Son Haberler
Anasayfa » Kitap Özetleri » Selman Kayabaş -Operasyon Kitabının Özeti.

Selman Kayabaş -Operasyon Kitabının Özeti.

10806445_791808877542345_1932542244430613049_n

Bu yazımda Devlet-i Aliyye’nin (osmanlı devletinin) yıkılışını ve Sultan Abdülhamid’in tahtan nasıl ve neden indirildiğini okuyacaksın. Bu yazılanları daha önce hiç duymamış olman,üniversitede ve sonrasında yüzlerce tarih kitabı okumana rağmen bu gerçeklere hiç bir yerde rastlamamış olman sana iki şeyi anlatmalı ; Birincisi biz hala daha (1945’e kadar İngiltere’nin 1945’ten sonra abd’nin) Sömürge Kabinesi’nin (Fulbright Eğitim Komisyonu) belirlediği eğitim sistemiyle dünyayı ve kendi geçmişimizi okuyoruz. ikincisi ve daha acı olan ise gerçek tarihe ters metinler yazdığını düşündüğümüz , yaşantısı muhafazakar veya devrimci yazarlarımız bile aslında onların hizmetinde!

Muhsin Bey (yazıcıoğlu)  hücrede iken okuduğu bir mektubu hatırlatmıştı;

”Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra devletimizin yönetimi Almanlardan ,savaşın galibi İngilizlere geçmişti. İkinci Dünya Savaşın’dan sonra ise İngiltere’den ABD’ye geçti. Enver Paşa ve ekibinin liderliğinin Lozan’da kesin olarak İsmet Bey’e (inönü) devri gibi bu kez İsmet bey (inönü),yönetimini Adnan Bey’e (menderes) bırakmak zorunda kaldı. Bu tarihten sonra ABD Doğrudan kendisine bağlı bir zatın liderliğinde , dilimize Karar Odası diye çevirebileceğimiz gizli bir yapı kurdu. Devletin Bütün kararları, bakanlıklardan askeriyeye, ekonomiden eğitime kadar Karar Odası tarafından belirlendi. fakat tarih yine tekerrür etti.

Nasıl ki Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya yenilmesine rağmen savaşı bırakmamış ,İttihat Terakki aracılığıyla Anadoluda İngilizlere karşı bir direniş hareketi başlatmışsa İkinci Dünya Savaşı ‘ndan sonra da İngiltere çekilmek zorunda kaldığı ülkelerde ABD karşıtı gizli direniş örgütleri oluşturmuştu. Sol kıyafeti giyinmiş ajanları aracılığıyla ABD düşmanlığını yaymaya çalışmıştı. Emperyalizmin kurucusu kendisi (ve ABD) iken kaybettiği bütün topraklarda bu sol örgütler aracılığıyla ”Kahrolsun Emperyalizm, Kahrolsun ABD!”sologanlarıyla gençlerin zihnine başka bir imaj oluşturdu. Bu örgütlerden bir tanesi ingiltere aleyhinde çalışmadı, slogan atmadı. Düşün;bugünkü  Suriye bugünkü Mısır, Bugünkü Türkiye bugünkü Irak sınırları İngilizler Tarafından çizilmesine rağmen bugüne kadar kimse İngiltere’den bahsetmedi. ona karşı bir organizasyona gitmedi Herkes ABD’yi suçladı emperyalizmin tek başına ABD ile ilişkilendirdi. İşte bu İngiliz istihbaratının en büyük başarısıdır.

‘Biz gençler hep birbirimize sıkıyoruz. Olan vatanını seven fakir fukara gençlere oluyor. Bakın, bu adamlar solcu niçin savaşıyorlar? yurtları için kendilerine ne diyorlar? Yurtsever.Peki biz niçin savaşıyoruz? Vatanımız için Ne diyoruz kendimize? Vatansever. Onların yurtlarıyla bizim vatanlarımız farklımı? Hayır ,aynı; Türkiye Onlar Türkiye daha iyi bir yer olsun diye devrim istiyor biz de de ülkü diyoruz. Ama bu uğurda hep birbirimizi öldürüyoruz. Bence ülkünün gerçekleşmesi gençlerin ölmesiyle olmaz, doğrudan düzenin kilit isimlerine kasıt etmemiz lazım.

