Son Haberler

“Din Yok Milliyet Var” ile “Vecibesiz ve Müeyyidesiz Bir Ahlâk” arasında

İkinci Meşrutiyet Dönemi fikir hareketlerinin erken Cumhuriyet kavramsallaştırma ve siyasetlerinin oluşturulmasındaki etkisi oldukça fazladır. Dönemin entelektüel tartışmasını yakından izleyen ya da buna bizzat katılan Cumhuriyet kurucuları, din ve dinin toplumsal rolü konusundaki kavramsallaştırmaları da temelde Garbcılık ve Türkçülük hareketlerinin temel tezlerine dayanarak yapmışlardır. İlginç olan her iki hareketin de bu temel tezleri, Avrupa düşüncesi içinde bilimin ilerlemesi karşısında kısa sürede ... Devamını Oku »

Sultan Abdülaziz’in Avrupa Seyahati

Ordu ve donanmasını göz kamaştıracak bir seviyeye getiren, iç karışıklıkları mâhirâne bir şekilde bertaraf eden ve böylece devleti, eski itibarlı mevkîine doğru yükseltmeye başlayan Sultan Abdülazîz, bütün dünyânın alâkasını celbetmişti. Bundan dolayı Sultan, Fransa ve İngiltere’ye dâvet edildi. Bu dâvet üzerine Sultan Abdülazîz Han, 1867’de Dolmabahçe Sarayı önünden Sultaniye yatına binerek yola çıktı. Böylece Osmanlı târihinde yabancı ülkelere seyâhat eden ... Devamını Oku »

Enver ve Talat Paşaların Pişmanlığı

I. Cihan Harbinin sonu belli olmaya başladığı hengâmede, Sultan Abdülhamîd’i devirmekle hatâ ettiklerini nihâyet anlayabilen İttihat ve Terakkî reisleri Enver ve Talat Paşalar, artık Beylerbeyi Sarayı’nda ikâmet etmekte bulunan tahttan indirilmiş Pâdişâh’ı ziyâret edip fikrini sordular. O koca Sultan, bir atlas getirterek onlara, İngiliz sömürgelerini göstertti. Nüfuslarını yekûn ettirdi. Sonra Almanlar’ın sömürgelerini sordu. Tabii Almanlar’ın sömürgesi olmadığı ortaya çıktı. Sultan ... Devamını Oku »

OSMANLI HUKUKUNDA KARDEŞ KATLİ MESELESİ

“Bölüneni börü yer!” (1) Türkler, gerek anavatanları olan Orta Asya’da, gerekse sonra yerleştikleri İran, Ortadoğu ve Anadolu’da irili ufaklı pek çok devlet kurdular. “Pek çok devlet kurdular” denince, pek çok Türk devletinin de “yıkıldığı” anlaşılmaktadır. Bunların yıkılmasında, devlet hâkimiyetinin, hanedanın ortak malı sayıldığı eski bir Türk siyasî geleneğinin tesiri çok büyük olmuştur. Hanedanın her erkek mensubu, küçük olsun, büyük olsun, tahta geçmek hususunda kendisini ... Devamını Oku »

Osmanlı’da kürtaj yasaktı

Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren savaşları kaybetmesinin önemli sebeplerinden biri de nüfusunun düşmanlarından daha az artmasıdır. Nüfusun azalması yüzünden hem ekilecek topraklar boş kalmış hem de orduya istenilen sayıda asker toplanamamıştır. Savaşlardan, hastalıklardan ve kaybedilen topraklardan dolayı azalan Osmanlı nüfusunu artırmak için Avrupa’dan göçmen getirilip, Türkiye’ye yerleştirilmesi bile düşünülmüştü. Nüfusumuz azalmasın Hem İslam hukukuna göre yasak olması hem de ... Devamını Oku »

Yunan Mezalimini Affeden İsmet İnönü

İsmet Paşa, bırakın ‘tazminat’ almayı, Yunanlıların resmen ödemeyi kabul ettikleri ‘tamirat’ bedelini dahi Venizelos’a bağışlamış, sanki avukatlığı kendisine düşmüş gibi, Yunanistan’ın 4 milyar altın Frank tutarındaki tamirat bedelini ödeyecek malî durumu olmadığını söyleyerek TBMM’nin bütün ısrarlarına rağmen Yunanlıları affetmiş, Meclis’te yaptığı konuşmada ise “Barışın bir an önce gerçekleşmesi için tarafımızdan büyük bir fedakârlık” yapıldığını ileri sürmekten çekinmemişti. Peki İsmet Paşa’ya ... Devamını Oku »

Bağımsız Batı Trakya Cumhuriyeti

Balkan Savaşları’nda Osmanlı’nın bozguna uğraması, ülke içi dengeleri de değiştirmişti. İttihatçılar darbe yaparak iktidara el koyduğunda, kolu kanadı kırılmış, beli bükülmüş bir devlet vardı. Ordu darmadağın olmuş, umut buharlaşıp uçmuştu. “Hadi aslanlarım; hadi yiğitlerim… Gün şanlı bayrağımızı semalarda dalgalandırmak günüdür!” narasıyla askeri toparladı Enver Paşa; kırılan kollar sarıldı, bükülen beller doğruldu… Osmanlı Ordusu 30 Haziran 1913’te Batı Trakya’ya doğru harekete geçti. Keşan, ... Devamını Oku »

İnönü, ABD Mandasını Savunmuş muydu?

İsmet İnönü yakın tarihimizin kilit taşıdır. Onu yerinden çekip aldığınızda ardından hangi dağların yıkılabileceğini tasavvur edemezsiniz kolay kolay. Yaklaşık 50 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin ya bir numarasıydı, ya iki numarası. Kendi başına bir partiydi neredeyse. Öyle bir ‘parti’ ki, kökleri devletin temellerine kadar inmekteydi. Ancak uzun zaman başında bulunduğu siyasi organın adı Halk Partisi olsa da halkla arası pek iyi ... Devamını Oku »