Son Haberler
Anasayfa » Kitaplardan Alıntılar » Osmanlıda Grev Hakkı Var mıydı?

Osmanlıda Grev Hakkı Var mıydı?

Türkiye gerçekten de çok fazla siyaset konuşuyor. Nereye giderseniz gidin siyaset konuşanlarla ya da soranlarla karşılaşıyorsunuz. Belki bu yüzden sanat,edebiyat yahut tarih üzerine soru soranlara bayılıyorum. Soruyu soran bir de gençse, olayı alabildiğine abartıp üzerine büyük idealler inşa etmek çok hoşuma gidiyor.Şimdilik hayal… Ama hayal olmazsa, gerçek nasıl oluşur?

Böyle bir soru var önümde; Kütahya’dan Şazimet Duru, “Alınteri kurumadan işçinin hakkının verilmesini savunan bir dinin bayraktarı olarak, Osmanlılarda işçihaklarının durumu”nu merak etmiş. Şunu söyleyeyim: Dünyada ilk “toplu sözleşme”nin Kütahya’da imzalandığını, bu sözleşme ile çini işçilerinin haklarının teminat altına alındığını biliyorum, ama yerini şimdilik bulamadım.Yalnız kesin olarak şunu söyleyebilirim ki: Toplu sözleşme ve grev hakkı,sanıldığı gibi bize Avrupa’dan geçmiş değildir. Birçok padişahın fermanından anlaşıldığına göre, işçiler tarih boyunca zaman zaman ücretlerinin arttırılması isteğiyle “grev” yapmışlar ve taleplerine çoğunlukla ulaşmışlardır.

Osmanlıda Grev Hakkı Var mıydı?

21 Haziran 1587 (15 Recep 995)’de Sultan III. Murad’ın, Mimar Sinan’a hitaben yazdığı fermanda, işçi gündeliklerinin on iki akçeden on altı akçeye çıkarılmış olduğu halde, işçinin memnun olmadığı şöyle anlatılıyor:Toplu sözleşme ve grev hakkı, sanıldığı gibi bize Avrupa’dan geçmiş değildir.”… Mehmed Paşa, bina eylediği camide, işleyenlere (işçiler ve ustalar) ferman-ı şerifim üzerine yevmiye (gündelik) on altışar akçe ücretlerin verirken, ziyadetalep idüp (daha fazlasını isteyip) Virmezsenüz işlemezüz’ (ücretimiz arttırılmazsa işi bırakırız anlamında) deyu taallül ve niza (gürültü) iderlerimiş. (Böyle bir bahane ile gürültü çıkarırlarmış) Gereği gibi tembih eyleyesünkim, ferman-ı şerifim üzre on altışar akçe ücretlerin aldıktan sonra taallül veniza etmeyeler…” (O devrin on altı gümüş akçesi, bugünün yüz lirasına eşittir:

Demek ki, o devirde bir işçinin maaşı üç bin lira civarındaydı ve bu parayı beğenmeyip greve gidiyorlardı).Şimdi Sultan I. Ahmed devrine bakalım…Edirne’de inşa edilen handa çalışan işçilerin gündelikleri arttırılmış, (ustalariçin 24 akçe, amelelere 20 akçe ve çıraklara 1868 akçe yevmiye) fakat çalışanlar yeri ücretleri de beğenmeyerek işi bırakmışlar,herhangi bir şekilde zorlanmaktan çekinmeleri sebebiyle de Edirne civarında bulunan Enez kasabasına gitmişler.

Bunun üzerine Padişah, Edirne Kadısı’na 6 Haziran 1609 (3 Rebiülevvel 1018) tarihli bir ferman göndermiş.”Han-ı mebzur bina olunmayub muattal kalmışdur: Han inşaatı yarım kalmıştır”diye yakınan Padişah, ustalarla işçilerin derhal getirtilmesini, ücretlerinyeterli olduğunun anlatılmasını, şayet “bina emini” ve “bina kâtibi” tarafından ücretlerde keyfi kısıntılar yapılmışsa, bunun mutlak surette engellenmesini emrediyor.Sonuç: Pek çok insanî ve vicdanî hak gibi, işçi haklarının da başlangıç noktasıbu topraklardır.Öyle olmak zorunda; çünkü Osmanlı’nın hayat nizami “insan merkezli”ydi. Kur’anî bir bakışla hayata bakar, Kur’anî baktığı için de her insanda (inancı, kıyafeti,düşüncesi, milliyeti ve toplumsal konumu ne olursa olsun) “eşref-i mahlûkat”ı(yaratılmışların en yücesini) görürdü. İşte bu yüzden hem insandan insana, hemde devletten insana değer verir, insanın huzurla yaşamasını hedef alırdı.

Osmanlı Devleti bu yüzden “önder”di, bu yüzden “örnek”ti, bu yüzden “büyük” ve”başarılf’ydı…Şimdinin sözde “modern” yöneticileri ise insanı incitmek için (sağlık karnesindeki fotoğrafın başı açık değil diye, Çanakkale gazisinin kızını üniversite hastahanesi acilinden kovup ölümüne sebebiyet vermek dâhil – 31 Haziran 2002 tarihli Vakit gazetesi) her şeyi yapıyor. Geçmişimiz “insan merkezli” olduğu halde, ideolojik saplantılarımız yüzünden, aynı “insan merkezli” yapıda geleceğimizi bir oluşturamıyoruz. Sonuçta “önder” olamıyoruz,”örnek” olamıyoruz, “büyük” ve “başarılı” olamıyoruz.

Kaynak:Kayıtdışı Tarihimiz – Yavuz Bahadıroğlu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*