Son Haberler
Anasayfa » Genel » ŞEYH SAİD DİNCİ NAKŞİ AYAKLANMASIYDI

ŞEYH SAİD DİNCİ NAKŞİ AYAKLANMASIYDI

ŞEYH SAİD DİNCİ NAKŞİ AYAKLANMASIYDI	Şeyh sait büyük bir ulema olup kendileri Seyyittirler. Bu büyük zat ayrıntıları muhakkak bir gün açıklanır din dışı uygulamalardan dolayı sadece islam için rejime başkaldırmıştır. Kürtlükle ingilizlerle alakası yoktur.. Amaç horlanan islama hizmettir. ALLAH DERECELERİNİ ALİ EYLESİN..

NOT: Dincinin tersi yani zıttı dinsizdir..

Şeyh sait konusunun Atatürk ve Cumhuriyet üzerinden tekrar dillendirilerek milletimizin yalnış yönlendirildiğini basından takip etmekteyiz. Tekrar etmekte fayda var Şeyh sait olayı kısaca şöyle gelişmiştir.

Cumhuriyetin ilanı sonrası Atatürk ve ittihat ve terakki arasındaki savaş sürerken, Atatürkün toplumu zamanın gerekliliklerine göre aydın, okumuş, hür düşünebilen bireyler olarak yetiştirme gayret ve teşebbüsleri gerek açıktan gerekse gizli olarak engellenmiş. Yapmış olduğu her inkılap, amacına ulaşamadan inönü ve ekibinin derin çalışmaları sonucu baltalanmıştır.

Saltanat kaldırılmıasını bile anlayamayacak durumda olan cahil halkımız bugünlerde bile dini hakikatlerden uzak kişilerce rahatlıkla yönlendirilebilmektedirler. Çünkü saltanatı islam dini benimsemez. İslamda yönetim biata yani seçene ve seçilene yani seçime diğer anlamıyla CUMHURİYETE dayanır. Peygamber Efendimiz sonrasında Cumhuriyet uygulanmış halifeler seçimle iş başına gelmişlerdir. Cumhuriyet yeryüzünde ki en güzel ve ideal yönetim seklidir. Halifelik kaldırılmış çünkü yer yüzünde gerçek manada 4 halife harici halife gelmemiş. Bu halifelik sistemide muaviye zamanında saltanata dönüştürülmüştür. Sonradan adı geçen kişileri halife olarak adlandırmak ne derece doğrudur düşünülmelidir?

Celal Bayar (Eski Cumhurbaşkanı):
“Şeyh Said’in 1925’lerde yapmak istediğini, Humeyni [iran islam devriminin lideri]günümüzde yapmaktadır.”(1)

Kazım Karabekir
(Şark Cephesi Komutanı):“Şark vilayetlerimizde idare-i Örfiyeyi [sıkıyönetim] mucib [gerektiren] hadiselerzuhura gelmiştir. Bu mahdut mıntıkanın harici teşvikatla [dış kışkırtmalarla] bazıemellere nail olmak için halkı dini tahrik ile ihlal ettikleri anlaşılmıştır. Dini aletittihaz ederek mevcudiyet-i milliyemizi tehlikeye koyanlar her türlü lanetelayıktır.”(2)
Kanımca Karabekir paşa diğer isyanları kast etmektedir..

Süleyman Demirel (Eski Cumhurbaşkanı):“Türkiye’de irtica lafları, Şeyh Said isyanıyla beraber başlar. Şeyh Said isyanı mahkemesinin iddianamesinde irtica vardır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nınve Serbest Fırka’nın kapatılmasında da bu iddialar vardır.”(3)

Sadi Koçaş (Eski Başbakan):“Bu ayaklanmada görülen ve iddia edilen en önemli gerekçe dini idi. Laik devletanlayışını hazmedememiş, özellikle dış mihrakların tahrik ettiği sözde dindar ŞeyhSaid ve benzerlerinin açıkladıkları tek gerekçe, ‘din elden gidiyor’ sloganıydı.”(4)

