Son Haberler
Anasayfa » M.kemal’e ait olmayan sözler; » Yeni (Tfc İlerici Cumhuriyet fırkası ) partinin adının “Cumhuriyet” olacağını öğrenen Halk Fırkası, (günümüzdeki -chp ) 10 Kasım 1924’te Halk Fırkası’nın başına “Cumhuriyet” kelimesini ekleyerek CHF adını almıştır.

Yeni (Tfc İlerici Cumhuriyet fırkası ) partinin adının “Cumhuriyet” olacağını öğrenen Halk Fırkası, (günümüzdeki -chp ) 10 Kasım 1924’te Halk Fırkası’nın başına “Cumhuriyet” kelimesini ekleyerek CHF adını almıştır.

Yeni (Tfc ;İlerici Cumhuriyet fırkası ) partinin adının “Cumhuriyet” olacağını öğrenen Halk Fırkası, (günümüzdeki -chp ) 10 Kasım 1924’te Halk Fırkası’nın başına “Cumhuriyet” kelimesini ekleyerek CHF adını almıştır.

Türkiye Kurtuluş Harekatı (milli mücadele) Birinci Türkiye meclisinin ’nin iradesi ile başlamıştı. Dindarlardan, din adamlarından, liberallerden, kısacası “Türkiye halkı”nın tüm renklerinden oluşan demokratik bir guruptu.Karabekir Paşa ve onun gibi düşünen (Yüzde sekseni milli mücadele komutanı) ““hürriyetçiler” (paşalar) 1924 Eylülü’nde Terakkiperver (ilerici) Cumhuriyet Fırkası’(partisi) nı kurdular. Bu arada yeni (”TFC” İlerici Cumhuriyet fırkası yani partisi) partinin adının “Cumhuriyet” olacağını öğrenen Halk Fırkası, (günümüzdeki -chp ) 10 Kasım 1924’te Halk Fırkası’nın başına “Cumhuriyet” kelimesini ekleyerek CHF adını almıştır.(1-2-3-4)

Kaynak; 1:Tarihci T. Zafer Tunaya 2:Program maddesi, “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3: Pope, Nicole; Pope, Hugh. [1997] 2004. Turkey Unveiled: A History of Modern Turkey. New York: The Overlook Press. 54. 4;Mustafa Akyol-Yakın Tarih

Lozan’daki gelişmelere karşı çıkan “ilk meclisin” tasfiye edilmiş, İsmet Paşa’nın koparabildiklerine asla ses çıkarmayacak yeni bir meclisin toplanmış olmasıdır! Cumhuriyet kuşaklarına… Öğretilmediği için de, bugün basında “Atatürk ülkemize demokrasiyi getirdi” yazabilen zavallılar türemiştir.Bunu yazanlar, ertesi yıl CHP’ye rakip çıkan ama gene cumhuriyetçi olan bir partinin kapatılabilmesini (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası), daha da ertesi yıl da özel bir kanunla her türlü muhalefetin yokedilmesini hiç mi hiç açıklayamazlar. Belki bütün bunlardan da haberleri bile yoktur.[Engin Ardıç Türk Gazeteci, Yazar.Sabah Gazetesi]

Karabekir Paşa ve onun gibi düşünen ‘hürriyetçiler’ 1924 Eylülü’nde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı  (İlerici Cumhuriyet partisi) kurdular. Parti ‘gerici’ değildi. Saltanat yanlısı hiç değildi. Parti kurucuları, ‘inkılapların hepsine taraftar olmakla beraber, bunların herhangi bir şahsa veya zümreye imtiyaz vermek için değil, bütün memlekete ve halkımıza mal edilmek’ için yapılması gerektiğini savunuyorlardı.

Bugünden geriye bakınca ne kadar ileri görüşlü oldukları ortaya çıkıyor.

Ancak TCF sadece altı buçuk ay yaşayabildi. İsmet İnönü’nün yönetimindeki CHP hükümeti, Şeyh Said isyanı bahanesiyle çıkardığı ‘Takrir-i Sükun Kanunu’na dayarak 5 Haziran 1925’te partiyi kapattı. Böylece 25 yıl sürecek tek parti diktatörlüğü kurulmuş oldu. TCF’nin en elle tutulur suçu ‘partimiz dini inançlara saygılıdır’ demekti! Bunun ‘gericileri cesaretlendirdiği’ söylendi. Kaynak;Mustafa Akyol’un Yakın Tarih isimli kitabı

Zannedilir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Tek Parti idaresine geçilmiştir… Zannedilir ki, Cumhuriyet’in perdesi serbest seçimlerle açılmıştır… Ve zannedilir ki, bütün yasaklar Osmanlı zamanında, bütün özgürlükler 29 Ekim 1923’ten sonradır…Oysa gerçekler bazen hayallerimizi yıkar. Yıkılsın diyorsanız devam edin okumaya.