Karar Odası farklı meslek guruplarından 36 kişinin bir araya geldiği özel bir yapıydı.1902’den beri Devlet-i Aliyye’ye (osmanlı devletine) sızan, sonrasında Türkiye’yi Yöneten bir ekip!

İlk 36 kişilik kadroya Teşkilatımız (Anadolu hücresi) 4 ismi sızdırmaya başarmıştı. 1963 yılında Alparslan Türkeş karar odasına üye oldu. 1902’den beri Devlet-i Aliyye’ye sızan sonrasında Türkiye’yi yöneten bir ekibin can damarına operasyon düzenlemek çok büyük savaş başlatmak demekti. Kurmay aldığı emirle sadece Türkiye’yi değil, dünya’yı yöneten bir yapıyı çökertmek üzere düğmeye basıyordu.

Karar Odası Operasyon 2’de (2 ismiyle yayınlanacak yeni kitapta) cumhuriyet tarihinde kurulan hükümetler’deki ihaleler, bakanlıklar, suikastlar, ve bunların Galatasaray Sultanisi(lisesi) , Robert Koleji,(boğaziçi üniversitesi) ile ilişkileri daha net görülebilecek.Bu okullardan devleti yöneten kadroların nasıl yetiştirdiği bu kadar da olmaz diyeceğimiz netlikte bakanlık paylaşımları vs. Bununla birlikte aynı ekibe sızmış olan milli isimler …. bu meseleler bu kitapta anlatılacak kadar az değil… Demek ki Karar Odası -Operasyon 2’yi (isimli kitabı)bekleyeceğiz.  S.22.23 .46-114

Biz, kendi ülkemizde kahramanlarımızı kaydını tutamadık ama unutma gözümüzden kaçan bir tane bile hain olmamıştır.!Hepsini tek tek arşivledik. Bu mektupları okurken göreceksin ki  yüz yıl boyunca ne zaman ABD’nin yetiştirdiği bir isim başbakan olmuşsa, en kritik bakanlar yani Maliye, Gümrük,enerji-Maden, Dış İşleri Bakanları mutlaka ya robert koleji mezunu ya Galatasaray sultanisi mezunu bir isim olmuştur.

 İngiliz lortlarının ve Amerikan baronlarının iş ve ilişkilerini tek tek ezberlemek zorundasın. Çünkü; 1700 ve 1800’lü yıllardan sana anlatacağım bu isimler 19000 ve 2000’li yıllara dair yazacağım mektupların hepsinde ya ankara’da yada İstanbul’da karşına çıkacak.!

İngilizler ”Hindistan Sömürge Eyaleti ”ismini verdikleri toprakları nasıl ve kimler eliyle yönettilerse 1915’ten sonra isim vermedikleri Türkiye’yi de aynı usul ve isimlerle yönetmeye çalıştılar.

Dipnot; (Ingiltere o zamanin dunya devi, bugun Amerika neyse o zaman da Ingiltere o…)

