Son Haberler
Anasayfa » Atatürk milliyetçi miydi? » Osmanlıca Türkçe’dir !

Osmanlıca Türkçe’dir !

 

55555555555555555

Osmanlıca Türkçe’dir !

“Türk (arapça,osmanlı harfleri) yazısı güçtür, okunmaz” şeklindeki propaganda aslında yüzyıllardır bizi kemirmek isteyen Batı menşeli (kaynaklı ) bir düşünceydi. Çünkü amacı İslam alemini parçalamak olan Avrupa, Latin harflerini kabul ettiğimiz takdirde tüm Müslüman dünyasına karşı “ Türkler ecnebi yazısını kabul etmişler ve Hıristiyan olmuşlardır” şeklinde ajitatif bir koz elde edeceklerdi. Oysa Arap harfleri, aynı zamanda “İslam harfleri”dir ve Müslüman “Türk ırkına” mal olmuşlardır. Üstelik“kütüphanelerimizi dolduran mukaddes kitaplarımız, tarihlerimiz, yazılarımız ve binlerce cilt eserlerimiz bu lisanla yazılmış iken büsbütün başka şekilde olan hurufu kabul ettiğimiz gün en büyük felakete maruz” kalacaktık.Türkün dinine, ahlakına, hatta yazısına kadar dil (harf devrimi) uzatanları da Türk oğlu insaniyete ve medeniyete davet eder.

Kaynak; 1;Türkiye’de Ulusçuluk ve Dil Politikaları, İst. Bilgi Ünv. Yay, İstanbul, 2003 2;Kazım Karabekir, İzmir İktisat Kongresi 1923

10354740_802678333122066_28113588146791279_n (1)

Harf devrimi katliamdır.

Arap, yani eski Türk (osmanlıca) harfleri yerine Latin harfleri kabul edileli otuz bir yıl oldu… O zamanın yer yer ifade edilen endişeleri (nden en büyüğü) de şuydu: Milli kütüphanelerimizdeki yüz binlerle eser ne olacak? Yarınki nesiller kendi edebiyatlarını, tarihlerini, dil ve lugatlerini, felsefe din ve hukuk eserlerini okumak imkanından mahrum kalınca, onlara milli kültür nasıl verilecek?… Yeryüzünde bir tek memleket gösterilemez ki, orada gençler kazara milli kütüphanelerine girerlerse bir tek eser okuyamadan çıkıp gitsinler. Böyle bir katliam hiçbir memlekette ve hiçbir memleketin tarihinde yoktur…

Hele Latin harfleri tamamiyle yerleştikten sonra liselerimizde Arap harfleri okutulmasında hiçbir kanuni mahzur yoktu. Bugün de yoktur…Almanya’da Latin harfleri ile birlikte Alman Gotik harfleri de öğretilir ve bunu bir gericilik (hareketi) saymak hiçbir Alman’ın veya başka bir medeni millet mensubunun hatırından geçmez.

Bizdeki inkilap yobazlığın eşine cihanda rastlanmaz. Bu (b)ilimsiz, çarpık, saçma inkilap ve geri anlayışına genç nesiller kurban olup gidiyor. Devirmbazlar mugalata (mantık yanıltmaca-aldatma) yapmasınlar. Latin harflerini atıp arap harflerini getirmek istemiyoruz. Üniversitelerimizde okutulan arap harflerini ve Osmanlıca’yı liselerimizde de ögretmenlerimizi istiyoruz. buna Türk kanunları engel değildir. Akıl kanunları da bunu emrediyor. Kaynak; (Türk Düşüncesi, Ağustos 1959, Sayı: 59-8)

444444444444

Attila İlhan Sol dünya görüşüne sahip olan şair;

“Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelip ‘tedrisatta ne yapmak lazım?’ diye sordular. Onlara da söyledim. Osmanlıca bütün liselerde mecburi ders olarak okutulmalı. Arapça ve Farsça da ihtiyari (seçmeli) olarak okutulmalı. Eğer bu yapılmazsa 20 yıl sonra Türkler geçmişlerinden hiçbir şey okuyamayacak hale gelecekler. Ve Türkiye ya Türkiye olacak, ya bitecek.” (Attila İlhan- Kasım 2004 Yarın Dergisi)

3333333333333

“Bizde kendi kültürünü bilmez, İngilizce’den okumaya çalışır. Batı’yı bilmez sadece kafa çekip ahkâm keser. Ben şunu söylüyorum: Türkiye’de Osmanlıca bilmeyen entelektüeller cahildir. 1928 öncesi yazılmış şeyleri okuyamıyorsanız eğer, hiç ‘okur-yazarım’ diye geçinmeyin. Bugün bir İngiliz entelektüeli Shakespeare’i, Shelly’yi okur, bilir. Bizimkiler Nedim’i, Fuzuli’yi anlamaz, Şeyh Galip’i utanmadan İngilizcesinden okurlar.”