Cumhuriyet kurulmadan hemen önce 2. TBMM seçimleri yapılmıştı. Bu seçimlere hem Mehmed Akif gibi “dindarla”ın temizlenmesi, hem de Lozan’ı kabul etmeyeceklerin tasfiyesi için gidilmişti..1923 Ağustos’unda Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir ve Adnan Adıvar gibi muhaliflerin temizlenmesi mümkün olmamıştı, zira bu kadar güç henüz yoktu Gazi (M.kemal ) Paşa’nın elinde.

1924 yılında Hilafetin lağvı (kaldırılmış-)dahil sarsıcı adımlar atılmış ve tartışmalar Terakkiperver (ilerici) Cumhuriyet Fırkası (tfc)’nın kurulmasıyla sonuçlanmıştı. İstiklal Savaşı’nın kahramanları Karabekir, Cebesoy, Cafer Tayyar, Refet Bele, Rauf (Orbay), Adnan (Adıvar) gibi 28 milletvekili “ikinci grup” bünyesinde yürüttükleri muhalefeti bir parti çatısına taşıdılar.

İlk Başvekil İsmet Paşa koltukta yaklaşık 1 yıl kalabilmiş, TCF’nin kurulduğu kasım ayında istifa ederek yerine daha liberal olan Fethi (Okyar) gelmişti. Devletçi CHF iktidarda, liberal TCF muhalefetteydi. Sanki iki partili bir demokrasinin umut çiçekleri açıyordu.

TCF’nin adında “Cumhuriyet” kelimesi vardı, hatta bunu Halk Partisi’nden önce almışlardı ama tüzük ve programları kısmen liberaldi. Özgürlüklere önem veriyor, dinî inanç ve fikirlere saygı gösterdiklerini beyan ediyorlardı.

Bundan sonra ; Meclis devre dışına itilecek, basın susturulup muhalefet sindirilecek, itiraz edenler ise İstiklal Mahkemesi’nde soluğu darağacının gölgesinde alacaktı.

Bu, Cumhuriyet dönemindeki en ciddi demokratikleşme fırsatlarından birinin harcanması anlamına geliyordu. İkincisi ise TCF’(ilerici cumhuriyet fırkası yani partisi) nin kapattırılması olacaktı.Meclis devre dışına itilecek, basın susturulup muhalefet sindirilecek, itiraz edenler ise İstiklal Mahkemesi’nde soluğu darağacının gölgesinde alacaktı.

Karabekir Paşa şiddetle itiraz etti Takrir-i Sükun, bir başka deyişle Susma Kanunu’na. Asıl hedefin muhalefetin tasfiyesi olduğunu Meclis kürsüsünden haykırdı. Milletin en tabii haklarından mahrum edilmesinin Cumhuriyet’e şeref vermeyeceğini anlattı. 14 gazeteden 8’i bir emirle kapatıldı. Kalan 6’sı ise nefes almaya korkuyordu. Önce TCF’nin “dinî inanç ve fikirlere saygılıyız” maddesinin Şarktaki isyanı teşvik ettiği iddia edildi. Oysa bu partinin Ankara’nın batısında şubesi bile yoktu. Kurt, kuzuyu yemeye niyetlenmişti bir kere. Karabekir itiraz etti.  “20. yüzyılda zan ve vehimle millet idare edilemez.” dedi.Karabekir’in dedikleri çıktı. 3 Haziran 1925 günü toplanan Bakanlar Kurulu, Karabekir’in partisini (tcf ; ilerici cumhuriyet fırkası yani partisi) kapattı. Böylece ilk (demokratik) hükümetimiz olan Fethi Bey kabinesi 101 günde düşürülürken ilk muhalefet partimizin (tcf ; ilerici cumhuriyet fırkası yani partisi) ömrü de sadece 6,5 ay sürmüş oldu.2 yıl baskı yönetimi uygulandı (sonradan  4 yıla çıkarıldı), basın susturuldu, muhalefet bitirildi, Meclis devre dışında bırakıldı.

