Son Haberler
Anasayfa » Genel » YENİ BÜROKRASİNİN TARİH BAŞLANGICI: TANZİMAT FERMANI

YENİ BÜROKRASİNİN TARİH BAŞLANGICI: TANZİMAT FERMANI

YENİ BÜROKRASİNİN TARİH BAŞLANGICI: TANZİMAT FERMANIAbdülmecid’in padişahlığı ile birlikte, Reşid Paşa Avrupa’da verdiği sözleri yerine getirmek için hummalı bir faaliyete girişir. Bu faaliyetlerin temel vesikası ise, 12 Ağustos 1839’da İngiliz Hariciye Nâzırı Palmerston’a Fransızca olarak sunduğu layiha muhtıradır. Bu metin,altı defa sadrazamlık ve dört defa Hariciye Nazırlığı yapan, ıslahat hareketlerinin ilk önemli siması,”Büyük” ve”Koca” sıfatlarıyla anılan, “büyük bir siyaset dehası” olarak kabul edilen,”Yenileşmeci/Batılılaşmacı” bürokrasimizin babası olan bir kişinin, kendi devletinin içişlerine yabancıların müdahale imkânlarını ve takip edecekleri usûlleri ortaya koyan bir vesikasıdır.

Bundan sonra Avrupalılar için Mustafa Reşid Paşa’nın muhtırada belirttiği usûllere uymaktan başka yapacak birşey kalmamaktadır. Paşa bu lâyihada, reformların Osmanlı sarayının iç idare sahasına müdahale etmeden gerçekleştirilemeyeceğini ifade eder.

“Üstelik Osmanlı Devletine yapılacak teklifleri tek bir ülke değil, ittifak halindeki bütün büyük devletler getirmiş olacaktır. Onun için de bu devletlerin hiçbiri Osmanlı sarayının iç işlerine tek başına karışma bahane ve önceliğini bu istisnaî durum dolayısıyla sağlayamayacaktır”.

Reşid Paşa,Batılılara şu ipucu müjdeyi verir:

“Osmanlı Padişahının küçük oluşu dost güçlerin (devletlerin)kendine doğru yolu göstermesine imkân vermektedir”.

Reşid Paşa, Batılılara karşı önemli bir direnme unsuru durumunda bulunan ilmiye sınıfının (ilim adamları, kadılar ve din adamları) eski gücünün kalmadığını belirtir. Bu, Batılılara büyük bir kolaylık sağlayacaktır.

“Her türlü durumda bir ıslah imkânı meydana getireceği besbelli olan bu yollar şu anda devlet işlerinin başında bulunan insanların Avrupalı devletlerin teveccühünü kazanmasına vesile olacaktır. Hiç şüphe olmasın ki,bunlar, bu teveccühten faydalanmak düşüncesiyle bu devletler tarafından yapılan bütün teklifleri güçlük çıkarmadan tezelden kAbullenecektir”.

Reşid Paşa, bazı hallerde sonuç alamamaları halinde Avrupa devletlerinin elçilerinin Divan’a (Osmanlı Hükümeti) baskı yapmalarını da tavsiye ediyor.

“Bu açıkça görüldüğü gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun vesayet altına konması demektir. Muhtıra metni en ufak ayrıntılarına kadar, neresinden bakılırsa bakılsın böyle bir niyeti dile getirmekte ve hatta bu konuda yapılan baskıların yetersiz olduğundan yakınmaktadır”
.
Osmanlı ülkesinde idarenin dizginlerini ele geçiren Reşid Paşa, Padişahı, Tanzimat Fermanı’nın ilanına ikna eder. Bir komite kurulur. Bürokratlar, yapmak istedikleri şeyleri yabancı elçiliklere duyurmayı da ihmal etmeden faaliyet gösterirler. Nihayet, Kasım ayında,yabancıların rağbetini temin edebilmek için pazar günü seçilerek, ferman okunur. Devlet idarecileri, cemaat temsilcileri dışında, yabancı elçilik mensupları ve Reşid Paşa’nın davetlisi Fransa kralının oğlu Prens Jouanvill de dinleyiciler arasındadır.Tanzimat Fermanı’nın bütününün içinde, bürokrasinin yabancı menfaatlere alet oluşu ile kendi menfaatini gözettiği dikkatlerden kaçmaz. İktidarın merkezîleşmesi, vergi ve gelir kaynaklarının merkezî idareye akıtılması, padişah otoritesinin sınırlanması, sultanın ihmali görülen idarecileri idamla cezalandırmasının önlenmesi bu meyanda zikredilebilir. Böylece Türkiye’de yabancı baskıların meşrulaştığı bir devre girilirken, Osmanlı Devleti’nin temellerine de dinamit konulmuş olmaktadır.