Dipnot; İngiltere devletini idare eden üç temel unsur, (Kral, Parlamento ve Kilise, yâni West Minister)dir. İngiliz devletinin esas siyaseti, dünyadaki doğal (petrol ,maden vb) servetleri sömürmek, bütün kazançları İngiltereye nakil etmekdir. Adaleti, insanlığı ve yardımlaşmayı emr eden müslümanlar, ingiliz zulümlerine, yalanlarına mani olmaktadır.Batılı islâm düşmanları yeri geldiğinde, kaba kuvvet ile, yeri geldiğinde çeşitli oyunlarla elde etdikleri islâm devletlerini, islâm milletlerini asırlarca sömürdüler. Bu ülkelerin, yer üstü, yer altı ne kadar servetleri varsa bunları alıp götürdüler. Ayrıca ma’nevî yönden hem dinlerini, hem de dillerini, örf ve âdetlerini (inkilap adı altında) kaybetdirdiler. Kanada, Güney Afrika, Yeni Zelanda, Fiji, Pasifik adaları, Papua, Tonga, Avustralya, İngiliz Belucistanı, Birmanya, Aden, Somali, Borneo, Brunei, Sarawak, Hindistân, Pâkistân, Bengladeş, Malezya, Endonezya, Hong-Kong, Çinin bir kısmı, Kıbrıs, Malta, 1300 [m. 1882] de Mısr, Sûdan, Nijer, Nijerya, Kenya, Uganda, Zimbabve, Zambia, Malawi, Bahama, Greneda, Guyan, Bostwana, Gambia, Gana, Sierro Leone, Tanzanya, Singapur gibi devletler İngilizlerin hegemonyası içine alındı. Bu dünya devletleri, hem dinlerini, dillerini, örf ve âdetlerini (inkilap adı altında) kaybettiler. Hem de yeraltı ve yerüstü zenginlikleri İngilizler tarafından sömürüldü.19. yüzyıldaki istilaları sonunda, dünya topraklarının yaklaşık dörtte birine, dünya nüfusunun da, dörtte birinden ziyâdesine sahip ve hakim oldu.İngilizlerin, Sömürdükleri yerleri idâre edenlerin adları, Ahmed, Mehmed, Mustafâ, Alî gibi müslimân ismleri idi. Bunların göstermelik parlamentoları (meclis) olmuş,hep ingilizlerin emri ile hareket etmişlerdir.

Kaynak; Kıdemli Albay Hüseyin Hilmi Işık-İngiliz Câsûsunun İtirafları – Hakikat Kitabevi

Abdülhamit Han’ın darbeyle tahttan indirilme nedeni petrol sahalarını korumak için yaptığı çalışmalardır.Bu banka(National Bank Of Turkey’) ve Turkish Petroleum Company bugün haritaya baktığında gördüğün devletlerin hepsini doğuran yapıdır.Abdülhamid’i (1908’de) deviren, cumhuriyet tarihinde bir çok bakanı tayin eden yapıdır.Savaşın merkezinde Musul ve Bağdat petrolleri yatıyordu. Sultan Abdülhamit her şeyin farkındaydı . Bu yüzden çok kritik bir hamle yaparak petrol arazilerinin bulunduğu mıntıkayı Hazine-i Hassa olarak tayin etti artık her ne sebeple olursa olsun bu topraklardaki madenlere kimse dokunamayacaktı . İngilizler Mekke ve Şam için de talepte bulununca Saray ve kraliçe arasındaki ilk savaş başlamış oldu .

Büyük elçi Mezepotamya’da tarihi eserler, aramak istediklerini söyleyen …..Şam’da ve Hicaz’da arazinin çöl olduğu ,halkın kuraklıktan kırıldığı , bu bölgelerde su kuyusu açmak istediklerini söylemiş ..Abdülhamit ise bu talebi reddetmişti.  Bunun üzerine kraliçe hilafet meselesini kaşımaya başladı. bunun lada yetinmeyi Hicaz Emiri’ni ele geçirmeye çalışmıştı. Devlet-i Aliy’ye için dünya harbi en büyük ulaşım yatırımı diyebileceğimiz demir yolu hattının ihalesine başladı Berlin Bağdat Demir yolu diye bildiğimiz bu proje her gün patlaması beklenen kriz gün yüzüne çıkıverdi çünkü hattın çevresi petrol yataklarıyla doluydu. Yüz yıldır siyasetimizin en küçük hücresine kadar şekillendiren ve bugüne kadar hükümetlerin kurulmasına, hükümetlerin yıkılmasına, yol açan çatışmaları 1989-1903 arasındaki saflaşmada açıkça görebilirsin  ve o gün yaşananları bilmezsen 27 Mayıs 1960’ı 12 Mart Muhtırasını 12 Eylül darbesi’ni asla anlayamazsın Çünkü o günden sonra bu coğrafyadaki yöneticilerin hepsi işte bu çatışmaya göre, petrol ve enerji paylaşımlarına göre belirlendi  en derin ihanetler ve en sadık liderler işte bu çatışmada ortaya çıktı.