Rıza Nur (Tarihçi, ilk Milli Eğitim Bakanı):“Şeyh Said gayet dindar bir adammış. Medreseler ve tekkelerin ilgası, şapka giydirileceği şayiası bu adamı tehyic [heyecanlandırma] etmişti. Isyan etti. Resmi tahkikat asla milli bir Kürt isyanı olmadığını göstermiştir. Ben bunu orada IstiklalMahkemesi reisliğini yapan Ali Saib’e de sordum. O da ‘asla Kürtlük meselesiyoktur, sırf dindir’ dedi.”(5)

Avni Doğan (Şark İstiklal Mahkemesi Üyesi):“Asilerin propagandaları, Türkiye Cumhuriyeti idaresinin şeriatı kaldırması ve şapka giyilmesi, kız ve oğlan çocuklarının bir arada tahsil yapmaları gibi irticai esaslaradayanıyordu. isyan genişledikçe bu propagandaya Kürtlük cereyanları da karışmaya başladı. Şeyh Said, sağa sola yolladığı emir ve tebliğlerde ‘Emir’ül-Müminin (6)

Cemal Kutay (Tarihçi):“İsyanın gayesi dini kurtarmak ve bilhassa Osmanlı Halifeliğini yeniden kurmakşeklinde gösterilince, Genc ve Diyarbakır dışında bulunan ve Şeyh Said’in manevinüfuzu altında bulunmayan Kürt aşiretleri isyana iltifat etmedi.”(7)

Feridun Kandemir (Yazar):“Şeyh Said’in peşine taktığı adamlarla ayaklanması suretiyle başlayan bu isyan, aslabir ‘Kürt isyanı’ değil, memlekette, bilhassa o devirlerde sık sık görülen mevziiayaklanmalardan biri idi.”(8)

Mahmut Goloğlu (Yazar):“İslam dininin en bağnaz ve tutucu olanlarını içinde toplamış olan Nakşibenditarikatının en çok etkili olduğu Doğu bölgesinde; hükümetin dinsizliği, milletindinsizliğe götürüldüğü, dinin kaldırılmak istenildiği, dinin yitirilmekte olduğu, bunuönlemek gerektiği gibi söylenti ve propagandalarla devrim tepkilerinin belki de enbüyüğü denebilecek olan ayaklanma başladı.”(9)

Metin Toker (Gazeteci-Yazar):“Şeyh Said, bir Kürt lideri gibi davranmaktan ziyade bir ‘karşı ihtilal’in ilk darbecisigibi hareket ediyordu ve açtığı bayrak, hilafet bayrağıydı, şeriat bayrağıydı.”(10)

Uğur Mumcu (Gazeteci-Yazar):“Şeyh Said ve yargılanan diğer şeyhler, amaçlarının ‘Kürtlük’ olmadığını, ‘dinuğruna kıyam ettiklerini’ söylemişlerdi. Gerçekten de ayaklanmanın kökeninde dinsel duygular yer almaktaydı. Türk-Kürt çelişkisi söz konusu bile değildi. Çelişki,laik devlet ile Nakşibendi tarikatı arasındaydı.”(11)

İlhan Selçuk (Gazeteci-Yazar):
“Şeyh Said ayaklanmasında, cumhuriyetçiler ile şeriatçılar çarpıştılar. Çatışmadaki‘etnik’ renk, olayın toplumbilim açısından özünü saptıramaz. Bilimsel yaklaşım, etnik ayrımın da altını çizmekle birlikte, tarihsel dönüşümün cumhuriyetçi-şeriatçıçelişkisini öne çıkarmak zorundadır.”(12)

