Son Haberler
Anasayfa » Genel » Milli Mücadele’nin Niteliği

Milli Mücadele’nin Niteliği

Milli Mücadele'nin Niteliği Mustafa Kemal, meclise, “padişahlığın ilgası ve padişahın yurt dışı edilmesi” için bir kanun teklifi sundu. Kanun teklifini incelemek üzere kurulan komisyonun aleyhte tavrı anlaşılınca, komisyon üyelerine bir bildiri yollayıp milletvekillerini tutuklamakla tehdit etmiş ve sonuçta, komisyon kararı olumlu çıkmıştı (!) Silahlı muhafızlarca sarılmış mecliste saltanatın ilgası kabul edilmiştir. Artık Osmanlı İmparatorluğu ömrünü tamamlarken, yerini Mustafa Kemal’in Bonapartist diktatörlüğü alabilirdi. Eğer resmi tarihin ve ideolojinin yaymaya çalıştığı gibi,gerçek anlamda bir halk hareketi söz konusu olsaydı, Cumhuriyet bir darbe sonucu kurulmazdı…

Milletvekilleri gerçek bir serbest seçimle meclise gelmemişlerdi. Önemli bir bölümü de, Padişah’ın Meclis-i Mebusanının üyeleriydi. Geri kalanlar eşraf, mütegallibe arasından tayin edilmişlerdi. Bu nedenle Cumhuriyetin ilanı halk çoğunluğunun özgür irade ve isteğinin sonucu değildir. Öyle olsaydı, Mustafa Kemal’in mebuslardan bir kısmım idam ettirmesi kolay olmazdı…

Böylece eşraf ve mütegallibe, bezirgan tüccar, Osmanlı bürokratlarıyla ittifak kurarak, emekçi kitleleri sömürmeye devam edebilirdi.

1921’de TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında Afyon Mebusu Mehmet Şükrü Bey’le Maliye Bakanı ve İstanbul Mebusu olan Ferit Bey arasında geçen tartışma, Milli Mücadele’nin niteliğiyle ilgili bilgi veriyor.Mehmet Şükrü Bey şunları söylüyor:

“Biz burada memleketi savunmak, bağımsızlığını sağlamak için toplandığımız halde, şu zavallı milletin, halkın, köylünün haklarını gözden uzak tutuyoruz. Oysa ki köylüler ağır vergilerden kurtulmayı bizden bekliyorlardı. Biz geldik ve Osmanlı idaresinin temelleri üzerine yeni bir hükümet kurduk ve onun gibi milletin parasını gereksiz yerlere harcıyoruz. Biz, memleketin ihtiyacına görebir idare şekli bulmak ve kurmak zorunluluğundayız. Yoksa böyle Babıâli temelleri üzerine yeni bir hükümet kurmakla milleti, köylüyü, işçiyi, yani ülkenin direkleri olan insanları geçim kolaylığına ve mutluluğuna ulaştırmak mümkün değildir. Ezilenler onlardır. Vergiler hep onların sırtına yükleniyor. Hep onlar veriyorlar.Ticaret vergisi de yapsak onların sırtından çıkıyor. Çünkü onlar üretici ve tüketicidirler ve ürünlerini satamıyorlar. Vurguncuların ellerinde eziliyorlar. Bu sebeple, bu bütçe hasta ve talihsiz bir bütçedir. Sıhhatli bir bütçe olabilmesi için köylünün ve işçinin geçimini ve mutluluğunu sağlayacak durumda olması gerekir. ”

İşçi ve köylünün mutluluğundan söz eden Mehmet Şükrü Bey’e Maliye Bakam Ferit’in cevabı gayet kesindir.Ferit Bey cevaben; “Siz komünist ne demektir bilir misiniz? Komünist demek; bir memleketin bütün ürünlerini halkın elinden alıp, ambarlarda toplamak… (şiddetli gürültüler, sadede sesleri, devam sesleri)… ve sonra halkın elinden topladığı ürünleri ambarlara koyarak, Ayşe’den Fatma’ya kadar bütün köylüye vesikayla vermektir”diyor

Paradigmanın İflası – Fikret Başkaya syf;76-77

Google Aramaları

  • milli mücadele ilgili uzun yazılar
  • milli mücadele ile ilgili fotoğraflar
  • milli mücadele ile ilgili köşe yazıları
  • milli mücadele ile ilgili yazılar
  • milli mücadele ilgili yazılar
  • kemal usal
  • milli direniş ile ilgili köşe yazıları
  • mucadeleileilgiliyazilar

Bir yorum

  1. Kemal Usal Karagözoğlu

    Gözden kaçırılan çok önemli bir realite var; Rus İmparatorluğu yahudiler tarafından hazırlanan 1917 Kızıl İhtilal ile çok kanlı olarak bitirilmiş, Çarlık ve Romanov’ların sonu getirilmiş idi. Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya savaşına girmese bile bir şekilde Rohschild Ailesi gibi dünyayı idare eden, savaşları finanse eden, devletlere borç veren İngiliz yahudileri tarafından bitirilecek idi. Aynı yıllarda iki büyük imparatorluk arka arkaya bitiriliyor.

    Devrim sonrası, Rusya’dan Amerika ve Avrupa’ya milyarlarca dolar kaçıran yahudiler ülkelerini soyup sovana çevirdiler. Bu paraların bir bölümü İsrail’e gitti ve yerini buldu. Ne hikmetse son yirmi yıldır da, perestroyka sonrası Rus Oligarkları; hepsi de tabiiki yahudi, yine milyarlarca doları İsraile, İngiltereye ve Amerikaya taşıdılar ve taşımaya devam ediyorlar. Her iki İmparatorluk da dünyaya yön veren, akıl almaz servet ve güce sahip yahudiler tarafından bitirilmiştir. İngiltere oyun kurucu ve organizatör olarak verilen görevi yerine getirmiştir; devrimlerin altında ki imzanın kime ait olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Osmanlı ailesini beş parasız kovdular; adamlar şöförlük, hammallık, aç kalmamak için evlilikler yaptılar. Babalarının, dedelerinin saygı ve ihtişamla karşılandığı ülkelerde aç kaldılar! Buna da şükür; Romanov’lar gibi kılıçtan geçirilmediler, Atatürk’ümüz Lenin gibi yapmadı!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*