Celalettin Paşa Bağdat demir yolu projesinin Alman şirketine değil İngiliz Şirketine verilmesi için caba gösteriyordu fakat Abdülhamit projeyi daha az zararlı bulduğu Almanlarla yapmayı kararlaştırınca kıyamet koptu.

Sultan Abdülhamid han hazretleri bizim, sizin, hepimizin , onurunu temsil ediyordu ya ingilizlerin teklifini kabul edecek , topraklarından çıkan petrollerin yüzde 10-15  gelirini kendi ailesine ayırıp üstünü ingiliz şirketlerine verecek yada onurumuz için savaşacaktı . Abdülhamit onların yanında olmayı değil halkın yanında olmayı tercih etti. Bir gün olsun kafanızı kaldırıp Devlet-i Aliyye’nin topraklarında kurulan devletlere bakıyor musunuz ? Hepsinin bugün çok ama çok zengin olan, altından, saraylar , altından uçaklar, altından hamamlar , içinde yaşayan liderlerini ve ailelerini tanıyorsunuz değil mi? Peki bu liderlerin ülkelerinde açlıktan ölen kendi topraklarında çıkan zenginlikleri zerre kadar yararlanmayan , fakir fukara halkı da izliyorsunuz, değil mi? Bu kraliyet ailelerinin , bu zengin hanedanların  neyin karşılığında  böylesi zengin ve ölçüsüz şekilde yaşaya bildiğini düşünüyorsun?  Kendilerine müslüman diyen bu ailelerin bir ülkeden çıkan petrolü , doğal gazı kimlere vermiş oldukları nı da görüyorsunuz. Peki bütün gerçekler ortadayken yerinden yurdundan edilen , vatansız bırakılan , vefat ettiklerinde kefen parası bile olmayan , çoğu muhtaç halde yaşamlarını devam ettirmek zorunda kalan Osmanlı hanedanı üyelerine hain, satılmış, ingilizci derken yüreğiniz hiç mi titremiyor?

Bir daha ki mektupta okuyacağın satırlar benim yazarken , seninde okurken Türklüğünden utanacağın gerçekler olacak… Üzgünüm! S64

Abdülhamid’e karşı muhalefet iki ayrı yerden organize ediliyordu . İngilizler Manastır’ı Almanlar Selanik’i üst tayin etmişlerdi. Hem localarda hem ordu içinde taraftarlar kendi planlarına uygun çalışmalar yapıyorlardı.

Ne demiş; Benim halife ünvanım İngilizler için sürekli bir endişe kaynağıydı .  ingiliz Dış işleri Bakanlığında Blunt isimli bir ingiliz ve afganı adında bir şarlatanın iş birliği ile planın hazırlandığını keşfettim. bu ikisi halifeliğin Türkler tarafından zor kullanılarak ele geçirildiğini ileri sürerek Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in halife ilan edilmesini savunuyordu. Sultan Abdülhamit. S.133 S.134

İngilizler açısından artık netleşen bir gerçek vardı.;sultanı devirmek veya yok etmek zorundaydılar. Bu amaçla 1899.dan itibaren Paris’te peş peşe toplantılar düzenlediler. İttihatçılar Abdülhamid’i devirmek veya suikast le öldürmek üzere Ermeni terör örgütleri,Rum çete liderleri Bulgar komitacıları ve bazı arap aşiret reisleriyle ittifak kurmuşlardı. Neticede Sultan Abdülhamit devrilmiş ve o gün Devlet- Aliyye’nin yönetimi sonra ermişti.

Adı Türk olan, yahudinin genel müdürlüğünü yaptığı İngiliz bankası;

Meşrutiyet ilan edildikten sonra sadece üç ay sonra kasın 1908’de İstanbul’da bir banka kuruldu Adı National Bank Of Turkey idi. Bu bankanın adını hiç bir kaynakta bulamazsınız okuyamazsınız, Çünkü cumhuriyet tarihimizin kara kutusu işte bu bankadır. ve hakkındaki bilgiler ancak ve ancak bizim arşivimizde saklıdır. Sana bu tarihlerde yaşananların aslında bir devletin yıkılmasıyla değil başka bir devletin kurulmasıyla doğrudan ilgilidir. demiştim işte şimdi okuyacakların bir devletin kurulmasıyla ilgili bir ip ucu verecektir.