İsmail Beşikçi (Yazar):“Doğudaki aşiret reisleri, çok çeşitli görevleri bir arada yürütüyorlardı. Bazı aşiretreisleri sadece aşiret reisi olarak kaldıkları halde, bazıları aşiret reisliği ile birliktedini reisliği, yani şeyhliği de beraber yürütüyorlardı. Bazıları ise, hem aşiret reisi,hem dini reis, hem de milli liderlik fonksiyonlarını benimsemişlerdi.. Şeyh Sait,böyle bir liderdir. Şeyh Sait, Palu ve Hınıs’taki çeşitli medreselerin kurucusu, yaniPalevi Tarikatı’nın da başı olduğu gibi, çevredeki aşiretlerin de reisidir. Bu üçfonksiyonun onda birleşmesi kendisini çok güçlü kılmış ve merkezle meydana gelenen büyük çatışmanın liderliğini yapmıştır. Fakat şurası muhakkak ki, Şeyh Saithareketinin ulusal bir niteliği yoktur.. Şeyh Sait isyanı merkezin yetkilerine karşıyapılan ilk büyük çıkış olmuştur. Bu isyanda tamamen dini sloganlar kullanılmış vehareket tamamen irticai mahiyette bir hareket olmuştur. Bu hareketin geniş kapsamlıoluşunun en önemli sebebi, isyanın lideri olan Şeyh Sait’in yukarda söz konusuettiğimiz fonksiyonlara (aşiret liderliği ve tarikat liderliği) sahip olmasıdır.”(13)

Hikmet Kıvılcımlı (Sosyalist lider):
“Şeyh Said isyanı gerek milli, gerekse milletlerarası mikyasta irticai idi.”(14).

İlhan Murad Bardakçı
(Tarihçi):“1925 yılında çıkan Şeyh Said ayaklanmasında, dava bağımsız devlet sorunudeğildir. Şeyh Said’in ihtilal değil, istekler beyannamesi ele geçmeden, kendisi idamedilmiştir. Bu belge, bildiğimiz bir devlet kuruluşundadır. Içinde sadece, Islamiberaberliğin neden ihmal edildiği anlatılır ve kendilerinin devlete sadakatleri hikayeedilir.”(15)

Kadir Mısıroğlu (Yazar): “Şeyh Said’i isyana icbar ettiler. Gözdağı vermek için. Şartları öyle hazırladılar.Ama Şeyh Said Kürtçü değildir. Şeyh Said kurbandır. Aferin iyi yaptı diyemem,onun hareketiyle zulmün ceberruti gücü sabit oldu; başkaları isyan etmemektemazur oldu. Ama hesap yanlışı yaptı, bu kadar insanın öldürülmesine sebep oldu.Yalnız şarka, onu ezerek gözdağı vermek istediler.”(16)

Orhan Türkdoğan (Bilim Adamı):“Manisa’da Nakşibendi tarikatına mensup olan Giritli Mehmet ve arkadaşlarınıntekke ve tarikatlarının kapatılmasına tepki olan ayaklanmaları, 1925 yılınınŞubatında Nakşibendi tarikatının en yoğun olduğu Doğu bölgesinde patlak verenŞeyh Sait ayaklanması ile ortak noktalar taşır. Doğu ayaklanmasının baş yöneticisiolan Nakşibendi Şeyh Sait; dinin elden gittiği gerekçesi ile eyleme geçti.”(17)

Necip Fazıl Kısakürek (Yazar): “Şeyh Said’in Ingilizlerin adamı ve müstakil Kürtlük ideali peşinde olduğu şeni biryalandır. Öyle olsaydı ilk başarılarının ardından cenup [güney] istikametinde sınıradoğru sarkar, Irak Kürtleri ve Ingilizlerle irtibat kurar ve davasına, gerilerini veyardım kaynaklarını sağlamış olarak bellibaşlı bir çevre içinde girişirdi. Bu vaziyette,Türk hükümetinin dine karşı tavrı da, kendi devletinin nizamını kurmak varken onufazla alakalandırmamak gerekirdi. O, dini zedelenmeye doğru giden bir Türk gibihareket etti ve neticelerini hiç düşünmeden kendi öz hükümetini, Ankara’yıtoslamaya davrandı. Bu davranışın sakameti [yanlışlığı] yanında samimiyeti açıktırve Şeyh Said’e, Mahkeme’de verdiği cevaptan da anlaşılacağı gibi, Kürtlük gayretive Ingilizlerle irtibat zilleti isnat etmek vicdansızlıktır.. Bütün bu hadiselerin seyri degösterir ki, Şeyh Said dış ve yabancı desteklerle alakalı olmaksızın sırf kendi başınave sadece inancı uğrunda hareket etmektedir.”(18)

