Son Haberler
Anasayfa » Kitaplardan Alıntılar » Zavallı Menderes!

Zavallı Menderes!

1950 yılının 22 Mayıs’ında Başbakanlık koltuğuna oturan Adnan Menderes, 27 Mayıs 1960’da gelen darbe anına kadar, yani tam 10 yıl, 5 gün boyunca ısrarla milletin arkasında durduğunu, yalnız ona güvendiğini tekrarlayıp durdu. ‘Benim ne Mussolini gibi Kara Gömleklilerim, ne de Hitler gibi SS’lerim var’ diyordu da başka bir şey demiyordu…

“Zavallı Menderes” diye yazıyor Ali Fuad Başgil Hoca, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri adlı hesaplaşma kitabında (İstanbul 1966, Yağmur Yayınevi); ve ardından şu zehir gibi sözleri ekliyor: ‘Ne saf kalplilik: Halka güvenmek karınca yuvasına sığınmaktır.’

Ama Menderes biraz da bu çelişki değil midir?

Gururludur, özellikle de 1954 seçim zaferinden sonra kendisini Olimpos dağındaki Zeus gibi gördüğünü Cihat Baban’dan Fuat Köprülü’ye ve Samet Ağaoğlu’ndan Ali Fuat Başgil’e kadar pek çok yakını ve yol arkadaşı, onun adına üzülerek ifade etmişlerdir. Ancak halkın arasına girip soğan ezerek yemesini bilecek kadar da mütevazidir.

Ne var ki, saflığın verdiği bir tür şövalyelik de sızar Menderes’in davranışlarından. İkide bir kulağına kadar gelen darbe ihbarlarını, ‘Türk ordusuna böyle bir iftirada bulunamam’ diyerek manidar bir dille geri çevirmesinden de bellidir bu saflığı.

1958’in ilk aylarında ortaya çıkarılan “9 Subay Olayı” bile uyandırmaya yetmemiştir kendisini. Apar topar Milli Savunma Bakanı ve sırdaşı Ethem Menderes’e verdiği orduda temizlik yapma talimatı, olaylar karşısındaki esnekliğini kaybettiğinin delilidir ama tek delili değildir kuşkusuz.

Nihayet son dakikaya kadar ordunun darbe yapmayacağına olan kavi inancı, gün gelmiş, onu halkın arasına fırlatmış, hatta işi, meşhur 5 Mayıs 1960’daki Kızılay (555 K diye bilinirdi) mitinginde kendisine yuh çekmekte olan öfkeli gençlerin ortasına dalarak ne istediklerini sormaya kadar götürmüş, burada itilip kakılmış ama asla kaçmamıştır. Haklılığına bu kadar güven de biraz fazla değil midir?

Dostlarının, darbe öncesi ‘düşüş’ günlerini anlatan hatıratlarına bakarsanız hep aynı manzarayla karşılaşırsınız: Menderes halk diyor, başka bir şey demiyordu. Nitekim son ve umutsuz çırpınışlarından birinde söylemişti o ‘Görmediniz mi, Eskişehir’de 200 bin kişi toplanmıştı’ sözlerini.

Doğru, meydanlarda toplanan kalabalık 200 bin olmasa bile 50 bin kişi civarındaydı ama bu bile Eskişehir için ciddi bir kalabalıktı. Peki ama ya sonra… Nereye gitmişlerdi?

Acıdır ama aynı halk, Menderes’in idam edildiği 17 Eylül 1961 günü sokaklara dahi çıkmayacak, tam siper evine kapanarak sükunetle bekleyecekti olacakları. Tuhaf belki ama aynı 17 Eylül 1961 günü, İstanbul’un tarihine suç işlenmemiş yegáne gün olarak da geçecektir. Menderes’in önüne evladını yatırıp elinde bıçağıyla, ‘Çocuğum sana kurban olsun!’ diye haykıran halkı, o uğursuz idam gününü, evinde, radyosunun başında hüngür hüngür ağlayarak geçirecektir.

“Zavallı Menderes!”

Ali Fuat Başgil Hoca haklı ki yerden göğe!

Mustafa Armağan, Yakın Tarihin Kara Delikleri, İstanbul-2010, s. 127-129.

Google Aramaları

  • adnan menderesin mal varligi
  • fatin rüştü zorlu
  • adnan menderes mal varlığı
  • menderes mal varlığı
  • Yakın tarihin kara delikleri
  • adnan menderesin idamı dergi yazısı
  • adnan menderes in mal varlığı
  • adnan menderes idamı videoları
  • adnan menderes 1952
  • menderes idam ali fuat

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*