National Bank Of Turkey  yani Türk Milli Bankası bizim topraklarımızda petrolün işletilmesi amacıyla kuruldu. Petrol, Turkısh Petroleum Company adıyla kurulan şirket tarafından işletilecek ve bu şirketin kazandığı para National Bank Turkey’de saklanacaktı.

Bankanın yönetim kurulu başkanlığına Sir Henry Babing-Ton Smith atandı. Sir Smith İngiltere de özel eğitim almış Kraliçe hizmetindeki ilk görevine Sömürgeler Bakanlığının Hindistan Genel Valisi Lord Elgin’in özel sekreteri olarak başlamıştı. (yanında yıllarca çalışıp pişirilmiş biri)Transvaal Savaşı’nı yöneten kabinede Kraliçe’nin Hazine Bakanlığı’na terfi etmiş.Artık piştiğine göre “Yeni sömürge” adayına atanması lazım.İşte tutmuşlar onu bizim topraklara göndermişler.Adam sömürgeleştirmeden ve PARA’dan çok iyi anlıyor nasılsa.Adı “TURKEY” olan bankanın başına oturtmuşlar.Burada gösterdiği büyük başarılar onu gelecekte Bank of England’ın en tepesine kadar taşıyacak.Yani İngiltere Merkez Bankası başkanlığına…

Yani Rotschild hanedanının bankasına…

Bankanın genel müdürlüğüne ise Ernest Cassel isimli bir yahudi iş adamı tayin edildi. İngiliz banker Cassel , İngiliz Kralı Edward’ın yakın dostu Winston churchill’in ise kankasıydı fakat bizim için başka bir önemi daha vardı. Ernest Cassel Abdülhamid ‘in devrilmesi için hazırlanan planın finansöri idi.Tam on bin altın vererek içeride HAİNLER satın almıştı.O hainleri de İngiliz Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Lord Sanderson’la görüşme şerefine gark etmişti.İşte yerli iş birlikçilerin bastırmasıyla bir petrol şirketi ve bir banka ile girdiler bu ülkeye.Osmanlı topraklarında petrolün haritasını çıkaran bir Padişah’ı devirdiler.Bankanın gurup başkanlıklarına Hugo Baring ile Lord Revelstoke atandı. Hugo Baring , yüzyıl önce Hindistan ‘da ticaret yapmaya başlayan j….. firmasının yöneticisiydi.

Bu banka(National Bank Of Turkey’) ve Turkish Petroleum Company bugün haritaya baktığında gördüğün devletlerin hepsini doğuran yapıdır.Abdülhamid’i (1988’de) deviren, cumhuriyet tarihinde bir çok bakanı tayin eden yapıdır. Çünkü Abdülhamit devrildikten bir süre sonra  Said halim paşa sadrazamlığa (başbakan) getirilmiş ve Hazine -i Hassa’ya ait olan bütün toprakların işletmesini National Bank Of Turkey’in şirketi  Turkish Petroleum Company’ye vermiştir. Devlet-i Aliyey’yi yıkmaya yönelik ilk plan Mısır’da Kavalalı Ailesiyle başlamış ve İstanbul’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu Said Halim Paşa’nın kararına kadar devam etmiştir.

Bir gün Türkiye’de National Bank Of Turkey’in ve Türkish Petroleum Company’nin arşivi açığa çıkarılacak O gün kahraman olarak gördüğün birçok İttihat ve Terakki komutanın , Milli Mücadale’de efsaneleşen bazı isimlerin ne kadar hain olduklarını; hain yaftası vurulan bazı subay ve komutanların ise hangi amaçla karşı tarafa sızdırıldıklarını göreceksin. Bu bankanın karından hangi komutana ne kadar hisse verildiği ve bu isimlerin bir plan çerçevesinde Abdülhamid’i ve Devlet-i Aliye’yi (osmanlı devletini) yok ettiklerinde Türklüğünden utanacaksın.Kim bilir, belki bir kişi çıkarda , Lozan Anlaşması için görüşmeler başladığında hiç bir sebep yokken birden bire Terakkiperver Cumhuriyet ismiyle bir parti kurulduğunu da hakkıyla anlatır.  Çünkü kısa adı TPC(ilerici cumhuriyet partisi) olan Turkish Petroleum Company’nin (türkiye petrolleri) son darbesi Lozan’da vurulacaktır. Belkide buna karşı çıkan bir ekip bir atıf yaparak TPC isimli yeni bir oluşum başlatmıştır.  Bu oluşum milli midir yoksa Alman çıkarları için mi kurulmuştur?