Thomas Bois:“Piran’lı Şeyh Said’in 1925’teki isyanı, hoşnutsuzluğun ilk işareti olmuştur.Müslümanların fanatizmi olarak nitelendirilen bu isyan, Cumhuriyetin reformlarınıtehdit etmesi nedeniyle feodal kalıntıların ve halifeliğin Atatürk tarafından tamamenkaldırılmasına karşı düzenlenmiştir.”(18)

Lord Kinross:“Piran’da başlayan ve Doğu illerine yayılan isyanın elebaşısı Şeyh Sait adında Hınıslı bir aşiret başkanı idi. O bölgedeki Nakşibendi dervişlerinin de başı olan ŞeyhSaid, aşiretini, halifeliğin kaldırılmasına ve Kemalist hükümetin ‘kafirce’ siyasetinekarşı ayaklanmaya çağırdı. 13 Şubat 1925’te, birkaç haftalık sürekli birpropagandadan sonra ‘Allah’ın emriyle’ isyan ilan etti. Yeşil Müslüman sancağıaltındaki kuvvetleri, şeriatı geri getirmek amacıyla, bölgeye yayılarak hükümetbinalarını ele geçirdiler. Jandarmaları tutukladılar. Elazığ ve Diyarbakır şehirlerineyürüdüler. Lakin Halk Fırkası’nın aşırı kanadındakiler, aksi görüşü savunuyorlardı.Bu ayaklanma bir karşı ihtilal teşebbüsü olabilir, Doğu illerinden Türkiye’nin başkayerlerine sıçrayarak, rejimi devirmeyi hedef tutan bir hareket halini alabilirdi.. ŞeyhSait’le adamları, dağlık Doğu bölgelerinde ellerinde yeşil sancak, göğüslerininüzerinde Kur’an-ı Kerim; bankaları, evleri, dükkanları basıp yakarak ‘Hak yolunda’ilerliyorlardı. Türklerden, Tanrı adına teslim olmalarını istiyorlardı. Vaizler onlaracennette ödüller vaat ediyordu. Yerden ve havadan; Halife’nin kendilerindenfedakarlık istediğini, halifelik olmadan Müslümanlığın da olamayacağını bildirenbeyannameler dağıtılıyordu. Şeriat geri getirilmeli; okullarda dinsizlik öğreten,kadınları yarı çıplak gezdiren hükümetin başı ezilmeliydi. Şeyh Sait, Kürt istiklaliyerine din davası ile ortaya çıktığı için komşu kabilelerden kendine fazla taraftartoplayamamıştı. Bunlar bir Nakşibendi dervişinin ruhani başkanlığını kabuleyanaşmıyorlardı.. Şeyh Sait, dava sırasında sakin davrandı.. Din elden gittiği içinisyana kalktığını söyledi. Öteki Müslümanlara kılıç kaldırmakla günaha girdiğinikabul etmedi, onlar nasıl olsa imansızdılar. İsyanı başarabilmiş olsa, medreseleritekrar açarak, şeriatı geri getirecek, Mecelle’yi [Osmanlı hukuku] yenidenuygulayacak; yalancının dilini, hırsızın elini kesecekti. Şeyh Sait sehpaya çıkarken,mahkeme başkanına gülümseyerek: ‘senden hoşlandım, ama kıyamet günündehesaplaşacağız’ dedi.”(19)

Bernard Lewis:“Ayaklanmayı, ‘Allahsız Cumhuriyeti’ devirmeyi ve Halife’yi geri getirmeyi isteyenderviş ve şeyhler yönetmişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal, tekkelerini kapatarak,birliklerini dağıtarak ve toplantılarını, ayinlerini ve özel kıyafetlerini yasaklayarak,dervişlere karşı harekete geçti.”(20)

Paul Gentizon:“Şeyh Said, din adına ‘Cumhuriyetin imansız öncülerine’ karşı koydu.. Dervişler,şeyhler, hatta bazı hocalar, büyücüler, sihirbazlar, istihareciler bir nevi mâlikanesaydıkları bölgelerinde, Cumhuriyetin yenileştirme gerçeğine karşı koymakta yarargörüyorlardı. Bu bakımdan eski sarıklılar, Ankara’dan gelen en ilmi gerçeği bileyanlışlık ve dinsizlikle lekelemek için ellerinden geleni yapıyorlardı.”(21)

Dipnotları(1) Abdi Ipekçi, Inönü Atatürk’ü Anlatıyor, Istanbul 1981, s.25, 26.

