Son Haberler
Anasayfa » Genel » Topal Osman Kimdi? Osman Ağa’nın hayatı…

Topal Osman Kimdi? Osman Ağa’nın hayatı…

Tarık Emir TAN – 22 Ağustos 2012 

 

TOPAL OSMAN AĞA


Topal Osman Ağa 1883 senesinde Giresun’un Hacıhüseyin Mahallesinde doğmuştu. Babası Hacı Mehmet Efendi Giresun vilâyetinin tanınmış kişilerinden biriydi. Oğluna 3.Halife’nin ismi olan; Osman, ismini koymuştu.
Küçük Topal Osman Ağa, 10-12 yaşlarında mahallede oyun oynarken, 20-30 kişilik arkadaşlarını o yönetir ve hep savaş oyununu seçerdi. Her zaman kumandanları o olurdu. Bluğ çağını 1-2 yaş geçmişti ki Giresun’da ağırbaşlığı,efendiliğiyle tanındı. Bu yüzden 15 yaşlarında ona “Ağa” denmeye başlandı. 17 Yaşına geldiğinde Rum çocukların korkulu rüyası olmaya başladı. Rum çocuklarını sokak ortasında tokatlıyor ve “En büyük Osmanlı!” dedirttiriyordu. -1-

Delikanlılık yaşlarında Balkan Harbine katıldı. Oysa ki buna hiç gerek yoktu. Çünkü ailesi gerekli olan bedeli ödemişti. Fakat onun vücüdundaki vatanseverlik, damarı hiç bir zaman kesilmeyecekti. İşte bu harpte dediğimiz hadise meydana geldi. Çorluda sağ bacağına bir şaranpel parçası indi ve Osman Ağa yaralandı. Şişli Hastanesine götürülerek orada 8 ay boyunca kaldı ancak bacağı eski haline döndürülemedi. Bu yüzden Osman Ağa’ya Topal mahlasıda eklenmiş oldu. -2-

Topal Osman Ağa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşte Osman Ağa için 1913 yılı ıstırab yılıydı. Bacağındaki yara acılara sebep oluyordu. Bu sırada Bulgarlar; Devlet-i Aliyye-i Osmaniye’den kopardıkları topraklarla bağımsız bir devlet kurma çabasındaydılar.
1914; Osmanlı I.Dünya Savaşı’na girince Osman Ağa yaralı bacağıyla yatakta baş başa kalamadı. Ayağa zorda olsa kalktı. Hacıhüseyin Mahallesindeki kahvehanede arkadaşlarıyla bir toplantı düzenledi. Toplantı sonucunda Batum’a gitme kararı aldılar. Batuma Giresun’da 150 kişiyle gittiler. Batuma vardıklarında karşılarında Rusları gördüler.
1916’da Trabzon işgal edildi. Karadenizde Ruslar geziyordu gemilerle…
Bunu durdurmak 150 den az kişiyle olmazdı. Osman Ağa asker kaçaklarını aramaya başladı ve kendi grubuna kattı. 150 kişilik grub şimdi 800 kişiydi.
800 Kişilik grup Harşıt Ormanlarındaki Ruslara bir baskın düzenleyerek,onlara ağır bir darbe indirdi. -Bu başarı Ordu Defterlerinde yer almaktadır.- Ruslar 1917’de savaştan çekildi…
Rus Ordusu sözünde durmayabilirdi. Bu yüzden Rus Ordusunu takip eden Batuma kadar takip ettiler.
Takvimler 1918 ‘i gösterdiğinde Osmanlı, Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladı.
Osman Ağa Giresun’a geldiğinde gördüğü durum kötüydü. Belediye Başkanı Hacı Bey yaşlandığı için görevini yapamıyorlardı. Osman Bey kimseye danışmadan Belediye Başkanlığı koltuğuna oturdu. İşte bu durum tarih kitaplarına şöyle geçti;
“Osman Bey Giresuna geldiğinde Hacı Bey -vilayet reisi- yaşlanmıştı. Giresunlular, bu göreve en layık olan kişi olarak Osman Bey’i işaret ettiler. Osman Bey bu görevi istemiyordu. Yükseklerde gözü yoktu.”
Küçüklüğünden beri,oyunlarda bile başkanlığa,komutanlığa alışmış birisi Reislik görevini red edebilir mi? Hatta o zaman Reis olursa elindeki imkânlar daha da genişleyecekti.
1918 Yılında Reislik görevine başladı. Halk bu duruma sessiz kaldı. 1919’un Nisan ayındaki gelen haberle görevden feragat etti. Haberde “Osman Ağa’yı ya ölü ya da diri yakalayın gelin!O ki tehcille aranandır..!” yazıyordu.-3-
Osman Bey önce Keşap’a sonra Şebinkarahisar’a kaçtı.
Osman Ağa kaçtığı sırada Rum Çeteleri yavaş yavaş sahillerden Giresun’a girmişti. Şehirde Güvenlik güçleri etkisileştiğinden asayiş çökmüştü. Bu fırsattan yararlanan Pontusçular Rum Mektebin’e dev bir Yunan Bayrağı asmışlardı.