OSMANLI DEVLETİ’NİN İSLÂMİ VASFININ DARBELENMESİ

Osmanlı Devleti bir islâm devleti idi. Bütün nizamını İslâm esasları dairesinde tanzim etmişti.Bütün müslümanların topluluk, cins, ırk vb. bağlılıklarına bakılmaksızın eşitliği esastı. Yani,devletin aslî unsuru müslümanlardı. Islâmî otoriteyi halife-padişah temsil ederdi. Fetihle ele geçirilmiş olan İslâm ülkesinde, başka dinlerden olanlar, yani zımmîler, devletin himayesinde,iş, inanç ve yaşayışlarında serbesttiler. Tanzimat fermanı, müslümanlarla müslüman olmayan tebayı eşit ilan etmekle, müslümanları devletin aslî unsuru olmaktan çıkarıyor, Osmanlı Devleti’nin Islâmî vasıfını aşındırmış oluyordu. Böylece devletin sahibi ve hakimi müslümanlar olmaktan çıkıyor, bulanık ve karışık bir Osmanlı milleti kavramı ortaya atılıyordu. Bu sebeplerden Tanzimat, kendi medeniyetimize (baştaki şeriat övgülerine rağmen) karşı idi. Bu yüzden, müslümanlar Tanzimat’ın karşısında oldular. Buna mukabil Batılılar kendi medeniyet ve inanışlarına uyduğu ve menfaatlerine yaradığı için sempati ilekarşıladılar.Tanzimat üzerine bir kitap yazmış olan Engelhardt, Fransızların, Tanzimat’ın Türklerin asılkaynaklarıyla ilişkilerini keseceğini, karakterlerini kaybetmelerine sebep olacağını he-sapladıklarını itiraf eder.

“Bu verimli deneme uzun sürmedi” diye hayıflanır.

“Müslüman direnişi pozisyonların çoğunu yeniden ele geçirdi. Şurada Avrupa fikirlerine, orada Avrupalılara karşı çıktı gelişmeyi prensip olarak reddediyor veya yalancıların yardımı olmadan başarılması gerektiğini ileri sürüyordu”^

Engelhardt, Rusların Osmanlı reformları konusundaki görüşlerini de şöyle nakleder:

“Türkler Türk kaldıkça, yani Hıristiyanlarla aralarında kesin bir sınır çizen Kur’an-I Kerîm’in doktrininden vazgeçmedikçe (reformlar, yenilikler) uygulanamaz”

Batılılar içinde Tanzimat Fermanı ve Osmanlı ıslahat hareketlerine namuslu bir gözle bakan nâdir batılı şahsiyetlerden birinin Avusturya Başvekili Prens Meternih olduğu görülmektedir.Meternih, Avusturya’nın istanbul elçisi Aponyi’ye gönderdiği mektupta, Osmanlı Devleti’nin Islâmîlik vasfını kaybetmesinin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini açıkça ortaya koyar.Meternih, Osmanlı Devleti’nin çöküşünde, III. Selim’le başlayan ıslahat hareketlerinin de rolü olduğunu belirttikten sonra, bu hatalı yolun terkinin Osmanlıların menfaatine olduğunu ifade eder:

“Hükümetinizi, varlığınızın temeli olan ve padişah ile müslüman teb’a arasında başlıca bağlılığı sağlayan dînî kanunlara saygı esası üzerine kurunuz. Zamanın ihtiyaçlarına göre hareket ediniz ve zamanın doğurduğu ihtiyaçları göz önünde bulundurunuz. İdarî işlerinizi düzene koyunuz ve düzeltiniz, lâkin âdetlerinize ve yaşayış tarzlarınıza uymayan bir idare usûlü kurmak için eski idareyi yıkmayınız. Aksi takdirde, padişahın yıktığı ve harap ettiği şeylerin değerini yerine koydukları kadar bilmediğine inanmak gerekir”.

“Avrupa medeniyetinden, sizin kanun ve nizamınıza uymayan kanunları almayınız. Çünkü Batı’nın kanunları hükümetinizin temeli olan kanunların dayandığı usul ve kaidelere katiyen benzemeyen kaideler üzerine kurulmuştur. Batı memleketlerinde temel olan şey, Hıristiyan kanunlarıdır. Siz Türk kalınız, lâkin madem ki, Türk kalacaksınız şeriate uyunuz. Diğer dinlere karşı müsaadekâr olmak için şeriatin size sağladığı kolaylıklardan faydalanınız”.

Meternih, ıslahat faaliyetlerinin Batı taklitçiliğine dayandırılmasının islâm memleketleri için zarardan başka netice doğurmayacağını ifade ederek mektubuna son verir

Batılılaşma İhaneti – Mehmed Doğan

Google Aramaları

  • tanzimat fermani kadir misiroglu
  • tanzimat bürokrasisi
  • kadir misiroğlu tanzimat
  • tanzimat fermanı ve meşrutiyet kadir mısıroğlu
  • bürokrasi tarihi
  • tanzimat burokrasi ilişkisi
  • tanzimat bürokrasisi nasıl oluşmuştur
  • tanzimat fermanı ile ilgili makaleler
  • tanzimat fermanı makale

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*