Aydın demek, cahil ve hain demektir bu ülkede.Ben şunu söylüyorum: Türkiye’de Osmanlıca bilmeyen entelektüeller cahildir.

Aydın demek, cahil ve hain demektir bu ülkede. Türkiye’de entelektüelliğin şartı Osmanlıca bilmektir. Bugün İran bir molla rejimidir diye, laf atabilirsiniz ama ciddi bir entelektüel hayat vardır İran’da. O ‘molla’ dediğiniz sarıklı insanların hepsi Doğu’yu ve Batı’yı çok iyi bilen insanlardır. Bizde kendi kültürünü bilmez, İngilizce’den okumaya çalışır. Batı’yı bilmez sadece kafa çekip ahkâm keser. Ben şunu söylüyorum: Türkiye’de Osmanlıca bilmeyen entelektüeller cahildir. 1928 öncesi yazılmış şeyleri okuyamıyorsanız eğer, hiç ‘okur-yazarım’ diye geçinmeyin. Bugün bir İngiliz entelektüeli Shakespeare’i, Shelly’yi okur, bilir. Bizimkiler Nedim’i, Fuzuli’yi anlamaz, Şeyh Galip’i utanmadan İngilizcesinden okurlar. Birçok tarih kitabı hâlâ Osmanlıca’dır bizde. Kendi kültürünü bilmeyen entelektüel olamaz.

Murat Bardakçı – Sabah Gazetesi (15.01.2007)

22222222222

Osmanlıca akp ”parti’ değil Türkçe’dir !

“Tarihin bu kritik dönemini aşmamız için dil devrimi olmalı, çünkü bir asır önce neler olup bittiğini, o devrin belgelerini okuyarak öğrenemiyorsak hiçbir şeyden hayır beklemeyin. Yakın geçmişini bilmeyenin, bugünü ve geleceği görmesi zordur. Bu ülkede herkes Osmanlıca okuyup yazmalı, tarihte neler olup bittiğini asıl belgelerinden bilmeli.” (Prof. Dr. İlber Ortaylı- Gediz Üniversitesi “Yakın Tarih” konulu konferansından)

10411216_802773049779261_2093819448357774771_n

Ey Osmanlıca Düşmanları! Türkçe konuşamayan biziz, diğer türk diyarları değil;

Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tataristan ve Uygur Türkleri, Kerkük’teki, İran’daki, Rumeli’deki soydaşlarımız:

Akıl, can, cevap, delil, eser, faaliyet, hanım, hayat, hikâye, hürriyet, ihtimal, ihtiyaç, ilham, ilim, imkân, inşallah, ispat, kanaat, kanun, kitap, şart, bütün, medeni, mektep, mesela, milli, millet, sebep… diyorlar. Bu kelimeleri seviyor, bu kelimelerle düşünüp konuşuyorlar.

Beri yandan biz Türkiye Türkleri ise iki yüz elli milyonluk büyük Türk camiasını bir tarafa iterek ağzımızı us, tin, yanıt, kanıt, yapıt, etkinlik, bayan, yaşam, öykü, özgürlük, olasılık, esin, bilim, olanak, umarım, kanı, yasal, betik, koşul, tüm, uygar, okul, örneğin, ulusal, ulus, neden… diye açıyoruz! “Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik” idealini biliyorsunuz.Şimdi biz, dilde ayrılık diye ortaya çıkıyoruz. Bu parçalanmanın kime ne faydası var? Düşündünüz mü hiç? Sizin Türk dünyasının “Dilde birlik” idealini yıkmaya hakkınız var mı? (Yavuz Bülent Bakiler -Hayat-Yaşam)

10384612_804618206261412_6528585168169057184_n

İslâm harflerinin terakkimize(ileri)) mani olduğunu ileri sürenler, Avrupa’nın bizi yok etmeye karar vermiş yazarlarıydı.

