Son Haberler
Anasayfa » Kitaplardan Alıntılar » Tek Adam Efsanesi Doğuyor

Tek Adam Efsanesi Doğuyor

Tek Adam Efsanesi DoğuyorÜlkede artık bütün işler M.Kemal’in ismi etrafında dönemeye başlamıştı.Bu durum basından Meclis’e kadar uzanmış bulunuyordu.nitekim 21 Ağustos 1923 günü Lozan Barış Antlaşması müzakere edilirken Meclis’te Dışişleri Komisyonu Başkanı Yusuf Kemal Tengirşek Bey şunları söyledi;”M.Kemal bu senin eserindir ki bu eser Türk’ün özgürlük ve bağımsızlığıdır”

Oturumdan sonra Yusuf Kemal Bey’e koridorda rast geldim ”Paşa sizi de tebrik ederim”dedi,”Bu eserde en büyük hisse sizindir”Ben de kendisine şu cevabı verdim:”Millet kürsüsünden en küçük bir hisse vermeniz bundan daha değerli olurdu”

İki gün sonraydı.O gün konuşma yapma sırası İsmet Paşa’daydı.Meclls Bahçesi’nde kendisine raslayınca Yusuf Kemal Bey’in Meclis’teki sözleriyle bana özel olarak söylediklerini hatırlatarak kendisinin de herşeyi Gazi’ye bahşetmesi durumunda tarihe karşı haksızlık edilceği gibi,gelecek için de Gazi’ye istediğini yapabilcek bir kudret vermiş olcağını,bunun önüne hiçbirimizin geçemeyeceğini anlattım.”Bugün herşeyi ben yaptım” diyebilen bir adamın,bundan sonra da ”Herşeyi ben yapacağım” diye ortaya çıkararak ne denli tehlikeli maceralara atılabileceğine tekrar Enver Paşa’yı örnek gösterek İsmet Paşa’nın dikkatini çektim.

İsmet Paşa benim yüzüme karşı ”Merak etme,bu önemli noktayı unutmam” dese de,Meclis’teki sözleri aynen şöyle oldu;

”…Bu kadar ağır sorumlulukları almak için ve bunların içinde en büyük zorluk karşısında dahi hedefe karşı yürümek için malik olduğum kuvvet kaynağı,özellikle BMM Başkanı M.Kemal Paşa’dır(…) Bu sağlam görüşü gerek savaş hayatında,gerekse barış hayatında bize gösteren M.Kemal olmuştur.Aldığım görevlerde başarıya ulaşmada gerek savaşta,gerekse barışta başlıca etken olarak M.Kemal Paşa’yı milletin karşısında ifade ediyorum”

M.Kemal kendisine yönelik takdir yarışlarını büyük bir zevkle dinledikten sonra milli ve askeri işlerimizin temelini kuranları,canla başla çalışanları kısacık olsun Meclis kürsüsünden millete ve tarihe emanet etmeye artık gerek görmedi.Bundan da en çok kim yararlandı?Tabii ki etrafına topladığı değersiz kimseler…M.Kemal’den başka ortada kimse bırakılmadı.O,kurtardı ve o kurtaracak teranesi,,hazıra konmak isteyen dalkavukların dillerine destan oldu.

Artık her akşam onun yüze karşı methiye düzme yarışı aldı yürüdü.Gazi bütün bu yeni çevreyi,İkinci Meclis’inde kazanmıştı.Benim de içinde bulunduğum bu Meclis’in çehresi pek garipti:Sarıklı sarıksız muhafazakarlar,ilericiler,din ve ahlaka karşı çıkan züppeler yapay bir birlik gösteriyolardı.

Meclis genel görüntüsü itibarıyla M.Kemal’in emrine ram olmuştu.O sağa da,sola da gitse hep beraber ona ayak uyduracaklardı.Dışarıda kendi emekleriyle hayatlarını fakirce kazanabilen bu zümre,pek az istinasyla şimdi devlet hazinesinden zenginleşiyor ve ihsanlara da gark oluyor, aristokrat bir tabaka halini alıyordu.Bunlar da mensuplarını memnuniyetlere kayırarak veya kazandırarak etraflarında tabakalar teşkil ediyordu.

İşte Cumhuriyet hükümeti,Türk milletine feyzini bu suretle dağıtıyordu !

Çelik levhalar,trenlerle demir fabrikalarına götürülen maden cürufunu nasıl mıknatıslıyor,bir vinçle,vakunlarla kendisine çekip yapıştırıyorsa,M.Kemal’de bütün İstiklal Savaşı’nın banisi sıfatını takınınca benzer bir kudretin sahibi olmuştu.Onun kendisine çekmediği,yanlız belirli ağır parçalardı.

İstiklal Savaşımızın bu bilinçsiz ve yapay sonuçlarından üzgün olanlar,vatanseverler vardı fakat çok azınlıkta kalmışlardı.

Kaynak:Mustafa Armağan – Kızıl Pençe

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*