(2) Ismet Inönü, Hatıralar, 2.Kitap, Bilgi Yayınevi, Ankara 1987, s.202.

(3) Kurtul Altuğ, “Celal Bayar Anlatıyor, Kritik Olayların Perde Arkası”, Tercüman Gazetesi,12 Ekim 1986
.(112) T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, c.2, s.309 (25.02.1925).

(3) Tercüman Gazetesi, 30 Temmuz 1986, s.9.

(4) Nokta Dergisi, Sayı: 25 (28 Haziran 1987), s.17.

(5) Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, IV, Istanbul 1967, s.1324.

(6) Avni Doğan, Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası, Dünya Yayınları, Istanbul 1964, s.172.

(7) Cemal Kutay, Türkiye Istiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, cilt: 19, s.11505.(118) Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Mustafa Kemal, Cilt: 3, Istanbul 1975, s.225-227).

(8) Feridun Kandemir, “Şeyh Said Isyanı”, Inci Dergisi, Sayı: 16 (28 Haziran 1952), s.20.

(9) Mahmut Goloğlu, Devrimler ve Tepkileri (1924-1930), Başnur Matbaası, Ankara 1972,s.101.

(10) Metin Toker, Şeyh Said ve Isyanı, Akis Yayınları, Ankara 1968, s.17.(122) Uğur Mumcu, “Halklar Kardeştir”, Milliyet Gazetesi, 03 Mart 1992, s.7

.(11) Ilhan Selçuk, “Kıyam!..”, Cumhuriyet Gazetesi, 07 Ağustos 1991, s.2.

(12) Ismail Beşikçi, Doğu Anadolu’nun Düzeni, Sosyo-Ekonomik ve Etnik Temeller, EYayınları, Istanbul 1969, s.210, 212.

(13) Hikmet Kıvılcımlı, Ihtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark), Yol Yayınları, Istanbul 1979, s.194.(126) Zaman Gazetesi, 06.08.1991.

(14) Milli Gazete, 01.05.1990.

(15) Orhan Türkdoğan, “Tepedeki Adam: Mustafa Kemal”, Atatürk Üniversitesi 50.YılArmağanı, Sayı: 2, s.426

.(16) Necip Fazıl Kısakürek, Son Devrin Din Mazlumları, Büyük Doğu Yayınları, 10.Baskı,Istanbul 1990, s. 53, 54, 56.

(17) Thomas Bois, The Kurds, Beyrut 1966.

(18) Arnold J.Toynbee, Türkiye: Bir Devletin Yeniden Doğuşu (Çev.Kasım Yargıcı), MilliyetYayınları, Istanbul 1971, s.288.

(19) Lord Kinross, Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Milliyet Yayınları, Istanbul 1965,s.605, 607, 610, 611

.(20) Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu (Çev.M.Kıratlı), 2.Baskı, Ankara 1984, s.266.

(21) Paul Gentizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu, (Çev. Fethi Ülkü), T.C. Kültür ve TurizmBakanlığı Yayınları, Ankara 1983, s.106.

(22) Martin van Bruinessen, Agha, Shaikh and State, On the Social and Political Organization ofKurdistan, Utrecht 1978, 468 s.; Türkçe basım: Ağa, Şeyh ve Devlet, Kürdistan’ın Sosyal vePolitik Örgütlenmesi (Çev.Remziye Arslan), Öz-Ge Yayınları, Ankara [tarihsiz (1992?)], s.324,352-355, 358, 364-367, 370.

(23) Martin van Bruinessen, a.g.e., s.351(137)

Google Aramaları

  • saltanatın kaldırılması
  • şeyh said dinsizlik geliyor
  • ŞEYH SAİD İSYANI PDF
  • şeyh said paul islam davası
  • şeyh said ayaklanması
  • kadir mısıroğlu şeyh said isyanı
  • seyh sait ayaklanması tarihçilerin ilginç söylentileri
  • çağdaş türkiye tarihi 4 cilt Şeyh Sait Pdf
  • saltanatın kaldırılması mustafa armağan
  • şeyh said isyanının gerçek yüzü

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*