Osman Ağa (Sağda) ve Askeri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osman Ağa’ya gelen bu haber onu Giresun’a getirmeyi başarmıştı. Hemen çetesini kurarak Rum Mektebi güvenliğini etkisizleştirerek içeri sızmayı başardılar. Korkulu rüyaları olan Osman Ağa’yı gördüklerinde çok şaşıran Pontusçular silahları bu panik atakla camdan aşağı attılar ve Osman Ağa’nın çetesine,kendisine yenik düştüler.
Osman Ağa, Topal bacağıyla bu Pontusçuların haklarından gelmiş, Yunan bayrağı yerine Türk bayrağı asmıştı.
Bayrak olayı yöneticilerin kulaklarına gittiğinde, af meselesine daha titiz yaklaşmaya başladılar. Fakat bu af Mustafa Kemal’in Havzaya gelmesiyle olacaktı….
Mustafa Kemal Havza’ya 18 kişilik bir ekiple 25 Mayıs 1919 sabahı ayak bastı. Bu 18 kişi şunlardır;
1- Kurmay Albay Re’fet Bey (General BELE)
2- Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General K.DİRİK) (Müfettişlik Kur.Bşk.)
3- Dr. Albay İbrahim Tali Bey (ÖNGÖREN) (Müfettişlik Sağlık Başk.)
4- Kurmay Yarbay Mehmet Arif Bey (AYICI) (Kurmay Bşk.Yard.)
5- Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey (GEREDE) (Karargah Erkan-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyasat Şube Müdürü)
6- Topçu Binbaşı Kemal Bey (DOĞAN) (Müfettişlik Topçu K.)
7- Doktor Binbaşı Refik Bey (SAYDAM) (Sağlık Başk.Yard.)
8- Yüzbaşı Cevat Abbas (GÜRER) (Müfettişlik Baş Yaveri)
9- Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY) (Kurmay Mülhakı)
10- Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE) (Kurmay Mülhakı)
11- Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV) (Müfettişlik Emir Subayı)
12- Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY) (Karargah K.)
13- Üsteğmen Hayati (Kurmay Başk. Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Amiri)
14-Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇİ) (Kurmay Mülhakı sonra 3. Kor.K.Yaveri)
15- Üsteğmen Abdullah (KUNT) (İaşe Subayı)
16- Teğmen Muzaffer (KILIÇ) (Müfettişlik 2. Yaveri)
17- 1.Sınıf Katip Faik (AYBARS) (Şifre Katibi)
18- 4. Sınıf Katip Memduh (ATASEV) (Şifre Katibi Yardımcısı)
Kemal Paşa, Havza’ya gelmeden önce geleceğine dair, Havza Kaymakamı Fahri Bey’e telgraf çeker. Fahri Bey bugünkü Atatürk Evi olan Mesudiye Oteli sahibi Muzaffer Bey’e oteli boşaltmasını ister. Muzaffer Bey’in oteli 50 kişi olan silahlı, Pontusçularla doludur. Muzaffer Bey zorda olsa Pontusçuları otelinden çıkarır.
Mustafa Kemal Paşa,Havza’ya gelince Osman Ağa’ya haber yollar. 29 Mayıs 1919 ‘ da gizlice Havza’nın İmaret Mahallesindeki virane bir evde görüşürler. Osman Ağa sivil ve yanında arkadaşını getirerek gelmişti.
Mustafa Kemal Paşa, Osman Bey ile kahve yudumlarken; Karadeniz’in,Anadolu’nun,Giresun’un durumunu soruyor; hem fikir alış-verişi yapıyor hem de,Osman Bey’in düşünceleri hangi yönde diye gözetliyordu. Kemal Paşa ile aynı düşünce hudutu içerisinde olan Osman Bey hakkında, Kemal Paşa; Vahdettin Sultan’a bir telgraf çekerek, Osman Bey’in devlete zararı olmadığını, Devlete yarar işler içerisinde olduğunu belirtti. Bir kaç gün geçti ve Osman Ağa’nın yakalanma kararı kalkmıştı.
Osman Ağa tekrar Giresun Vilayet Reisi olmuştu. -Seçilmemişti; olmuştu…-
Ankara’da Mustafa Kemal’in köşküne 14 kişilik grubuyla gittiğinde, Kemal Paşa’nın dikkatini giyinmeleri çekmişti. Osman Ağa’ya kıyafetlerindeki malzemelerin anlamı nedir, diye sorduğunda Osman Ağa hepsini sıraladı; Yağdanlık,Fişeklik,Kaldanlık diye sıralamaya başladı. Kemal Paşa’nın dikkatini sadece birinde bulunun 2 değişik aksesuar çekmişti bu sefer. Bu sefer onu sorunca; Bu kemençedir Paşam, cevabını ve ardından Kemençenin tarihçesini ve kullanıldığı yerleri aldı. Kemal Paşa, O zaman bir oynasınlarda görelim, demişti. Oyun başlamıştı. Oyun sırasında bir silah sesi duyuldu fakat kimse farkına varmadı. Neden sonra Hüseyin’in dizinden aşağı kanlar akmaya başladığını görünce Kemal Paşa; oyunu durdurdu ve hekimlerin çağırılmasını istedi. Hüseyin “Gerek yoktur paşam,biz nicesini gördük. Böyle küçük yaralara alışkınız.” dedi. Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin’in bu dediğini duyunca çok coşkulandı. Osman Ağa ‘ya dönerek “Ağam, izin verin bunlar benim muhafızlarım olsun.” dedi. Osman Ağa; Emrinizdir Paşa Hazretleri(!? Hazret-i ve Hazret; Allah dostlarına verilen mahlas) dedi ve çeteye dönerek; Paşa’nın kılına bir şey gelsin, sizi Giresun’un sahillerinden, Sivastopol’a kadar yüzdürürüm, dedi kızarcasına. Kemal Paşa, Osman Ağa’nın bu son dediğine çok gülmüştü.

