Son Haberler
Anasayfa » Kitaplardan Alıntılar » Osmanlı Padişahlarının hak ve yetkileri nelerdir? Sınırsız yasama, yürütme ve yargı yetkileri var mıdır?

Osmanlı Padişahlarının hak ve yetkileri nelerdir? Sınırsız yasama, yürütme ve yargı yetkileri var mıdır?

Osmanlı Padişahlarının hak ve yetkileri nelerdir? ...Osmanlı Devlet şeklini tam anlamıyla Batıdaki monarşik devlet şekillerine benzetmek mümkün olmadığı gibi, Osmanlı padişahlarını da batılı kral ve diktatör hükümdarlar gibi görmek mümkün değildir. Zira Osmanlı padişahları sadece icra konusunda âmme maslahatı ile kayıtlı ve sınırlı geniş yetkilere sahiptirler. Yasama yetkileri yine şervî hukukun tanıdığı ölçüde mevcuttur. Devletin, padişahtan ve padişah ailesinden ayrı hukukî bir varlığı vardır.

Osmanlı padişahları, Yavuz Selim’den itibaren hem sultan ve hem de halifedirler, yani İslâm âleminin reisidirler. Saltanat itibariyle otuz milyonu idare ediyorsa, hilafet itibarıyla 300 milyona başkanlık etmektedir. Saltanat kanadını sadâret, hilafet kanadını ise Şeyhülislâmlık temsil etmektedir. Halife olmaları hasebiyle, halifelere tanınan hak ve yetkilere de sahiptirler. Osmanlı padişahlarının yasama, yürütme ve yargı yetkilerini daha yakından görelim:

Yasama Yetkisi Açısından; Osmanlı padişahlarının sınırsız bir yasama yetkisi yoktur. Sadece mevcut şerl hükümleri kanun hale getirebilir. Meselâ, Girid Kanunnâmesi gibi… Herhangi bir meselede mevcud içtihadî görüşlerden birini tercih edebilir. Müruruzaman ve nakit para vakfının cevazı ile alakalı emirleri gibi….Yahut da İslâm hukukunun kendisine tanıdığı sınırlı yasama yetkisini kullanır. Meselâ, buna dayanarak askerî ve idarî düzenlemeler yapabilir, ta’zir cezaları koyabilir (Osmanlı hukukunda cürm ü cinayet cezaları denmektedir) ve toprak rejimi ile ilgili kanunlar yapabilir. Kısaca örfî hukukun sınırları, padişahın yasama yetkisinin de sınırlarıdır. Fâtih Sultân Mehmed’in devlet teşkilâtına dair kanunun başındaki “Bu kanun atam dedem kanunudur ve benim dahi kanunumdur. Evlâd-ı kirâmım neslen ba’de neslin bununla âmil olalar” ifadelerini bu manada anlamak gerekir. Zaten kanunnâmenin muhtevasını tetkik edince durum kendiliğinden ortaya çıkar.

Yürütme Yetkisi Açısından; Padişah, yürütmenin başıdır. Her çeşit idarî kararlar ve tanzimî tasarruflar onun tasdikinden geçer. Fâtih devrine kadar, padişahlar devletin en önemli icra organı olan Divan’ın başkanlığını bizzat yürütürlerdi. Halifelerin onuncu vazifesine uygun olan bu uygulama, yani padişahların devlet işleri ile bizzat ilgilenmeleri usulü, Fâtih’in Kanunnâmesi ile kısmen de olsa değiştirilirdi. Divan-ı Hümâyûn’un başkanlığını artık vezir-i a’zamlar yapacak ve Divan’ın aldığı kararları telhis veya takrir adıyla padişaha arz edecekti. Padişah’ın tasdikinden geçen Divan kararlarına hüküm denmekteydi. Padişahdan sâdır olan yazılı emirlere ise muhtevalarına göre, ilk dönemlerde, biti, menşur yari iğ, berât, ferman veya hükm-i şerif adı verilirdi.

Osmanlı padişahları, 1248/1832 (II. Mahmut zamanı) yılının ortalarına kadar, Divan kararlarında tasdik ettiklerinin üstüne “manzûrum olmuştur” şeklinde kendi elleriyle not düştüklerinden, bu çeşit yazılı emirlere hatt-ı hümâyûn adı verilmiştir. 1832 yılından sonra ise, Divan’ın veya hey’et-i vükelânın aldığı kararlar, sadrazam tarafından padişaha arz edilir ve Padişah kendi tasdikini özel kâtibinin kaleme aldığı ve irade-i seniyye denilen bir yazılı emirle sadrazama iade ederdi. Başta sadrazam ve vezirler olmak üzere, biraz sonra göreceğimiz idarî teşkilâtta yer alan yüksek devlet memurlarını tayin yetkisi de padişaha aitti.

Yargı gücüne gelince: Halifenin yetkilerinden birinin de yargı gücünü kullanmak veya kullandırmak olduğunu biliyoruz. Osmanlı padişahları için de aynı şey geçerlidir. Padişah, yargının başıdır ve bütün kadılara yargılama yetkisini padişah tevzi eder. Ayrıca bir çeşit yüksek mahkeme gibi çalışan Divan-ı Hümayun’da da, Fâtih devrine kadar padişah bizzat bu mahkemenin başkanıdır; ondan sonra ise divanın verdiği kararları Şeyhülislâma danışarak infaz eder ve ilgililere hüküm gönderir.

Siyâseten kati denilen ve padişahların istedikleri şahsı diledikleri şekilde idam ettirmeleri şeklinde bazı yazarlarca açıklanan durumlarda da padişahın Şeyhülislâmdan fetva almadan böyle bir işe girişemediğini, giriştiği takdirde sorumlu tutulduğunu tarihçiler haber vermektedir. Fâtih’in haksız yere elini kestirdiği gayr-ı müslim usta ile yargılanıp elinin kesilmesine hükm edildiğini ve Yavuz’un sorumsuz bazı davranışlarından dolayı Zembilli Ali Efendi tarafından uyarıldığını tarih kaydetmektedir.

Hutbe padişahların adına okunur ve para onların namına basılır. Ayrıca bu vazifeleri karşılığında Osmanlı padişahlarının beytülmaldan aldıkları iki çeşit gelirleri vardır. Birincisi, padişahlara ait malikânelerdir ve bunların bir kısmı kayd-ı hayat şartıyla “haslar” adı altında kiraya verilmiştir. İkincisi diğer gelirler.

Ahmet Akgündüz – Bilinmeyen Osmanlı

Google Aramaları

  • osmanlıda yasama yürütme yargı
  • osmanlida padisahin yetkileri
  • padişahın yasama yetkileri
  • padişahın yetkileri
  • osmanlı devletinde yasama yürütme yargı
  • osmanlı yetkisi
  • sınirsiz sultan
  • osmanlıda yasama yürütme
  • Osmanlıda yasama
  • osmanlı devletinde yasama yetkisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*