Son Haberler
Anasayfa » Mustafa Kemal ve Din » Özgür-Der’Mustafa Karayel; MUSTFA KEMAL DİNİ KULLANDI. MUSTAFA KEMAL’İN PRAGMATİST, TAKİYYECİ ve TASFİYECİ KİŞİLİĞİ.

Özgür-Der’Mustafa Karayel; MUSTFA KEMAL DİNİ KULLANDI. MUSTAFA KEMAL’İN PRAGMATİST, TAKİYYECİ ve TASFİYECİ KİŞİLİĞİ.

Özgür-Der’Mustafa Karayel; MUSTFA KEMAL DİNİ KULLANDI. MUSTAFA KEMAL’İN PRAGMATİST, TAKİYYECİ ve TASFİYECİ KİŞİLİĞİ.

Mustafa Kemal 1918–1921 yılları arasında Abdülhamit’ten daha İslamcı davranmıştır. Milletin dini duygularına seslenerek kendisine karşı bir muhalefetin gelişmesini ustalıkla bertaraf etmiştir. Meclisin açılışını Cuma gününe denk getirmiş, kurbanlar kestirmiş mevlitler okutmuştur. Saltanat ve Hilafet yanlısı gözükmüş ancak imkân eline geçtiğinde ikisini de ortadan kaldırmaktan çekinmemiştir.
1926 yılında çıkarılan Takrir-i Sükûn kanunu ile ülkede tam bir dikta rejimi oluşturulmuştur. Mustafa Kemal kendisine muhalif olan herkesi ve her kesimi sindirme bertaraf etme yoluna gitmiştir. En yakın silah arkadaşlarını da dahi çevresinden ve ülke yönetiminden uzaklaştırmış kimilerine yurt dışına sürgün olmuş kimileri sürekli göz hapsinde takip altında yaşamını sürdürmüştür.

 

Mustafa Kemal kendi döneminde çok daha büyük bir tabu idi. Günümüzde eleştirilebiliyor. Ancak kendi döneminde bunun olması imkân dahilinde değildi.
Neşe Düzel’in Taha AKYOL ile yaptığı Taraf gazetesinde yayımlanan röportajında Taha AKYOL, Mustafa KEMAL’e dair çarpıcı tespitlerde bulunuyor:
”Atatürk muhalefete, kendisine aykırı olan görüşlere izin vermeyen, tek partiye inanan bir liderdi. Zaten bu tür ego duygusu olmadan da o çapta bir lider olunmuyor… Mesela o dönemde Türk Ocağı da, Türk Kadınlar Birliği de hep kapatılıyor. Türk Ocağı inkılâp karşıtı değil, gerici değil… Niye kapatıyorsun? Türk Kadınlar Birliği, laik, çağdaş bir dernek. Balo falan yapıyorlar. Onu niye kapatıyorsun? Kapatılıyorlar çünkü ortada sadece Gazi’nin fikirleriyle teşkilatlanmış tek bir siyasi parti olacak. Gazinin fikirleriyle teşkilatlanmış tek örgüt de Halk Evleri olacak…
Atatürk’te kendisinin baş olduğu şeklinde doğuştan gelen bir algılama var. Atatürk hakikaten tek adam olarak yaratılmış bir kişilik. Daha çocukken, kardeşi Makbule Hanım’a “Benim emrimden çıkmayacaksın” diyor. Sakarya Savaşı’ndan sonra Halide Edip, “Paşam savaş bitti” diyor. Ona, “bundan sonra da benim emrimden çıkmayacaksınız” diyor. Karabekir Ankara’ya geliyor. Parti kurmaktan bahsediyor. Ona da, “Askerlik bitti ama emrimden çıkmayacaksınız” diyor. Atatürk bu otoriter kişiliğiyle milliyetçilik ve Batılılaşma politikalarını yürütüyor (Taha AKYOL)
Yine Mete Tunçay kendisiyle yapılan bir ropörtajda ona dair şunları söylüyor:
”Teslim etmek gerekir ki; Türkiye’de bir Atatürk tapısı / kültü kuruldu. Atatürk tanrılaştırıldı. Bu Mustafa Kemal’in kendi sağlığında başladı. Bunda biraz da kendi günahı var. Atatürk çok akıllı bir adamdı. Kendisinin bir dizi sözü vardır, “Sana büyük adam diyecekler bunlara inanma” falan diyor kendisine ama beşeri bir şey tabi, kendisinin yaratıcı, kurucu, baba olduğunu söylediklerinde buna razı oluyor. Etrafında bunları söyleyen bir sürü adam var. Kötü manzumeler yazan Behçet Kemal mesela, Atatürk mevlütü diye bir şey yazdı, Atatürk’e peygamberlik izafe etti falan. Bütün bunlar abartmalı şeyler. Atatürk’ün etrafında kurulan şey böyle başladı başka bir yere gitti.”  KAYNAK;
Özgür-Der’de “Yakın Tarih Yanılgıları” konulu bir seminer veren Mustafa Karayel, yalanlarla dolu resmi tarih yanılgılarını bir bir ortaya koydu.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*