Son Haberler
Anasayfa » Genel » Şapkasız kafaya katran

Şapkasız kafaya katran

Şapkasız kafaya katranBaşbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Meclis’te yaptığı açıklamalarla yeniden gündeme oturan “tek parti dönemi”nde dindar insanlara yapılan zulmü, dönemin canlı tanıkları anlatıyor.

İsmet İnönü’lü 1932-1950 yılları arasında ezan Türkçe okunmuştu. O dönem kimi camiler kapatılmış; kimileri satılmış; kimileri de bando takımlarına, CHP teşkilatlarına tahsis edilirken, kimileri ise ahıra, tuvalete çevrilmişti.

O dönemde yaşanan sıkıntılar Başbakan Erdoğan’ın da gündemindeydi. Cami tartışmaları, Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta partisinin Meclis grup toplantısında, CHP’ye tek parti döneminde yaşananları hatırlatmasıyla tekrar gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, bir bir kameralara gösterdiği belgeler ışığında, camilerin satılarak CHP parti binaları ve ambar olarak kullanıldığını açıkladı.

DÖNEMİN CANLI ŞAHİTLERİ ANLATIYOR

Tek parti döneminin dindarlara yönelik tüyler ürpertici uygulamalarının bir diğer kanıtı ise dönemin canlı şahitleri… Zafer Dergisi’nin 1994’te yayınladığı Eylül sayısında, o dönemin tanıklarından biri olan Hasan Işık Hoca’yla yaptığı röportaj yer alıyor. Kendisini Kur’an ve iman hizmetine adayan Işık Hoca röportajda o dönem yaşanan mezalimi anlatıyor.

Şapka Kanunu’nun hemen ardından jandarmanın sıkı tedbirler alarak cami çıkışında beklediğini ve şapkasız olanların kafasına katran sürüldüğünü anlatan Işık Hoca, şapka giymemek için direnenlerin darağacında idam edildiğini söylüyor.

“BEN BİR HATUN KİŞİYİM. ŞAPKA İLE NE DERDİM OLA Kİ”

Işık Hoca, idam edilenlerin arasında “Şalcı Bacı” lakaplı bir kadının da bulunduğunu aktarıyor ve “Şalcı Bacı”nın idam edilmeden önceki son sözlerinin ise “Ben bir hatun kişiyim. Şapka ile ne derdim ola ki” olduğunu ifade ediyor.

“EZAN YASAKLANINCA HER YERİ UYUZ SARDI”

Hasan Işık Hoca Arapça ezan yasaklanıp Türkçe ezan okunmaya başlayınca uyuz hastalığının başgösterdiğini söylüyor. O günleri Hasan Hoca şöyle anlatıyor: “Ezan işitilmeyen yerde uyuz hastalığı çıkacağına dair hadis duymuştum. Ezan yasaklanıp yerine Türkçesi mecbur tutulunca, her yeri bir anda uyuz sarıverdi. Kaşınmaktan derilerimiz kanamaya başladı. Zeytinyağını ısıtır, içine kükürt katar da şifa bulmaya çalışırdık.”

“CAMİLER TUVALET BİLE YAPILDI”

O dönem Adapazarı’nda yaşayan Hasan Işık, Salko Camii’nin de bando takımına tahsis edildiğini anlatıyor. Aziziye Camii ise bir dönem halk oyunları merkezi olarak kullanılmış. Türkiye’deki diğer camilerin de bunlardan farklı olmadığını söyleyen Işık Hoca, bir askerlik anısını şöyle paylaşıyor: “1940 yılında Tekirdağ’da askerliğimi yapıp tezkere almıştım. Trenle İstanbul Sikeci’ye geldik. Akşam namazı öncesi, ihtiyaç giderip abdest almak için tuvalet sordum. Caminin etrafında tuvalet görememiştim. Çavuş ‘Camide tuvalet var’ cevabını verdi. Tekrar gittim ama etrafta tuvalet göremedim. Çavuş koluma girdi ve gülerek beni caminin içine götürdü. İçeri girdik, Allah sizi inandırsın tam da mihrabın bulunduğu yere tuvalet çukuru kazmışlardı. Aynı manzarayla İstanbul’da başka camilerde de karşılaştım.”

“SİZ CENNETTE YAŞIYORSUNUZ EVLADIM”

Tüm o zamanların şahidi Hasan Işık Hoca sözlerini şu cümlelerle bitiriyor: “Siz cennette yaşıyorsunuz evladım. Ama bizim nesile cehennemi yaşattılar.”

Yeni Akit / Fatih Akkaya

Google Aramaları

  • şapka kanunu hakkında yazılan kose yazıları
  • şapka kanunu mustafa armağan
  • şapkasız kafaya katran
  • Sapka kanunu belgeleri
  • şapka inkılabı katran
  • sapka inkilabi ile ilgili eski gazete haberleri
  • şapka devrimi mustafa armağan
  • mustafa armağan şapka kanunu
  • köyden şapkasız gelenlere katran
  • dindar insanlara yapilan zulumler

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*