Son Haberler
Anasayfa » Genel » Resmi İdeoloji ve Kürtler

Resmi İdeoloji ve Kürtler

Resmi İdeoloji ve Kürtler …Öte yandan, Cumhuriyetin kuruluşundan beri Kürtlere yönelik inkarcı, ırkçı bir siyaset takip edilmesi, Türkiye’de faşist hareketin gelişmesinde de önemli bir etken olmuştur. Çelişik olarak, Kürt Ulusu’nu “yok sayma” resmi ideolojinin önemli bir halkasını oluşturmakla birlikte, bu aynı zamanda söz konusu ideolojinin en zayıf halkasıdır. Var olan bir ulusu “bilinçle yok etmek” mümkün değildir ve nesnel gerçek insanların hezeyan ve kuruntularından bağımsız olarak var olmaya devam eder. Şüphesiz bu durum, kuruntuların, ikiyüzlülüklerin,hezeyanların bir işe yaramadığı anlamına gelmiyor! Bunlardan kâr edenler, bürokratik, akademik kariyer edinenler, yüksek maaş alanlar, siyaset sahnesinde yükselenler eksik olmuyor…

193Ü’lu yıllarda yazdığı, ama ancak 1979’da yayınlanabilen ve 1980’den sonra tekrar yasaklanan bir kitabında Hikmet Kıvılcımlı, şunları yazıyor: “Gerek kültür, gerekse idare yönünden Kemalizmin Kürdistan’da takip ettiği gaye, orada bir Kürt Halkının varlığını inkâr etmek, bu varlığı her hususta yok etmek ve susturmaktır.
İdari ve kültürel keyfiyetin hedefi budur. ”

Osmanlılar döneminde adı Kürdistan olarak bilinen, tüm resmi yazışmalarda da öyle geçen bölgenin adı, zamanla değişiyor(!) Cumhuriyetin kurulduğu dönemden 1950’lere kadar bölgenin adı “Vilayet-i Şarkiye”dir.Bu dönemde Kürdistan ve Kürt sözcükleri sözlüklerden çıkarılıyor. Yoğun bir biçimde uygulanan sansür ve
otosansür bu kavramların kullanılmasına kesinlikle izin vermiyor. 1950 öncesinde yayınlanmış bir OsmanlıcaTürkçe sözlükte, K harfinin karşılığında sadece “Kürdili Hicazkâr” yer alıyor… Bu durum Türk Dil Kurumunun ünlü bilginlerinin kulaklarını çınlatıyor olmalıdır!..

1971’de yayınlanan Ansiklopedik Türkçe Sözlük’te, K harfinin yer aldığı ikinci ciltte, Kürtlerle ilgili olarak şunlar yazılmış; “Çoğu dillerini değiştirmiş Türkler’den ibaret, bozuk bir Farsça konuşan ve Türkiye, Irak ve İran’da yaşayan bir topluluk adı ve topluluktan olan kimse.” 1950’ve kadar “Vilayet-i Şarkiye” olan bölge, 1950-1960 arasında “Doğu” oluyor/ ‘ 1960’dan sonra Türkiye “Planlı Dönem”e geçince, bu sefer “Kalkınmada öncelikli Yöreler” oluyor.

“Bilimsel” yayınlarda kısaltılmış olarak (K.Ö.Y.) diye geçiyor. Plancılar bilimselliklerini burada da gösteriyorlar. Bu bölgeye bir kere “köy” dedikten-sonra, artık köyle kent arasındaki ilişkinin
de nasıl olması gerektiğine “bilimsel” olarak karar verebilirlerdi….

