Son Haberler
Anasayfa » Genel » Rıza Nur Güneş Dil Teorisini Anlatıyor

Rıza Nur Güneş Dil Teorisini Anlatıyor

Rıza Nur Güneş Dil Teorisini AnlatıyorAtatürk,mebusa, saylav dedi. Kör olasılar buna da itiraz ettiler. Saylav, havlarvezninde dedilerse de haylav vezninde bir kelimedir. Say ile lav’ınçiftleşmesinden doğmuştur. Nitekim haylav’da hay ile lav’ın birleşmesidir. Hay Ermeni demektir. Say, saymak mastarından gelir. Lav volkanlardan akan maîateştir. Kelimenin manası lav’ı say demektir ki, ona hürmet et, ondan kork,yoksa seni yakar, demektir. Bu adı vermenin hikmeti, evvelâ mebus muhteremdir,sayılır. Hattâ ufaklık para sayılır gibi de sayılır. Sonra ateştir, yakar. El’an Ankara’dan Millet Meclisindeki mebuslar öyle ateş püskürüyorlar ki, ortalığıyakıyorlar. Hükümete karşı bu millet meclisi Ankara’da bir volkan olmuştur.Demek ne güzel yaratılmış bir kelime ve ad. İsmi cinsine uymuş…

Atatürk birgün Fransız dilini tetkik etmiş. Bakmış ki, bütün Fransız kelimeleriTürkçeden çalınmıştır. Ne bulmuş? Ne göz, ne zekâ! Kafa değil, ilim deryası.Meselâ Fransızların Culture (Hars) kelimesinin Türkçeden abartıldığını gazetelerde ispat ettiği vakit, Fransızlar çiğ yuttular.

Atatürk dedi ki: “Onlarşimdiye kadar bu kelimenin aslının eski Finike’ce olduğunu iddia ederlerdi.Ahmaklar. Öyle olsa bile onu evvelâ bizden Finike’liler çalmış demektir.Fransızlar da Finikelilerden çalmış oldular. Bizden çalmışlar demektir. Bufonetik, etimolojik, semantik, semitik, romantik, alimlerince aşikârdır. Malbizim. Çalınan mal nerede bulunursa alınır. Fizik ve ekonomik ilimleri, umumîkaidesi üzere malımızı Fransızlardan aldık”

Âlim Tanrı,bu işi gazetelerde öyle ispat etmişlerdir ki, kimsenin bir diyeceği kalmamıştır. Fransızlar da tıktık’ıyı kestiler. Elbet böyle bir ispata akan sular durur. Onun şu yüksek ispatına bakın:

“Türkçede kilturmek maştan vardır. Mek, edattır. At! “Kiltur”kalır. Fransızların eşek ansı sokası dilleri dönmemiş, bunu “Kültür” telâffuz etmişler.

“Ne diyelim Dünya bu. İmanında zayıflık olanlar vardır. Bunlar hiçbir şeye inanmazlar. Dediler ki: “Fransızlann kültür kelimesi lâtinceden gelir. Evet, Türkçede Kilturmek maştan var. Bu kelimenin bu şekli eskitürkçedir. Bizde “1” düşüp, götürmek olmuştur ki: Eski Türkçede de mânası, birşeyi bir yere götürmek, demektir. Bunda ne eskiden ne de şimdi Hars manası asla .yoktur. Herkesin ağzına kilid vurdu. Kimse itiraz edemiyor ya, boyuna atıyor, hem nasıl atıyor!” Ne diyeyim. Akıllan ermez vesselam. Canım hem tanrının işine karışılır mı? O ne ederse iyi eder. Bir alçak gönüllülük edip, (…) Süleyman Dede ve Keresteciyan nat’larını da şahid gösterdi de yine ona kâfirleri inandıramadı. “Hayır, bu kitaplarda da bu kelimenin hars manası asla yoktur. Uyduruyor. Hem Türkçede 857 tane lügat kitabı vardır. Buldun buldunda delil diye Keresteciyan’ı mı gösteriyorsun?!.” dediler. Tanrı uydurur mu be!Ne küfür! Neûzübîllah. Uydursa bile hem böyle çocukça uydurur mu? Cihanca malûm ve kabul edilmiş hakikattir ki, Ermeniler, Türkçeyi türklerden iyi bilirler ve onlardan kıyak telâffuz ederler. Bunun için, onu misâl göstermiştir.

Yalnız bu değil, bütün fransızca kelimelerin türkçe olduğunu ispat buyurdular.Bunu “Enteresan” gazetesinin Ankara’ya gelen muhabiri Sauvage Efendi’ye söyledi.O adam yazdı, fakat alay ediyor. Demek cahil, hem kötü niyetli bir adammış.Zaten adı üstünde vahşidir. Bunları yazsın diye Atatürk bu adama binlerce lira da verdi. Avrupalı gazetelere, müelliflere, binlerce lira verir. Onlara kendisini medhettirir. Avrupada ne kadar böyle kitap, makale yazıldı ise, hepsi paraylayazdınl-mıştır. Bunun narh’ı vasatı beş bin liradır. Bu hem parayı aldı, hem deiyi medhetmedi.

Atatürk ne âlim imiş, henüz ne Türkte, ne Frenkte eşi gelmemiştir, gelmeyeceğinede ben senet veririm. Bütün biz geçmiş Türk âlimlerinin ruhları onunla iftihar ediyoruz. Atatürk’ün bu bâbdaki beyanatından şu fıkraları söyleyeyim. Dedi ki:

“Fransız dilinde bir milyon otuzbeş tane kelime vardır. Bunun bir milyonunun türkçe olduğunu buldum. Sade otuzbeş tanesi değildir. Bu miktar hiç olup, hepsi türkçe demektir. Elliyedi bin kelimesi olan İngilizce’nin çoğu Fransızca olduğundan İngilizce de Türkçeden alınmıştır. Almanca da, İngilizce ve Fransızca kelime pek çok olduğundan demek o da türkçedir. İtalyanca ve İspanyolca da Fransızca aslından olduğundan onlar da Türkçeden alınmadır. Bu bâbta birkaç misâl göstereyim:”imbecile” fransızca kelimesi ahmak demektir. Bu kelime üç Türkçe kelimedenyapılmıştır: İn-be-sil. İn, inmek mastarından fiili mazîdir. Be bir edattır ki malûmdur, hiddetlenip tahkir beyan eder. Sil, silmek mastarından emr-i hazır,cem-i miütekellimdir. Hepsi “İn, be, sil!” demektir. Tesmiye sebebi şudur:Vaktiyle Paris’te gayet aptal bir adam varmış. Eşeğe biner gezermiş. Arada ineryere yazı gibi birşeyler yazarmış. Birgün yine yazmış. Binmiş, giderken, orada bir türk varmış.Kızmış, herife “İn be sil!” diye bağırmış, bunu işiten fransızlar o zamandanberi aptal adama imbecile, demişler. Bu suretle bu kelime hasıl olmuştur.

“Bel” kelimesi fransızca güzel demektir .Bu kelime türkçe göbek hizasında arkaya gelen yerdir. Türkler güzel belli kadınlara bayıldıklarından Fransızlar güzelebel demişlerdir.”Mal” fransızca fena demektir. Türkçeden alınmıştır. Çünkü türkçede ne mal!derler ki, fena demektir

Kaynak:Rıza Nur – Hayat ve Hatıratım Cilt4

Google Aramaları

  • güneş dil teorisi
  • HAYLAV ŞEK

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*