci olarak sürekli olarak sanki suçluymuş gibi polis tarafından takip edilmektedir. Bu durum Akif’i vatanperver Mehmet Akif’i feci yaralamıştır! 

Üçüncüsü de çok sevdiği eşleri İsmet Hanımın ciddi bir astım hastalığı vardır ve Mısır kendisine iyi gelmektedir. Eşini çok seven Akif’in önemli bir nedeni de eşidir.”

Mehmet Akif gerçekten de şapkaya karşı çıkmış mıdır?

Yaptığımız araştırmalarda böyle bir beyanı olduğuna şahit olmadık. Hatta Mısır’dan  başında şapka ile  döndüğünü biliyoruz. Akif belki yeni devrimlere sıcak bakmıyordu, yani devrimci değildi ama ıslahatçı idi. Eski kurumların topyekun kaldırılması yerine yeniden ıslah edilmesi gereğine inanıyordu.

Ancak artık su tersine akmıştı ve Mehmet Akif kendisini bu topraklarda fazlalık gibi görüyordu, mutsuzdu, bedbindi, üzgündü. Kırıktı.

Mısır’dan Abbas Halim Paşa kendisini Mısır’a davet edince o da “bu ülkeyi terk edenler” kervanına katıldı ve gözyaşları içinde vatana veda etti. Kahire Üniversitesi Türkoloji Kürsüsünde Profesör unvanıyla  görev yapmaya başladı.

Mehmet Akif Ersoy, asaletinden hiçbir zaman taviz vermemiş ve hak bildiği değer ölçülerinden vazgeçmemiştir. Ne yazarlığından ne şairliğinden fayda temin etmemiş ve vatanın ve milletinin menfaatlerini her zaman için kendi nefsinden önde tutmuştur.

Ama bugün de olduğu gibi şahsi menfaatlerini her türlü değerin önünde gören “yalaka” tiplerin yalan ve iftiralarıyla Mehmet Akif Ersoy ne yazık ki on bir yıl vatandan uzakta kalmış, türlü acılar ve üzüntüler ile vatan hasreti çekmiştir.

Vatana döndükten kısa süre sonra hayata veda eden bu büyük fikir ve dava adamını hayırla yad ediyoruz.

Mekanı cennet olsun.

Meryem Aybike Sinan/ Haber 7 (14 Mart 2011)
meryemaybike@gmail.com

Google Aramaları

  • abdurrahman karal
  • engin ardic
  • mehmet âkif ersoy cemile doğrul
  • mehmet akif damadi
  • mehmet akifin damadı
  • m akif nicin cephede
  • atatürk ve mehmet akif ersoy
  • mehmet akifin yakın arkadaşları
  • mehmet akif ersoy ve mustafa kemal atatürk
  • mehmet akif in damadi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*