Son Haberler
Anasayfa » Genel » MİDESİZ DEMOKRASİ

MİDESİZ DEMOKRASİ

Yeniden söz konusu kitaba dönelim:

“a) Demokrasi esas itibarıyla siyasî mahiyettedir. Demokrasi, bir içtimaî muavenet veya bir iktisadî teşkilat sistemi değildir. Demokrasi maddî refah meselesi de değildir. Böyle bir nazariye vatandaşların, siyasî hürriyet ihtiyacını uyutmayı istihdaf eder (hedef alır)”.

“b) Demokrasinin birinci hassasıyla müşterek ikinci bir hassası daha vardır. O da şudur:Demokrasi, fikrîdir; bir kafa meselesidir. Her halde, bir mide meselesi değildir” (sh 31).

Evet, demokrasi mide meselesi değildir.Bu sözü önde gelen yöneticilerin sözlü tavırları kadar resmî istatistikler de doğruluyor.

“Demokrasi mide meselesi değildir”.

Yıl: 1936. Cumhuriyet ilan edileli onüç yıl olmuş. “On yılda 15 milyon genç yaratılmasından, anayurdun demir ağlarla örtülmesinden” sonra, resmî bir ziraat anketinden Anadolu köylüsünün ne haldeolduğunu çıkarmaya çalışalım. Fazla derine inmeden, sadece beslenme açısından. Sadece “doymak veya doymamak” açısından…”Ziraat memleketlerinde umumiyetle gıda maddeleri fiyatları ucuz ve sanayi mamulâtı pahalıolduğundan geçinme masrafları hissesinin nispeten cüz’î olması lazım gelir. (Buna rağmen Türkiye’de)umumî geçinme masraflarının yüzde 60’ını gıda masraflarının teşkil etmesi, buralarda refah seviyesinin yükseltilmesine ne derece ihtiyaç olduğunu gösterir. Danimarka’da tarım ürünleri Türkiye’ye MİDESİZ DEMOKRASİgöre pahalı olmasına rağmen, gıda masrafları umumî bütçenin ancak yüzde 33’ünü teşkil etmektedir”.Orta Anadolu’da yetişkin erkek nüfus itibarıyla senelik gıda masrafları nispeti:

GELİR GRUPLARI Masraflar:

I 0-200 TL. II 201-1000 TL. 0-1000 Gıda Masrafları %Diğer Masraflar 57 43 58 42 58 42 Toplam100100100 Anadolu köylüsünün hububat tüketimi, bütün beslenme giderlerinin yaklaşık olarak yarısını teşkilediyor. Bu durum “aşağı bir yaşayış seviyesine” delâlet eder. Fakir gruptaki hububat istihlâki, yetişkinerkek başına senede 416 kilo ekmeğe tekabül ettiği halde, hali vakti nispeten daha iyi olan ikinci grupta bu istihlâkin (tüketimin) azalacak yerde 452 kiloya yükselmesi, köylünün 1935-36 senesinde ekmek ihtiyacını bile tamamıyla karşılayamamış olduğunu göstermektedir. II. grupta kâhil (yetişkin) erkek başına senelik ekmek istihlâki 1’nci gruba nazaran 70 kilo buğday ekmeği daha fazla, yani cem’an 34 kilo fazladır”.
(Türk çiftçisinin istihsal ve geçinme vaziyeti, 1936 ziraî anketinin mukayeseli neticeleri.

