Son Haberler
Anasayfa » Kitaplardan Alıntılar » Şehid-i Muazzez,Hakaan-ı Mağfur Sultan Abdülaziz

Şehid-i Muazzez,Hakaan-ı Mağfur Sultan Abdülaziz

Şehid-i Muazzez,Hakaan-ı Mağfur Sultan AbdülazizO sırada batılılaşmak istikametinde gemi azığa alan devlet ricali,medeni hukuk münasebetleri için Fransızların meşhur Napolyon zamanında yapıldığından ”Napolyon Cod Civil” olarak anılan kanunu alıp müslüman Türk milletine tatbik etmek istiyolardı.

Sultan Abdülaziz büyük fıkıh alimi ve tarihçi Cevdet Paşa’nın da ikazı üzerine bu sakim davranışı önledi.

Cevdet Paşa riyasetinde ”Mecelle Cemiyeti” adıyla bir heyet teşkil edilerek,İslam Hukuku’ndan bir ”Medeni Hukuk Mevzuatı” vucuda getirmek için çalışmaya başlanıldı.Bu heyetin ortaya çıkardığı ve 1926 yılına kadar meriyette kalan ”Mecelle-i Ahkam-ı Adliye” adıyla bilinen kanun dolayısıyla Fransız İlimler Akademisi,Cevdet Paşa’yı bir altın madalya ile taltif etti.Kendi kanunlarının iktibasen alınmasına mani olmuş bulunduğu halde Cevdet Paşa’nın bu suretle taltifi,kısaca ”Mecelle” denilen bu kanunun üstünlüğünün insaflı ecnebilere bile takdir olunduğunun bir göstergesidir.

Sultan Abdülaziz sadece böyle Tanzimat’la atılmış yanlış adımları durdurmaya çalışmakla iktifa etmemiş tasarrufa azami derecede riayet etmesine rağmen devlete askeri sahada da takdire şayan hizmetler ifa etmiştir.

Ordu ve donanmayı takviye ederek Rusya’yı son bir defa ve kat’i bir surette yenmenin lüzumuna inanmış ve bunun için müthiş hazırlıklara girişmiştir.O diyodu ki;

”Bu devlet Dünya’nın gözü önünde Rusya’yı dize getirmeli ve eski kuvvet ve kudretinden birşey eksilmediğini aleme ispat etmelidir.Bir kere bunu yaparsa,en az yüz sene daha <Düvel-i Muazzama>’dan,yani Dünya’nın büyük devletlerinden biri sayılmaya hak kazanacaktır…”

Hakikaten yurtdışı seyahatleriyle de devletin milletlerarası sahada eski ihtişamını canlandıran adımlar atmıştır.1863 yılında Mısır’a vaki seyahati,bize bağlılığı münakaşlı olan bu vatan toprağını yeniden bir valilik haline getirmiştir.O derecede ki,şehri dolaşırken büyük iddiaların sahibi Mehmed Ali Paşa,atının yularını tutarak O’nu gezdirmek mecburiyetinde kalmıştır.1867 yılında Batı Alemi’ne yaptığı seyahat ise bilhassa Fransa ve İngiltere’de çok iyi tesirler husüle getirmiş ve devletimizin yeniden ”Düvel-i Muazzama”dan addedilmesi neticesini doğurmuştur.

Dünya’da gelişen silah endüstrisini yakinen takip etmiş,o sırada Amerika’da ortaya çıkan Martini Henry tüfeklerini devlet kasasından bir kuruş ödemeden yardım kampanyasıyla bin adet getirterek Tophane’deki silah fabrikasına teslim etmiş ve bunların Türkiye’de imalini gerçekleştirmek için gerekirse bin tanesinin de hurdaya çıkarılmasını emretmiştir.O derecede ki,bazı geceler gecelik entarisinin üzerine bir harmani alarak Tophane’deki çalışmaları teftişe gitmiş ve nihayet menzilleri 500 metreyi mütecaviz bulunan bu tüfeklerin İstanbul’da imalini gerçekleştirmiştir.

O güne kadar Osmanlı ordusunda kullanılan tüfeklerin menzili 200 metreyi aşmıyordu.Rus ordusundaki tüfeklerde böyleydi.Daha sonra gerçekleşecek olan Plevne Müdafaası’nda bu Matini Henry tüfekleri Ruslar’a onbinlerce kayıp verdirmiştir.

Sultan Abdülaziz merhum,bugünkü hava kuvvetlerine benzer bir müessiriyeti olan donanmayı da ele almış ve onu kısa zamanda Dünya’nın bir numaralı veya en azından iki numaralı donanması haline getirmiştir.

Büyük bir ressam olan Sultan Aziz,Haliç tersanesinde inşa edilmiş gemilerin pek çoğunun çizimini bizzat yapmış ve bunların bir kısmı ressamlar cemiyetinin mecmuasında yayınlanmıştır.

Haliç’te muazzam terane kurmuş ve burada en modern harp gemilerinin inşasına başlamıştır.O derecede ki,Fransa gemilerini tamir için buraya göndermiş ve bu tamirden dolayı 3.Napolyon,Padişah’a bir teşekkür mektubu göndermiştir.

Tophane’de en mükemmel topların dökülmesine mahsus imalathaneler vücuda getirilmiş,Haliç’te inşa edilen gemilerin topları burada imal edilmiştir.

Diğer yandan maarif hizmetleri de son derece ehemmiyet vererek bir çok mektepler açmıştır.1-2 misal vermek gerekirse;1862’de birçok ”mehteb-i ibtidaiyye”,2864’te bugünkü”Erkan-ı Harbiye Mektebi”,1867’de ”Mekteb-i Sultani” adıyla ilk liseler,1872’de ”Maden Mektebi” ile yeniden bir çok idadiler,1874’te ”Topçu Mektebi” ile ”Darul Fünun-i Osmani”,1875’te pek çok ”Askeri Rüşdiye” gibi maarif müesseselerinin kuruluşu ile eskiden mevcut olanlarının yeniden ıslah ve tanzim edilerek gelişitirilmiş bulunduğunu zikredebiliriz.

Bu güzel gelişme,Ispartalı bir katırcının oğlu olan hain Hüseyin Avni Paşa’nın mahut ihtilaliyle akim kalmış ve bu mübarek padişah,tahtan indilişinin haftasında caniyane bir surette katledilmiştir.

Kaynak:Sultan Vahideddin – Kadir Mısıroğlu

Google Aramaları

  • mithat paşa
  • abdülaziz sultan
  • ahmet cevdet paşa fransız bilimler akademisi altın madalya
  • abdülazizi şehid edenlerin akıbeti

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*