Dil’de inkılâp (harf devrimi) olmaz. İhtiyar tarih dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir çılgınlığa şahit olmamıştır. Toplum geliştikçe, dil de gelişir. Osmanlıca, Anadolu’ya yerleşen ve İslâmiyet’i benimseyen Türkler’in dilidir. Yani halis Türkçe’dir. (1) Eğer medeniyet milli gelir albeyle artsaydı ruslar,çinliler(japonlar) alfebe (harf devrimi) değiştirirdi. kendi alfabesini değiştiren hiç bir millet yok olmayacakda öyleyse bu çılğınlığın sebebi ne.? (2) Osmanlı rahatsız ediyordu Mustafa Kemal’i. Silinmesi gereken bir vesikaydı yakın tarih. Mâzi zaman zaman gevezelik ediyordu. Dil devrimi Selanik’in İstanbul’a isyanıdır. Selanik’in ve bütün Anadolu’nun. Osmanlı ordusu, Osmanlı teşkilâtı, Osmanlı mirası yok edilemezdi. Ama nesillerin birbiriyle olan devamlılığı bozulabilirdi. Harf inkılabı altı yüzyılı rafa kaldırdı. Ve tarihsiz bir memleket, ibda etti (3)İslâm harflerinin terakkimize(ileri)) mani olduğunu ileri sürenler, Avrupa’nın bizi yok etmeye karar vermiş yazarlarıydı. Bir Volney, bir Baron de Tott vs. İslâmiyet’e düşmandılar. Başlıca hedefleri bizi tarihimizden, irfanımız­dan, bir kelimeyle İslâmiyetten koparmaktı. Bu bedbaht telkinler önce bir­çok dürüst Türk münevverini (aydın) de büyüler gibi oldu. Sonra meselenin vehametini kavramakta gecikmediler. (4)

Kaynak; 1;Mağaradakiler Cemil Meriç İletişim Yayınları 1. Baskı, 1997 Sf. 263-270 2;Cemil meriç Sosyoloji Notları ve Konferansları 3;Cemil Meriç – Jurnal 4;Cemil Meriç, Kültürden İrfana

10411216_802773049779261_2093819448357774771_n (1)

Osmanlıca ne demek?

“Osmanlıca, Öztürkçe derken!”

Türkler hep Türk kalmışlar, yani Türkçelerini korumuşlardı. (…) Asya Türklerinin binlerce yıllık çok derin ve üstün bir kültürü, uygarlığı (medeniyeti) vardı. Osmanlı’dan önceki o devir Selçuklu gibi Türk devletlerinde de, Osmanlı döneminde de “Eski Türkçe” diyebileceğimiz aynı dil (osmanlıca) vardı.Türklerin türettiği, çoğu halk diline kadar girmiş “Eski Türkçe” (osmanlıca) sözcükleri tasfiye etmemeli, onları da kullanmalı ve öğretmeliyiz ki geçmişimizle, atalarımızla, edebiyatımızla bağlarımız kopmasın.İyice biliyoruz ki, dilimizi koruyup geliştirmek yurdumuzun ulusumuzun (milletimizin) geleceği ile bağlantılıdır. Emperyalizme karşı direnmek ve ulusal (milli) dirliği güçlendirmek dilimize yapılacak katkıların en büyüğüdür.

Partisinin sağ veya sol edebiyatı ne olursa olsun iktidardakiler ve hükümetleri gerçekten Türkiye, Türk dünyası ve Türk halkının beka ve çıkarını en ön plana almalıdır. Türk dilini seven herkes, diğer siyasi, ülküsel görüşleri ne olursa olsun, dilimizin, eğitimimizin kurtarılmasını en önemli, birinci millî dava olarak görmeli, önce bu davayı hep birlikte halletmek için birleşmelidirler.

Kaynak; Oktay Sinanoğlu “Bye Bye Türkçe” (Otopsi Yayınevi, İst. 20. baskı, Mayıs 2005), “Hedef Türkiye” (Otopsi Yayınları, İst. 21. baskı Mayıs 2005)

Daha fazla bilgi için şu linklere bakabilirsiniz;

Harf Devrimi İçin Ne Dediler?http://yakintarihimiz.org/harf-devrimi-icin-ne-dediler.html

Bir milleti yapılacak en büyül kötülük, diliyle ”harf inkılabı” oynamaktır. ”Şimdi Bilimsel Akılcıl (Analiz) Yapalım…!

Google Aramaları

  • atatúrkûn annesi nezaman óldú
  • atatürk milliyetçi miydi
  • atatürk milliyetçi midir
  • atatürk milliyetçimiydi
  • murat bardakçı harf inkılabı
  • atatürk milliyetçi mi
  • ataturk milliyetcimiy di
  • atatürk milliyetçi
  • atatürk türk milliyetçisi midir
  • Atatürk milliyeçimiydi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*