Son Haberler
Anasayfa » Genel » Sakarya Savaşı’nın Eleştirisi

Sakarya Savaşı’nın Eleştirisi

Sakarya Savaşı'nın Eleştirisi 112 Eylül 1921 Perşembe günüydü.Sakarya’nın zafer müjdesini Sarıkamış’tayken aldım.Derhal bütün Doğu cephesinde şenlikler yapılması emrini verdim.M.Kemale,Fevzi ve İsmet Paşa’ya samimi tebriklerini bildirdim.13 Eylül Cuma günü ise M.Kemale maruzatta bulundum. Birinci olarak Allah’ın yardımı ve Batı ordumuzun kahramanlığı ve onu yöneten komutanlarımızın becerisiyle Yunan ordusu karşısında kazanılan galibiyeti İstanbul gazetelerinin de desteğini alarak zaten yıkılmış olan Yunanlıları her tarafta hezimete uğratmak gerektiğiydi.Bu bir propoganda savaşıydı be bizde elimizdeki imkanları kullanmalıydık
İkincisi,Ankara ve İstanbul’da çıkan gazetelerimiz Batı’nın ”izzeti nefsi”ni yaralayacak yayınlardan kaçnarak artık batı milletlerinin Misakı Milli dahilindeki hakkımzı teslim etmek için kendi hükümetlerini sıkıştırmaları gereğini uygun bir dille nlatmalı ve sürekli olarak Yunan ordusu ile yerliRumların yaptıkları katliam ve tahribatı Avrupa’nın gözüne acıklı surette tasvir etmelidir. Özetle şunları dedim: Gazeteleimiz zafer sarhoşuyla gelişi güzel yazılar yayınlayarak cephede kazandığımız zaferi siyasi bir yenilgiye döndürmemeli;Avrupa’nın fikirlerini aleyhimize çevirerek 2. bir hükümeti Yunan ordusunu yeni bir orduyla takviye etmeye davet etmemelidir.
Üçüncü olarak şunları söyledim: Batıyla barış yapma emareleri görüldükçe basınımzda Rusya’dan hiç bakhsedilmemesi de doğru değildir.(Zira Batı’yı gücendirmemek için Rusya’dan hiç bahsedilmiyordu).Ermeniler ve Gürcülerin büyük çoğunluğu hala itilaf devletlerinin elinde,İtilaf Devletleri de bizi Rusya ile karşı karşıya getirmek için var güçleriyle çalışıyolar.Özellikle İngiltere,barış antlaşması imzalansa dahi bu teşviklerden geri kalmayacaktır.Bu meseleleri,yanlız hükümetimizin ve gazetecilerimzin bilmesi gerekir. Fevzi Pşadan gelen cevapta ise 1.maddenin zaten yapılmakta olduğu,2.ve 3.maddelerle hemfikir olunduğu,basını takip hususunun ise bakanlığa hatırlatıldığı bildiriliyordu. Bu arada Sakarya Zaferinden dolayı M.Kemale mareşallık rütbesi yanındaa Gazi’lik ünvanı da verildi
Ben de kendisini tebrik ettim. Ancak Sakarya Zaferinden sonra birdenbire tuğgenerallikten orgeneralliğe terfi etmeden,doğrudan mareşalliğe ve ”Gazi” ünvanına yükselmesi,artık yüksenilecek bir makam kalmadından akla başka şeyler getiriyordu.Peki Yunanlılar Anadolu’dan kovulunca M.Kemale ne ödül verilecekti? Tabiatıyla bunun ödülünü isteyecekti.O istemese bile etrafındaki asalaklar kendi haytlarını ve geleceklerini garanti altına almak için ona en önemli ve en büyük ödülü vermek isteyeceklerdiOna yekten mareşallik ve Gazi ünvanını verilmesini Meclise teklif edenler de Fevzi ve İsmet Paşalardı.
Gazi’nin etrafında iki halka vardı.Birncisi,mutassıp,ikincisi sefahate düşkün kimseler.Bu iki grup,M.Kemali iki kutba doğru itip kakıyor,asalakların daonlara eklenmesiyle ülkemizi kurtarmaya çalıştığımız bağımsızlık ve özgürlüğümüzün despotik bir yönetimin berbat eline düşmesi tehlikesinden endişelenmemek mümkün olmuyordu.
Ancak şimdi yapılacak fazla bir şey yoktu.Öncelikle ülkenin düşmandan temizlenmesi gerekiyordu.Bu gelişmenin zamanla nasıl bir dikdatörlüğe dönüştüğü daha sonra anlatacağım.Ancak şu kadarını söyleyeyim ki,Fevzi Paşa yıllar sonra bana,Sakarya’yı kendisi kazandığı halde herkesin M.Kmeal kazandırdı diye bildiğinden şikayet etti.Kendisi gerçeği neden söylemediği sordum”Şimdilik böylesi uygun” diye geçiştirdi.Halbuki onu Mareşal ve Gazi yapan teklifi verenlerden biri de kendisiydi. Burada düğümü şöyle çözdüm:O srarada Fevzi Paşa orgeneraldi,M.Kemal ise tuğgeneraldi.Normalde böyle bir terfide M.Kmeal’in orgeneralliğe terfi etmesi gerekiyordu.