”TCF” İlerici Cumhuriyet fıtkası Parti programının genel esaslar bölümünde, devlet şekli “halkın hakimiyetine müstenit bir cumhuriyet” olarak tanımlanır (madde 1). Partinin “meslek-i esasisi […] hürriyetperverlik ”liberalizm” ve halkın hakimiyeti ”demokrasi”dir.(1)

Kaynak; 1; Tarihçi , Türkolog , Mustafa Armağan 2;Ahmet Yeşil, Türkiye Cumhuriyetinde ilk Teşkilatlı Muhalefet Hareketi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Cedit Y., Ankara 2002.
Tarihçi Cemil Koçak’tan: CHP 9 Eylül’de kurulmadı :Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluş aşamasında, rakip partinin  ’(tcf; ilerici cumhuriyet fırkası yani partisi) cumhuriyet adını alacağı belli olduktan sonra alelacele (1hafta sonra) 10 Kasım 1924’de CHF olacaktır?

Elbette bu yıl da CHP’nin 9 Eylül’de kuruluş tarihini vesile ederek tören düzenleyeceğini biliyoruz; ne var ki, her ne kadar 9 Eylül sembolik bir gün de olsa, partinin kuruluş tarihi değildir. ‘Yok daha neler’ diyecekler çıkarsa, bu yazıyı okumalarını öneririm.

Herkesin bildiği bir tarihtir 9 Eylül; İzmir’in kurtuluşu günü, o zamanki deyimle İzmir’in istirdadı. Bu bakımdan CHP’nin de kuruluş günü olarak bu tarihi benimsemesine şaşmamak gerekir. Buradaki yegane eksiklik, CHP’nin kuruluşunun gerçekte bu tarihe rastlamamasıdır; gerçek kuruluş tarihi biraz daha geçtir.

Mustafa Kemal yeni bir parti kuracağını açıklıyor

Daha millî mücadele ateşi neredeyse yanmaya devam ederken Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılının son günlerinde barış dönemi geri geldiğinde parti kuracağını açıklamıştı bile. Partinin adı bile belliydi: Halk Fırkası. Parti halkçılık ilkesi temeline dayanacaktı. Saltanatın kaldırılmasının ve Osmanlı Devleti’nin tarihe karıştığının ilân edilmesinin üzerinden neredeyse sadece bir ay geçmişti. Parti programının hazırlanması için aydınlardan da öneriler bekleniyordu. Bu arada halk kavramının içeriği de birdenbire tartışma konusu olmuştu. Halktan kasıt tam olarak neydi?

Aslında bu tartışma ikinci meşrutiyet döneminde epey kızışmıştı. Rusya’daki Narodniklerden alınan kavram, daha çok fakir fukarayı içine alıyor, fakat toplumun zengin ve asil tabakalarını dışlıyordu. Ancak Mustafa Kemal Paşa, halk kavramında önemli bir farklılaşmaya gitti: Halkı bütün sınıfları içine alan bir kavram olarak kabullendi. HF, sınıflaşmanın olmadığı bir ülkede doğal olarak tüm milleti bağrında taşıyacaktı. Zengin-fakir ayrımına gerek yoktu.

‘Dokuz Umde’ ile ortaya konan yeni yol haritası

Mustafa Kemal Paşa bu aşamada Dokuz Umde bildirisini de açıkladı. Bir anlamda yol haritası çıkarılmış ya da genel vaatler sıralanmıştı. Meclisteki Müdafaai Hukuk grubu HF’ye dönüşecekti ve programı da hazırlanıyordu. Bu program hazırlama sürecinin tam sekiz yıl süreceğini ve ancak 1931 yılında tamamlanabileceğini elbette bu sırada hiç kimse öngöremezdi! Sonra birinci meclisin dağılmasının ardından yeni seçime geçilmiş ve birinci grup üyelerinin ikinci meclisi tamamen doldurması da sağlanmıştı. Müdafaai Hukuk grubunun adayı olarak meclise katılan üyelerin HF’yi oluşturacağı da önceden deklare edilmişti.

Meclisin ikinci dönemi 11 Ağustos’ta açılmış, Lozan anlaşması da 23 Ağustos’ta onaylanmıştı. HF’nin kuruluşu 9 Eylül’de ilân edildi. Ancak bu resmî bir müracaat değildi; sadece Müdafaai Hukuk grubunun 9 Eylül tarihli toplantısında HF tüzüğünün kabul edildiği açıklanmıştı.