Muhafızlar,Halk ve Kâmal Paşa

Muhafızlar Atatürk’ün yanından bir dakika bile ayrılmıyorlar. Soldave Sağda başı bağlı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osman Ağa, Fevzi Paşa -Fevzi Çakmak- ‘yı ziyaret ederek, gönüllü bir alay kuracağını söylemişti. Kendisine 47.Giresunlular Gönüllü Alayı verilmişti. Alay Sakarya Savaşı’na, ardından Büyük Taaruz’a katılmıştı. Ayrıca Koçgiri İsyanı’nıda Osman Ağa bastırmıştı. Kendisine Yarbay rütbesi ve İstiklal Madalyası verilmişti. (İnşallah diğer yazılarımda Koçgiri İsyanı’na değinirim.)

Ankara’ya tekrar geldiğinde Mecliste görevli ve Mustafa Kemal’in sağ koluydu. Mecliste gerilim yaşanıyor ve Lozan’a, Ali Şükrü Bey karşı çıkıyordu. Mecliste Lozan görüşmeleri ile ilgili bir oturumda Ali Fuat Cebesoy’un anlatımıyla şunlar yaşanıyordu: “… Gazi Paşa konuşurken Meclis’e sinirli bir hava hâkimdi. Mustafa Kemal Paşa kürsüyü terk etmiyor, sualleri cevaplandırıyordu. Mebuslardan bir kısmı bulundukları yerlerden ayağa kalkmış konuşuyorlar, bir kısmı kürsünün etrafına gelip Gazi’ye cevap yetiştiriyorlardı. Bunların arasında Ali Şükrü Bey de vardı. Paşa, sözlerini tamamladıktan sonra Ali Şükrü Bey’in, ‘Ben de konuşacağım’ demesi üzerine hiddetli bir tavırla, ‘Bir haftadır konuşmalarınızla memleketi zarardide ediyorsunuz’ diyerek elleri cebinde, asabi bir halde kürsüden indi ve ‘Maksadınız ne?’ diye bağırarak Ali Şükrü Bey’in üzerine yürüdü. Bu sırada birinci ve ikinci gruba mensup mebuslardan bazıları Meclis salonun ortasında biribirlerine bağırmaktaydı. Gürültüler şiddetliydi, asabi hareketler oluyordu. Ali Şükrü Bey, ‘Kimseyi ithama hakkınız yoktur’ diye bağırıyor, Sinop Mebusu Hakkı Hilmi Bey, ‘Meclis’te emniyet yok mudur?’ diyordu. İki grup biribirine hasım cephe teşkil etmişlerdi. Bu durum biraz daha devam ederse müessif hadiselerin olması kaçınılmazdı. İş tabanca ve saire kullanmaya kadar varabilirdi. Güvenliği sağlamak için görevlileri içeri çağıramıyordum zira gizli celse yapılmaktaydı.”

