Son Haberler
Anasayfa » İngiliz valisi mustafa kemal; » Milli mücadele emperyalist devletlere karşı olmadığı, silahlı çatışmanın başladığı dönemde de sık sık dile getirilmiştir.

Milli mücadele emperyalist devletlere karşı olmadığı, silahlı çatışmanın başladığı dönemde de sık sık dile getirilmiştir.

Milli mücadele emperyalist devletlere karşı olmadığı, silahlı çatışmanın başladığı dönemde de sık sık dile getirilmiştir. Ege’yi temsilen 23 Ağustos 1919’da Alaşehir’de toplanan kongre, oybirliğiyle aldığı bir kararla, İngiliz Generali Milne’ye çektiği telgrafta şunları bildiriyordu:

“İzmir İli ve Balıkesir bağımsız sancağı, Türk ve Müslümanların birlik olarak düzenli örgüte bağlı milli kuvvetleriyle savundukları nokta, sadece Yunanlıların haksız ve hilekâr saldırılarına ve bu işgal saldırılarında işledikleri cinayet ve kötülüklere engel olmaktan ibarettir. İtilaf (Ingiliz, Fransız vs.) devletlerine karşı çıkma fikri, hiç kimsenin aklından geçmeyen boş bir düşüncedir. Bundan dolayı, Büyük Kongre (Alaşehir), bütün düşünen insanlık tarafından haklılığının ve meşruluğunun onaylanacağı inancında bulunduğu Kuvayı Milliye eylemlerinden, Müttefik birliklerine karşı saldırı anlamı çıkarılmasını, şu kesin gerçekler karşısında büyük bir insafsızlık sayar. Kongre bundan dolayı derin üzüntüsünü sunar. Küçük Asya’da Müttefik Devletler Başkumandanı bulunmanız nedeniyle, daha çok kan dökülmesini önlemek amacıyla, Yunan birliklerinin şimdiki yerlerinden daha ileri gitmemeleri için emir buyuracağınız konusundaki soylu açıklamanız, Kongre üyelerini derin bir minnet, şükran hissiyle duygulandırmıştır. Pek soylu ve pek insancıl olan şu asil arzu, kuşkusuz ki, en büyük övgülere değer, yüksek ve soylu bir yaklaşımın ürünüdür. [1]

Telgrafta ayrıca;

“Eğer İzmir yöresinin işgalinde kesin bir politik zorunluluk görüldüğü takdirde… zalim ve gaddar Yunan askeri tarafından değil, insanlık ve uygarlıkla donanmış olan uygar itilaf devletleri askerleri tarafından gerçekleştirilmesi” ! isteniyordu. [2]

Aydın’da, Muğla yöresi Umumi Milli Kuvvetler Komutanı Demirci Mehmet Efe de; “Gerçi çok terbiyeli davrandıkları ve her türlü  yardımı yaptıklarından dolayı,  İtalyanlardan  sızlanacak bir şeyimiz yok ise de, eğer herhangi bir hükümet bizi kontrol edecekse, bu işin daha büyük ve daha aydın bir devlet tarafından yapılmasını yeğ tutardık diyor. [3]

Emperyalist devletlere karşı bu tavır Milli Mücadele’nin  lider kadrosu  için de geçerliydi. Kara Vasıf Bey, 27 Kasım 1919 Heyet-i Temsiliye toplantısında, Fransız elçiliği yetkilileriyle görüşmesini özetlerken şunları söylüyor:

“Görüştüklerim Karargaha mensup Fransızlarla… Sefarete mensup olanlar dedi ki, siz ne istiyorsanız neşrettiririm, yalnız memleketimin menfaatine mani olmasın. Asil bir hanedana mensup imiş. Kendisi asker.

Açıkça fikrini sordum. Dedi ki, bu gün iki cereyan var: Biri Bolşevizm, diğeri Islamizmdir. İkisi de en ziyade İngilizlere müteveccihtir, bize değil, ilerde bize de. Bolşevizmi bırakabiliriz. Fakat Islamizmi bırakamayız.

Cezayir, Tunus ilerde oraya da sirayet edebilir. Bizi maddi olarak temin ediniz ki, Pan Islamizmi, Pan Turanizmi gütmüyorsunuz.”

“Dedim ki, biz sizin gördükleriniz gibi iki şey görebiliyoruz. Bunlardan bir islamcılıktır, diğeri asrileşmek. Kendi kendimizi idare edecek bir halde yaşamak. Bunu da Avrupa’dan alacağız. İslam cereyanları bize iyi değildir. Medeni değildir. Aynı zamanda istila altındadır. Serbest değildirler dedim…

Buna inanmadı. Aynı zamanda inanmış göründü. O aynı zamanda Kürt meselesini intihabata karışmayan Hürriyet ve İtilafı ve Süleymaniye’yi söyledi. Ben de o İngilizlere karşı Şeyh Mahmud’un hareketidir dedim… Bu, grup halinde bir kabile. Biz istiklâl istiyoruz diyen yoktur… Sizde de sosyalistler böyle istiyor denirse, milletin hepsi tabii böyle değildir dedim.” [4]

M. Kemal 17 Kasım 1918 tarihinde, İstanbul’da kendi çıkardığı “Minber” gazetesinde yayımlanan söyleşisinde şöyle der:

“Bu harpte İngilizlerle Arıburnu, Anafarta ve Filistin cephelerinde karşı karşıya bir çok muharebeler verdim… **Kalbimde kin ve düşmanlık hissiyatı yer bulmamıştır. İngilizlerin Osmanlı milletinin hürriyetine ve devletimizin bağımsızlığına riayette gösterecekleri hürmet ve insaniyet karşısında yalnız benim değil, bütün Osmanlı milletinin İngilizlerden daha hayırhah (iyiliksever) bir dost olamayacağı kanaatiyle etkilenmeleri pek tabiidir.” [5]

Ertesi gün, 18.11.1918 günlü Vakit gazetesinde yayımlanan söyleşisinde yine bu doğrultuda konuşmuştur:

“Hükümetimizle mütareke imzalayan devletlerin ve bu devletler adına Mütareke Şartnamesi’ni yapan .

KAYNAKLAR:

[1] Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, Tekin Yay. İstanbul 1977, sayfa 21

[2] Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, Tekin Yay. İstanbul 1977, sayfa 22

[3] Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, Tekin Yay. İstanbul 1977, sayfa 24

[4] Uluğ İğdemir, Heyet-i Temsiliye Tutanakları, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara 1975, sayfa 132.

[5] Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yay., cild 2, sayfa 291.

Ayrıca bakınız: Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, Tekin Yay. İstanbul 1977, sayfa 122.

[6] Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yay., cild 2, sayfa 292.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*