CHP resmî olarak 23 Ekim’de kuruldu

Yeni partinin programı ne ölçüde görüşüldü, bilemiyoruz, çünkü parti kurulurken bir program benimsenmemişti; fakat tüzüğü kabul edilmişti. Bu son toplantının tarihi de 11 Eylül’dür. Lakin eğer bir partinin kuruluş tarihi olarak onun kurulmasına karar verilen, ya da program ve tüzüğünün kurucuları tarafından benimsendiği tarihi değil de, esas olarak kurucuların dernekler yasasına göre kuruluş dilekçesini içişleri bakanlığına verdikleri tarih olarak saptayacaksak, zaten başkaca nasıl olabilir ki, o takdirde CHP’nin resmî kuruluş tarihini cumnhuriyetin ilânından neredeyse bir hafta öncesine kadar ileri almamız gerekir. CHP’nin kurucuları kuruluş dilekçelerini 23 Ekim’de sundular ve parti yasalara göre bu tarihte kuruldu. Acaba kaç CHP’li partisinin kuruluş tarihinin gerçeğini biliyordur dersiniz?

Kuruluş dilekçesinde İnönü ve Atatürk ismi yok

Nitekim Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulduğum belgeler de kuruluş tarihini gözler önüne sermektedir: 23 Ekim 1923 tarihli belgeye göre, partinin genel sekreteri Recep Peker’le birlikte Sabit Sağıroğlu (ama bir yıl sonra Terakkiperver’in kurucusu olacaktır), geleceğin değişmez sağlık ve sosyal yardım bakanı olacak ve nihayet başbakanlık da yapacak olan Refik Saydam, yine başbakanlık yapacak olan Celâl Bayar, Münir Hüsrev Göle, geleceğin genel sekreteri Cemil Uybadın, Halil Kâzım Hüsnü, yine genel sekreterlik yapacak olan Saffet Arıkan, Zülfi Tiğrel partinin kurucularıydılar. Bu isimler partinin ilk yöneticileriydiler aynı zamanda. Atatürk genel başkanlığa, İnönü onun vekilliğine getirilmişti. Ama ikisinin de partinin kuruluşu için verilen dilekçede isimleri geçmiyordu.

HF ancak bir yıl sonra ‘Cumhuriyet’ olabildi

HF, kurulduğundan yaklaşık bir yıl sonra, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluş aşamasında, rakip (yani gümüzdeki çakma chp) partinin cumhuriyet adını alacağı belli olduktan sonra alelacele 10 Kasım 1924’de CHF olacaktır. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan bir belgeye göre, CHF meclis grubu “hâkimiyeti milliyeyi istihsal ve cumhuriyeti idareyi tesis ve ilân eden” partinin adını CHF’ye çevirmeyi uygun görmüştü. İsmet İnönü’nün imzalı dilekçesi içişleri bakanlığına sunulmuştu. Elbette fırka kelimesinin partiye çevrilmesi de zaman alacak ve ancak on yıldan daha uzun bir süre sonra 1935 yılında gerçekleşecektir.

Müdafaai hukuk cemiyeti CHP’ye katıldı

HF’nin kurulmasının üzerinden yaklaşık bir ay geçmişti ki, HF genel başkan vekili sıfatıyla başbakan İsmet İnönü imzasıyla yayınlanan bir genelgeyle, millî mücadele döneminin müdafaai hukuk cemiyetinin HF’ye katılacağı açıklandı. Genelgede “bütün vatan için halası istiklâl getiren” cemiyetin “sulh devrinin feyizli inkişâfatını temine sarfı mesaî eylemek üzere” bugünden itibaren partiye “inkılâp edeceği” açıklanıyor ve cemiyetin bütün yönetim kurullarının partinin yönetim kurulu olacağı belirtiliyordu.

Milli mücadelenin tek mirasçısı olarak CHP

Böylece millî mücadelenin kadrosu da HF kadrosuna dönüşmekle kalmıyor; HF adeta milli mücadeleye de tek başına sahip çıkmış oluyordu. Zaten bu nedenle ve yaklaşımla CHP, 1927 yılında toplanan ilk kurultayını ikincisi sayacak ve ilkini Sivas (ama kesinlikle Erzurum değil) kongresi olarak kabul edecektir. 1923 yılında başlayan millî mücadele ile CHP arasında kurulan özdeşlik 1927 yılında tamamlanacaktır. Millî mücadeleyi Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti başarmıştı; ama bir anda bu cemiyet HF’ye dönüştüğünde, artık millî mücadelenin yegane mirasçısı da CHP olarak kalacaktır. Bu dönüşümün siyasetteki kalıcılığı günümüzde de hissedilmektedir.