 

İnönü,Osman Ağa ve Kamal Paşa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

27 Mart 1923 günü Ali Şükrü bey mecliste gözükmez. İkinci grup, hastalığında bile gelmemezlik yapmayan liderlerini merak ederler. 27-28-29 derken telaşlanan grub hemen Ali Şükrü Bey’i aramaya kalkışırlar. Meclisi alt üst eden, “Başkan nerde!?” diyen İkinci Grup Mustafa Kemal’den şüphelenir. 29 Mart 1923, öğle sıralarında Mühye Köylü bir çoban telaşlı bir şekilde Çankaya’ya iner ve güvenlik güçlerini bulur. Resmi takım elbiseli gözlüklü bir beyin ormanda cesedini gördüğünü söyler. Haber çok geçmeden Meclise gelir. Meclis toptan Mühye Ormanlarına “Acaba Şükrü Bey mi!?” diyerek giderler ve karşılarında İkinci Grup liderini görürler. İkinci Grup telaşlanarak yer yerini aramaya başlar. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa Çankaya’dan ayrılmıştır.
Ali Şükrü Bey’in cesedi bulunduğunda avucu sıpsıkıydı. Avucunu açtıklarında Topal Osman’ın evindeki sandalyelerden birinin hasırının parçası vardı. Şimdi anlaşılır ki Mustafa Kemal’in yaveri Topal Osman, Şükrü Bey’i boğarak öldürmüştür.
İkinci Grup, Mustafa Kemal Paşa’nın grubuna; Kemal Paşa nerdedir!? Böyle bir aşalığı yaveri yapmıştır! derler. Yalnız Mustafa Kemal’in (yazımdada belirttiğim gibi) Çankaya dışına çıktığı kanısına varırlar.
Tam bu sıradada İkinci Grup, Meclise; Şükrü Bey’in katili kimse meclis kapısının önünde cesedi salladırılacak! yasasını öne sürer.

Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu sürede Topal Osman durumu anlar ve Çankaya Köşküne -yani Kemal Paşasına- sığınır. Fakat Paşasını en kötü gününde yanında bulamaz.
1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece Topal Osman’ın kapısı çalınır. Kapıdakiler Askeri Güçlerdir. Topal Osman her soruya “Kemal Paşa” nerde diye cevap vermekte, Askeri Güçler sanki Topal Osman’ın emrinde çalışırmış gibi laubali bir şekilde onlara bakmaktadır.
En sonunda teslim olmayı red eden Topal Osman çatışma sonucu yaralanır. Hasta hane’ye gidilecek sırada ölür. Başı kesilerek toprağa gömülür.
Meclisteki Şükrü Bey Katil Yasası kabul edilir. 5 Nisan günü Topal Osman mezarından çıkartılmış, ayağından sallandırılmış bir şekilde Meclisin kapısının önüne asılır. 6 Nisan günü tekrar gömülür. -7-

1-Erden MENTEŞEOĞLU
2-Süleyman Beyoğlu
3-Ayhan YÜKSEL
yazıda belirtilmeyen kaynaklardır;
4-Dr.Rıza Nur
5-Ayşe Hür
6-Seyfullah Çiçek ‘in yazıları okunarak, bu derleme yapılmıştır. Teşekkürler.
-7- Tarık Emir TAN

Google Aramaları

  • topal osman kimdir
  • \\osman topal\\
  • topal osman ağa
  • yıllara göre şehitlerimiz 2012
  • topal osmanı kim öldürdü
  • topal osman ağa kimdir
  • topal osman kimdir hayatı
  • topal osman resimleri
  • topal osmanın hayatı
  • topal osman hain mi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*