Sadrazam (başbakan) mezopotamya petrollerini İngilizlere veren bu kararında sadece bir ay sonra Birinci dünya Savaşı başlamıştır.

Merhaba Ben Muhsin Yazıcıoğlu…..

Çoğunuz ismimi duymuş olmalısınız.

Efendim,  Bir gün bir çınar ağacının altında derin düşüncelere dalmış önümde Devlet-i Aliyye’nin yıkılışını anlatan Yılmaz Öztuna’nın Osmanlı’ya Veda kitabı , elimde çay bardağı olduğu halde otururken kırk-kırk beş yaşlarında bir adam yanıma geldi  Selam verdi. Tam Karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Hal hatır faslından sonra Sivas’tan , ilk tahsilimi den annemden , babamdan laf açtı, Sonra ”Amerikalılar Türkiye’ye Sivas tan girdi,isteriz ki çıkarlarken de sen bizimle ol dedi!” dedi.

Anlamadım .

Uzun uzun anlattı.

Sivas Kongresi’ne Amerikalıların ve İngilizlerin nasıl müdahil olduğunu bu çatışmanın , 1923’ten sonraki tarihimizi çok derin bir şekilde etkilediğini vesaire…. Oturduğum yerden kalkıp adamı dövmek istedim. Çok ama çok ağır konuşuyordu. İstiklal Mücadele’mizi kazanan komutanlar hakkında hangi hadsizlikle bunları söyleyebiliyordu?

Adam hiç susmadı. O anlattı ben ağladım O anlattı ben kahrettim O anlattı ve ben sustum.

O günden sonra hep sustum . ”Konuşmanın değil, savaşmanın vakti” demişti adam Ve söylediğine göre bu savaş çok uzun sürecekti. ”Elli yılda geldiler , bir gecede  gitmeyecekler .” demişti. Gelen devletti Bizim devletimiz söylediği şey meğer gerçekti. Ve şimdi ben can feda bu insanlarla birlikte kılıç kuşanacak,kalkan savuracak , cenk yapacaktım.  ama toprak almak fetih yapmak ,şan kazanmak, için değil atalarımızın izinde adil ve hizmetkar olmak için. Düşmanımızın çok ama çok güçlü olduğunu söyledi adam. Her yeri onlar tutmuşlar. , her yere onların adamları sızmıştı. Şimdi ben onların içine sızacaktım ne isterlerse yapacak , ne emrederlerse uyacaktım.  Bir gün gelecek , bana bir parola gönderilecek  ve sonra uyandırılacaktım. Seneler geçtikçe devletimin damarlarında gezen kanın ne kadar zehirli olduğunu anladım. Milletim için ağladım. ağladım… ağladım…. Evime kapanıp sabaha kadar feryat ettiğim…..bazen isyana vardığım bazen imanımdan şüphelendiğim geceler… yine Allah’ın huzuruna çıkarak duruldum. Kimseyle konuşamamak . derdimi anlatamamak , yüreğimde biriken acıyı yutkunamamak beni kahrediyordu. Hep şu soruyu soruyordum;devlet kimin bizim mi ? Hayır! Peki ya bu topraklar ? Uğruna yüz binlerce şehidimizi feda ettiğimiz bu vatan kimin? Bizim mi Hayır ?  Dilimizle , dinimizle ,tarihimizle, zerre kadar ilgisi olmayan soysuzlar , kusura bakmayın evet soysuzlar. çökmüştü devletimize ! Herkesin birer milli kahraman olarak gördüğü kahramanlar teraziye konulup fiyat biçilen maldan başka bir şey değildi.

Unutma !