Ekonomi Bakanlığı konjonktür servisi yayınları. Ankara 1938, sf. 41-55).Bu durumda, demokrasi mide meselesi olmadığından, Anadolu köylüsü de günlerini ekmek bileyememek suretiyle demokratlığını ispat etmeye çalışarak geçiriyor olmalı! Yılda köylü başına üç kiloşeker tüketerek, tatlı yiyip tatlı sohbetler yapmak da mümkün… Falih Rıfkı diyor ki:
“Etimes gut köyünün bir İsviçre köyünden ne farkı var? İçinden asfalt yol geçiyor. Elektrik ahır kapılarına sokulmuştur. Yeşil tarlalarının ortasında, demiryolu rayları ile sulama kanalları birbirine karışıyor. Meydanlığa bir Hollanda mektebi oturtulmuştur. Onun arkasında akasya korusu iki tepeyi kaplamıştır. Dispanseri var; oteli var, çarşısı var. Soruyorum size, Etimesgut köyünün bir îsviçreköyünden ne farkı var?” “Bizim köy, Kemalist köy. Türk ihtilâlinin köyü baştan başa bir dinamo gibi cihazlanmış, kilovat ışığıile bakan, tûl-ü mevc ile dinleyen, ocağı başında gazetesinin köy saatini okuyan Hamburg piyasasının zahire fiyatlarını soran Kemalist köylü… Bir hayal değildir”.(İnkılâp idealleri. Bizim Köy,Kadro,s. 18, Haziran 1933).

YAŞASIN CUMHURİYET ilk Cumhuriyet yıllarının siyasî ve iktisadî yapısını resmî kalemlerin, resmî görüşlerin ve resmîistatistiklerin malzemelerini yapıştırmak suretiyle çizdik, ilk “yaşasın Cumhuriyet” çığlıklarının üzerinden on yıllar geçti. Milyonlarca lira bu yarım yüzyıllık geçmişin kutlanması için harcandı.Birkaç bin katmerli ense, birkaç bin değirmen göbek, birkaç bin patlak dudak ellerinde champagne, wisky,votka, martini, cin, rom, cognac, armıagnac punch… kadehleri “Yaşasın Cumhuriyet” diye haykırıışıyorlar. Neşeyle…Yalnız bu birkaç bin kişi mi, yalnız bu ense, göbek ve dudak sahipleri mi? Milyonlar aynı hitabı tekrarlıyor:

Yaşasın Cumhuriyett Faizci, tefeci elinde inim inim inleyen, daha mahsulü yeşermeden aracıya ucuz bir bedellekaptıran yokluk içindeki üretici köylüler:Sosyal güvenliğin “s”sinden, asgari ücretin “a”sından haberi olmayan dudakları çatlak,tabanları yarık tarım işçileri:Köylerinden birkaç dilim kuru ekmek için ayrılıp büyük şehirlerin kıyılarına gece karanlığında kondurdukları ev(!)lerde yaşayanlar, yani büyük şehir paryaları;Bütün nutuklara, vaatlere rağmen, hâlâ cehaletle koyun koyuna, yol, su, mektepten yoksun,yurt dışına beyinlerini göçüren hekimlerimizin peşinden gidemediği için sağlıksız “köylü efendimiz”;

Enerjilerini Türkiye’nin imarı için sarfetmeleri gerektiği halde her ne hikmetse Almanya,Belçika ve hatta Avustralyalarda beynelmilel kapitalizmin kanlanması, göbek bağlaması için ölümcül! bir gayretle çalışan işçilerimiz;Kafaları hiçbir şekilde insan olmak haysiyetini duyurmayacak şekilde üst üste istif edilmişmalûmatlarla meşgul edilip, çağını kavramasına yarayacak millî tarih bilgisini alması bilemenedilen milyonlarca öğrenci; Üniversite kapılarında kendileri adına oynanan kumarın sonuçlarını, bir istikbâl ümidiolarak bekleyen, yurdun dört bucağımdan kopup gelmiş gençler;Ve daha nice ezilmiş, maddî ve manevî sefalet içine gömülmüş milyonlarca halk…Hançerelerini yırtarcasına, göğüslerinde tek milimetre küplük hava bırakmazcasına, yenigünlerin şafak pembeliğinde,Yaşasın Cumhuriyet! diye bağırıyorlar. Yaşasın Cumhuriyet!.

Kaynak:Batılılaşma İhnaeti -Mehmet Doğan

Google Aramaları

  • mehmet doğan osmanlı tarihi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*