Ancak sanırım Fevzi Paşa korktu:İkisi de aynı rütbeye gelirse,kendisi Mareşal olamayacaktı.Bunun için M.Kemal’in Mareşalliğe yüksetilmesi ve Gazi ünvanıyla ödüllenidirlmesi onun da önünü açacaktı.Hem daha savaş bitmemişti.Yapılacak onca iş varken,rütbe ve ünvanları paylaşmak ne demekti?? Ben Sakarya Savaşı’nı bir imha savaşı olarak yapabileceğimizi inanıyordum.Zafer haberleri gelince böyle mutlu bir sonuca varıldığını ‘yani Yunanlılarım imha edildiğini) sanarak 13 Eylül tarihinde yazdığım telgraftaki düşüncelerimi kaleme almıştım.
Yenilgiden sonra Yunanlıların pek de uzağa gitmeyerek Eskişehir-Afyon doğusunda yeni bir cephe kurabilmeleri de gösteriyorki,Sakarya SAVAŞI mutlak bir savunma zaferiydi,bir taarruz zaferi değil.Sonraları ayrıntılarını da öğrendim. Buna göre Batı ordumuz Sakarya Nehri gerisine çekildiği vakit düşmanın sağ yanımızdan taarruz edeceğini sanarak,ağırlık merkezini sağa almış.22 Ağustos’ta Fevzi Paşa bu yanlışı düzeltmiş,ağırlık merkezini sağa ve ortaya aldırmış.
26 Ağustos Cuma günü Yunan ordusunun sol yanımızı kuşatma tehlikeesi karşısında M.Kemal,geride daha müsait bir cephe tutmak üzere <<ricate>>,yani geri çekilmeye karar vermiş.Emrini de verdiği halde en sol cenahtaki tümen komutanı Halis Bıyıktay sonradan general oldu telefonla cephede bulunan Fevzi Paşa’ya yerinde durup ricat emrini kıtalara tebliği etmediğini Polatlı’daki Batı Cephesi karargahında bulunan M.Kemale’de bildirmiş. Bu ricat arzusunu bir kere de bazı komutanlar göstermişler.Nihayet 31 Ağsutos akşamı Başkomutanlık,savunmamızın başarılı olaacağına kanaat getiriyor.
1 Eylül için Fevzi Paşa ve M.Kemal,benim de teklif ettiğim gibi düşmanın sağ yanına bir başka taarruz tasarlıyorsa da,cephenin düşman taarruzuna karşı durabilmesi gibi bazı şartlar koştuğundan,bu taarruza cesaret edemiyolar.Nihayet 6-7 Eylül’de sol yaımızda elde bulunan 6-7 piyade tümeni bir ve süvari kolordusuyla teklif ettiğim darbe vurulup kesin sonuş alınacağına,Yunan ordusunun demiryolu boyunca sağ kanadımıza yeni bir taarruz için sol yanından kıtalar çektikleri sanlıyor ve bunu önlemek için bizimde 4 tümenimiz soldan alınıyor ve cephe gerisinden sağ yanımıza yürütülüyor.
Bu hareketi kapatmak için de,sağ kanadımızdan beyhude zatihat verdirecek taarruzalarda bulunuyor.İşte bu yanlış manevramız,Yunan ordusunu serbestçe çekilmesine ve istediği hatta yeniden cephe kurmasına sebep oluyor.Ve savaş kabiliyeti,Türk ordusundan çok aşağı olan Yunan ordusuna geçiyor. Ne demeli!! Izdırabın bir yıl daha devam etmesi mukaddermiş.Yoksa eldeki kuvvetler müsait olduğu gibi,Doğudan zamanında daha fazla kuvvet çekmek imkanıda vardı.
Düşünün,Başkomutanlık Yunan ordusun taarruza kuvvetlerinin kırlıdığını ancak 11 Eylül’de hissediyor ve M.Kemal ancak 12-13 Eylül gecesi verdiği emirde,”Yunanlıların bu gece ricat etmeleri ihtimaline özen gösterilmesi tebliğ ve tamim olunur Sakarya Meydan Savaşı mutlak bir savunma savaşı olmakla beraber İstikal Savaşımızın büyük bir zaferi olduğundan ve vatanımızın çok içlerine kadar girmiş bulunan düşman ordusuna yenilgiye uğrattığından uyandırdığı şevk ve heyecanı da tabiatıyla büyük olmuştur.Ve zayıf kimselere bile artık Türk ordusunun,milletin istiklalini kurtarabileceğini göstermiştir
KAYNAKLAR:KAZIM KARABEKİR – GÜNLÜKLER VE İSTİKAL HARBİMİZ
Not:Bu Yazı Mustafa Armağan – Kazım Karabekir Gözüyle Yakın Tarihimiz Kitabından İktibas Edilmiştir

Google Aramaları

  • sakarya meydan muharebesi kazım Karabekir
  • sakarya savaşı eleştiri
  • sakarya savaşı haber yazısı
  • sakarya savaşı karabekir
  • sakarya savaşı yazıları
  • sakarya savaşının kazanıldığını bildiren müjde haber yazısı
  • sarikamis savasi tarihi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*