Şimdilerde bölgenin adı tekrar değişmiş durumda… Bu sefer “Olağanüstü Hal Bölgesi” deniyor. Resmi ideolojinin marifeti büyük! Gide gide Kürdistan’a “Olağanüstü bir nitelik”
kazandırmayı başarmış görünüyor…

Aslında bölge, 1920’lerden beri olağanüstü olayların yaşandığı ve olağanüstü baskılara maruz kalan, olağanüstü bir bölge oldu ve sıkıyönetim olmadığı yıllar sınırlıdır. Bölgede sıkıyönetim olmadığı zamanlarda da defacto bir sıkıyönetim geçerli olmuştur…

Temel Türkçe Sözlük’te (1982), “Kürt: Ari ırktan bir halk, Kürtçe: Kürtlerin konuştuğu Farsça kırması dil”; Resimli Ansiklopedik Büyük Sözlük’te de (1982) “Kürt: Ortadoğu’nun çeşitli ülkelerinde dağınık bir halde yaşayan etnik bir topluluğun adı ve bu topluluktan olan kimse” deniyor… 1980lerde askeri cunta yeni ve orijinal buluşlara yöneliyor.

Genelkurmay’ca bastırılıp, yüzbinlerce dağıtılan bir “Beyaz Kitap”ta yazılanlar ilginç:
“Dağların yüksek kısımlarında, tepelerde yaz kış erimeyen karlar vardı. Güneş açınca üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabaka ile örtülürdü karın yüzü. Üstü sert altı yumuşak olurdu.Bu kar’in üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye çöker, “kırt-kürt” diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere, Kürt denmesinin nedeni buydu. Bölücülerin Kürt dedikleri, yüksek yaylalarda, karlık bölgelerde yaşayan Türklerin karda yürürken ayaklarından çıkan sesin adıydı aslında.”

Resmi tarih, daha genel olarak resmi ideoloji Kürdistan’ı dünya haritasından “çıkarınca” üzerinde yaşayan ulusu da “yok etmesi” gerekiyordu. Buna da bir “çare” bulundu. Kürtler, “Dağlı Türkler” ilan edildi. Dağlı Türkler soy olarak, öz olarak, kökenleri bakımından Türk olmakla birlikte, Gerçek Türklerden iki yerde ayrılıyorlardı: Bir kere dağda yaşıyorlardı!..

Üstelik dağda yaşarkenTürkçeyi unutuyorlardı !. Yükseklerde yaşamakla dil arasında ilginç bir ilişki olmalı (!)

Gariplik şurada ki; dağda kendi dillerini unutan bu insanlar, başka bir dil öğreniyorlar. Buradan, başka bir dil öğrenmeninkendi dilini unutmaktan daha kolay olduğu sonucuna varılabilir (!) Sonuçta “bozuk bir Farsça” konuşmaya başlıyorlar…

Elbette bu mantıktan bir başka sonuç daha çıkıyor; kendi dillerini unutanlar bir başka dili de mükemmel öğrenemiyorlar (!) Burada neden bozuk bir Farsça öğrenip de, bozuk bir İspanyolca veya bozuk bir Çince öğrenmedikleri ister istemez akla geliyor (!).

İran’da Kürtlerin yaşadıktan bölge “Batı”, Irak’ta “Kuzey” sayılıyor. Kürt’ler Türkiye’de Doğu İran’da Batı, Irak’ta Kuzeydedirler…
1925’den 1946 ya kadar bölgede sıkıyönetim uygulandı. 1965’e kadar da bölgeye yabancıların girmesi yasaktı.

Kürtlerin varlığım inkâr etmek sadece bilime değil, temel insan haklarına da ters düşen bir şeydir. Rivayete göre, İngiliz Parlamentosu “kadını erkek, erkeği de kadın yapmak” dışında her şeyi yapabilirmiş!(*) Bizim resmi ideolojimiz de bir ulusu “yok” sayıyor. Arkasından dilini unutturup ona kötü bir Farsça öğretiyor(!)

Kaynak:Paradigmanın İflası – Fikret BAŞKAYA

Google Aramaları

  • dağlıkürtler
  • resmi ideoloji
  • tarih boyunca gelen kürt ideolojileri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*