Düşmanları imha eden mukaddes bir cemiyet

Bizzat Atatürk, aradan geçen bir yıldan sonra HF için şöyle diyecektir. HF, “memleket ve millet her türlü istinattan mahrum bırakılarak felâkete atıldığı meş’um hengâmda bütün milleti kadrosu içine alarak kuvvet ve kudret yapan, haricî düşmanları tard, dahilî düşmanları imha eden, halka hürriyet ve hâkimiyet temin eden mukaddes bir cemiyettir.” Bu cümlede şimdiye kadar hiç dikkati çekmemiş olan bir nokta da, CHP’nin de tıpkı bir zamanlar İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) için ifade edilen “mukaddes” sıfatıyla anılmasıdır. Cemiyeti mukaddes sıfatı İTC için uygun görülürken, aradan geçen hayli zamandan sonra HF için de kullanılmıştı. Acaba Atatürk iki fırka arasındaki sürekliliği hatırlatmak için mi böyle demişti, düşünülmesi gereken bir husus.

PARTİ KURMAK ‘MİLLİ BİRLİĞİ BOZABİLİR’ KAYGISI

1908 sonrasındaki fırkacılık (particilik) deneyimi pek de güzel anılar bırakmamıştı doğrusu. Tarık Zafer Tunaya hocamızın bu alanda yazdıkları, kitapları ve makaleleri okunacak olursa, toplumun fırkacılık bahsinde nasıl en az iki kocaman parçaya ayrıldığını, sadece ayrılmakla da kalmayıp, birbirine düşman saflara bölündüğünü; nihayet düşman saflar arasında acımasız ve kıyasıya bir kavga çıktığını yakından öğrenmek kolay olur. Herkesin hatırlayacağı gibi, İttihatçı-İtilâfçı kavgası, bütün dönemin ve hatta millî mücadele döneminin neredeyse alâmeti farikasıydı. Bu kötü hatıralar, kamuoyunda fırkacılığın siyasal sonuçlarının bir felâket olduğunu ve olacağını çoktan ikna edici şekilde göstermişti. Artık fırkacılık istenmiyordu, hele İttihatçılık tamamen dibe vurmuştu. Bu aşamada millî mücadele yıllarında hiç kimse bir daha fırka kurmaktan söz etmedi. 1920 yılında kurulan ilk mecliste pek çok grup oluşturuldu, doğru, fakat hiçbir parti kurulmadı, hatta teşebbüs dahi edilmedi. Bunun nedeni oluşacak tepkiye karşı durmanın imkânı olamayabileceği endişesiydi. Şimdi 1922 sonunda Atatürk fırkadan söz edince, bütün bu olumsuz hatıralar ve deneyimler yeniden akla geldi. Bu bakımdan particiliğin millî mücadelede kurulan birliği bozabileceği, hatta buna neden olabileceği yönünde endişe ve kuşkular da dile getirildi. Parti kurmanın başlı başına doğru tercih olmadığı yazıldı. Dahası Atatürk’ün bir partinin başına geçmesinin daha da yanlış olacağına ilişkin görüşler boy göstermekte hiç gecikmedi. Onun herkesin üzerinde siyasal bir hakem ve yol gösterici olarak geleneksel ve bıktırıcı fırka kavgalarının dışında, üzerinde kalması gerektiği en çok rastlanan görüşlerden biriydi. Atatürk’ün parti kurma hamlesi bu bakımdan da çekinceyle karşılanmıştı.

CHP’NİN AMAÇLARI

Partinin amacı, “millî hakimiyetin halk tarafından ve halk için icrasına rehberlik etmek ve Türkiye’yi asrî bir devlet haline yükseltmek ve Türkiye’de bütün kuvvetlerin fevkinde kanunun velayetini hâkim kılmaya çalışmaktı.” HF “nazarında halk mefhumu, herhangi bir sınıfa münhasır değildi.” Her Türk ve dışarıdan gelip Türk tâbiyet ve kültürünü kabul eden herkes partiye üye olabilirdi.

08.09.2012 Star (Tarihçi Cemil Koçak’)

 

Google Aramaları

  • ilerici cumhuriyet firkasi
  • 1924 2 meclis için atılan gazete manşetleri
  • 2 meclisteki muhalefet tasfiyesi
  • chp ye rakip olarak kurulan parti
  • cumhuriyet isminin nezaman aldi
  • gunumuzdeki cumhuriyet
  • ilerici cumhuriyet fırkası ne zaman kuruldu
  • ilerici cumhuriyet halk partisi
  • tfc ne zaman kapatildi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*