Üşüyorum ve bir tek sana güveniyorum…

Çünkü sen artık tarihini biliyorsun. Abdülhamid’i yalnız bırakanları  yalnızlığa terke edenleri … Biliyorsun, değil mi? İşte bu yüzden artık yerinde durmayacaksın, Beyaz Adam’a Başkaldıracaksın! S.202-203

Merhaba “Ben Thabazimbi’den ( johannesburg ) Olukayode. Size Afrikadan Yazıyorum;

Beyaz Adam’ın (batı,ingiltere ,amerika) yaptıklarını Bilirmisin?

Türk’ün evladı unutma! Beyaz Adam (batı,ingiltere ,amerika) bizim hayalimize bile düşmeyecek zulümler yaptı. en gelişmiş silahlarıyla topraklarımıza saldırdı. Kimsesizdik. Onu durdurabilecek tek gücün Abdülhamid han isminde bir Türk’ün olduğunu söylüyorlardı. Tanrımıza dualar ettik , sesimizin Türkler tarafından duyulması için göğe feryatlar saldık. Bir gece karanlıklar içinde kalabalık bir gurubun Transvaal’e geldiği söyledi .Onlar da Beyaz Adam’dı ama Abdülhamid’in askerleriydi. Bizi Beyaz Adam’a (batı,ingiltere ,amerika) karşı koruyacak silahlar, çocuklarımızı besleyecek erzak ve kadınlarımız için barınaklar getirmişlerdi.Beyaz adamların içinde zulmetmeyecek ve Beyaz Adam’a karşı hakkımızı koruyacak tek gücün Türkler olduğuna inanmıştık. Bu askerler başka Arkadaşlarının da geleceğini haber ettiler fakat bir süre sonra sultanları abdülhamid’e suikast (ve 1908 darbesi) tertiplendiği için bu girişimin ertelendiğini söylediler. Transvaal’de herkes bu adam için dua ediyordu. onu öldürmek isteyen türklere de lanet yağdırıyorlardı.

Hindistan’dan sonra Afrika ya geldiler. gittikleri her yerde yerlileri öldürdüler. 10 milyon insanı..köleleştirdiler. Onlar gelmeden önce mutluyduk. Çocuğum evala ,karım ben. O sabah Beyaz Adam’ın gemisi yanaştı … Düşmanımız yoktu haliyle Silahımızda …Onlar öldürmek için yapmışlardı. karımı ve evala’yı bırakıp teslim oldum yoksa öldüreceklerdi… Amerika’ya gidiyorduk. Tütün tarlalarında çalışmak için küçücük gemilerde binlerce köle …. Aç susuz günlerce ….Kusanlar, sıçanlar hastalananlar…. Birbirimizi boğmak isterdik…. dermansızlıktan boğamazdık. Altımıza gümüşümüze, el koydular. Sustuk onurumuzu haraç mezat sattılar.

Unutma Türk’ün evladı! sana bir tarlanın altından yazıyorum. Arama mezarım bile belli değil. Gece gündüz çalışmaya üç ay dayan bildim. Eleva’yı hayal ederek öldüm. Onların tarlasında .. Beyaz adam’ı en son sen durdurdun….

Ben senin ve senin halife/sultanın Abdülhamid’in bize yaptıklarını unutmuyorum. kadırgalardan karaya çıkan Beyaz Adam’ın bize neler yaptığını unutma! Onlara büyük suların kıyısında dolaşmaya devam ediyorlar.

Kaynak; Selman Kaya baş -Operasyon -Yakın plan yayınları-S.81-82-83-

Daha fazla bilgi için şu linklere bakabilirsiniz;

Kitap Özetleri-Tüm Linkler ;http://yakintarihimiz.org/kitap-ozetleri-tum-linkler.html

Google Aramaları

  • operasyon kitabı özeti
  • operasyon kitabı
  • selman kayabaşı operasyon ozet
  • operasyon selman kayabaşı
  • selman kayabaşı operasyon
  • karar odası
  • selman kayabaşı hançer
  • operasyon kitap ozeti
  • selman kayabaşı operasyon 2 ne zaman çıkacak
  • operasyon kıtap

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*